(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "Fizyomomi -ilmi Sima"

Iskender Fahreddin 



■■■■ « 

Fiz 



nomoni 



Ilmi Sima 



Hile ve desisenin medeniyetle beraber iierledigi bu 
asirda ya§ayanlar : Hayatta tam^tigi ve g6ru§tugii kim- 
selerin miza? ve huviyetlerini kolayhkla anhyabilme- 
leri icin mutlaka bir ilmi sima kitabim gozden ge$ir- 
melidir. 

Bu ilim - yuzde elli nisbetinde isabetle dahi olsa 
insana, muhatabimn maskesini indirmege yardim eder. 

Prof. Dr. Reiss 




Tefegyiiz Kitaphanesi 
Istanbul 
19 3 3 



2ZS3> 

lskender Fahreddin 



FIZYONOMONI 

Ilmi Sima 



Hile ve desisenin medeniyetle beraber ilerledigi 
bu asirda yasiyanlar : Hayatta tamstigi ve gorustiigii 
kimselerin miza? ve htiviyetlerini kolayhkla anhyabil- 
meleri i^in, mutlaka bir ilmi sima kitabim gozden 
gecirmelidir. 

Bu ilim - yiizde elli nisbetinde isabetle dahi olsa - 
insana, muhatabimn maskesini indirmege yardim eder. 

Prof. Dr. Reiss 




Tefeyyiiz Kitaphanesi 

Istanbul . , 

19 3 3 ]«" K.^332[ 

SASAN GAFEB ERGlIS 
HUSUS1 Kf-TAPH a iv f! 



(333. 



Ak§am Matbaasi ■ Istanbul 



Fizyonomoni 

ilmi Simya 



|7_.P Avrupada "Ilmi Sima,, miitehassislan 
-"^■ < ** < * cemcemeyi " fikir „ in merkezi diye 
tavsif ederler. 

Filhakika basin bu kismina biiyiik bir 
ehemmiyet atfolunuyor. Kaslar hizasinda sag- 
dan, soldan giskin olan baslar ekseriya sirkate 
temayiiliin viicuduna delalet eder. 

Hirsizlarda ba§]n arka tarafi diizdiir, yani 
yassidir. Musikiye istidat, ekserya, goz zaviye- 
sinin iistiinde bir gikintimn viicudundan 
anla§ihr. 

Kaglann iizerinde bulunan kemigin fazla 
kabarik olmasi hafiza kuvvetinin coklugunu 
gosterir. 

Kafa tasinm iistiinun yiiksek olmasi siir'ati 
intikal sahibi oldugunu gosteri. 

Cemcemenin ekseriya saglar ile 6rtiilmu§ 
bulunmasi, geklinin tamamen goriilmesine mani 
oldugundan, kafadan soma aim iizerinde 
tetkikat yapmak daha kolay ve dogru olur. 



A 1 Iki gakak arasindaki mesafe alinin 

iVllll geni§ligini tegkileder. Mutenasip bir 
aim, o aim sahibinin bag parmagimn genig- 
liginden tamam dokuz defa daha genig olmalidir. 

Eger alinin yiikari tarafi yani saglara yakin 
olan kismi kabarik olursa, bafizanm viicuduna 
delalet eder. Eger alinin ortasi kabarik ise 
bu hal ciddi ve salim bir kuvvei miimeyyizeye 
malikiyeti gosterir. 

Yukarisina nisbeten daha ehemmiyetli olan 
almin a§agi kisminm yiiksek olmasi, cevvaliyeti 
zihniyeyi ima ederse de bazaD hoppahga da 
alamettir. 

Geni§ almlar miitefekkirlerde ve hasislerde 
bulunur. Ekserya aceleci olanlarin da alaoieti 
farikasi budur. Ortasi kiigiik alinlar hodbinlerde 
bulunur. 

Alinin hem yiiksek hem de geni§ olmasi, gii- 
zellige veya dehaya delalet etmez. Kitabimizin 
me§ahir faslinda goriildiigu gibi, kurunu ulada 
ya§ami§ ne kadar cok dahiler vardir ki alinlan 
aleak ve genigtir. 

Aleak, dar ve fazlaca ileriye tagmig olan 
alinlar, miiteessir iusanlann alinlaridir. Bu 
gibi insanlar ehemmiyetli iglerde kendi kendine 
tegebbiise kadir olmayip diger insanlann peginde 
giderler. 

Arizali ve kabarik alinlar aldatici ve dessas 
insanlarda bulunur. Tamamile diiz bir alin 



- 5 - 

fikirsizlige ve kaygusizhga alamettir. Tulen 
ciizi mukaar yani gukur olan ahnlar zafi fikre 
delildirler. Cok uzun ve miicella ahnlar 
muvesvislerde ve suizan eshabinda bulunur. 
Yarnyassi bir aim, killed akil ve iktidara ala- 
mettir. Ahmaklarin almlari da bu kabildendir. 
[Aim pek ciplak ve yukarisina dogru muhaddep 
ise, bu gekil, dehaya igarettir.] Eger aim 
geriye dogru meylediyorsa, bayvani hissiyatm 
viicuduna delalet eder. 

"Gazi,, , "Hipokrat,, , "Sezar,, , "Mosolini,,, 
"Lenin,, , "Trogki,, ve"Lidendorf„ ve"Eddison„un 
almlari parautez icinde zikredilen ahnlardandir. 

C* fir V<* I oc Miistehzi insanlar ekseriya 
\JUA VC lVd§ y U kanya bakarlar. §uursuz 

olanlarin gozleri yuvarlak ve agiktir. 

Suzgun baki§lar zekavete delalet etmez. 

Hayalperestlerin baki§lari ekseriya uzaga 
miin'atiftir, yani uzaga bakar ve dalgin bulunur. 

Profilden yani simaya yandan bakildigi tak- 
dirde gozlerde bir seffafiyet mevcut olursa, bu, 
urkeklige ve korkakhga delalet eder. 

Kiskanc insanlann gozleri cevvaldir. 

Anut insanlann gozleri di§an dogru cikik 
ve firlak olur, 

Acik mavi gozler, hicbir zaman, hissivat ve 
tesirati §edide eshabinda bulunmazlar. Eger 
tesirati §edideye miistait olup ta bu renkte 



- 6 



gozlere malik olanlar varsa, onlarin atilganhgi, 
muhakkak ciddi ve salim bir muhakeme ve 
tefekkiirii takibeder, ki bu pek nadirdir 

Ye§il gozler insana ekseriya endige ve keder 

ilka eder. 

Ela gozler vefakar olurlar. 

Sarimtirak gozler, sahibinin samimiyetsizh- 
gine ve casaretsizligine delalet eder. 

Siyah gozlerin mauasi irk ve cinsiyet itiba- 
rile degigir, gozleri, renklerini nazan dikkate 
alarak tahlil ederken, muhitlermi de tetkik 
etmek zarureti hasil olur. Bu itibarla gozlerin 
ikinci derecede muhitini tegkil eden kaglari 
nazan itibare almahyiz. Kaglar, gozlerin cerci- 
vesidir. Kaglarm, gozlerin ifade ettigi manayi 
tayinde cok yardim ve tesiri vardir. Mesela, 
mert ve cessur adamlann kag killan daima 
dik durur. (Ka§) in goz zaviyesine dogru inhi- 
nasi, iyitabiati ifade eder. 

Makul ve husnu tertip ve zevki selim esha- 
bimn kaglari kesif olmakla beraber biraz yumu- 

sak olur. „ 

gatik kaghhk mutlak surette telekkure ve 

kiskanchga alamettir. .,'■'• 

Him ve irfan sahibi insanlarm kaglari ise 
gozlere fevkalade yakin bulunur, adeta kagi 
goziiniin ustunii orter. 

S Dolgun ve ufki gibi duz ve inhinasi az 
olan kaglar hilme, soguk kanhbga delalet eder. 



- 7 - 

Sik va kisa ka§, hafizamn kuvvetine ni§a- 
nedir. Bu ka§ sahipleri ketum olur. 

Eger uglari agagiya dogru miiteveccih olur- 
larsa zayif tabiat ve zayif kalplilige alamettir.f ] 

San irkinki gibi uglari yukariya miiteveccih 
ise, merakh, miidakkik, saf bir ahlaka delildir. 

Sert, kahn ^ve gayri muntazam kirpikler 
umumiyetle asabi ve hiddetli e§hasta bulunur. 

Ka§lan hilal §eklinde ve ince olanlar ince 
ruhlu, hassas ve senayii nefiseden birinde §oh- 
ret bulurlar. 

Burun ve yanaklar SSS^I 

burun tarn alinin yxiksekligi kadar uzun olmali, 
ve alinin alt tarafinda yani nihayetinde bulu- 
nan kiigiik bir cukurcuktan ba§lamahdir. Bu- 
run delikleri cuz'i muhaddep olmali ve her 
biri digerinin ayni olmahdir. Eger burunun 
mebdeindeki gukurcuk mevcut degil ise, o 
burunun sahibinde "asalet,, in tamamen mefkut 
olduguna hiikmetmelidir. 

Burun deliklerinin yaninda yukariya dogru 
bir inhina, [ancak miitekebbir ve muteazzim 
olanlarda mevcuttur. 

Ihtirasat veya hissiyatm §iddetine nazaran 
burun delikleri geni§ler. 

Digerlerine nazaran daha kapah bir burun 



— 8 - 

deligi miidakkiklerde, mucitlerde ve ciiz'iyat 
ile meggul olmaga meyledenlerde bulunur. 

Eger burun delikleri fazla agik olursa, zera- 
feti hissiyeye delalet eder. 

Eger burun kemigi, burunun ortasinda 
muhaddep olursa, muvazeneli bir dimaga i§a- 
ret eder. Fikir ve endi§e esbabimn alameti 
farikasi budur. Eger burun kemigi arzan dar 
ise boyle kimseler muhakkak itimatsiz ve 
miivesvis olurlar. 

Buyiik olup ta ucu §i§kin ve toparlak 
burular, §efik ve halim insanlarda bulunur. 

Burunun ucu pek yassi olursa, boyle bir 
adamin zekasi alelade bir adamin zekasindan 
farkli degildir. 

Burunun ucu murabba olursa fikri icada 
ni§andir. 

Oburlann burunlan pek etli ve §i§kin olur. 

Sert tabiath ve inatQi, ancak burun delikle- 
rinin fazlaca agik bulunmasindan ve burunun 
yassi olmasindan anla§ihr. Ucu yukanya dogru 
bir burun hoppaliga delalet eder. 

Ucu sivri ve a§agiya miiteveccib burunlar 
ahmakliga i§aret eder. 

Tamam yiiziin ortasinda mevzun kiiciik ve 
mutenasip bir burun, seriiilintikal olan ve 
mutedil hissiyata malik bulunan insanlarda 
vakidir. 

Mutavassit kemerli burunlar, cesareti mede- 



- 9 - 

niyeye malik ve ilme talip insanlarda bulunur. 

Sehvete maglup olanlarin yanaklan dol- 
gundur. 

Yanaklarin darligi ve zayifbgi ziyadesile 

kanaatkarhga, ciddiyete, tevekkule, zahitlige 
delildir. 

Eger yanaklar fazla dar olursa, ahmakhga, 
muavvec olursa, tecriibeye alamettir. 

Gozlere dogru §i§kin olan yanaklar, hassas 
ve comert insanlarda bulunur. Eger bu §i§kin- 
lik ceneden goz ucuna kadar mebsuten ziyade- 
le§irse, sabibinin nezaheti kalbiyesi anlagil- 
mahdir. 

Ekseriya yanaklar yiiz uzuvlannin birisi 
telakki edilmekten ziyade, §emaili .vechiyenin 
zeminini te§kil ediyorlarmi§ gibi telakki edilir; 
halbuki doktor Lawfer ve Raiss'e gore, yanak- 
larin e§kal ve harekati vechiyede tesiri coktur. 
Ancak, ya§i miiterakki insanlarda yanaklar 
tahavviile ugradigindan, bu gibi kimselerde 
yariaklara miispet ve kat'i manalar vermek 
dogru degildir. 

Agiz ve dudaklar ^jfiS 

olanlar icin bir agiz, siikut etse de beligdir, 
ve bircok §eyler ifade eder. 

Cokuk agizlar, ekseriya kedere delalet eder. 

Dudaklari ileriye dogru cikarmak, istibfafa 
i§arettir. 



- 10 - 

Tebessiim, memnuniyet ve hognudiyetin 
tercemamdir. 

t)st dudak ileriye dogru alt dudagi biraz 
tecaviiz ederse, iyi tabiatlihgi ifade eder. 

Eger iki dudak birden di§anya dogru cikik 
bulunursa, yani bali tabiide kapanmak istenince, 
kirmizilan disarda kalirsa, sitki hulusu tefhim 
eder. 

Eger alt dudak iist dudagi tecaviiz ederse, 
istihzaya ni§andir; bu hal ekseriya hiisnii takdire 
kadir olmiyanlari da tavsif eder. 

Dudaklann kogeleri agagiya dogru diiguk 
olursa, hiiziin ve yeise alamettir. Miifsit ve sui 
niyet eshabimn dudaklari ekseriya ince ve 
biribirine kar§i tazyik edilmig bir balde yani 
siki bulunur. 

^lok geni§ bir agiz, zevki selimden uzak 
ve hayvani istiha ve temayiillerin viicudiine 
i§arettir. 

Hem agiz genig, hem de dudaklar ince 
olursa, o kimse sui ablak ile inuttasiftir. 

list dudak tarafindan kamilen ortulen bir 
alt dudak zekavetten mahrum olanlarda bulunur. 

Hem kahnhk, hem de uzunluk itibarile 
mutenasip olan dudaklar tefekkiir ve tetkikatla 
meluf ilmii irfan erbabinda bulunur. 

Qok kahn dudaklar, hayvaniyet hududuna 
temas edebilecek kadar galiz maddiyatprestligin 
mevcudiyetine igarettir. 



— 11 - 

Biribirine tamamen teraas etmiyerek agzm 
bazi aksamim ortmiyen dudaklar, akil vedirayeti 
mahdut insanlara aittir. 

Pek kiieiik dudaklar, gosterig ve alayige ve 
gocukca arzulara delalet eder. 

Itidalini muhafaza ile tamnmi§ metin 
ve miitefekkir insanlarin agzi bir hatti miista- 
kim te§kil eder ve dudaklarin fazli kismi 
gozukmez. 

Alt dudak ortasindan gatlak veya ortasi 
cukur ise nezakete ve yumugakliga i§arettir. 

Tamamile ve miitenasiben kapanan ve du- 
daklari biribirine tetabuk eden agizlar akh 
selim sahibi olan zeki insanlarda bulunur. 

rw» | Zayif kalplilerin di§leri uzun olur. 

J^FIJICI Kiigiik ve kisa di§ler muvazeneli 
zihinlerin, selameti fikriye eshabinin delilidir. 

Eger di§ler temiz ve saglam olur da ayni 
zamanda biraz da sariya meyal olursa, bu, bedeni 
ve ahlaki sihhate delalet eder. 

Saglam ve iyi siralanmig, donuk digler ga- 
h§maga i§tiyaki gosterir. 

t)st dudagi tecaviiz eden digler, muhakkak 
ve daima zem ve takbih ile igtigal edenlerde 
bulunur. 

Eger alt dud agitecaviiz ederse, tamabkarhga 
ve hugunet ile memzug desisekarliga delalet 
eder. 



- 12 - 

Saglam ve bir derecede sivri di§ler, sahibinin 
pek uzun bir omiir siirecegini tebgir eder. 

t)st taraflan acik ve seyrek di§ler soguk 
insanlara, kahn ve genig digler ise oburlara 
mahsustur. 

Ust iki di§i agagiya dogru uzamig ve giiliince 
cirkin bir manzara arzetmig olan agizlar, hile 
ve desiseye ve ifrat derecede gebvetprestlige 
alamettir. 

f* ( Portre parle ) kistninda da zikretti- 

\^Cllc gi m j z vechile, cene, azayi veghiyenin 
en az aldaticisidir. Zira omriintin sonuna kadar 
degigmez. 

Diger azayi takallus ettiren veya bagka 
suretle bareket ettirten hissiyat, sahibini bare- 
ketsiz birakir ve bundan dolayi cene ancak 
kat'i olan geyleri ifga ve ifade eder. 

Qene, ozii ve soztt bir olanlarda ileriye 
dogru bir cikinti tegkil eder. 

Dort kogeli cene gamh ve hircin olanlarda 
bulunur. 

Ortasinda bir gukur olan cene selameti fikre, 
fazilet ve azimkarhga delalet eder. Molyerin 
ve Iskenderi Kebirin ceneleri bu kabildendir. 

Return, sogukkanli insanlarin ceneleri 
yassi ve yeknasaktir. 

Azimsiz insanlarin ceneleri pek kiigiiktiir. 

Iyi insanlarin alameti mahsusalari ceneleri- 



- 13 - 

nin toparlak olmasindadir. Tevfik Fikretin 
cenesi de toparlak idi. 

Upuzun olup ucu biraz kalin olan ceneler 
guzellige delalet eder. 

Hasislerin ceneleri hem kemikli, hem de 

murabbadir. 

Toparlak ve ayni zamanda kisa olursa, her- 
cai me§replige i§aret eder. Ihtiras ve giddetli 
arzu sahiplerinin cenesi dar olur. 

Qenenin pek miirabba olmasi, yani yanak- 
lan te§kil eden iki muvazi hattin darlagmadan 
a§agiya kadar imtidat ile hasil olmasi " giddeti 
tasmim „ e ve cesarete delalet eder. 

genenin bogaza dogru kagmasi, irkan tered- 
diyi ifade eder. Bu bigim geneler pek az olup, 
ferdin ahlakca du§gunliigunu gosterir. 

1Z 1 1 1 Ceneler gibi kulaklar da insam 

lvlllaKlar aldatmayan ve mururu zamanla 

degigmeyen azayi vechiyeden sayihrlar. 

Kugiik kulaklar incelmi§ bir ruhun ni§ane- 

sidir. 

Eger kulak yassi ve kenan diiz yani kiv- 
nlmami§ olursa, fikirsizlige ve ahmakhga ala- 

mettir. 

Pek soluk renkli bir kulak bozuk, bir sih- 

hati ihtar eder. 

Kenan gayri muntazam kulak sahipleri, 
zihni mahdut olanlardir. 



- 14 - 

Eger kulak muntazam ve tarn te§ekkiil etmi§ 
ise, zekaye ve akli selime i§arettir. 

Giizel soz soyleyenlerin ve fesahati beyana 
malik olanlann kulaklari miitenasip ve hafifce 
penbe olur. 

Aleak ve fena huylu insanlarin kulaklari 
kenarsiz ve yassi olur. 

Gx>k kahu kulaklar zekanin yokluguna <ie- 
lalet eder. 

. Kulak memesinin giskin olmasi, oburluga 
alamettir. 

Kulak cukurumm biiyiik olmasi, musiki 
anlayi§ina delildir, Bethuven'in kulak gukuru 
yirkin denecek kadar biiyiik ve nazari dikkati 
celbetmi§tir. Tanburi Cemil bey merhumun, san- 
turi merhum Etbem efendinin kulaklari da bu 
kabildendir. 

Toparlak ve etli kulaklar, adi rublu insan- 
larda bulunur. 

Cemcemeden uzak ve adeta ayri gibi duran 
kulaklar sadakatsizhgi ve hiyaneti ihbar eder. 

Kulaklarm iist taraflari, bastan fazla iubiraf 
ederse, hile ve yalancihga alamettir. 

Kulaklarm hem iist taraflari, hem alt taraf- 
lari sivri oliirsa, istihzaya iptilayi ifade eder. 

Kulaklari basin tepesine yakin yani pek 
yiiksekte vaki insanlar, lakaydisini ve hayasiz- 
ligini iraeden ho§nut ; ve vekar ve haysiyetini 
kirdirmakta ileri gitmi§ olanlardir. 



_ 15 - 

Eger kulaklar ba§in iki tarafinm alt tarafm- 
da vaki ise, sadedillige delalet eder. 

Yumugagi dort koge olanlar, cinayete kabi- 
liyeti bulunanlarda gortiltir. 

Yumugagi tig koge olanlar, ve tragtisleri 
gok gikintih bulunaular, sefahete dtigktinltigu 
ve bagkasinin felaketinde saadet ve menfaat 
arayanlari gosterir. Abdtilhamidin, Landro'nun 
ve Neron'un kulaklan da bu kabilden idi. 

C 0/ , _ 7-3k Qolrol Kadin ruhlu ve zayif 
oa^ Ve OdKai kalpli erkeklerin saglari 

uzun ve seyrektir. 

Siyah, sik, dtiz, ve yagh saglar intizamper- 

verlige delildir. 

Ekserya ince saglar hassas bir kalbe, olgtilti 
bir zihniyete igareltir. 

£ok ve sert saglar, mtitehakkimlerin alameti 
farikasidir. 

Dnman gibi saga sola sagilrmg intizamsiz 
saglar, sebatsiz ve mtitelevvin olanlarin nigane- 
sidir. 

Eger saglar pek ktigtik kivirciklardan ibaret 
ise, boylesagli insanlar, hercihete gevrilebilirler. 
Biraz daha btiytik kivircikli olan saglar inada 
alamettir. 

Eger saglar dik ve sert demetler tegkil 
ederse, bu, mukabeleden ve nefsini mudafaadan 



- 16 - 

aciz bir ablaka niganedir. ^ok kiskang kimse- 
lerin saglari simsiyah olur. 

(Kirmizi) saglar ya pek iyi veya pek fena 
insanlarda bulunur. 

Agik sari saglar lakayit insanlara ve hayal- 
perestlere hastir. 

Altin sansi sag mizacin tathligma delalet 
eder. 

Kursuniye kagan pek agik sari saglar, ahenk- 
dar bir mizace i§arettir, ayni zamanda kabiliyeti 
gi'rijeye de delalet eder. 

Koyu kestane renginde saglara daha koyu 
sag telleri kangmigsa, bu hal fevkalade sadakata 
ve samimiyete alamettir. 

Saglarimn uglari diplerinin renginden daba 
agik olanlar, zanian zaman kanaat ve imanla- 
rim degigtirerek, kararsizbk iginde kalanlardir. 

Sakal — Saglar bakkinda vaki ahkam sakal- 
lar hakkinda da vakidir. 

Mesela, alastikiyeti fazla ve yumugak sakal- 
lar, yumugak huylu insanlarda bulundugu gibi. 
sert ve diken gibi batan sakallar da, azim ve 
§icldete delalet eder. 

T> w Bogaz toparlak, miite- 

OOgclZ VC cIlSc n asip ve tammiiggekil 

olmahdir. 

Azimsiz insanlarin boyunlari uzun ve dairna 
miiteharriktir. 



Yalandan, iki yiizliiliikten kuvvet alanlann 
boynu zaif ve dimdik olur. 

Eger boyun zaif fakat sert olmakla beraber 
damarlan meydanda olursa, bu gibi boyunlar 
miitemadiyen ve ber§eye itiraz eden fena buylu 
insanlarda bulunur. 

Sacsiz ve muhaddep bir ense, kesreti §ehvete 
delildir. 

Hudbinlerin boynu uzun ve zaifdir. 

Eger boynu kisa ve geni§ olursa, hayvaniyete 
i§aret ettigi gibi, bedeni kuvvete de nigane ola- 
bilir. Qok kisa ve genig olurs merhametsizlige 
ve gaddarhga delildir. ( Neron ) un ensesi sacsiz. 
ve boynu cok kisa ve geni§ idi. 

Yusyuvarlak, omuzlara yakin olup yukaridan 
agagiya kadar ki mesafede dahi bir az toparlak 
olan boyunlar ezvaki nefsaniyeyi her§eye tercih 
edenlerde bulunur. 

Irsi delilerin bogazi bir az saga veya sola 
maildir. 

Korkak insanlann bogazlarimn ortasi bir 
az kiiguktiir. 

Hiyanetligin niganesi olabilecek boyunlar 
hem ileriye dogru hem de yana maildir. 

Maamafih boyun hakkinda ki hiikumler, 
diger azanin kat'i teghislerinden sonra verilme- 
lidir. 

Fizyonomoni : 2 



18 



Ki- 



Simadaki buru§ukluklar tabl . 

mizin ( Portre parle ) kisminda muhtelif nevi 
ve egkalinden bahsettigimiz buruguklar gok 
geyler ifade edebilir. Zira, simadaki buruguklar, 
insanda hasil olan intibaatin neticesinde gehrede 
hasil olan ihtilaglar, takallusler veya ba§ka 
miikerrer hareketlerin biraktigi izlerden iba- 
rettir. 

Eger simada vaktinden evvel birgok buru- 
§ukluklar hasil olmugsa, bunlar insanin fevka- 
lade ihtiraskar olduguna ve hissiyatim saklamaga 
muktedir olmadigina delildir. 

Diigiinmeden ve ansizm tugyan eden ve 
birdenbire hareket eyleyenlerin yiizlerinde 
hasil olan burugukluklar itidalidem sahiplerinin, 
ehli temkinin yiizlerinde hasil olan buruguk- 
luklardan daha kolay ve daha evvel hasil olur. 

Alinin yukarisinda hasil olmu§ buruguklar, 
basit fikirli insanlara hastir. 

Cin fikirli ve §eytanete mail olanlarin 
bilhassa ahnlannin buruna civar olan kisimlari 
buru§ur. 

"Yukandan agagiya dogru hasil olan buru- 
guklar betbaht insaularda bulunur. 

Yiiziin ortasindan itibaren yukanya dogru 
teressiim eden buruguklar gen insanlarm ve 
mes'utlann alametidir. 

Ahndaki buruguklann adeden gift olinasi 



- 19 - 

fevalade nadirdir. Bu buru§uklar alelekser (3), 
(5) ve (7) adet olur ve bu adedi tecaviiz etmez. 

( Iki ) veya ( dort ) buruguk olmasi hayret- 
bah§ bir harika tegkil eder. 

Eger almin burugugu yedi cizgi olduktan 
ba§ka bir de agzin kenarinda bir buru§uk 
mevcut olursa bu adamin fevkalade sadik 
olduguna hiikmedilir. ' 

Umumiyetle buru§uklann mustakim olmasi 
ahlakinda istikamet, hulusi kalp ve sadakattan 
miinbaistir. 

Azimsiz insanlann, hercai me§rep olanlann 
buru§uklari muavvec ve munkesir olur. 

Yilan gibi uzun ve kari§ik buru§uklar iki 
yiizliiliigiin alametidir. 

Ekseriya miirailerde buru§uklar cebreden 
sola dogru miinharif olur. 

I§ adamlarmin alnindaki buruguklar tam 
burunun iizerioden baslar ve bir dairenin 
nisif kuturlan gibi saga, sola muteveccih olur. 

Her cihete miinatif ve yekdigerini miikerre- 
ren kateden buru§uklar zeki ve siir'ati intikali 
olan insanlarda bulunur. 

Miirakabedeu hosnut ye derin tefekkurat 
iginde yorulmug olanlarda, tam alinin ortasinda 
buyiik bir buruguk vardir ki, burunun tegkil 
eyledigi hatti miistakimi temdit eder. 

Eger buruguklar yekdigerine miivazi ve bir 
tarafa mail olursa kiudarliga ve miivesvislige 



- 20 - 

delalet eder. Eger sagdan sola kateden hatlar 
merkezlerinde agagi dogru inhiraf ederek bir 
inhina tersim ederlerse bu, azmin yokluguna 
delalet eder. Alinin ortasinda olup yukandan 
agagi bir hat tersim ederken tarn ortasinda 
cukurlagan ve iki ucunda hafifle§en buruguklar 
fevkalade inatgi ve miistebit inganlarda bulunur. 

Burunun saginda, solunda hasil olan buru- 
guklar diigiinceye alamettir. 

Alinin iizerinde tig sarih buruguk olur ve 
bunlar bir kemer gibi yarim daire halini alir- 
larsa, bu, dehanin niganesidir. 

t> • Yiiziin daha az veya daha ziyade 
DcIllZ renkli olmasi kan cereyamnin daha 

agir veya daha seri olmasina bakar. 

Kan cereyamnin sur'ati de ( fizyoloji ) fas- 
linda tegrih ettigimiz gibi, hissedilen ihtirasat 
ve hissiyat tayin eder. Binaenaleyh, ruhta hasil 
olan intibaat ile yiiziin rengi arasinda psiko- 
lojik bir miinasebetin mevcudiyeti muhakkaktir. 

Bu itibarla beniz tahavvulatindan ( ilmi 
sima ) miitehassislari gu manalan cikarmakta- 
dirlar : 

1 — Ketum olmiyan insanlar ofkelenince 
kizarirlar. 

2 — Ketum olanlarda ise, hiddet, benizin 
solmasim intag eder. 



- 21 - 
3 - Hassas insanlar cok defa renklerini 

deg f- r Laka yl t ve tab'an barit olanlar sohn- 
Iptlp renk deeigtirmezler. 

5 -Aleddevam koyn k,rm.z. veya penbe 
ren L baki k.lmasi, 8 edi. temayulata ifaremr. 

6 - Solgon benizlilik iyi adamlara hastir. 

7 _ Sari beniz hasut insan.n rengidir. 

8 - Fena adamlarda damarlar kirmiz. ola- 

rak 9 te : e8 He m r tS- ve berkesten ntananlar 
ani olarak kizanrlar. 

Benler, lekeler, igaretler 

Yiiznnde faz.a ( ben ) dan killer kolayca 
,« if S a ederler. Bu kabil insanlar cok 

'^Ln^rafinda bir ben mnbakkak 

gogutl bir § digerinin bnlnnmas.n, .n.ac ede, 

Alnin sol taraf.nda bir ben varsa gogsnn 

y an taraflanoda ve kad.n ise memelenn.n ait 

nabiyesinde bir mnkabili mevcnttnr 

E4er vanagm uzerinde ve ortasinda bir ben 
Hger yauag vana klarin manzarasini 

olursa mutlaka bir de yanaKlarin 
hat.rla.an ve e.li olan viicndnn d.ger b.r 
m ,nda bir ben daha mevcnttnr. 
m E ger sol yanak.a goznn yak.n.nde lekeye 
benzer bir i 8 aret mevcnt ise, mnhakkak ayn. 



- 22 - 

igaret arkada ve bel hizasiuda ve belin altinda 
ve aleti tenasiiliye civarinda mevcuttur. 

Sagda vaki bu gibi igaretler iyi bir taliin 
miibe§§iridirler. 

Sol tarafta vaki ben ve igaretler tali ve 
hayatta fazla refahi ifade etmezler. 

Gerdan iizerinde vaki bir igaret veya bir 
benin bir de gogus iizerinde mukabili vardir. 
Bu ben ile karin uzerindeki lekeler oburlara 
has isaretlerdendir. 

Burunun iizerinde vaki bir ben ezvaki 
nefsaoiyeye diigkiinlugii gosterir. 

Gene iizerinde vaki lekeye miigabih bir gekil, 
ihtiraskar bir ruhun ifadesidir. 

Miitefekkirlerin ekserisinde tam ahnin orta- 
sinda vaki biiyiik ve sivri bir gekle tesadiif 
edilir. 

Ayni mahalde ayni geklin yassi olmasi 
bilakis fikirsizlige alamettir. 

Eger iist dudak iizerinde veyahut ona yakm 
bir noktada biiyiik bir ben veya gekil mevcut 
olursa, fazilet, sadakat ve samimiyet gibi son 
derece ehemmiyetli bir meziyetten mahrumiyet 
manasim ifade eder. 

Ustiinden killar cikan benler son derece 
intizamperver olan insanlaria niganesidir. Boyle 
benler erkeklerde olursa, fevkalade tertipli, 
cahgkan ve usulperest olurlar. Kadmlarda 



- 23 - 

olursa, temiz, intizamperver, ve iktisada riayet- 
kar olurlar. 

rp •• Viicudun cesameti ve viicude 

lCHaSlip a it miiteaddit azalann yekdige- 
rine nazaran tenasiibii bir insamn ahlakim ko- 
layca ke§fe yardim eder. 

Azayi bedenin miitenasip ve ahenkdar ol- 
masi, ahlakimn da oyle olmasini intac, eder. 

Doktor Reiss ve Lavtere gore, dikkat ve 
tecrube edilmi§tir ki, viicudun §ekli, ahenk ve 
hiisiin icabatindan uzakla§tigi kadar, o insam 
ahlaki faziletlerden de uzakla§tinr. 

Eger viicut cesamet ve §ekil itibarile tabii 
bir halde ise o insamn ahlaki da mazbut ve 
duriisttur. 

Agir ve iri omuzlar, bir az dustik olursa 
sihhat ve kuvvete delalet eder. 

Omuzlan geriye dogru miinatif olursa, o 
insanlar pek iyi ve hiisnuniyet sahibi adamlar 
degildirler. 

Eger bir omuz digerinden bir az daha yiik- 
sek olursa o adamin ahlaki da mutebeddildir. 

Titiz ve hircin iDsaolann omuzlan sivri 
olur. 

Biiyuk bir karin, gehvete delalet eder. 

Cukur ve igeriye cokuk bir karin ademi 
sihhate veya tevekkule i§arettir. 

Geni§ gogusluliik kuvveti bedeniyeye ve pek 
az olarak hilim ve §efkate alamettir. 



- 24 - 

Qok dar bir gogiis kedere ve sihhat bozuk- 
luguna delildir. 

Ezvaki nefsaniyeye cok dii§kun olanlarin 
gogiisleri cok kilh olur. 

Yagli ve siskin bir gogiis tenbellige alamettir. 

Qokiik bir gogiis bedeni ve ahlaki zafe 
delalet eder. 

Yukanda da anlattigimiz veghile ahenkdar 
ve miiienasip bir boy mesu't bir me§rebin vasfi 
miimeyyizidir. Zira zeki ve faal bir dimag, pek 
nadir olarak, yaglarla mubat bir viicutte bulunur. 

Viii»ii\7iic Faaliyeti bedeniye, ekseriya ruh 
J. HI 11 j U J ve fiki r faaliyetinin tercii- 

manidir. 

Ataleti fikriyeye miiptela olanlar ekseriya 
yiinimezler, siiriiniirler. Onlar sanki her zaman 
bitap ve mecalsizdirler. 

Faal olan bir insamn yuruyu§iinde daimi 
bir ahenk ve muvazene vardir. 

Muvazeneli ve du§unceli insanlar ekseriya 
yava§ \iiriirler. Ayaklarim nereye koyacaklanni 
tayin ederler ve temkinli, muntazam hatvelerle 
yiiriirler. 

Muteheyyig insanlar sicraya sigraya yiiriirler. 
Onlar ekseriya bir hatti miistakim takip 
etmezler. 

Korkak insanlar yiirurken ayaklarim yere 
koymaga korkuyormu§ gibi tereddiit ile adim 



- 25 - 

atarlar, ayaklarim yere koyar koymaz derhal 
sicrarlar. 

Dikkatli insanlar lakayit yiiriimezler ve 
ayaklarim koyacaklari yeri evvelden tayin 
ederler. 

Hainler ekseriya yan ve garpik yiiriirler ve 
korkak adim atarlar. 

Bo§ ve cahil insanlar, gosterig ve depdebeye 
miiptela kimseler, huzurlarindan herkesi haber- 
dar etmek istiyorlarrms. gibi topuklarini yere 
carparak yiiriirler. 

Utangag olanlar ayaklarinin parmaklanni 
ileri uzatarak gayet muhterizane yiiriirler. 

Azimsiz olanlarm hatveleri tereddiitsiizdiir. 
Bastiklari yeri bilmezler. 

T?j Tavur ve hareket, insanin ictimai 

^IVftr mevkiini bildirir. Bundan maada 
insanin hareketinden ablakini da ke§fetmek 
miimkiindiir. 

Ba§in saga ve sola sallanmasi kararsizliga 
delalet eder. 

Miitemadiyen omuzlarini kaldirmak lakay- 
diye delalet eder. 

Iki kolun daima viicuttan uzak durmasi 
cehalete igarettir. 

Bir elile diger eli sikmak hareketi, biiyiik 
bir kedere alamettir. 

Korku, muhakkak vucude, geriye dogru 
firara hazir bir vaziyet verir. 



- 26 - 

Zayif olanlar iirkeceklerini zannettikleri bir 
infilakin veya biiyiik bir giirultuniin vuku- 
undan evvel iki elile kulaklarmi kaparlar. 

Istihfaf kar nazarlar, yukandan agagiya dogru 

gevrilendir. 

Kibirli kimseler muhakkak baglanm biraz 
yana cevirirler, sanki omuzlarimn iistiinden 
bakmak isterler. 

Utangac olanlar iist goz kapaklarim pek 

ender kaldirirlar. 

Hilekarlar, sureti kat'iyede, hig bir zaman 
dogrudan dogruya bir insanin yiizune bakmaz- 
lar. Bu hal birdenbire yalan soyleyenlerde de 

vakidir. 

Agagidan gelen bir tehlike, insanin aya- 

gini kaldirtir. 

Yukandan gelirse biikulmemiz veyahut bus- 
biitiin yere yatmamizi intag eder. 

§u cihet muhakkaktir ki, tehzipsiz insanlar 
tarafindan mubalaga ile icra edilen her hareket, 
iyi bir tahsil gormiig insanlar tarafindan ancak 
ima edilir.Zira tehzip gormiig insanlar ihtiras ve 
hislerine galebeye ahgkindirlar; Ancak pek giddetli 
hissiyatin tesirinde olduklan zaman mubalagali 
hareketlere girigirler. Hatta denebilir ki, tehzip 
gormug ve durust ahlakh insanlar, hissettiklen 
intibaatin tercumani olan evza ve harekattan 
gekinmekle kalmiyarak, nezaketen o an kendi- 
lerinde vaki olmiyan bir haleti ruhiyeye 



_ 27 - 



delalet edecek harekatta bulunurlar ve o tavn 

takimrlar. 

Lakin simayi layikile mutalaa etmek bilen, 
katiyen aldanmaz. Nezaketen icra edilen hare- 
ketlerle, ruhtan kopan samimi ve tabu 
hareketler kolayhkla tayin ve tefrik edilebihr. 
Nezaketen icra edilen hareketlerden bmsi 
sikca ve her soz baglangicinda tebessum, bmsi 
de kahkahadir. 

Basil insanlar kahkaha ile gtilerler. Halbuki 
terbiyeli insanlar ne§enin terctimam olan bu 
gibi halleri mtimktin mertebe tadil lie on 
diglerini sik sik gostermemege cah§irlar. 

Gulerken fist dudagin altindan mtitemadiyen 
dig etlerini gosterenler muhakkak gevezedirler. 
Ketum olanlar diglerini sikarak ve agizlanm 
mumkiin oldugu kadar az acarak gfilerler. 

Gtilerken fist dudak saga dogru kalkarsa 
bog yere iftihar etmek demektir. Gtilerken 
ust dudak sola dogrn kalkarsa boyle insanlar 

desisekar olurlar. 

Agzi garpitarak gtilmek hasede igarettir. 

Dudaklan gfildfigfi esnada bakiglan durgun 
duran insanlar hem ketum, hem mtirai olurlar. 

Her yerde ve her zaman agizlanm tamamile 
acarak gfilen insanlar kalbi acik insanlar ise de 
zarafet endigesinden mahrumdurlar. 

Gtilerken agzini acmadan gtildtiklen halde 
tekmil diglerini gosterenler eshabi temkin ve 



- 28 - 

akh selimden sayihrlar. Cemiyette makbul 
olan bu §ekil giiliigtur. 

Giildiikleri esnada yanaklannda muselles 
birer gukurcuk hasil olan insanlar sureti 
umumiyede hasut ve fettan olurlar. 

Fazla hasis olanlar agizlarmi giilerken 
miimkun mertebe az agarlar; paralarmi sarfet- 
mekten §ekindikleri gibi luzumsuz hareketler- 
den de gekinirler. 

Bogulur gibi giilen insanlar laalettayin 
herkesin aleyhiflde bulunur ve guldiikce gozleri 
digan firhyacakmig gibi olanlar ise sunu bunu 
zem ve takbih etmekten zevk ahrlar. 



Insan ile hayvan beynindeki 
ahlaki benzeyi§ler 

"Ilmi sima,, miitehassislan iddia ediyorlar 
ki, bazi insanlarm §ekil ve gemaili ile hayvan- 
lann §ekil ve §emaili arasindaki benzeyig, o 
insamn ahlaki ile bu hayvanin ahlaki arasin- 
daki benzeyi§e delalet eder. 

Bir cok tecrubeler bu iddiayi kafi derecede 
ispat etmi§tir. Burada bu tecriibelere dair bir 
kac misal zikredecegiz : 

rp.|i • Tilkininkine buyiik bir mu§abihet 
I 11 Kl j rae e den bu adamm yuzuniin gekli, 




onun gibi fevkalade incelik, nufuzu nazar ve 
cok sabra delalet eder. Goz hilekardir. Sivri 
cene biraz iyilige i§arettir. Tilkinin biyiklanna 



- 30 - 

benzeyen ve gozleri tilki gozunden ayirt edil- 
miyen tilki ruhlu ve tilki ahlakh cok insanlar 
vardir. 

£enesi bogazina yani arkaya 
Igclll dogru kacan insanlarda azim 
olmadigi gibi boylelerin kat'i, muspet ve mu- 
kannen fikirleri de olamaz. Bundan dolayidir 
ki boyleleri adi tabiatlarm alameti farikasi 
olan cocuk tabiath olarak taninmi§tirlar. Bun- 



Papaj 





lann gaga burunu geveze olduklanm ispat eder. 
Bilhassa ufak toparlak goz zekamn azhgma 
i§arettir. Az diisuniirler ve yalmz cok yemegi 
severler. Kaygulari meyamnda okumak endi§esi 
yoktur. Fena diistinceleri olmamakla beraber 
yalancidirlar. Boyle insanlar, benzedikleri hay- 
vanin tekmil hata ve kusurlari ile gaibedardir- 
lar ve papagan gibi, bir §ey ifade etmek igin 
degil, yalmz konu§mak zevki icin konu§urlar. 

jr i» Bazi insanlann basjari da kedi gibi 
IveCll toparlak, geneleri arkaya dogru cokiik 
ve dudaklan incedir. Bu gibi insanlar, kedi 
gibi budbindirler. Fakat, daima kedi gibi 
yaltaklamrlar, bu halleri, ok§anmalan icindir. 



- 31 - 

Miidahin fakat ketumdurlar. Nefret ve infial- 
lerini nadiren izhar ederler, Lakin, dusmanlan 
iizerine kahbece saldirmak ve intikam almak 
icin firsat beklerler. Miyavlayan kediler gibi 
tath lakirdilar soylemesini bilirler; sakladiklari 




fikirler arasinda oyleleri vardir ki, kedinin 
pence darbesile birdir. Bunlann bazi meziyet- 
leri de vardir, aile hissi ile me§budurlar, ancak 
kendilerini ailenin merkezi ve gayesi zanne- 
derler, ve ailenin kendilerine temin ettigi 
rahattirki, onlarca arzu edilen §eydir. 



Bir gok insanlar koyunlara ben- 

II zerler. Hatta, bazi insanlar hak- 

kinda (koyun kafah) tabiri kesretle igitilir. 



Koyu 




- 32 - 

Cevval bir zeka bu gibi insanlann alameti 
degildir [1]. Lakin zekavetten mahrumiyetine 
ragmen, basit ve iyi insanlardir. Megrepleri tat- 
hdir. Fakat kendilerinin benzedikleri hayvamn 
tekmil zayiflarile ve bilhassa koyunun tegeb- 
biisii zatiden mahrumiyeti gibi noksanlarla 
dogmu§lardir. Bazen o hayvanda oldugu vechile 
tarif edilmez bir inat ile de megbu olurlar. 

xr a 1 Kartala benzeyenlerin alameti mah- 
JVcHTcll gusalari gozlerin parlak ve bakigla- 




rm bir noktada merkuz olmasidir. Bu insan- 

[1] Amerika'mn Va?ington §ehrinde (1905) tarihinde doktor 
Carls isminde biri, hastalanndan birine kendi riza ve muvafa- 
katile bir koyun kam zerkediyor. Hasta, ameliyattan ewel 
sert tabiath bir adam iken, ameliyattan sonra geceleri karyola- 
smdan inerek iyere yatmak, siiriinmek ve zaman zaman agzile 
yerden bir seyler toplamak gibi koyun mizacma benzer hare- 
ketler gostermis ve ahlaki ducan zaaf olmustur. 

Doktor Qarls, insanlar hangi hayvan ile munasebette bulu- 
nur veya yaradilis itibarile ona benzerlerse, ahlak ve tabiati da 
benzedigini iddia ettigini ve bu hususta bir?ok tecrubeler yap- 
tigma ve mesela bir diger hastasina da ke?i kam telkih ettigi 
zaman hastanin duz duvarlara ve tepelere tirmandigi ve yUksek 
yerlere cikmaga ?*listigi gorulmesine nazaran, ahlaki benze- 
yisteki tetabukun da isabetinde siiphe etmemelidir. 



- 33 - 

larda burun alindan bir kavis yaparak tipki 
bir kartal gagasi gibi §ikar. 

(ilmi siuia) mutehassislarindan doktor (Por- 
ta) nin iddiasina gore, bu §ekil burunlar, asa- 
letin hakiki ni§anesidir. Kadim tranilerin an- 
cak kartal gibi mukaddes burunlulan §ahhga 
intihap ettikleri rivayet edilmektedir. 

ta Yandan bakildigi halde yiiziin 

JJOmilZ gekii bu hayvani hatirlatan adam- 
lar umumiyetle maddi §ehvetlerinin esiri 
olurlar. 

Hemen daima obur ve nezaketten mah- 
rumdurlar. 

Bu gibi adamlarin tuvaletleri ve umumi 
halleri ekseriya bozuk olur, 





Kaba ve miinasebetsiz sozler soyler ve soz 
soylerken muhiti nazan itibara almazlar, bu 
kaideden miistesna olanlar pek nadirdir. 

Kendilerile bir bayvan arasindaki benzeyigi 
inkar edenler, yani hayvan gibi olmiyanlar pek 
azdir. 

Fizyonomoni : 3 



- 34 - 

§eklen bu benzeyi§ buyudukce tab'an bu 
mii§abehet te artar. 

Sufli mahallerde oturup kalkmaktan, kirli 
§eyler giymek ve icmekten cekinmezler. 

Derileri de nisbeten kahn ve sertce olur. 

Di§lerinin keskinligini izaha hacet yoktur. 



Ilmi e§kal 

( Portrait Parle ) 



— Tespiti huviyet kismi — 



[ insanlann eskalin- 
den hiiviyetlerini okuya- 
bilmek igin, evvela : O 
insanlann eskalini tespit 
etmenin usullerini bil- 
mek lazimdir. Insanlann 
eskalini tespit etmek, 
tababette hastahgi te§his 
etmege benzer. ] 

Prof. Brayton 



Yiiziin Muhiti Umumisi 

La peripherie generate de la face 

Kitabimizin ba§mda, egkalin ifade ettigi 
lanalari yazdik. Bu kisimda da egkal ve hiivi- 

feti tespit etmenin usullerinden ve bu egkalin 

jnvaindan bahsedecegiz. 

Profilin muhiti pek btiyiik kiymeti haiz 
msusiyetler irae eyledigi gibi, yiiziin mu- 
iti dahi ahvali tasviriyesine gore bir §ahsi 
inimak igin kayda §ayan bir gok §ekli haizdir. 
Eserleri Isvigre zabitasinca kabul ve tatbik 

jdilen (Lozan) dariilfiinunu profesorlerinden 
iosyo "Reiss,, in [Ilmi e§kal = Portrait Parle] 
mm eserine ve takrirlerine gore, bu egkali 

miitalaa ve tetkik icin, profilin (aim, burun ve 

agiz) kisimlarina uygun gelmek iizere, yiizii de 

tig kisma ayirabiliriz : 

Birinci kisim — Kafatasini yan taraflardan 
temdit eden kemiklerden miitegekkildir ki, 
buna, bu kemiklerin ismine izafetle : Plan des 
paistaux derler. 

Ikinci kisim — Gozlerin altindaki yiiksek 



- 38 ._ 

kemikten kulak mecrasma kadar uzayan cikin- 
tih kmmdir ki, buna: Plan des zygomes 
denilir. 

Uciincii kisim — ceneleri ihtiva eder ki, 
buna da : Plan des mdchoires denilir. 

Yiiziin umumi gekli ile geni§ligi arasindaki 
nispet, goriiniige gore taayyiin eder. Yiiziin yiik- 
sekligi, aim, burun, dudaklar ve gene kmm- 
larinin yiiksekligine tabidir. 

Yukanda zikredilen: Plan des zygomes, 
Plan desparietaux kisimlarile kulagin altindaki 
ust ve alt cenenin tegkil ettigi zaviyenin acik- 
ligina - yani yukanda uciincii kisim olarak 
gosterilen : Plan des mdchoires - e tabidir. 

Ahvali ruh ilminin, egkal babsinda daima 
istiane ettigi bu usule gore, birinin iresmini 
yapmak veya zabitaya ait meselede bir canimn 
yuziinun §eklini tespit etmek mecburiyeti hasil 
olunca, Plan des zygomes denilen ikinci 
kisimda dahil bulunan Pommettes zygomes 
kemiklerini yekdigerine karigtirmamak icap 
edr. Zikomlar hemen yiiziin yiiksekhginde ve 
goziin harici zaviyesinin biraz alt ve arka 
tarafinda bulunur. ( Elmacik = Pommettes ) 
kemikleri ise goziin barici zaviyesinin tama- 
men altindadir. 

Ehram §eklinde yiiz - Face en pyramide — 
Bunda aim dar ve cene geni§ olor. Yuziin 



- 39 - 

butttn genigligi geneden itibaren (aim) a kadar 
kiigulerek devam eder. Yuzii boyle olan ba§a, 
bildigimiz mahrut geklindeki gekere benzemesi 
hasebile tate eu paim de sucre derler. 

Topag §eklinde yiiz - Face en toupie — Bu 
ehram geklindeki yiiziin tamamen aksi olup 
aim plam genig ve geneler dar olur. 

Main §eklinde yiiz - Face en losange — Bunda 
aim ve gene dar oldugu halde ( Zygomes ) lar 
yekdigerinden pek acik olur. 

Iki mukaarh yiiz - Face biconcave — Aim 
ve zikom planlari arasinda bir mukaariyet 
oldugu gibi, zikom ile gene arasinda dahi 
ikinci bir mukaariyet daha vardir. 

Murabba §eklinde yiiz - Face Carree — Yu- 
zun umumi muhiti tamamen dort ko§e olur. 

Yuvarlak yiiz ■ Face ronde — Umumi muhiti 
yuvarlak olan bu nevi yiizler ekseriya cesamet 
itibarile kiigiiktiir. 

Mustatil §eklinde yiiz - Face rectangulaire — 
Bunda yiiz onunla fakat birinci ve uguncii 
kisimlar genigligince musavi olur. 

Uzun yuz - Face longue — Bu nevi yiizler 
pek uzun olmakla beraber gene plam aim pla- 
nindan dar olur. Fakat bunda gene topag gek- 
lindeki yiizde gorulen gene kadar dar olmaz. 

Aim yanlari agik yuz - Face a parietaux 
ecartes — Bunda yiiziin alt kismi alelade genig 

olup, yalniz ahnin yan taraflan yekdigerinden 
pek agik olur. 



- 40 - 

Aim yanlari miitekarip yiiz ■ Face a parietaux 
rapproches — Bunda dahi yiiziin alt kismi 
alelada geni§ ve yalniz ahnin yan taraflan 
(parietaux) yekdigerine yakin olur. 

Yanak kemikleri acik yiiz - Face a zygomes 
ecartes — Bunda yalniz yanak kemikleri yek- 
digerine uzak olup bir eikinti te§kil ederler. 

Yanak kemikleri yakin yiiz ■ Face a zygomes 
rapproches — Bunda evvelkinin aksine olarak 
yalniz yanak kemikleri yekdigerine yakin olur 
ve bir mukaariyet husule getirirler. 

Geni§ ceneli yiiz • Face a mdchoires ecartes — 
Bu nevi yuzde iki genenin kulak altinda tegkil 
ettigi zaviye acik olur. 

Dar ceneli yiiz - Face a mdchoires rappro- 
chees — Bunda cenelerin te§kil ettigi zaviye 
dar olur. 

Bunlardan maada yuziin nevileri meyaninda 
dolgun yiiz (Face pleine) ve kemikli yiiz (Face 
osseuse) vardir ki, evvelkisi §i§man adamlarda 
oldugu gibi etli ve ikincisi zayif adamlarda 
oldugu veghile etsiz ve yiiziin biitiin kemikleri 
gikmi§ olur. 

Yiiziin Gayri Miitenazir Olmasi 

Assymetrie de la face 

Alelade bir yiizde gozler ve kulaklann muh- 
telif ve agiz kenarlari daima kendi ufki plan- 



41 - 



Ian uzerinde bulunurlar. Fakat bazi cehreler 
vardir ki, bunlarm amuden bir yarisi diger 
yansindan buyuk olur. Bu halde gozler, kulak- 
lar ve agiz kenarlan ayni ufki plan uzerinde 
degil bir mail hat uzerinde bulunurlar. Bu hat 
sag veyahut sol tarafa mail olduguna gore, 
nazil veya sait olur. Yiizun ademi tenaziiru 
halinde, bittabi agiz sol veya sag tarafa mail 
oldugu gibi, ekseriyetle burun ucu ve burun 
sirti da bir tarafa yatmi§ olur. 

Elmacik kemikleri yiiksek yiiz ■ Face a pom- 
metes saillantes - Bunda elmacik kemikleri 
pek Qikintili olur. 

Yuzuu hususiyetleri meyaninda bir de etlerin 
gevgekligi gosterilir. Buna: ( flacciditedes chairs 
de la face) denilir ki, yiizii boyle olanlann 
yanaklan acihr. Sunu da ilave edelim ki, bazi 
yiizlerin umumi muhiti mururu zamanla tebed- 
dulata miisteittir. Mesela, saclann dokiilmesi 
yuzii uzun gosterir. On di§leri cikarsa bilakis 
kisahr; sihhi ahvalin bozulmasi veya kemalde 
bulunmasi yiizun dahi zafini veya semizligini 
intac etmek itibarile yukanda izahedilen hususi 
gekillerin bazilan degi§ir. Binaenaleyh, bu 
muhtelif §ekiller meyaninda daima sabit kalan- 
lanni aragtirmak icap eder. Yiiziin sabit olan 
egkali formes stables gunlardir: 1 — Ehram 
geklinde, 2 - Topac seklinde, 3 - Iki mukaa- 
riyeti haiz, 4 — Murabba §eklinde, a — Mu- 



_ 42 - 

devver ve miistatil geklinde, 6 — Ahmn 
yan taraflan, yanak kemikleri ve ceneleri 
yakin veya uzak, elmacik kemikleri yiiksek ve 
gayri miitenazir olan yiizler. 

Ka§lar 

Les sourcils 

Ka§lar, simanin tasvir ve tahlili hususunda 
biiytik bir vazifeyi haizdir. Kasin dahili ucunu 
(ka§ ba§i) harici ucunu da (ka§ kuyrugu) diye 
ifade edebiliriz. Ka§ denilince : Goziin iistiin- 
deki gikintile birlikte iizerindeki tiiyler degil, 
yalniz bir buzmei §iiriye tegkil eden tiiyler 
anlariz. Zaten, kaglar o gikmti uzerine irtikaz 
etmi§ degildir. Ka§ ba§i La tdte du sourcil 
ekseriya §ikintidan algak ve kuyrugu ise daha 
yiiksek bulunur. 

Ka§lar evvela mevkilerine emplacement, 
saniyen istikametlerine, salisen sekillerine, 
rabian geni§lik ve yukseklik itibarile biiyiik- 
liiklerine ve nihayet ahvali sairelerine gore 
tetkik olunur. 

Kaglarin Mevkii 

Emplacement des sourcils 

1 — Ka§larin baglan yekdigerine yakin 
olursa buna : sourcils rapproches) yakin ka§lar 
denir. 



_ 43 - 



2 _ Iki ka§ arasindaki mesafe nisbeten 
biiyuk olursa buna da: ecartees a S ik, uzak 

kas denilir. 

3 - Kaslarm ortasindan kiirei aymyemn 
merkezine kadar olan mesafe kflguk olursa, 
bunlara al S ak ka § : sourcils bas itlak olunur. 

4 _ Kaslarm bu vaziyeti gehreye magmum 
sombre bir eda verir [1]. Bilakis bu mesafe 
biiyuk olursa, yuksek ka § sour-haut demr k, 
bu da gehreye istifbamkar bir maua verir [2]. 

Ka§larin Istikameti 

Direction des sourcils 

1 _ Dahile mail ka§lar, ki : sourcils obli- 
ques internes heyeti umumiyesile istikametr 
vukandan burun kokiine dogru agagi mer. 
7 2 - Harice mail kaglar : sour - ob - externes 
Buuda kaslarm umumiyetle istikameti yukandau 
eozlerin hariei zaviyesine iner. 

Forme des sourcils - Kaslar bashca uc sekilde 

bulunur : 

insanlar bir fiili cinayet J^a s.rkat, daha az k 
Bir ruhivat mutehassisi bu §ekilde olan oit u 
££2 cinayeti derhal okumakta -J^jJ^,. sour . 
T91 Cehresi daima bir tavn taacup alan: «yukseK ^ 

Ian zaman gozlerinden tetkik miimkun olur. 



- 44 - 

1 — Mukavves ka§lar : sourcils arques bun- 
larin heyeti umumiyesi iist taraftan muhadde- 
biyet • Connexite te§kil etmek iizere diiz bir 
gizgi resmeder. 

2 — Miistakim kaglar : sourcils rectilignes 

bunlanu istikameti ufki veya mail olabildigi 

halde, heyeti umumiyesile bir hatti miistakim 
tegkil ederler. 

3 — Muavvec ka§lar: sourcils sinneux deni- 
lenlerdir ki, bunlarin istikameti kan§ik bir 
hat resmeder. §urasi dikkate §ayandir ki, mevki 
ve e§kal istikametlerine gore ka§lara verilen 
yiiksek, algak, miitekarip, miitebait, mukavves, 
miistakim vasiflari hali siikunde kaslarm irti- 
kazlarina gore taayyiin eder. Kaglarm §ekil ve 
mevkii, az gok itiyadi olan bir takallusii adali: 
contraction museulaire neticesi i3e, bu husu- 
siyeti asabi takarriip veya tebaiit ve yahut 
asabi al?alma veya yiikselme diye irae ederler. 
Bir hali asabi olarak kaglann yukanya kalkmasi, 
ahndaki ufki §izgi, buruguklan - rides horizon- 
tales meydana gikardigi gibi, algalmalari ve 

yekdigerine yakiulagmasi da iki ka§ arasindaki 
gizgileri meydana gikanr. 

Miitenevvi Ka§lar 

Rides inter - sourcilieres 

Seyrek ka§: sourcil clairseme bunda huzmei 
giriyeyi gosteren killarin adedi pek azdir. 



- 45 - 

Rengi de agik olursa hi§ ka§ yokmu§ gibi 
gortiniir. 

Sik ka§: sourcil fourni Bunda killarin adedi 
pek ziyade olur. 

Birle§mi§ ka§lar : sourcils reunis Bunda 
burun kokti uzerinde ka§ ba§lan yekdigerile 
birle§ir. 

Ekseriya ka§larm baglari kuyruk taraflann- 
dan daha kahndir. Bazen aksi olarak kuyruk 
taraflari daha kahn olur ki, boyle olan kaglara : 
sourcils en que a maximum kuyruklari son 
derece kahn kaglar denir. 

Furca gibi ka§ : sourcils en brosse umumi- 
yetle sik ve sert tiiylii ve kahn kaglardir ki, 
ttiylerin istikameti duz ve uglan hafifge kiv- 
rik olur. Bilhassa ya§h adamlann ka§lan 
boyledir. 

Kara ka§ ve beyaz sakal : sourcils noirs et 
barbe blanche Bazi ihtiyarlarin sac, ve sakallan 
beyazlandigi halde kaslari ilk rengini muhafaza 
eder ki, bu da ka§lar igin bir hususiyet tegkil 
eder. 

trOZ 

Goziin umumi seklini, ileride goreceginiz 
krokilere gore tayin edersiniz. Goz kapaklari 
ile de me§gul olmiyacagiz. Burada gozun ren- 
ginden bahsedecegiz. Goziin renginin, e§kali 
mahsusasi dolayisile biiyiik bir ehemmiyeti 



- 46 - 

vardir. Zira renk ayni gahista sabit oldugu 
halde, bazen de degigir. Goziin rengini mu- 
vafik bir suretle tasnif etmek kabil oldugu 
gibi, bu bapta miimaresesi olan bir zat, taharri 
etmekte oldugu e§hasa tesadiif ettigi anda, 
goziiniin renginden de derhal teghiste miigkii- 
lat cekmez. Lakin goziin rengini tayin edebil- 
mek igin ( Bertilo ) nun usulii tahlilini takip 
etmek lazimdir. Ahali beyninde istimal edilen 
renk §ekilleri polis igin gayri kabili istifadedir. 
Mesela : Avam lisamnda ku Ham Ian (esmer goz) 
tabiri bakikatte esmer olmayip beyazla siyahin 
karismasindan husule gelmi§tir. Eger goz bir 
ziya altmda tetkik edilse renkte incelik goriin- 
mez, goziin rengini dikkatle tetkik etmek icin, 
iyi bir tenvire ihtiyac vardir. Tenvirin §iddeti 
ve istikameti goziin §ekli zahirisi iizerinde 
miispet veya menfi tesirler yapabilir. Mesela, 
giinduziin gune§ ziyasi altinda koyu goriiniir. 
Binaenaleyh, gozlerin inceliklerini tabdit etmek 
icin onlari daima ayni gerait altinda muayene 
etmek lazimdir. 

Muayeneyi §u suretle yapmahdir : Miigahit, 
muayene edecegi §ahsin otuz santimetre mesafe- 
sinde ve tarn kargisinda durur. Muayene edilecek 
goz, giinegin ziyayi miistakimi ile degil, giindu- 
ziin giddetli olan ziyasi ile tenevviir etmelidir, 
ve miigahit muayene edecegi gahsa dogrudan 
dogruya ve hafif bir surette kirpiklerini kaldi- 



- 47 - 

rarak kendi goziiniin icine bakmasini soyle- 
melidir. 

Ekseriya ameliyat sol goze olur. Sag goziin 
gosterecegi ince ihtilafat, ehemmiyeti haiz 
degildir. Fakat, bu ihtilaf fazla olursa, o vakit 
nazari ehemmiyete alimr ve diger goze ameliyat 
yapilir. 

Goziin Muhtelif Aksami 

Gozbebegi — Merkezi siyah bir daire ile 
tabakati kuzahiye [goziin rengini veren tabakadir] 
tesmiye edilen dairesi bir geritten miitegekkildir. 
Salim gozbebegi daima siyahtir ; tabakai kuza- 
hiye rengi, birbirinden muhtelif iki mintakaya 
miinkasemdir. Birincisi — Gozbebeginin etra- 
findaki hale; ikincisi — goziin beyaz tabakasim 
ihata eden muhittir. 

Bazan ugiincii bir mintakaya daha tesadiif 
edilir ki, buna da (mintakai hadakiye) derler. 
Mmtakai hadakiye gozbebeginin dairesini gevi- 
ren bir milimetre genisliginde sincabi bir §ecittir. 
Ekserya parlak gozlerde bulunur. 

Hale: Tabakai kuzahiyenin iicte ikisini orter. 
Ekseriya gozlerde tesadiif edilen ve az cok 
sari olan maddeye (goz boyasi) derler. Boyanin 
mikdari goziin renginin koyu veya agik olma- 
sina tabidir. Boya tabakai kuzahiyenin icinde 
olmayip sathinda mevcutter. Bundan bagka 
goziin beyaz bir kismi daha vardir. Bu, eghasa 



_ 48 - 

gore pek az degi§ir; cocuklarda hafif mavim- 
tirak oldugu halde buyuklerde sanmtiraktir. 
Bazen (goz beyazi ) kan hiicumile kirmizi 
olabilir. 

Gozlerin Tasnifi 

Gozler havi oldugu boyanm mikdarma gore 
siralamr [1]. Eger gozde hie sari boya olmayip 
mavi veya beyazimtirak boya bulunur ise, oyle 
gozlere ( boyasiz goz ) derler. 

Esas itibarile gozlerin siralanmasmda iki 
tarz kabul edilir. Boyah gozler, boyasiz gozler. 

Boyah gozlerdeki boya, saman sarisi ile 
koyu kestane arasinda degigir. Tabakati kuza- 
hiyenin sari boyasinin miktarma gore gozler 
yedi kisma ayrilir : 

1 — Boyasiz goz, 

2 — San boyah goz, 

B — Porta kali boyah goz, 

4 — Kestane boyah goz 

5 — Yuvarlak koyu kestane boyah goz, 

6 _ Yegilimtrak §uah koyu kestane boyah 

goz, 

7 — Hakiki koyu kestane boyah goz. 

[TfBoyahgozler hakkinda birinci kjsroimizin (goz) fashnda 
• zahat mevcuttur. Boyle gozlu kimseler, nazarlan daima miita- 
havvil olup her ? ekline gore ayn manalar ifada eder. Bunlara 
tesaduf edildigi takdirde, her § eyden evvel yapilacak ?ey, (te § his)i 
hakikate yakin bir ? ekilde tespit etmektir. Te § his yapild.ktan 
sonra onun ifade ettigi manalar fash mahsusundan suhuletle 
bulunur. (Tababet) de de bu usul caridir. Baz> hastal.klar vardir 
ki ( te ? his ) konuluncaya kadar tedaviye ba § lanmaz ! 



- 49 - 

Boyasiz olan gozlerde sari boyadan eser 
yoktur. Onlarin rengi havai ve (Arduvaz ta§i) 
rengindedir. Bu renk §imal kavimlerine mah- 
sustur. Hakiki koyu kestane gozlerde, renk 
parlak ve ayni zamanda kadife gibidir. Hakiki 
koyu kestane rengi gozun utnumi manzarasi, 
boyasiz goziin umumi manzarasina nispeten 
daha farklidir. Bu gozler §arkli kavimlerde 
goriiliir. 

San boyah gozler — Bu boya dahi a§agi- 
daki simf iizere ya dairevari veya hale tarzinda 
gozbebeginin etrafinda bulunur. Bazen de tig 
ko§eli veya hilal geklinde ve leke suretinde 
muhitte bulunur. 

Portakali boyah gozler — Burada renk por- 
takal kabugunun rengine benzer. 

Agik kestane renkli gozler — Bundaki renk 
agik kestane rengi tarzinda ise de ondan daha 
ziyade ve daha koyudur. 

Koyu kestane rengindeki gozler — Boya 
hadekamn etrafinda tevazzu etmek uzere daire- 
vari koyu kestane goz, ve boya muhite dogru 
temadi etmek §artile ye§ilimtirak kestane ren- 
ginde goz olmak iizere ikiye ayrihr, tabakai 
kuzahiye zemininde arduvaz veya havai ren- 
renginin aksami sagiresi muhitte koyu ye§ilim- 
tirak bir bulut tarzinda goriilur. 

San boyah gozler bahsinde goruldiigu iizere 
boya hadekai kuzahiyenin mintakai dahiliye- 

Fizyonomi : 4 



- 50 - 

sinde ve halede teselsiil eder. Tabakai kuzahiye- 
nin umumi tabakalarimn farklanm orter. 
Tabakai kuzahiyenin kaannin rengi mintakai 
hariciyede ve muhitte goriilebilir. Goziin ren- 
ginin tarifati noktai nazanndan halenin farki 
ile (bilbassa boyamn farkmi), muhitin farkini 
(tabakai kuzahiyenin kaannin rengini) ayirmak 
lazimdir. 

Hale — Halenin farki kendi boyasinin ren- 
gine baghdir. Bu renk sari portakali, acik 
kestane, koyu kestane olabilir. Her fark parlak, 
mutevassit, koyu olmak iizere degigebilir. Binaen- 
aleyh sari renk icin parlak sari, mutevassit sari, 
koyu sari kabul edilmek icabeder. Her rengin 
yakinlan arasindaki farki tefrik etmek oldukca 
zordur. Bazan koyu sari igin acik portakali 
rengini, koyu portakali icin de acik parlak 
kestane rengini hata olarak aldiklan nadir 
degildir. Bu hata gerci biran igin ehemmiyetli 
degildir; ancak yukanki cetvelde birbirini 
takip eden iki istilah arasinda bir ihtilattan 
baska bir mana ifade etmez. Eger istilahlar 
birbirini takip etmez ise ; mesela : A§ik sari, 
koyu sari ile kari§tmlirsa, o vakit hata ehem- 
miyet kesbeder. Boyasiz gozlerde halenin farki 
hig birgey ifham etmez, halenin gekli, dairevi, 
^uai olmak iizere iki kisma ayrilir : 

Dairevi hale : Boya gozbebeginin etrafinda 
iki milimetre geni§liginde dairevi bir gerit 
§eklinde temerkiiz etmi§tir. 



- 51 - 

§uai hale: Boyadan mutegekkil gozbebeginin 
«trafinda bir niivei dairevi vardir ki, boya 
buradan sua tarzinda muhite dogru teveccub 
«der. Hale §uai daima koyu kestane gozlerde 
ve ekseriya acik kestane renkli gozlerde goruliir. 
Bu us sekil hale boyasiz gozlerde dahi bulunur; 
lakin halenin iarki, bu halde beyazimtiraktir. 

Muhit 

La peripherie 

Muhitin esash farklan §unlardir : 

1 — Havai mavi fark, 

2 — Menekge ile fayans mavisi beyuindeki 

mutavassit fark, 

3 — Arduvaz farki, 

Ikinci, ticuncii sinifta boya ekseriya muhiti 
iggal eder ve orada ye§ilimtrak gozuktir. Mu- 
hitteki farkin yam ye§ilimtrak kelimesinin 
ilavesi suretile bu hususiyet meydana gelir. 
Mesela, yegilimtrak arduvaz gibi, keza yegilim- 
trak kelimesi sari ve portakaliye de ilave 
olarak yegilimtrak sari, ye§ilimtrak portakali 
tabirile yadedilecegi gibi, parlak, miitevassit, 
koyu tabirati da bu tabirata inzimam edebilir. 
Mesela, muhitte havai, portakali, ye§ilimtrak, 
mutavassit renk gibi. 

Dorduncii smiftan itibaren ( agik kestane 
gozler) havai muhitte asla tesaduf edilmez. 



- 52 - 

Muhitin farki inutavassittir. Ye§ilimtirak 
arduvaz, yegilimtirak kestane gibi. 

Be§inci simfta koyu kestane olanda muta- 
vassit muhite tesaduf edilmez; ancak burada 
fark parlak, mutavassit, koyu ile gosterilir. Bu 
gosterig sari yegilimtirak arduvaz, ye§ilirutirak 
arduvaz tabirile birlegtirilebilir. 

Altinci simfta ise be§inci simftaki tabirata 
koyu kestane kelimesini ilave etmek lazimdir. 

Yedinci sinif, hale gibi ayni farkta mubite 
maliktir. 

Tabakai Kuzahiyenin Renginin 
Tertip Ve Tanzimi 

La notation de la couleur de Viris 

Hale ile muhitin farklari hakkindaki muta- 
laa malum olduktan sonra, bir gahsm goziinii 
diger §absin gozleri ile kan§tirmamak igin bu 
farklari tertip etmek lazimdir. Filvaki portakali 
hale, havai mavi muhit gibi, alaim hadekamn 
etrafinda ince portakali bir gerit ile hemen 
mavi bir gozde tatbik edilebildigi gibi, zemini 
mavi ve tamamile portakali boya ile gevrilmig 
goze de tatbik kabildir. 

Hale ile mubitin viisatini tayin edelim : 
Eger halenin viisati muhitten fazla ise fark 
istimal olunur. Bilakis muhit haleden fazla ise 



- 53 - 

fark tabirinin altini gizmek lazimdir. Mesela: 
— Pdrtali hale : Havai mavi muhit — 
Tabakai kuzahiyenin umumi renklerinde 
goriilen farktan biri daha az baizi ehemmiyet 
ise, onu parantez igine almak lazimdir. Mesela, 
hale (mutavassit sari), havai mavi muhit, taba- 
kai kuzahiyenin iki unsurunun tesavisi, ( mii- 
savi = ) igaretile gosterilir. Rengin mikdarina 
ve farkm nevine gore renkler §u suretle taksim 
olunur : 

Birinci simf : sari boyasi, 
Ikinci „ safi asfar, 
t)giincii „ portakali, 
Dordiincii „ acik kestane renginde, 
Be§inci „ dairevari koyu kestane ren- 
ginde, 

Altinci „ ye§ilimtrak koyu kestane ren- 
ginde, 

Yedinci „ Saf koyu kestane renginde 
Bir gozii tasnif etmek igin birbirini takip 
eden iki simftan hangisinde oiduguna dair 
emniyeti tarame basil olmaz ise, evvela : En 
ziyade akla gelen simf kaydedilir, bilahara 
diger takibeden yazilir ve birbirinden bir tire 
ile ayrilir. Mesela : 3 - 4 Bir gozun farkini 
uzatmak igin tig alamet vardir: Birincisi, renge 
gore sira numarasi ; ikincisi, halenin farki ; 
uciineusu, muhitin farki. Bu ug alamet, birbiri 
iizerine mevzu ug hat tizerine kaydedilir. 



— 54 — 

Birincisi renge tahsis edildigi halde, ikincisi 
haleye, iiciincusii muhite ait olur. Mesela, dort 
sinif miitevassit §uai, agik kestane koyu sari 
ye§ilimtrak arduvaz. 

Son satirin altini ciztneklik, bize muhitin 
haleden daha vasi bir surette devam ettigini 
gosterir ki, yukarida da izah etini§tik. 

Benekli goz — Tabakai kuzahiyei ayn, ayni 
biiyiikliikte kiigiik kiiciik lekeler arzeder. Bu 
lekelerin goziin tasnifi iizerine tesiri olmayip 
hususi delilleri te§kil eder. 

Kavisli gozler — Burada tabakai kuzahiye 
sol veya sag msfinda miitebakisine nisbeten 
daha kesif bir boya ile katedilmi§ bir mintaka 
ig'ar eder. ( Kavs ) tarzinda boyanin bu tahav- 
viilii arizi olarak kiigiik bir demir pargasinin 
goze duhulile husule gelmi§tir. Kavsin farkini 
tayin etmek lazimdir. Mesela : tabakai kuza- 
hiyenin sol kisminda agik kestane renkli 
kavs gibi. 

Hareli goz — Burada sagdaki tabakai kuza- 
hiyenin rengi, soldaki tabakai kuzahiyenin 
renginden biisbiitiin ba§kadir. 

Sedefkari daireyi havi gozler — Burada 
muhit sedefkari bir daire ile ortulmugtiir. Bu 
gozler ekseriya ihtiyarlarda goriiliir. 

Sincabi mmtakah goz — Burada bir mili- 
metre viisatinde olan sincabi bir §erit ( hade- 



— 55 — 

ka) nin etrafim iggal eder ki, buna miitevessi 
hadekah goz dahi denilir. 

Armut §eklinde hadekah goz — Burada 
hadeka armut geklindedir. 

Merkezden uzak hadekah goz — Hadeka 
tabakai kuzahiyenin merkezinde olmayip mu- 
hite donuktiir. Sag veya sol gozde hafif veya 
kuvvetli lekeli gozler de vardir ki, tabakai 
kuzahiye ve hadeka kismen sincabi bir gi§a ile 
ortulmugtiir. Sag veya sol gozun beteri yani 
kesilmig veyahut akmi§ goz veya sun'i gozlii 
e§has vardir ki, bunlarm gozlerinin havasim 
anlamak igin vaziyeti umumiyelerini, konugma- 
sini, hareketini tetkik etmek vusatini ve biri- 
biri ile olan farklarim bulmak lazimdir. 

Goz Kenarmdaki Buru§uklar 

Les rides culaires 

Burun kokiiniin ortasinda ve kaslann ara- 
sindaki §akuli buru§uk bazen ahmn ortasina 
kadar uzar. 

Bazen burun kokiiniin kaidesinden itibaren 
her iki taraftan amudi birer buru§uk basil 
olur ki, bunlar az gok aim uzerinde uzamr. 
Bazen de ka§lar arasinda yalmz sag ve sol 
cihetinde amudi bir buruguk bulunur ki, buna 
ride interdroit ou gaucheunila teralesourciliere 
derler. Kaslar arasinda buruguklar bazen mail 



- 56 - 

bir istikamette olur ki, bunlara da: ride inters, 
oblique gauche au droit denilir. 

Bazen dahi burun kokii tistiinde ufki bir 
cizgi bulunur ki, buna da horizontal de la 
racine du nez sillon denir. 

Kaglar arasinda, sag ve solda bulunan mail 
buru§uklar burun kokiiniin kaidesinin ortasinda 
birlegerek gu (a) igareti geklinde bir cizgi teg- 
kil ederler ki buna : circonexe inter sour cilier 
nami verilir. 

Yukandaki burtiguklann teskil ettikleri 
zaviye almn biraz daha yiiksek bir mevkiinde 
husule gelmekle beraber, burun kokii iizerinde 
ufki bir gizgi bulunursa, adeta bir miiselles 
tegkil eder ki, bunu da triangle inter sour cilier 
diye gosterirler. 

Bazan lisani avatnda kazayagi tesmiye oluuan 
goziin harici zaviyesinden itibaren yelpaze 
§eklinde bir buruguk hasil olur ki, buna 
temporales rides derler. Bazi kimselerde bali 
tabiide bu nevi buruguk mevcut olmadigi balde 
adali takallus ile bunu sun'i bir surette basil 
ederler ki, esnayi tetkikte gahsin bunu bassaten 
yapip yapmadigini tayin ctmek icabeder. 

Zaten takallus ile yiizde birtakim buru- 
§uklar meydaua ciktigindan, ayni mulahaza 
biitiin buruguklar igin de variddir. 

Bir de takriben iki tie santimetre uzunlu- 
gunda ve aralarinda bir santimetre mesafe 



- 57 - 

bulunmak iizere tragiistin muhitinde hemen 
hemen muvazi bir gizgi vardir ki, buna da 
ride tragienne unique denilir. Bu gizgi umu- 
miyetle ancak otuz be§ ya§indan sonra basil 
olur. Ayni gizgi bir gift olursa ride tragienne 
double tesmiye olunur. 

Agiz Kismmdaki Buru§uklar 

Rides bucales 

Burun kanatlarmdan dudaklana birlegtigi 
noktalara dogru inailen nazil gizgilere sillon 
naso - labical denir. Bir de yanak buru§uklari 
vardir ki bunlar yukardaki gizgilerden daha 
arka tarafta bulunur ve onlara muvazi olarak 
geneye kadar inerler; sillon jugal — bu gizgiler 
genglerde nadireu tesaduf olunur. 

Bunlanlan maada sillon sus - mentionne tes- 
miye olunan bir gizgi vardir ki, bunu gene 
babsinda genenin hususati meyaninda zikrede- 
cegiz. Agiz buruguklari meyaninda bazi kimse- 
lcrdeki yanak ve kemiklerini soyliyebiliriz. 
Agiz kenarlanndan bir iki santimetre mesafede 
az, gok goriilen gukurlar bulunur ki, boyle 
yanaklara joues a fossette nami verilir. • 

Saglar 

Les cheveux 

Usulii tasvirde saglar evvela tabiatlari, sani- 



- 58 — 

yen altindaki hizalan, salisen gokluklan ve 
rabian renkleri noktai nazanndan tetkik edilir. 
Piskolojik tahliller sirasinda, saglann renk, 
gekil, mevzi ile sertligi ve yumu§akhgi noktai 
nazanndan ifade ettigi nianalan zikir ve tasvir 
edecegiz. Fizyonomoui bahislerine ruhi tahliller 
kan§tirarak fasillan dairei mijphemiyete sok- 
maktan gekindigimiz gibi, her iki bahsin bir 
arada gegmesinden de ilmi ve bilhassa mesleki 
bir faide tasavvur etmedik.. 

Saglann Tabiatlan 

Nature des cheveux 

Saglar, kalin veya ince, sert veyahut yumu- 
§ak olsun, dalgali degil ise diiz sag denilir. 

Halkali sag • cheveux boucles — Her sagin 
nihayetinde oldukga geni§ ve ekseriya natamam 
bir halka hasil olur. Saglann tabiaten veya 
sun'i olarak halkali olduguou ayirmak iktiza 
eder. Filvaki bazi kimseler tuvalet olarak sag- 
larini ma§a ile kivirmak adetleridir. Sun'i 
halkali saglar tabii olanlardan §u veghile ayri- 
hr ki, sun'i olaularin dahili kisimlan kirmi- 
zilanmi§tir. 

Saglar esasen kestane renginde ise sicak 
ma§a ile temasinda hafif surette rengi kirrmziya 
tahavviil eder. Ayni zainanda saglar yumugaklik 



- 59 — 

ve parlakligtni kaybeder ve bir iki gun zarfinda 
tabiati asliyesine riicu eder. 

Kivircik sac - Cheveux crepus — Bu saglarin 
halkalari daha kiigiik olup birbirine kan§ir. 

Yiinlii sac -Cheveux laimeux — Bu saglar 
kisa olup yekdigerine kan§arak koyun yapagisi 
gibi bir hale gelir. Zencilerin saglan dairaa 
boyledir. 

Saclarin irtikazi 

Uinsertion des cheveux 

Irtikaz daireleri — Biriude almn hatti 
irtikazi, uglari kulagin yukari muhitine kadar 
vasil olan bir nisif daire tegkil eder. 

Miistakim rectangulaire saclarin irtikazi 
yanlara kadar diiz olarak uzadiktan sonra y 
birdenbire tebdili istikamet ederek, ka§lann 
irtifaina kadar amuden iner. 

Hatti irtikaz yan taraflarda saclarin icine 
dogru girmi§ ve ekserya pek geni§ iki zaviye 
tegkil eder ki, bu zaviyeler almn ortasinda, 
tultt nisbeten kucuk bir sac kismi birakir. 

Saglarm ziyadeligi 

Uabondance des cheveux 

Seyrek ve sik sag herkesce malum oldugu 
cihetle, bu hususta tarifat ve izahata mabal 
yoktur. 



- 60 - 

On taraftaki saclarin dokulmesi iizerine batti 
irtikaz ziyadesile geride kahr ve aim gayet 
yiiksek goriiniir. Buna Calvitie frontale derler. 

Yalniz tepedeki saglar dokuliirse Calvitie 
tonsurale denir. 

Hem on taraftaki, hem tepedeki saglar 
d6kiilmu§ olursa Calvitie parietale denir ki, bu 
halde bagin biitiin list tarafi giplak kalir. 

Ekserya bir hastahk neticesi olarak, saglar 
tamamile dokiilmus, olursa, buna da : Alopecie 
denir. 

Sa§larin renkleri 

La nuance des cheveux 

Saclarin baglica renkleri §unlardir : 

Panltisiz sari — Blond albinos 

Pek agik sari — Blond tres clair 

Acik sari — Blond clair 

Soniik sari — Blond filasse 

Mutavassit sari — Blond moyen 

Koyu sari — Blond fonce 

Acdt kestane ren^i — Chdtin claire 

Orta kestane rengi — - Chdtin moyen 

Kumral koyu kestane ren- I /"■!-,• 
, J , . — Lhati 

gi; siyan kestaue rengi j 

Tamamile styah — Noir pur 

Agik veyahut akaj ve 

kirmizi, orta kirmizi, 

koyu kirmizi, agik kes- 

tanevi andinr kirmizi 



n noir 



Rouj chdtin clair 



- 61 - 

Ve miitevassit veya koyu beyaz renklerdir. 

Siyah kestane rengi tamamile siyalitau §u 
suretle ayrihr ki, siyah kestane rengi koyu bir 
inikas hasil ettigi halde [1] tamamile siyah 
renk mavimtrak bir inikasi havidir. Tama men 
siyah renkli saglara memaliki §arkiye ahalisile 
Asyalilarda tesadiif olunur. 

Koyu kestane rengi, siyah kestane rengine 
pek yakmdir. Bilhassa sun'i ziya kar§isinda 
bunlari yekdigerinden tefrik etmek miiskiildur. 
Agik kestane rengi kendiue mahsus olan inika- 
sile koyu saridan tefrik edilir. 

Pek acik sari umumiyetle §imal ahalisinde 
ve mesela Iskandinavyalilarda tesadiif olunur. 

IBONE ALBINOS tesmiye edilen renk 
sanmtirak bir ih'ikas hasil eder. Saglari bu 
renkte olanlann goz bebekleri kirmizi renkli 
olur, ve bu marazi bir haldir. 

Kirmizi yani altin renginde olan derecati 
muhtelife, acik yahut akaj ve kirmizisindan 
koyu kestaneye mii§abih kirmiziya kadar tahav- 
viil eder. 

[1] 1907 senesinde Paris cinayet mahkemesinde hi^bir 
delil ve emare mevcut olmiyan bir cinayet davasi riiiyet edi- 
liyordu, miiddeiumumilik bilahare mahali vakada siyah kestane 
renginde bir tel sac bulup heyeti hakimeye tevdi ediyor, 
maznunun sacile mukayese edilerek maznunun saci olduguna 
ve bu suretle idamina hukmediliyor. Bilahare bir mutahassisin 
[ Bu sa? koyu kestane renginde olsaydi koyu bir inikas 
yapardi, Halbuki bunun hasil ettigi inikaslar siyahtir, binaena- 
leyh bu sac maznunun saci, degildir ] diyor, hukiimden sonra 
yapdan fenni tetkikat neticesindc mutehassisin sozii subut 
buluyor ve maznun idam sehpasmdan kurtuluyor. 



- 62 — 

Beyaz saglar ile karigik olan kestane, sari, 
siyah ve kirmizi saglara : cheveux grisonnants 
yani kir, alaca sag ismi verilir. 

Saglarm renklerini irae igin usulu tasvirde 
kabul edilen tabirat meyamna kumral, esmer = 
Brun kelimesi ithal edilmemi§tir. Qiinkii, bu 
kelimenin delalet ettigi raana pek miiphemdir. 
Bu kelime lisani avamda hem koyu kestane 
rengi, hem de siyah kestane rengi ifacle etmek 
iizere istimal oluumaktadir. 

Biyik, Sakal 

Larbe [1] 

Saglar gibi, biyik ve sakal killari da duz, 
sert, dalgah, hafifge veyahut ■ zencilerde oldugu 
gibi ■ ziyadesile kivircik otabilir. Biyik ve 
sakallann goklugu da §ahistan §abisa ziyadesile 
tebeddiil eder. Hatta ayni gahisin biyik ve 
sakallan her mevzide ayni derecede degildir. 
Biyiklari ziyade oldugu halde sakallan kose 
olanlar nadir degildir. 

t)st dudak iistiindeki killarm heyeti mec- 
muasina : biyik = moustache, kulaga yakin olan- 
lara : gene ba§i = les favoris, genedekilere de : 
Barbe mentona nami verilir. Alt dudagin orta- 
sindaki kisma • Ibnere bam teli, gene altmdaki 
kisma da : la mouche tesmiye edilir. 

[1] ( Larbe ) kelimesi burada yuzdeki tuylerin kaffesine 
samil bir manada istimal olunmushir. 



— 63 — 

Aksami mezkurenin heyeti umumiyesine 
sakal = la collier denir. 

Biisbiitiin sakalsiz olan yiizii "face glabre,, 
- kose - diye gosterirler. Bunun tirag olmug 
yiizden farki bellidir. Tamam kosenin yiizii 
gayet yumu§ak ve diizdiir ve dokunuldugu 
zaman tira§h yiizdeki sertlik anla§ilmaz. Tira§h 
yiiziin bu sertligi bittabi killarin koklerinden 
ileri gelir. Eger yiiziin her yerindeki sakallarm 
mikdari muhtelif olursa, mesela bir §ahsin 
sakali big olmadigi halde biyiklan ziyade ise, 
bu hususiyeti jones glabres et moustaches fortes 
yani sakal kose, biyik ziyade olarak gosteririz. 

Sakalin rengindeki farklar saglarm renk- 
lerindeki farklarin aymdir. Bununla bir gahista 
sakalin muhtelif kisimlari ba§ka ba§ka renkte 
olabilir [1]. 

Mesela, biyiklan kirmizi roux ve sakahnin 
gene altindaki kismi collier orta veya koyu 
kestane renginde kimselere tesadiif olunur. 
Hatta yalmz biyiklan bile bagka ba§ka renkte 

[1] "Face glabre = kose,, olan adamlardan meshur sarik 
Adiyo ) zabitayi igfal hususunda tabii seklinden cok istifade 
«tmistir. "n yuzden Fransa'da yuzu gecen zabita vukuatinda 
giyaben ismi gesmistir. 

Polis miidiriyeti ( fizyonomi ) miitehassisina sevkedilecek 
bir maznunun, miitehassis mepiuru tarafindan evvela hangi 
tiplerden oldugu tespit edildikten sonra, umumi hatlannin 
ifade ettigi manalar birer birer tespit edilmelidir. Bazi mutenakiz 
hatlar, maznunun mutenakiz evsaf ve kablliyetini ifade eder. 
Rapor tanziminde bu hususa dikkat ve itina etmek ve miisa- 
hedeleri aynen ve isabetli yazmak lazimdir. 



- 64 - 

killardan miirekkep olanlar da vardir. MeseJa, 
orta kestane rengi ile kirmizi renkten miirek- 
kep olur, bu hususiyeti de : moustache chdtin 
moyen melange fortement depoils roux yarn 
kirmizi killar ile kari§ik orta kestane rengi 
biyik diye gosterilir. 

Yiiziin Rengi 

Coloration de la peau du visage 

Yiiz igin ba§hca iki nevi renk vardir : 

1 — Esmerimtirak sari : Pigmentaire 

2 — Kirmizi, kanh: Sanguine 
cehrelerdir. 

Birinci renk, ciblin dahilinde ber §ahista 
az cok bir mikdarda buluuan ve (Pigment) 
denilen boyali maddeden basil olur. Beyaz 
irka mensup abalide bu maddenin mikdari 
nisbeten azdir. Qinlilerde pek ziyade olup, yazin 
giineg ziyasina ziyade maruz bulunan kitnselerde 
mikdari ziyadele§ir. Ki§ mevsiminde ise bilakis 
azalir; kirmizi gehre ise cildin inceligi basebile 
altindaki kanin harigten goriinmesi dolayisile 
kirmizi bir renk verir. Bu renklerin muhtelif 
dereceleri vardir : 

Kiiciik : petit 
Orta : moyen 
Biiyiik : grand 

Mesela, bir Hindunun hindou rengi ifade 



- 65 - 

edilmek istenilirse esmerimtirak sari : 
Buyuk : Coloration pigmentaire - grand. 
Kirmizi : 
Kiicuk veya hie, : Colo, sanguine petite ou 

nulle - petit denir. 

Ekseriyetle ayya§lann rengi esmerimtirak 
sari: Kiicuk veya kirmizi biiyiik olur. 

Colo. pigm. : petite; Colo. sang. : grande 
Ekseriya yanak ve burun iizerinde mevcut 
olan kirmizi leke vesair tezahiirat dahi renk 
i'ihristi meyaniDa dahildir. [1] Etenografik 
esbabin tahti tesirinde olarak husule gelen 
ihtilafati levniye irk race diye gosterilir. Zenci : 
race negre, sari irk : race japonaise, be§erin 
dort irki bahsettigimiz ihtilafati levDiyeden 
ibarettir. 

Kulak 

Evvela kulagin goriinen kismini teskil eden 
aksami tetkik edelim : 

BuDlar beg kisimdan ibarettir : 

[1] Kulaklar tetkik edilirken, evvela hangi fasla mensup 
oldugu tespit edilmeli, saniyen § ekli hakkmda izahat verilerek, 
evsafi umumiyesi nazari dikkate ahndiktan sonra, , ifade ettigi 
mana yazilmahdir. 

Kulaklari, kendi hanesine : 

1 — Sivri, 

2 — Murabba, 

3 — Miiselles, 

4 — Mudevver kulak 
§eklinde yazmak lazimdir. 

Fiziyonomi : 5 



- 66 - 

1 — Helix denilen kisimdir ki, kulagin 

merkezinden bagliyarak fist iki stilfistinti ihata 
eder. 

2 — Kulagin agagi kismini te§kil eden 
yumugak tarafidir. Buna : lobe denilir. 

3 — Muhaddep ve fig kogeli ve merkezi iizni on 
taraftan temdit eden kisimdir ki buna : Tragus 
denilir. 

4 — Tragiisiin kargisinda ve aralannda bir 
kanal ile ayrilmig olan kisim olup alelade 
tragfisten daha kfigtik olur ve bunun §eklindeki 
degigiklik tragfisfin degigikliginden daha goktur. 
Bu kisma : Antitragus denilir. 

5 — Antitragusun ustunde bulunup : Ant- 
helix tabir edilen kisimdir ki usulii tasvirde 
buna miinhasiren: (le Pli) bukiim, kirim denir. 
Bu kisim Ust taraftan iki subeye ayrihr. §ubei 
ulya : branche superieure usulii tasvirde pli 
superieure ve §ubei mutavassita la medione 
gubei ulya • heliksin kismi alasina ve §ubei 
mutavassita kismi aslisine merbuttur. 

Bunlardan bagka kulakta ug bogluk vardir : 

1 — Heliksin kismi vasatisile anteliksin 
kismi ulvi ve sfiflisi arasmda bulunan zenbil 
geklinde bir bogluktur ki buna: Fossette navi- 
culaire denir. Bu bogluk kulak yumusagina - 
Lobe e kadar uzayarak bazen kenarin bir nok- 
tasinda nihayet bulur; bazen yumugaga karigir. 

2 — Anteliksin gubei ulyasile gubei muta- 



- 67 - 

vassitasi arasinda bulunan bo§luktur ki, buna : 
Fossette digitable denir. Digitable kelimesi par- 
ma k manasina olan doigt kelimesinden gel- 
medir. Bir 50k adamlarda parmagini bu bo§- 
luga koyarak kulagim kangtirmak itiyadi bulun- 
-dugundan bu isim verilmi§tir, 

3 — Tragus ve antitrgus ile anteliksin 
kismi siifli ve mutavassiti ve heliksin kismi 
aslisi ile mahdut ve kulagin en derin cevfi 
olan bo§luktur. Buna la conque denilir ki, bu, 
mecrayi iizn ile birle§mi§tir. 

Heliks - Yahut Kenar 

Heliks tic kisma ayrilir: Asli, ulvi, vasati. 

1 — Kisimi asli : Bu kismin cesameti pek 
kiiQiikken pek btiyfige kadar bir cok derecelerde 
olabilir. 

Eger kismi asli pek kiictik ise ancak goru- 
nebilecek cesamettedir. Hatta busbutun gayri 
mevcut dahi olabilir, pek biiyiik ise anteliksin 
subei siifliyesile birle§ir. 

2 — Kismi ulvi de kiiciikden buyuge kadar 
cesametlerde olur. Kismi ulvi pek kiigiik ise 
anteliksin gubei ulyasi sivani iizniin kismi 
ulvisine kadar uzanir. 

( Postero - superieurs ) noktai ulvi ve bu 
halde bu kisim ancak goriilen bir kenar ile 
mahdut olur. Binaenaleyh sivanin bu mahalli 



- 68 - 

duz olur. Kismi ulvi pek biiyiik ise ( Fossette 
digitable ) denilen bogluk tamamen ve (ante- 
liksin) kisim ulvisinin biiyiik bir kismim orten 
kalin bir gerit gibi (btikliim - repli) tegkil eder. 

3 — Kismi vasati de kiiciikten biiyiige 
kadar degigir. Kismi vasati . sivani iizniin 
kismi ulyasim ibata eder. 

Kenarin bu iiciineii kismi pek kiigiik olursa : 
Fossette naviculaire denilen bogluk ve ( ante- 
liks ) in gubei siifliyesi ekseriya diizlenir ve 
sivanin biitiin kismi vasatisi diiz olur. 

Pek biiyiik oldugu takdirde zikredilen bo§- 
lugu tamamen ve (aateliks) in gubei siifliyesini 
kismen orten kalin kivrim = bourelet basil 
eder. 

Kenarin kismi vasatisi muhtelif derecelerde 
agik olur. Bazilan ve umumiyetle kiigiik ve 
orta cesamette olanlan arkaya pek ziyade don- 
miig olur. Ve bu balde : ( Fo - naviculaire j 
denilen bogluk tamamen goriiniir. Bazilan da 
daha katlanmig olur; bu takdirde : Fo - na. 
ancak ince bir gizgi gibi goriiniir. Bu balde 
kismi vasatinin agikhgi mutavassittir, Pek 
biiyiik cesametteki kismi v pek zivade 
katlanmig olabilir ve bu halde Fo - na. dedi- 
gimiz boslugu tamamen kapatir ve (anteliks) in 
gubei siifliyesine yapigmig zannolunur. Bu bo§- 
lugun bu gekildeki agikhgini ifham igin mut- 
tasil : adherente kelimesi istimal olunur. 



69 



Kenann Hususiyetleri 

1 — Kenann kismi ulvisile kismi vasatisi 
ara-inda bazen kiigtik bir diigiim bulunur ki, 
buna Nodosite darwinienne denir. Bu diigiim 
ekseriya goz ile ancak goriilebilecek cesainette 
olur. Fakat temas ile kolayca tefrik oluuur. 

2 — Bazen kismi vasatinin hemen ortasinda 
bir sis bulunur ki buna : elargissement darwi- 
nienne denir. 

3 — Mezkur hususat meyaninda bir de : 
saillie darwinienne denilen bir §ey vardir ki, 
bu da kismi vasatinin dabili kenarinin hemen 
ortasinda ve testere disi gibi sivri bir cikinti- 
dan ibarettir. 

4 — Tubercule dariv. tabir olunan kabarcvk - 
ur dabi hemen hemen darvin diigiimunun 
bulundugu mahalde bulunan bir gikintidan 
ibarettir. Cesameti darviu diigiimiinden daha 
biiyiiktiir. §eklinin yuvarlakhgi ve onu orten 
gi^anin beyaz ve sedefi manzarasile darvin 
dugiimiinden tefrik olunur. Bu nadir bulunur. 

5 — Gene kismi ulvi ile 'kismi vasati ara- 
sinda sivilceye benzer seyler bulunur ki, bu 
halde bulunan kenara : Bordure echancree 
denir. 

6 — Bazen biitiin kismi vasati parmakla 
yogrulmus hamur pargasi tarzinda olur ki, 
buna da : Bordure froissee denir. 



- 70 - 

7 — Kismi siiflinin hemen hemen nisfi 
siiflisi ( anteliks ) in gubei siifliyesile kan§arak 
yalniz bir gikinti tegkil ederlerse, buna kang- 
mig kisma : Bordure posterieure fondue 
denilir. 

8 — Kismi ulvi bir kavis daire tegkil etme- 
yip te bag mezkur kismin takriben ortasinda 
bulunan az gok had bir zaviye tegkil ederse, 
buna : ( Contour superieur sign = Muhiti ulvisi 
had kenar ) denir. 

9 — Zaviyenin resi kismi ulvinin ortasinda 
olmayip ta onde kafaya dogru bir noktada ise, 
buna : ( Contour sup. enterieur = Kismi ulvi 
had kenar veya muhit ) denir. 

10 — Kismi ulvi hemen ufki ve mustakim 
bir vaziyette olup ta kismi vasati ile bir zavi- 
yei kaime tegkil ederse, buna : Contour sup. 
posterieur en equerre denir. 

11 — Kenarin mebde kismimn biraz fev- 
kinde, kismi ulvi birdenbire istikametini degig- 
tirerek kaime gibi bir zaviye tegkil eder ve 
ufki olarak veya hafifce saiden imtidat ederse, 
kismi vasati ile de bir zaviyei kaime tegkil 
eder ki, kenarin bu hususiyetine : Contour 
superieur hiconde = Iki dirsekli ulvi kenar 
denir. 

12 — Iki dirsekli kismi ulvinin iki zavi- 
yesi ayni derecede olmayip ta evvelki yani 
kafa tarafmda olan zaviyei haddeye, sonraki 



- 71 - 

zaviyei miinferice biti§ik olursa, bu kismin 
birinci dirsege kadar olan kiicuk kismi amuden 
ytikselir. Birinci dirsekten sonraki biiyiik kismi 
sukut istikameti ahr. Bu hususiyete de : (Con- 
tour superieur obtus • aigu ) denir. 

13 — Bazi kimselerin kulaklarimn kena- 
rinda eski bir dovme veya yaranin ni§am 
bulunur. Hatta bir ameliyat neticesi olarak 
kenar bulunmaz. Bu halde kenara da : Bordure 
cicatrise et gelee = iyi olmu§ veya donmu§ 
kenar denilir. 

Kulak Yumu§agi 

Le lobe 

kulagin kismi stiflisini tegkil eden yumu- 
§ak ve yuvarlak kisimdir ki, buna ( le lobe ) 
dahi denir. Bu kismi, yanaga sureti irtibati, 
bitigik olmiyan kenar tarafimn vasati baricinin 
§ekli, derecei cesameti ve hususati sairesi nok- 
tai nazarindan tetkik edecegiz : 

Yumu§agm muhiti : Contour du lobe — Bu 
muhit yanaga yakm bir sivri uc, ile nihayet 
bulursa, mubiti nazil = cont. des cendant denilir. 
Yanak ile ittisali bir " eker = equerre „ te§kil 
ederse, eker §eklinde muhit = cont. en equerre 
namini ahr. Bu muhit uzerinde yanaga pek 
yakin bir nokta da bazen agagi nazil miiselles 
§eklinde kiigvik bir sivri ug bulunur, descendant 



- 72 - 

equerre denilen bu §ekil nadirclir. Muhit yanaga 
dogru yuvarlak ta olabilir; yani evvela agagiya 
indikten sonra yanak ile birlegtigi noktaya 
dogru yiikselmig olur. 

Eger yuvarlak olan kulak yumugagi (lobe) 
kismen yanaga bitigik olursa buna mutavassit : 
intermediaire deriz. Yanakta arada agik bir 
mesafe kalmak iizere tamamen ayrilmig olursa, 
buna da (golf) korfez tesmiye ederiz. Su halde 
kulak yumusagimn muhiti icin gu beg gekil 
elde edilmig olur : 

Nazil descendant — Getvel geklinde nazil 
desc. equerre — Eker equerre — Mutavassit 
intermediaire — Korfez = golf — Yumugagin 
yanaga ittisali ladherence du lobe yumugagin 
yanaga sureti ittisali kangik olur. Eger yumu- 
§agi orten giga yanagin derisile big bir ^izgi 
ve buru§uk hasil ettneksizin birlegirse tabiri 
digerle yumugagin yanak ile noktai ittisali 
gayri kabili tefrik olursa, buna kangik (fondue) 
denir. Eger yumusak kismen yanaktan rniite- 
ferrik olursa, bunu mutavassit olarak gosteririz. 

Eger yumusak kendi gigasindan basil olan 
bir cizgi ile yanaktan tamamen ayrilmig olursa, 
buna da : Sillonnee cizgili ittisal deriz. Bu gizgi 
pek derin olursa boyle ittisale de muteferrik : 
separee yahat miitecerrit : isolee ltlak ederiz. 
Ittisalin, tamamen kangik ile mutavassit ltlak 
ettigimiz sureti arasindaki gekil dahil oldugu 
halde gu beg muhtelif sekil hasil olur : 



- 73 - 

Kan§ik, karisik; mutavasst, gizgili, miitecerrit 
12 3 4 5 

Yumugagin sathimn kabartmasi — Yumu- 
gagin sathi haricisinin kabartmasi : ( modele ) 
batik, delik olabilir : traverse. Bu halde : 
fusette naviculaire tesmiye ettigimiz bo§luk 
muhiti tizniin kisnii vasatisi ile yumugagin 
birlegtigi noktada nihayet bulmaz, yumugagin 
biitiin sathinca uzanir. 

Mezkur satih uzerinde bu uzanisin hasil 
ettigi gizginin az veya §ok gorunen, miirtesem: 
prononce olmasina gore kabartmayi pek batik : 
traverse veyahut sadece (batik traverse) olmak 
iizere gosteririz. 

Eger : fosetle naviculaire bunun muhiti 
yumusagin takriben ortasina kadar imtidat 
ederse, yumusagin kabartmasini mutavassit ola- 
rak gosteririz. Bu tarz irae • mubite ait tabi- 
rile anlatmak istedigimiz - boglugun yumugagin 
sathi uzerinde biraz imtidat ettikten sonra 
teptili istikametle yumugagin yanak ile kari§- 
tigi noktaya dogru tekrar yiikseldigi hali dahi 
ifade etmege yarar. Eger muhitinin yumu- 
§ak sathi uzerinde imtidatindan hasil olan cizgi 
pek derin olur ve yumugak sathimn bu imtidat 
haricindeki kismi pek kiigiik kahrsa, §u beyan 
ettigimiz tip ve egkal pek ziyade tereddiit 
ve igtibahi mucip olur. 

§eraiti maruza dahilinde yumu§aklar tama- 
men cizilmis yumugaklara pek ziyade miisabih 



- 74 - 

olur. Bu miiphem ve miigevveg §ekilde kabart- 
malan ifade i§in §ekli hakikisindeki tereddiide 
delalet etmek iizere (batik, delik), traverse 
kelimesini prantez iginde yazariz. Sathi gizgisiz, 
tamamen diiz olan yumugaga miittehit, yekne- 
sak = uni tesmiye edilir. 

Sathi yeknesak ve kabarmig olursa eminent 
yumugak denir. Su balde yumugagin muhtelif 
suretteki kabartmalan §u silsilei derecat vec- 
hile gorunur : 

Batik, kesik = traverse; batik, kesik - muta- 
vassit = intermediate; yeknesak = uni; muttahit, 
yiiksek = eminent. 

Kulak Yumu§aginin Cesameti 

( Yuksekligi ) Dimension 

Yumugagin deracati muhtelifede cesameti 
gunlardir : 
Kucuk, kiigiik, mutevassit, biiyiik, buyiik 
petit petit moyen grand grand 

Qizgilere ve yazilarin gekline dikkat edi- 
lecektir. 

Yumugagin Hususiyetleri 

Particularites; du lobe 

1. Yank yumugak — Malumdur ki, kadin- 
lar kiipe takmak icin kulaklarim deldirirler. 



__ 75 - 

Kiipelerini §ikanrken ekseriya kulak yumuga- 
gini amuden yirtarlar. Bu yirtik orada kahr ki 
boyle yumugaga (yank = fondu) ltlak olunur [I], 

2. Sivri yumugak — Bu nevi yumugak resi 
pek belli bir muselles geklinde olur. 

3. Murabba yumugak — Tamamen murabba 
geklinde olur. Bu nevi yumugaklar oldukca 
nadir ve hemen daima kahn ve cikmtihdir. 

4. Dahilen mail yumugak — (Qeneye dogru 
amuden inmig olacak yerde kafaya dogru dahi- 
len hafifce donmiig olur. 

5. Haricen mail yumugak — Bunun istika- 
meti evvelkinin aksidir. On tarafa donmiig 
olur. 

6. Kismi evveli biikiilmug yumugak — Bunda 
yumugagin kismi ulvisi on tarafa, kismi siiflisi 
arka tarafa donmiigtur. Heyeti mecmuasi itiba- 
rile kismi ulvinin dahili kenari - ( tragiise 
dogru ) - harici kenanndan yiiksek oldugu 
halde kismi suflinin dahili kenan harici kena- 
nndan daha aleak olur. 

[1] "Fondu - yank,, h yumu§agin amuden yirtik hatti fazla 
olan kulaklar da vardir ki, bunlar ekseriya Afrika ve Sudan 
ahalisinde ve §arkta gocebe halinde ya?ayan koylUlerle (bekta?i) 
lerde bulunur. Malumdur ki, bekksiler ?ile devresinde kulak 
yumu§aklanni amuden yirtarak demir vesaire nevinden ecsami 
sakilel talik ederler; bu, mururu zamanla yumusagin yirtigina 
amudi bir istikamet verir ve deligin hacmini tevsi eder. Bu nevi 
yumu§aklar erkeklerde bulunup tayininde zorluk cekilmez. Me?- 
hur e§kiya (Qakici) nm rufekasmdan (Deli Mehmet) olu olarak 
elde edildigi zaman kulak yumu§agmin yirtigindan teshis 
edilmi^tir. 



- 76 _ 

7. £ukurlu yumu§ak — Satin arizasiz yek- 
nesak olan yumugagin yanak ile birlestigi 
kenara karip bir mevzide takriben yumusagm 
irtifaimn iki siilusunde imtidat eden hafif bir 
gukur foscette bulunur. 

8. Virgul geklinde yumugak — Yedincideki 
eukur bunda daha belli, uzun ve virgul gek- 
lindedir. Bu adeta tragus ile antitragiisiin ara- 
sindaki kanalui imtidadi gibi zannediliyor. 

9. Bu hususiyete basit ve mail buru§uk 
(Ride) denir. Su buruguk gizgi, yumusagm tra- 
gus ile birlestigi noktadan baslar ve mailen 
biitiin yumugagi kateder. 

10. Adacikh yumugak — (Lobe Hot) bunda 
da yumusak katedilmistir. Fakat, ortasinda 
gukur iki §ubeye ayrildiktan sonra yanaga 
yakm bir noktada tekrar birle§irler. Bu veghile 
hakikaten yiiksek bir adacik teskil eder; bu 
hal nadirdir. 

11. Tuylu yumugak — Alelumum yumugak 
hafif ince tiiylerle mestur olur. Fakat sinni 
kemale gelmig bazi kimselerde bu hafif tuyler 

Duevet) kus tiiyii, ayva gibi hakikaten kil gibi 
olur. Boyle yumugagi de killi olarak ( Poilu ) 
gosterirler. 

Antitragiis 

Antitragus 

Antitragiis cilt ile mestur kivrik bir kisim 



• — 77 - 

olup yumu§agin fevkinde amudi olarak mevzu- 
dur; alelade hafif ve cikinti ibraz eder. Fakat 
bu cikinti (saillie) tamamen gayri mevcut dahi 
olabilir. Kulagin bu kismi, ilmi egkalde, meyil 
ve inhirafi, profil, one devrilmis olmasi, hacim 
ve usulu mahsusasi itibarile be§ cihetten tetkik 
ve mutalaa edilir. Mosyo (Reiss) e gore §u be§ 
ciheti birer birer izah edelim : 

1. Meyil ve inhiraf - Vinclinaison — Meyil 
ve ifihirafin istikametini tayin igin cikinti yok 
farzederek antitragiisiin kaidesi nazan itibara 
ahmr. Bunun istikameti vaziyeti ufkiyeden 
itibaren kirk bes derecelik bir zaviye teskil 
edecek kadar muhtelif meyil ve inhiraf ibraz 
edebilir. Vaziyeti ufkiyeden a§agiya dogru 
inecek yerde, bazen hafifge tragiise dogru yiik- 
selmek suretile meyil gosteren nevilerine de 
tesadiif olunur. §u istisnai olan inhiraf sureti. 
fevkalade ufki olmak iizere gosterilirse. anti 
tragiisvin muhtelif meyil ve inhiraf derecesini 
irae icin §6yle bir silsilei derecat vucude gelir: 

Mail , mail , mutavassit , ufki , ufki. 

2. Antitragusiin profili — Bir §ahsin yan 
taraftan resmi, yani profili, tetkik olunursa, 
kulak kenannin azcok kafa kemigine miilasak 
oldugu ve antitragiisun serbes kajan kenannin 
§ahistan §ahsa, mukaariyetten muhaddebiyete 
kadar mutebeddil olmak iizere bir hat tersim 



- 78 - 

eyledigi gorulur; mukaar olan antitragus ku- 
lak yumugagina kargi miinhani bir hat resm- 
eder. 

Bu nadir bir §ekildir. Hatti mustakim irae 
eden antitragus alelekser ufki vaziyet ile miite- 
rafik olarak tarn mustakim bir profil ibraz 
eder. Fakat ufki vaziyet ile behemahal miitera- 
dif olmak lazim gelmez. Mail bir istikamette 
mustakim profillere de tesadiif olunur. Muta- 
vassit istikametteki antitragusun profili bafifce 
ivicach olur. Bir de antitragusun cikintisi pek 
belli olursa, buna : (Antitragus saillant) denilir. 

Su balde antitragusun profili §u silsilei 
derecat iizere bulunur : 

^likintih, Qikintih, mutavassit, 

mustakim Cave mukaar. 

3. Antitragusun [1] serbest kalan kenari 
ekseriyetle one yani kenar haricine dogru 
donmiig olur. Bunun ziyade veya hafif oldu- 
guna ve bilakis kenara dogru donmu§ bulun- 
duguna gore beg dereceden miirekkep gu silsile 
viicude gelir : 

Mustakim, mustakim, mutavassit, 

donmiig, donmiig. 



[1] _ (Fizyonomi) Mutehassisinin yeknazarda aldanniamasi 
i?in ( antitragusler ) uzerindeki tetkikat ve mu§ahedatini ewela 
eyaz bir kagit iizerine tespit etmelidir. 



- 79 - 

4. Antitragiisiin hacmi de cikintimn cesa- 
metine nazaran §u derecat iizere olur : 

Biiyiik, biiyiik, mutavassit, kiigiik, mefkut. 
G. grand moyen petit nul 

5. Antitragusiin ahvali mahsusasi — Tragusun 
§ahistan gahisa ibraz eyledigi tahavviilat [1] 
nisbeten az oldugundan, ahvali mahsusasi anti- 
tragiise ait hususat ile birlikte irae olunur. 
Hususati mezkure bervechiatidir : 

1. Heliks ile kan§mi§ antitragiis — Anti 
tragus bazen bir cizgi ile heliksin kenanna- 

[1] Kulak, simamn tasvirine en ziyade hiztnet eder bir kisim 
olup miiteaddit girinti ve <;ikintilari hasebile o kadar miitenevvi 
sureti tesekkiil ibraz eder ki, kulaklarimn butun aksami tama- 
men yekdigerinin ayni olmak iizere iki kisjiye tesaduf etmek 
hemen gayri miimkundiir. Bundan baska bir adamm kulagimn 
$ekli tevelliidiinden vefatina kadar tebeddiil etmez. Altmi; sene 
yasami? bir adamin kulagi her devrei hayatinda ayni alaimi 
tasviriyeyi ibraz eder. 

Kulagin kenarim orten deri, kulagin cesameti, bittabi azayi 
saire gibi tahavviilata maruzdur. Fakat, kulagin ;ekli, aksami 
miitesekkilesinin istikametleri hayat muddetince degismez ve 
sabit kahr. §uphesiz sonradan ariz olan yara ve cerihalar bazi 
aksamin §eklini degistirir, fakat bu kabil arizi tahavviilat 
kolayhkla tamlabilir. 

I^te kulagin usulu tasvirdeki ehemmiyeti mahsusasi, seklin- 
deki bu sebat ve devmdan nes'et eder. Binaenaleyh zabita 
memuru, taharri edecegi eshasin kulaklarmi iyi tetkik etmege 
mecbuidur. Kulat, cehrenin muhtelif aksami meyamnda en az 
nazari dikkati celbeden bir uzuv oldugu icin bunun tetkiki 
memurini zabrtaya gu5 gelir. 

Halbuki, bir 90k vakalarda kulak iizerindeki isabetli tesh s 
ve tetkikattir ki, zabitaya miisbet neticeler temin etmektedir. 



- 80 - 

kan§ir ki, bu hususiyet hali heliks ile 
memzuc diye gosterilir. 

2. Tragustin gikintisi tamamen sivri olursa 
sivri tragus denir. 

3. Mtins/aap tragus - tragus bifuque — Bunda 
tragus az cok yuvarlak iki cikmti ibraz eder. 

4. Ttiylti tragus ve antitragtis. 

5. Bazen antitragus ile kulak yumugagini 
vasati kenari ve kismi stiflideki btikltimden 
tefrik eden derince bir cizgi tegkil etmis olur 
ki, kulagin bu iki kismim tamamen yekdige- 
rinden tefrik eder. Bu halde alelekser antitra- 
giisun gikintisi pek buyiik olur. Bu cizgiye : 
(incisure postantitragienne ) kesik sufli anti- 
tragiis denilir. 

6. Tragus ile antitragus arasinda ve mecrayi 
iizniin methalindeki kanal bu iki kismin yek- 
digerine takribi basabile bazen pek dar olur ki, 
bu da bir hususiyet tegkil eder. 

Anteliksin ust ve alt buklumleri - Kulagin 
anteliks tesmiye edilen kismi evvelce izah 
olundugu veghile tig kisimi taliden mtitegek- 
kildir ; Bunlar da kismi ulvi, kismi mutavassit, 
kismi stifliden ibarettir. 

Kismi ulvi ile kismi mutavassit ilmi eskalde 
plis superieurs tist btikltim nami altmda ceme- 
dilir. Btikltim de anteliksin kismi stiflisinde 



- 81 - 

Alt biikliim (plis interieurs) yalniz gikinti- 
sinin yahut yiikseginin az veya coklugu itiba- 
rile mutalaa olunur. Alt biiklum az Qikintih 
ise kenar lob oniine gelir ve bu surette 
kulagin kismi suflisi heyeti umumiyesile mu- 
kaar olur. Boyle olan biikliime ( mukaar = 
cave) denir. Bilakis alt biiklum pek cikintih 
olursa kenar lob kafa kemigine yakla§ir, ve 
cidari iizniin kismi siiflisi muhaddep bir 
gekil ahr. Bu biikliime (muhaddep = Vex) nami 
verilir. Alt biikliimiin mukaariyet ve muhadde- 
biyetini kolayhkla tahkik icin ince ve diiz bir 
^ubuk ahp herhangi bir noktasi tragusiin orta- 
sina temas ettirildikten sonra istikameti ufki- 
yede cubuk kulaga takrip olunur. (1) Eger 
cubuk alt buklume temas etmeksizin kenara 
dogru temas ederse mukaar cave, (2) Qubuk 
hem alt buklume hem de kenara dogru 
temas ederse mutavassit intermediaire, (3) £u- 
buk yalniz alt biikliime temas edip kenara 
dogru temas etmezse muhaddep vex oldugu 
anla§ihr. Binaenaleyh alt buklumun silsilei 
derecati §u vechile olur : 
Muhaddep , muhaddep , 

mutavassit, mukaar, mukaar. 

Ust Biikliim 

Plis superieurs 

t)st biiklum az cok buyuk bir cikintiyi haiz 

Fizyonomoni : 6 



- 82 - 

olur. Bu cikinti bazen mefkut bile olabilir. 
Bazen de pek kiiciik olur ki, bu Qikmti (silin- 
mi§ effacee ) tabirile ifade olunur. Bu halde 
kulagm bu kismimn list tarafi diiz olur. 
T)st biikliim mutavassit dahi olabilir, irtifai 
iist kenannin yiiksekliginden ziyade olmazsa 
mutavassit denir, eger Qikinti daha biiyiik ve 
kenara dogru cikintisindan ziyade olursa 
buna da : Accentuee nami verilir. Tahavviilati 
maruzaya nazaran iist biikliim de §u silsilei 
derecat iizere bulunur : 
Zahir accentuee, mutavassit, silinmig, mefkut. 

Ust Biikliimiin Usulii 
Mahsusasi (Orta Biiklum) 

1. Kenan asli daima mecrayi iizniiu tarn 
iist tarafmdan baslar. Bazen iist biikliimiin 
§ubei mutavassitasi kenara yahut tragiise 
o kadar takarriip etmi§ olur ki, bu noktaya 
temas etmig zannolunur. Bu hususiyeti Sillans 
Contigus diye ifade olunur. 

2. Subei mutavassita ile tragus arasmdaki 
mesafe ziyade olursa buna : Sillons separes 
denir. 

3. Miiteaddit §ubeli iist biikliim — Bu balde 
iist biikliim bir defa te§aup edecek yerde iki 
defa te§aup etmi§ olur. 



83 



c^ZS^^ 




Miiselles bir kulagin fizyolojisi 



- 84 - ' 

4. Kenara merbut list biiklum — Bunda 
ust buklum hemen amuden yukanya cikacak 
yerde §ubei mutavassita hizasinda istikametini 
birdenbire degi§tirerek bir hatti mustakim 
halinde muhiti ulvi ile birlegir ve onunla 
kan§ir. 

Bunlardan ba§ka hususati atiye dahi ust ve 
alt biiklumlerin usulii mahsusasi meyaninda 
zikrolunur : 

1. Fossette naniaulaire denilen bo§luk sivri 
bir u ? ile miintehi olur. Bu halde mezkur ug, 




kulak yumu§aginm hizasina kadar inmeden 
birdenbire sivri bir ug ile nihayet bulur. 

Alelade uglar, nihayeti katiyen tefrik 
edilemiyecek bir surette yumugagin hududu 
uzerinde kaybolur. 

2. Ost biiklumdeki kirmizi ur — Hematome 
kulagin butun kismi ulvisi §ekilsiz bir takim 
kabarciklan havi olur. Kismi mezkurun bu 
tagayyiir §ekli eski bir ciban veya ceriha ilti- 



_ 85 - 

yamile hasil olur. Bu hususiyete pehlivan, bok- 
sor ve terbiyei bedeniye miitehassislannda tesa- 
diif olunur. 

Kulak U§lanmn Ahvali Mahsusi 

Kulagin hususati sairesi meyanmda kulak 
uclannin gayri tabii olan egkalini dahi irae 
etmek icap eder. 

1 — Biittin uclar mecrayi iizniin igine dogru 
batmig olur. Buna : Conque repoussee denir. 

2 — uclar btitiin kenan gecerek anti- 
tragusiin arka tarafinda alt buklum ile birlegir. 
Buna : Conque traversee tesmiye olunur. 

3 — Tragus ile anteliksin arasmdaki me- 
safe ziyadesile kticuk olur. Bu halde cidari 
iizniin gekli uzun olur. Buna : Conqueetrpito, 
denir. 

4 — Tragus ile anteliks arasindaki mesafe 
geni§ olur. Buna da : Conque large denir. 

5 — Anteliksin §ubei mutavassitasi ile and- 
tragus arasindaki mesafe kiigiik olur. Buna : 
Conque basse denir. 

6 — be§incideki mesafe biiyiik olur, buna 
da : Conque haute denir. 

Kulagin §ekli Umumisi 

Kulagin ibraz ettigi egkal dorttiir : 

(1) Musellesi olur: bunda kulak yumugagi 



- 86 - 

umumiyetle nazil olup muhit ulvisi eger 
geklindedir. 

(2) Mustatil geklidir; bunda muhit ulvisi 
eger geklinde olup yumugak dort ko§e 
§ekil olur. 

(3) Beyzi geklidir; kulak en ziyade bu §ekli 
haizdir. 

(4) Mudevver olur; miidevver olan kulaklar 
alelade kugiik olur. 

Kulak Kenarlarinin Inhirafi 

Uecartement du pavilion de Voreille 

Kenarlarin inhirafi, anteliksin alt biiklumu- 
nun mukaariyet ve mahaddebiyetile ust buklii- 
miinun az veya cok olmasina tabidir. 

Ba§hca ( be§ ) §ekilde inhiraf ve tefrik 
olunur : 

(1) Inhirafi ulvidirt bunda list biikliini 
mefkut olur. Kenarin biitiin kismi ulvisi kafa 
kemiginden uzak aynlmi§ bulunur. 

(2) Inhirafi vasati; bunda kenarin yalmz 
kismi siiflisi kafadan ziyadesile ayrilmig olur. 

(3) Yalmz kulak yumu§agi kafadan (crane) 
ayrilmi§ olursa buna (inhirafi siifli) denir. 

(4) Inhiraf tam veya kiillidir ki; bunda 
biitiin kulak miittehiden kafadan ayri olur ve 
kulak kenari (boru ■ cornet) geklini ahr. 



- 87 — 

(5) Kismi ulvisi yapi§ik kulaktir ki, bunda 
kenarin kismi ulvisi kafaya temas eder. Kismi 
siifli kafadan alelade mesafe ile aynlmis, olur. 
Her kismi kafaya yapi§mi§ kulak pek nadirdir. 

Kulagin antitragiis kinlmi§ hali de inhiraf 
envaindan maduttur. Bu nevi kulaklarda yumu- 
gagin kafadan inhirafi hali tabiide olup, anti- 
tragiisiin hududundan itibaren kenari asliye 
kadar kulak on tarafa bukulmu§, katlan- 
mi§ olur. Bu nevi inhiraf arizidir, ve bazi 
kiinselerin biikulmug halde kulaklan iistune 
yatmagi itiyat edinmeleri neticesi olarak hasil 
olur. 

Kulakta Gayri Tabii Ahval 

L'insertion de Voreille 
Tavazzuu amudi 

( Insertion verticale ) Bunda kulagin kismi 
ulvisi on tarafa donmu§ ve istikameti umumiyesi 
amudi olur. 

Mail tevazzu - insertion oblique — Bunda 
kismi ulvinin nisfi eweli ;irka tarafa donmii§ 
oldugu halde nisfi digrri on tarafa mutemayildir. 
Umum kulagin istikameti ziyadesile mail olur. 
Kulagin en ziyade arka tarafta kalan noktasile 
yumugagin en on tarafina dii§en noktasindan 
gegen farazi bir hatti miistakim, tragiisiin orta- 



- 88 - 

sindan gegen farazi hatti ufki ile haddi azami 
olarak (45) derecelik bir zaviye te§kil eder. 

§imdiye kadar simanin ilmi egkal noktai 
nazanndan en ziyade haizi ehemmiyet olan 
tic kismindan : Aim, burun, kulak kisminin en 
ziyade kulak §ubesile gozden bahsetmigtik. 
§imdi aim ve burundan bahsedecegiz, fakat 
bu bahislere §iddetle taalluku olan ( dudak > 
bahsini arkaya birakacak olursak bilhassa 
(burun) bahsinde bazi mtiphem noktalara tesa- 
dtif edilmesi ihtimalini dtigtinerek, bu iki bahis 
arasinda (dudak) gubesinin aksami mtihimme- 
sini ve envaini derc ve ilaveyi elzem gordtik. 



* * 



Dudaklar 

Les levres 

Dudaklar, vechi tasvir ve egkali tespit edi- 
lecek gahsin profili tizerinde evvela tist duda- 
gin irtifai mutlaki, saniyen dudaklardan biri- 
nin digerine nisbetle gikik olup olmamasi, sali- 
sen dudaklann kenarini tegkil eden dtiz ve 
kirmizi gigai muhatiuin genigligi, rabian dudak- 
lann kahnligi noktai nazanndan tetkik olunur. 

1. Ust dudagin irtifai — t)st dudagin 
irtifai mutlaki burun deliklerinin altmdan 
dudagin alt kenanna kadar olan mesafeden 
ibarettir. Bu irtifa ktigtik ise buna : hauteur 



- 89 - 

naso - labialdetite - kiictik irtifai ufki; biiyiik 
olursa : hauteur naso - labial grand - biiyiik 
irtifai ufki denir. 

2. Dudaklann ^lkintih olmasi - la proeminence 
des levres — t)st dudak alt dudagin uzerine 
dogru ileri gikmig olursa : superieure proemi- 




nente, bilakis alt dudak gikmi§ bulunursa, 
interieure proeminente tabirlerile irae olunur. 

3. Dudak kenarlannin' geni§ligi - la largeur 
de la bordure — Bu geni§lik kirmizi gi§ai 
muhatinin mer'i olan irtifaindan ibarettir. Bi- 
naenaleyh agiz kapali oldugu zaman gi§ai muha- 
tinin irtifai hemen gayri mer'i olur. Bunu 



-90— 

kiicuk kenar : bordure petite diye gosterebiliriz. 
Bunun aksi biiyiik kenar : bordure grande - 
dir ki, bunda agiz kapah oldugu halde genig 
ve kirmizi bir bant ile muhat olur. 

4. Dudaklann kahnligi - Vepaisseur des 
levres — Bundan maksat dudaklann sathi hari- 
cisile sathi dahilisi arasindaki mesafedir. Kahn- 
ligi az olan dudaklar di§lere yapigir. Bunlara 




ince dudak denir. [Ince dudagi, kiigiik kenarh 
dudak ile kangtirmamah]. 

Harici ve dahili satihlari arasindaki mesa- 
fesi biiyiik olanlara da kahn dudak denir. 
Kenar Ve kahnliklan muhtelif surette memzuQ 
duduklara tesadiif olunur. Mesela kenarlari 
biiyiik ve kahnligi mutavassit dudaklar oldugu 



- 91 - 

gibi kahn fakat kiigiik kenarh dudaklar da 
vardir. 

Kahnhk noktai nazanndan alt dudaktaki 
tahavviilata fist dudaktan daha fazla tesadfif 
edilir. Kezalik ayni zamanda iki dudaktaki 
derecei tabavvtilat ba§ka ba§ka olur. 

Mesela fist dudagm kahnhgi mutavassit ol- 
dugu halde alt dudak pek ince olabilir. Biiyiik 
kenarh bir dudak diglere temas etmeyip harice 
donmiig olursa, fist dudak olduguna gore buna: 
superieure retrousse - yukariya bukulmiig alt 
dudak olduguna nazaran da : interieurependante 
alt dudak denir. 

Zenci dudaklan gibi hem kahn, hem de 
asik olanlara : levre lippue - kahn ve asik dudak 
tesmiye olunur. 

Dudagm sathina ait hususat ta gunlardan 
ibarettir : 

1. tlst dudagin ortasinda az 50k derin, 
hendek geklinde daima bir oyuk bulunur. Bu 
oyuk ziyade olursa buna: sillon medion accen- 
tue denir. 

2. Qatlak dudaklar - les levres gercees — 
t)st veya alt dudaklarda eski catlaklarin iltiya- 
mindan mutahassil eserler bulunabilir. 

3. Ust dudak bazen bir ameliyei cerabiye 
neticesi olarak ortasindan amuden geni§gele§- 
mi§ olur ki, bu fransizcada tavgan gagasi (agzi) 
manasina - lievre le luc - tabirile ifade olunur. 



— 92 - 

Aim 

Le front 

Aim, evvela ka§larin zeminini 5te§kil eden 
kavislerin ne dereceye kadar one dogru gikik 
oldugu, saniyen profil hattinin fne nisbette 
meyilli bulundugu, salisen irtifai, rabian geni§- 
ligi, hamisen bazi hususiyetleri nokati nazarin- 
dan tetkik olunur. 

Ka§lann zeminini tegkil eden kavisler : 
les arcades sourcillieres hufrei aym denilen 
goziin mevzu bulundugu gukurun fevkinde 
imtidat eder ve kaglara istinatgah hizmetini 
ifa eyler. 

Bu kisim, bir insan gehresine yandan 
bakilarak tetkik edilir, ve gikintilan kiiguk, 
orta, mutavassit, biiyiik gibi derecat ile tavsif 
olunur. 

(Aim) in derecei inhirafi - Vinclinaison du 
f ron t — Alinin profil hattinin derecei inhirafi 
cezri enften mururu farzedilen bir hatti ufkiye 
gore tayin olunur. Bu inhiraf ta miitebait yahut 
arkaya dogru basik, Fuyant, oblique mutavassit, 
amudi olur. 

Pek miitebait olan bir ahni irae etmek 
igin (miitebait) kelimesinin alti, kabul ettigimiz 
usul mucibince bir gizgi ile igaret edilir. 

Bundan baska profil hattinin amut istika- 
metini tecavuz eyledigi alinlar dahi mevcut 



- 93 - 

olup, profil hatti esasen amudi olmakla bera- 
ber, uzerinde aksami saireye nazaran pek farkh 
bir §i§kinlik bulunanlara §i§kin yahut kubbeli : 
bombe, proeminent aim tesmiye olunur. O halde 
ahnin derecei inhirafini berveghiati kelimat 
ile ifade eyleriz : 

Miitebait, (miitebait), mutavassit, (amudi) , 
amudi. §i§kin, kubbeli. 




Ahnin irtifai - la hauteur du front — Almin 
irtifai veghin kar§isindan bakildigi halde takdir 
edilir; ve saclann muebbeden irtikazi olan 
noktadan cezri enfe kadar olan buut iizerinden 
olculiir. Bu veghin aksami miitebakiyesine 
nisbetle elde edilen bir tul olup : Kiiguk, 
kiigiik, mutavassit, buyiik, biiyuk gibi derecata 
ayrihr. 

Ahnin geni§ligi - lv largeur du front — Dahi 
§akaklara kadar imtidat eden mesafeden yani 
aim uzerinde, onden bakildigi halde tamamen 
mer'i olan kisimdan ibarettir. 



— 94 - 

Bu da yiikseklik gibi nisbi olarak tayin ve 
kiigiik, kiiciik, mutavassit biiyiik gibi derecelere 
taksim edilir. 

Ahnin hususiyatina ( Les particularites du 
front ) gelince, onlar da bervechiatidir : 

1. Sinus - Les sinus — Cuyubu cephiye deni- 
len noktalar, ka§lann biraz list tarafmda 
bulunan hafif bir §i§kinlikten ibarettir, 




O surette ki, sinuslar mevcut oldugu zaman 
kaglarin zeminini tegkil eden kavislerin gikin- 
tiligi kaybolur. Tabiri digerle bir yiiz iizerinde 
ya kaglarin tegkil eyledigi gikintdar yahut yalmz 
sinuslar gorulur. Her ikisi ayni zamanda asla 
mevcut olamaz. 

2. Alin kabarciklari - Les bosses frontales — 
ise sinuslarin ust tarafinda bulunurlar. 



- 95 - 

3. Munhani aim - Le profit courbe — Bunda 
profil hatti kubbeli olmamakla beraber pek 
belli bir munhani resmeder. Bu nevi ahnlarda 
ka§ Qikintilan tamamen mefkut olup aim, 
heyeti mecmuasi itibarile, munhani ve mute- 
bait bir §ekil ahr. 

p \ P \ m \ 8 Js- \ 






4. Basik aim - La fossette frontale — Bazi 
eghasta ahnlarinin ortasmda ve cezri enfin 
ustiinde pek belli bir cukur bulunur ve bu 
hususiyet te alinin sair evsafi meyaninda basik 
aim vasfile ifade edilir. 



* * 



Burun 

Le nez 

Burun bir simaya en ziyade hususiyet veren 
aksamdan biridir. Burunun e§kal ve eb'adi 
pek degi§ik oldugu cihetle gahsin hututu veci- 
hesini hakkile tasvir edebilmek igin mezkur 
uzvun mufassalan tahlil ve tetkiki icap eder. 
Binaenaleyh burunu (1) cezri, (2) zahri, (3) 
kaidesi, (4) irtifai, (5) cikmtisi, (6) genisligi, 



- 96 - 



(7) hususati sairesi noktai nazarmdan tetkik 
edecegiz : 

Cezri enf - La ratine du nez — Gozlerin 
arasinda ve ahnin kismi esfeli iie burunun 
mebdei beyninde mevcut ve az gok mukaar 
olan kisimdir. Maamafih nadiren kismi mezku- 
run mukaariyetten tamamen azade oldugu da 
vakidir. halde ahm te§kil eden profil hatti- 
nin alelade temadi etmekte oldugunu goriiriiz. 
Husule getirdigi cukurun derinligine naza- 
ran cezri enf, kiig.uk, kiicuk, ( kiicuk ) , muta- 
vassit, ( biiyiik ) , biiyiik, biiyiik gibi evsaf ile 
tavsif olunur. [ §ekil : A ] 

Zahri enf - Le dos du nez — Burunun cez- 
rinden baslangic. ile nihayet 
noktasi olan burun ucuna 
kadar temadi eden profil 
hattidir. 



Uuuw. A 




Zabn enfin baghca iig gekli vardir 

1 — Mukaar , 

2 — Mustakim , 

3 — Muhaddep. 



- 97 - 

Bu son §ekilde bulunan burunlann bir 
nevine de kemerli : busque denilir. [§ekil : D], 

Bir burunu mukaar addetmek ichi cezri 
enften muntehayi enfe kadar bout du nez kadar 
imtidat eden hattin sureti vazihada cukur ol- 
masi lazim gelir. Netekim muhaddep addolu- 
nan burunda dahi hatti mezkur sureti mun- 









m 





tazamada ve harice dogru mtintehi olarak mii- 
ressem bulunur. 

Kemerli burunun muhaddep burundan farki 
§udur ki, onun resmeyledigi hatti miiuhani, 
muntazam olmayip belki kismi alasi pek miin- 
hani bir gekil izhar eyledigi halde, kismi esfeli 
oldukca miistakim bir surette muntehayi enfe 
kadar devam eder. 

Eger zahri enfin kemikli olan kismi ulvisi 
bir cikmti tegkil eder ve carpik olan kismi 
siiflisi ise bu muhaddepligi devam ettirmeyip 

Fizyonomoni : 7 



- 98 - 

bilakis igeri dogru gekilir ve sonra burun 
ucuna dogru gene muhaddep olursa buna da 
ivicagh: sinueux burun tesmiye edilir. Ivicagh 
burunlar yalmz profilleri muhaddep olanlarda 
degil, belki mukaar ve miistakim olanlarda 
dalii bulunur ve zahn enfin, heyeti mecmasi 
itibarile, mukaar bir miinhani hat, muhaddep 
miinhani hat veya miistakim hat olmasina gore 
ivicagh burunlara : 

— Mukaar ivicagh , 

— Muhaddep ivicagh , 

— Kemerli ivicagh , 

— Miistakim ivicagh 
tesmiye olunur. 

Eurunun kaidesi - La bas du nez — Bundan 
maksat burun delikleri istikametinde resme- 
dilen hattin derecei temayiiliidur. 

Mrzkur hat : Sait releve, ( sait ) , ufki , 
( nazil ) abaisse , nazil suret lerinde tecelli 
edet. 

Zahn enfin profili ile kaidei enfin derecei 
mhirafi yekdigerine esasen tabi olmiyan §ey- 
lerdir. Mesela, mukaar bir zahn rnfin nazil 
bir kaidei enf ile birlikte bulunmasi lniimkiin- 
diir. Maamafih bazi vaziyetler digerlerinden 
tlaba gok vaki olur. 

Alebkser mukaar bir zahn enf sait bir 
kaide ile miiterafik bulunur ve yukanda irat 



99 



eyledigimiz §ekil yani mukaar bir zahrin nazil 
bir kaide ile birlikte Imlunmasi pek nadirdir. 

Burunun irtifai - La hauteur du nez — Bun- 
dan da maksat cezri enfin en derin noktasile 




burun deliklerinin « n a§agi noktasi beynindeki 
mesafedir. Mezkur irtifa yiizun sair aksamina 
nisbetle tayin edilen bir buuttur, ve bunun 
icin de kttQukten buyuge kadar olan yedi 
dereceli olQiimuzii istimal ederiz. 

Burunun cikintisi - La saillie du nez — Buru- 
nun en gikik noktasi yani ucu ile burun delik- 
lerinin en dahili bulunan noktasi arasindaki 
mesafedir. Bu da irtifa gibi kiiciikten buyuge 
kadar olan derecelere aynlir. 

Burunun geni§ligi - La largeur du nez — Bu, 
burun kanatlan arasinda bulunan en buyuk 



100 



8utu"v : ft 







mesafedir. Kugiikten biiyiige kadar olan dere- 
celeri buna da tatbik eyleriz. 




Burunun sair hususiyetleri - Les particularites 
du nez — Bazi burunlar igaret noktai nazarin- 
dan pek biiyiik kiymeti haiz olan bir takim 
hususi evsaf arzederler. Mezkur evsaf burunun 
zahrina, ucuna, burun deliklerine ve cezri enfe 
ait olup berveghiatidir : 



-101 — 

( 1 ) S harfi §eklinde zahn 
enf - Dos du nez en - S. - — Bu BuJtoih,* e 
halde bulunan burunda cezir pek 
a§agiya inerek zahrin kismi ulvisi 
pek belli bir surette mukaar ve 
kismi siiflisi muhaddep olur ve 
cezr ile zahrin heyeti mecmuasi S 
harfi §eklinde goriintir. S geklin- 
deki burunlar gok kere bir kaza neticesidir ve 
ve boyle burunlarin irtifai ekseriya pek kuciik 
olur. Onlari da irae etmek igin : S sek linde 
yani S gekli pek zahir burun, S geklinde burun 
| (S §eklinde) yani hafifge S geklinde burun gibi 
evsaf istimal olunur. 

(2) Yassi zahn enf - Meplat du dos du nez — 
Bazi burunlarda cezri enfin iki santimetre 
kadar a§agisinda ve burun uzerinde bir Qikinti 
yapmamak uzere miimtet bir basikhk mevcut 
olur. Ayni hal daha a§agida yani burunun 
ucunda dahi zuhur edebilir ki, buna da : 

(3) Burun ucu yassihgi - Meplat du bout du 
nez _ Tesmiye olunur. Fakat bu basikhk artik 
miimtet degil belki miisellesi bir §ekilde olur. 

(4) Zahri enfin ince ohnasi - Le dos mince 

(5) Zahri enfin geni§ olmasi - Le dos large 

(6) Zahri enfin ezilmi? olmasi - Le dos ecarse 
dir ki, bu da bir kaza neticesidir. Ve bu sekilde 



- 102 

bulunan burun ekseriya tamamen veya kismen 
bir inhirafi enfi ile miiterafik olur. 

(7) Egri burun - he dos incurve — Bunda 
zahri enfiu yalmz kismi mutavassiti saga veya 
sola dogru egrilmi§ olur. 

(8) Eger §eklinde zahri enf - Dos du nez ere 
selle — Burunun kemikli olau kismi alasi- 
mn gadrufi olan kismi esfele nisbetle daha 
cikik olmasidir. Bu iki kismin birlegtigi ma- 

balde eger geklinde bir basiklik badis olur. 
Bu uevi burunlar marazi bir sui tesjekkulden 
ba§ka bir §ey degildir, ve esuayi bayatta zuhur 
edenler Frengi bastaligindan ileri geldikleri 

gibi fitri olarak mevcut bulunanlar dabi ayni 
hastaligin irsen ika eyledigi netayici elimeden 
ibarettir. 

(9) Ince uclu burun -Bout du nez effilelerde 
ise miintehayi enf pek ince ve sivrilmis. bir 
baldedir. 

(10) Iri uclu burun - Bout du nez groslerde 
dabi miintehayi enf adeta bir kiire tegkil eyler. 

(11) Ikiz - Bilobe — Burun uclarindaki 
kivrimlan kesik olan aksami, cildin altinda 
pek belli bir gikinti hasil eder ve her iki 
Qikinti arasindaki cukur burun ucunu adeta 
ikiye taksim eyJer. 

(12) Eger uclu burun-Bout du nez devie\erde 
miintehayi enf zahri enfin istikametini takip 
etmeyip belki az eok saga veya sola inhiraf 
etmi§ olur. 



-103 - 

(13) Gudde hastahkh burun-iVez Conperose — 
Bu halde bulunan burunlarda miintehayi enf 
ve umumiyetle zahri enfin dahi bir kismi kir- 
mizidan menekge moruna kadar tebeddiil ede- 
bilmek iizere pek mahsiis bir renk arzeder. 

(14) Sivri uclu burun - Bout du nez pointe. 

(15) Acik hacizli burun- Cloison decouvertes — 
Burun deliklerini biribirinden ayiran gadrufi 
perdeye (haciz = cloison) denir. Eger bu haciz, 
mezkur deliklerden pek a§agi iuer ve bu suretle 
pek mer'i bir §ekil ahrsa, bu hususiyeti haiz 
olan buruna agik hacizli burun tesmiye olunur. 

(16) Gayri mer,i hacizli burun - Cloison non 
apparente — Bunda burun kanatlarinin aksami 
safilesi bacizden agagiya kadar inerek ouu 
goriinmekten meneyler. §ayam kayittir ki, bu 
nevi burunlarda filhakika ufki olan kaideler 
dahi nazil zannedilir. Binaenaleyh gayn mer'i 
hacizli bir burunda kaidenin hakiki istika- 
metini tayin igin dikkat ve itinaya ltizum 
vardir. 

(17) Burun delikleri §i§kin - Narines sempar- 
tees — Bunda burun kanatlan cidari mutavas- 
sita yapigmi§ goriiniir ve ekseriya burun uzun 
olur, ayni zamanda delikler §i§mi§ zannolunur. 

(18) Burun delikleri geni§- Narines dilaibes — 
Kanatlar cidari mutavassittan pek acik ve ince 
olur. 

(19) Narines pincees — Bunda burun kanat- 
lan kalin olmadigi halde cidari mutavassita 
pek yakindir. 



-104- 

(20) Marines recourantes — Burun delikleri 
arkaya mail : Bunda her iki menfez dairen 
madar bir §i§kinlikle muhat olur. 

Hususati atiye dahi burunun ahvali mah- 
susasindan sayilir : 

(21) Burun kokii ince olur. 

(22) Burun kokii geni§ olur. 

(23) Burun kokii aleak olur (basik burun). 

(24) Burun kokii yuksek olur. 

Cezri enfin derinligi de burunun ba§lica 
aksamindan sayilir. 

Agiz 

La bouehe 

Agiz, dudaklarin birle§tigi iki nokta 
ile mahduttur. [1] Dudaklarin bu nokati 
telakisine agiz kenari : coinsan commissures 

[11 Dudaklar profil iizerinde bervechiati nokati nazardan 
tetkik edilir : , 

A — Burun ve dudaklar arasindaki mesafenin derecei 
irt if aindan, isbu mesafe ya kiiciik, ya mutavassit veya biiyiik olur. 

B — Alt veya iist dudagin disanya dogru fikikhgindan. 

C Kenann geni§liginden : I§bu geni^lik ya kii^iik, ya muta- 
vassit, veyahut dudagin muhati ( Muqueux ) kismi kabil tefrik 
olacak derecede biiyiik olur. 

T — Dudaklarm kahnhgmdan, yani dahili ve harici cihetleri 
arasindaki mesafeden, eger isbu mesafe cok kuciik ise dudaklar 
dislere yapismis bir halde bulunur. Su halde dudaklarin ince, 
mutavassit ve kalin kisimlara ayrilmasi genislik noktai nazarin- 
dan tesis edilen taksimattan ayridir. Bunlardan maada ust duda- 
gin siganmis ( Retroussee ) , alt dudagin asilmis ( Pendante ) ve 
her ikisinin sarkik ( Lippue ) bir halde bulunabileceklerini unut- 
mamahdir. 

Dudaklar, cepheden tetkik edildigi takdirde bervechiati 
tabirat ile tavsif edilir : 



105 — 



ltlak olunur. 



Kapah oldugu halde agizm cesa- 
meti bu iki kenar arasindaki 
mesafeden ibarettir. 

Agizm cesameti biiyiikten 
kuQiige kadar tahavviil edebilir. 
Usulii tasvirde yalniz pek bii- 
yiik veya pek kiiciik oldugu 
zamaii ehemmiyeti mahsusayi 
haiz olur. 

Agizm a£ikhgi — Alelade 
agiz hali siikfitte kapahdir. 
Eger agiz hali siikutte ziya- 
desile kapah olursa yani §ahsm 
dudaklarmi digleri arasina dog- 
ru gekerek dudaklan iizerinde 
giddetle icrayi tazyik ettigi zannolunursa, bunu : 





AY 7 * 




kisdmi§ agiz (La bouche pincee) diye jraeederler^ 

-Didar^rU^^ikikbiTi^Idrbxih^^ yank dudaklar, 

^^Aglfvt'ati, fethasi (Ac* .*«, kapah ajp ) husu i a< 
ASiz koseleri kalkik veya dusiik ve a gI z saga ve sola mad 
o^fbildlg? glb\ on disleri gSrunecek derecede agiz yurek sekhnde 
bulunabllin _ Doktor Edmond Lokar - 



-106- 

Bilakis §ahis daima agzim acik bulundurursa 
buna da: acik agiz ( bouche bee) ltlak olunur 
ve bu halde alt dudak asik olur. 

Agizin Hususati Sairesi 

Particularites de la bouche 

(1) Mutenazil kenarlar - Coinsabaisses — Bu 
halde agzin iki, kenan zahir bir surette a§agiya 
donmiig olur. Dudaklarin yekdigerine temasile 
tegekkiil eden hatti fasil iist cihetteu muhaddep 
olur. Miitenazil kenarlar gehrenin heyeti umii- 
miyesine §ayam dikkat bir tavn hiizun ve 
keder verir. 



J 



{ m- } { 



) \ 




Miitenazil kenarlarm kiymeti tasviriyeleri - 
Valeur signaletique — Ancak bali asli ve tabii 
olarak nazil olduklan zamana munhasir olup 
arizi bir surette mutenazil olurlarsa hie bir 
kiymeti yoktur. 

- (2) Miitesait kenarlar-Coms releves — Bun- 
da her iki kenar yukanya donmug ve dudaklarin 



-107 



hatti fasih ust cihetten roukaar olur. Agizin 
hususiyet hali vechin heyeti utnutniyesine giil- 
mege amade bir tarz verir (air d'hilarite ). 

Bu hususiyetin de kiymeti tasviriyesi mtite- 
nazil kenarlarda oldugu gibi hali asli ve tabii 
olmasina miitevakkiftir, 

(3) Sol veya sag kenar miitenazil- Coin droit 
ou gauche abaisse — Bunda kenarm biri vaziyet 
tabiiye yani ufkiyede oldugu halde digeri a§a- 
giya inini§ olur, ve agiz heyeti umumiyesile 
vaziyeti ufkiyeden inhiraf edebilir ki, bu 
takdirde ( dordiincu ) ve ( beginci ) hususiyet 




olmak uzere, sola mail agiz (4) Bouche oblique 
a gauche - (5) saga mail agiz - Bouche oblique 
a droite denir. (6) Yiirek geklinde agiz: Bouche 
en coeur, bunda list dudak arkaya biikulmiif 
ve ortasindaki cizgi ( sillon median ) pek zahir 
oltnakla beraber kahn kenarh olan alt dudagin 
iizerine kadar imtidat etmi§ olur. Agizin cesa- 
meti kiicuk ve kenarlan yukanya kalkmi§ 



-108- 

bulunur [ §ekil A. B.] (7) Di§leri gorunen 
agiz • Incisives decouvertes t)st dudak pek kisa 
olup ta hali siikutte alt dudaga temas edemezse 
iist genedeki esnam katia goriinur ki, bu husu- 
siyeti esnam katiai mer'i diye irae ederler. 
Yukarida beyan edildigi veghile agik agiz 
bouche bee halinde alt dudak hemen daima 
asik bulundugu halde alt geoedeki esnan katia 
gayri mer'idir. Esnam mezkureyi riiyete mani 
olan iist dudaktir. 

Bu hususiyet meyamnda bir de esnam 
katiadan bir veya bir kagimn gikmig olmasi 
varittir. Mesela, birinci dig gikmis, perte de la 
premiere incisive - diye gosterilir. 

Qene 

Le menton 

£enenin profilini iki kisma tefrik edebiliriz: 

(1) Kismi ulvi , 

(2) Kismi siifli , 

ki, asil gene bu kisma ltlak olunur. Tabii hal 
uzerinde buiunan bir genede kismi ulvi ha fit* 
bir basikhk ve kismi siifli hafif bir gikinti 
irae eder. Kismi ulvi basikhgile beraber alt 
dudagin kaidesini te§kil eder. Bunurjla beraber 
kismi mezkuru gene aksamindan sayarlar. 

(^ene, evvela meyil ve inhirafi umumisi, 



-109- 

saniyen cesameti, salisen alt gikintinin §ekli ve 
ve rabian hususati sairesi cihetiie tetkik olunur. 

Qenenin meyli vaziyeti §akuliyeye nazaran 
ya ileri gikmis, saillante veya geriye kagmis. 
olur; fuyante. 

Ileriye veya geriye cikmi§ genelerde list 
taraftaki basikhk umumiyetle pek az olur. 

£enenin irtifai yani genenin cesameti : 
hauteur kiicuk mutavassit, buyiik dereceleri 
arasinda tahavviil eder. 

Qenenin genisjigi - Largeur du m. — Alt 
gikintimn arzi genenin geni§ligini irae eder. 



y<$ K^i \. syj& •:. 



^ ■->. . 





*.<s&~t- * 







Bu da ktigiik, mutavassit, buyiik olabilir. 
Alt gikintimn §ekli, alt gikintiya sadece : 
(houppe) denir. Bu gikinti pek ktigiik olur 



- 110- 

veya hie gikinti bulunmazsa boyle ceneye diiz 
cene : menton plat denir. 

Boyle diiz olan cenenin profili alt dudagin 
kirmizi kisminin alt kenarindan gene altina 
kadar hemen hemen mustakim bir hat te§kil 
eder. 

Alt gikmtisi ve iist basikhgi pek ziyade 
olan ceneye : menton a houppe yani cikintih 
gene denir. Bunu, ileriye giknn§ gene ile karj§- 
tirmamahdir. Ileriye gikim§ cenede : menton 
saillant ust taraftaki basikhk ziyade olmadigi 
gibi biitiin kismi siifli on tarafa cikmig olur. 
Halbuki gikintih cenede meyli umumi §akuii 
olabilir. Fakat iist basikhk ile alt cikinti ziyade 
olmaz. 

Qenenin Ahvali Mahsusasi 

Particularites du menton 

(1) Delik cene - Menton d fosselte — Bunda 
alt cikintimu ortasinda az 50k derin, muntazam 
ve dairevi bir gukur [ Fazilet gukuru ] 
bulunur. Bu hususiyete bilhassa gikintih cene- 
lerde (menton a houppe) tesadiif olunur. 

(2) Uzun gukurlu gene - Menton a fosselte 
allougee — Bunda alt gikintimn ortasiudaki 
gukur uzun olur. 

(3) Qatal gene - Menton bilobe — Bunda 



-Ill - 

gikinti iizerindeki gukur daha uzun olup kismi 
siifliyi iki kisma tefrik eder. 

(4) Bazen genenin kismi ulvisini kisrm 

sufliden tamamen tefrik eden bir gizgi sillon 




[ A. b. c. D. N. w. ] 

bulunur. Bu gizgi pek belli ve iki ug santi- 
metre tuliinde bulunursa gene igin bir husu- 
siyet tegkil eder ki, buna : sillon sus - mentionne 
denir. 

Profilin Muhiti Umumisi 

Contour general du profit 

§imdiye kadar verilen izahat ile profili 
te§kil eden aksami muhtelifenin e§kal ve 
cesametlerini beyan ettik. §imdi de aksami 
mezkiirenin heyeti umumiyesinden tehassiil 



.-112- 

eden profilin muhiti umumisini mutalaa ede- 
cegiz. Mutalaayi teshil icin profilin muhitini 
yekdigerinden farkh iki kisma ayirahm : 

Aim ile burun muhitini havi birinci kisimda 
aim ve burun profillerinin muhitini birlikte 
ve burun ile agiz muhitini muhtevi olan ikinci 
kisimda da gene ve dudaklarla beraber agiz 
ve burunun hasil ettigi profili tetkik edecegiz. 

Aim ve Burun Muhiti 

Contour fronto - nasal 

Mumtet profil, profit continn - Bunda 
burunun sirti duz ve kaidesi umumiyetle ufki 
ve burun kokii pek kuguk olur. Alnm mili 
burun uzerinde de imtidat eder. Velhasil aim 
ve burun muhiti saclarm hizasindan burunun 
ucuna kadar bir hatti miistakim te§kil eder. 
Buna (Yunan profili - profil grec ) denir. 

Munkesir profil • profil brisk Bunda 

alnm meyli tamamen veya takriben §akul, 
burun koku kuciik olur. Burunun sirti diiz 
ve kaidesi umumiyetle yuksek olur. Burun 
s.rtmin istikameti alnm istikametile bir zaviye 
te§kil eder. 

Muvazi profil ■ profil parallele - Bunda 
alnm meyli arkaya muteveccih ve nadiren 



113 



tniitevassit ve burun kokii derin olur. Burun 
girti ve aim profil hattimn imtidadina muvaz i 
olur. 

Zaviyeli profil - profil anguleux — Bunda 
dahi alnin istikameti diiz olan burun sirtinin 
istikametile bir zaviye tegkil eder. Fakat burun 
kokii - munkesir profilin hilafma olarak -biiyiik 
olur. 

Mukavves profil - profil arque — Bunda aim 
( §i§kin - bombe ) ahnin tavsifatinda goriildiigii 
uzere kavsi profilli olur. Burun kokii mutavassit, 
nadiren biiyiik ve kiicuk burunnn sirti muhad- 
deptir. Burunun kaidesi umumiyetle al§ak olur. 
Miitemevvi? profil - profil ondule — Bunda 
da aim §i§kin yani kavis profilli olur. Fakat 
burun sirti mukaardir. Burun 
kokii biiyuk irtifadadir. 
[ §ekil : S ] 
Gene bu meyanda nisif ay 
geklinde olan profili zikrede- 
biliriz. (profil demi - lunaire) 
bunda aim arkaya kacmig fakat 
iizerinde hafif cikintilar bulu- 
nur ki alma hafifce mukavves 
bir §ekil veriri Burun muhad- 
dep ve cene arkaya kacmi§ 
olur. Profilin beyeti umu- 
miyesi nierkezi tragiis olan 
dairenin kavsine benzer . . 

Fizyonomoni : 8 




- 114 — 

Burun Ve Agiz Muhiti 

Contour naso - bucal 

Profilleri tetkik etmek istedigimiz eghasin 

burun koklerinin en derin noktalarina bir 

§akul raptedildigini farzedersek goriiriiz ki 

bazilannda §akul dudakJarin kismi haricilerile 

gene gikintisina temas eder. Bazilannda dudak- 

lar ile gene gikintisi §akuliin on tarafinda ve 

digcr e§hasta dahi yalmz iist gene gakuliin on 

tarafinda, alt gene §akuliin arka tarafinda 
kalir. 

Su farazi gakule nazaren iist ve alt genelerin 
vaziyetine gore burun ve agiz muhitine muh- 
telif isimler verilir. 

1) Zencilerde oldugu gibi ust ve alt gene- 
ler ziyadesile one gikmi§ olursa buna : prog- 
nathe denir. 

2) Her iki gene ayni hatti miistakim iize- 

rinde ve burundan maada profil balti dahi 

diiz ve amudi olursa huna da Orthognathy 
nann verilir. 

3) Yaluiz iist gene on tarafa gikrnig, geride 
ve nadircn burun kokiinden baghyan mefruz 
halti §akuli iizerinde bulunursa buna : Naso 
prognathe tesmiye edilir. 

.4) Mdchoir interienre proeminente denilen 
haldir ki, bunda yalmz alt gene on tarafa 
gikmis olur. 



— 115 



5) Zencilerde btilundugu gibi, mefruz hatti 
gakuliye uisbetle gehre tamamen ileriye §ikmi§ 
olmakla beraber alt gene ileriye dogru iist 




Miitekamil bir ve^hin plam 



-116- 

ceneyi tecaviiz ederse buna : Prognathe avec 
mdchoire interieure ltlak olunur. 

6) I^eriye batmi§ yiiz - Fase rentree en 
dedans — Bunda umumi profil prognatlarda 




oldugu gibi §akuli olmayip iceriye dogru 
maildir. Ekseriya ziyade gikintih aim ile tev'em 
olan bu sureti te§ekkiil nadirdir. 

Kafanin Profili 

Profil du crane 

Kafa, yani mabfazai dimagin tarif §ekli de 
basin muhiti umumisinin profiline ait tet- 
kikata dahildir. Fakat bunda nazari itibara 
alinacak olan kafanin gekli tabiisi degil, belki 



— 117 — 




hali tabiiye inugayir olan eskali, tabiri digerle, 
kafamn sui tesekkiilatidir. Yalniz bunlar kiy- 
meti tasviriyeyi haizdir. 



En ziyade bu kafalar 
uzerinde sahiplerinin hiivi- 
yetleri tahaliif edebilir. 
Bu nevi kafa sahiplerinin 
hutut ve evsafi umumi- 
yesi nazan dikkate alina- 
rak marta vermek icap 
eder. 



1. Basik kafa - crdno, has — Bunda kulak 
deliginden itibaren tepeye kadar kafamn irtifai 
pek kusiiktiir. Bu balde kafa yayilmi§ olur, 
giiphesiz bu irtifai santimetre ile tayin edilme- 
yip bilmukayese takdir olunur. 

2. Kulak deliginden tepeye kadar irtifai 
pek buyuk olursa buna da : crane haut yuksek 
kafa denir. . 

3. Irtifai pek buyiik olmakla beraber uzun- 
lugu yani kaglarla burun kokiintin arasindaki 
gukurdan itibaren tepeye kadar olan mesafe 
pek kugiik olursa saglar adeta tuylu bir takke 




118 



tegkil ederek ba§a gecmig gibi goriiniir ki 

bu fikri imaen buna : 

tete en bonnet apail 

tesmiye olunur. An- 

tropolojistlerin ytik- 

sek ve sivri tepeli 

dedikleri bag budur. 

4. Aim pek geri 
kacmig ve nisbetsiz 
bir surette uzun ve 
kafanin irtifai pek 
kuciik olmakla bera- 
ber arka tarafi occiput 
pek gikintih olursa 
buna : tete en besace 
denir. 

5. Bagm arkasi hemen gakuli bir vaziyette 





(t.M 





- 1]9 - 

■ve uzunlugu kiiciik olursa buna : occiput plat 
arkasi duz kafa tesmiye olunur. 

Goz Kapaklarinm Ahvali 
Mahsusasi 

Particularites des paupieres 

Ust kapaklann tamamen tevessuii — Bunda 
iist kapagin sabit kismi on tarafa nazil bir 
nevi §i§kinlik te§kil eder, ve tevessii eden 
kisim goz tamam acddigi zaman kapagin miite- 
harrik kismim setrecler. 

Bazan list kapak evvela mahreki aynin 
kemikli kenanni takip ettikten sonra kiirei 
aynin sathini takip eder ki, biraz sonra goru- 
lecegi vechile goz kapaklarinm bu hususiyeti 
ekserya mahreki aynin cukur olmasile tev'emdir. 
Bu hususiyete: Paupieres rentrantes denir. 

list kapaklann tevessiiii tam olmayip ta 
yalmz goziin zaviyei hariciyesi cihetinde olursa 
buna tevessuii harici denir. Ayni tevessiiu ciiz'i 
bittabi zaviyei dabiliye cihetinde dahi husule 
gelebilir ve buna da list kapaklann tevessuii 
dahilisi tesmiye olunur. Maamafih bu gekil 
evvelkinden daha nadirdir. Bazan sag goziin 
§akuli agikligi sol goziin agikhgindan kiiciik 
veya berakis olur. Bu acikhk farki sag veya 
sol ust kapagin itiyadi bir surrtte indirilme- 



— 120 - 

sinden ne§'et eder. Bu hususiyeti sag veya sol 
iist kapak nazil Poupieres superieures droite au 
gauche tombante diye irae ederler. 

Bazan iist kapagm agik ve muteharrik kismi 
ni sif hilal §eklinde olur ki dahilen ve haricen 
sivri bir ug ile nihayet bulacak yerde zaviyei 
dahiliyeden zaviyei hariciyeye dogru miintaza- 
men geniglenir. Japon ve ^inlilerin gozleri 
daima bu hususiyeti irae eder. Buna Yeux 
brides derler. 

Bazan alt kapagin serbest kenari birkag 
milimetre kahnliginda bir gig ile tamamen 
rauhat olur. Buna sisli alt kapak - paupieres 
interieurs a bourelet ltlak olunur. 

Bazan alt kapak tamamen gigmig ve asilmig 
olur. ve Muttehidulmerkez birgok bukliim 
plis\er tegkil eder, buna : Torbah alt kapak - 
Interieure a poche poupiere denir. 



y/ -y/>!r^*S:^ 




Alt kapak birgok buruguklan havi olursa 
buna da Paupiere interieure a pides tesmiye 



edilir. 



Bazan goz kapaklanodaki miizmin bir[iltihap 
neticesi olarak gozun agikhgi pek kugiik ve 



— 121 



kirpik mahalleri §i§mi§ ve kirmizi olur, buna da 

Paupieres chassieuses ltlak olunur. 

Bazi kimselerin goz kapaklari ziyade aglamig 
zanmni verir. 

Boyle goz kapaklarinda kirpik mahalleri 
§i§mi§ ve kirmizi olur 
ki buna da - Larmoyante 
spaupieres denir. 

Bazan da alt kapaklar 
devrilmig ve gigayi mu- 
hati az gok kanh oldugu 
halde mer'i olur, ki : 
Paupieres interieures ren- 
versees tesmiye olunur. 

Goz kapaklarinin kir- 
pikleri pek uzun, pek 

kisa, gok veya az olur ki, bu da bir hususiyet 
te§kil eder. 

( Bu halde, bir gahsin goz kapaklarini tetkik 
igin ayakta oldugu halde ba§ini diiz tutmasi 
ve ufki olarak oniine bakmasi lazimdir.) 






<&?**■*? 0? 




L.X 



(LD 



-122- 

Hadekai Ayniye 

Les globes oculaires 

Goz kapaklari arasindan hadekai ayniyenin 
pek kiigiik bir kismi rtiyet olunur. Evvelce de 
goz bahsinde kismen izah olundugu iizere 
hadekai ayniyeyi biiyiik veya kiigiik gosteren 
kapaklar arasindaki ufki ve §akuli agikligin 
derecesidir. Hakikatte hadekai ayniyenin cesa- 
metiadeki tahavviilat gayet ehemmiyetsizdir. 
Zira en kiigiik hadekai aynin kutrile en biiyii- 
giiniin kutru arasinda ancak iki milimetre farki 
oldugu bittetkik anla§ilmi§tir. Fakat hadekai 
ayniye her nekadar gahistan sahisa cesamet 
itibarile §ayani ebemmiyet bir fark gostermezse 
de vaziyetleri itibarile ekseriya miitehalif olur. 

Hadekamn goz gukurundaki vaziyetine : 
saillie du globe denilir. 




Q±P 



Hadekai ayniye ziyadesile gukura battnis 
bulunursa yeux enfonces denir. 

Boyle gukurlanmi§ gozler ekseriya kiigiik 



- 123- 

gorunur. Zira hadekamn iist taraftaki kemik 
kenarlan gozii kismen orter. 




(^ukura batmig olmayip bilakis di§anya 
gikmig olan gozlere de : yeux saillants denilir. 



r -^"' 



§a§i Gozler 

Hadekai Ayniyenin 
Hususiyetleri 

Particularites des globes oculaires 

Hadekai ayniyeden - gozbebeginin ortasindan 
olmak iizere - birer mihver gecUgini ve bu 
mibverlerin on tarafa 
imtidatini farzedersek ^*^***%^ ^ 
gortiriiz ki, ekseriyetle 
her iki kiirrei ayni- 
yeden gegen mihver- 
ler yekdigerine mu- 
vazidir. Bazi kimse- 
lerde mihverler on 
tarafta yekdigerini 

kateder. Bazi kimselerde bilakis mihverler 
yekdigerinden uzakla§ir. 

Son iki halde bulunan e§hasin goz bebek- 
lerinden biri veya her ikisi ufki acikhgin 
ortasinda degil, harici veya dahili koselere 
yakin bir noktada oldugu anla§ihr. Boyle 




125- 



■^>(<B^ 



.jJI.-Wk. 



N £< - 




<m» 



gozlere §a§i Louche denir ki, bu mahlliyetin 
fenni tabiri : Strahismedir. 




§a§iligm dort muhtelif §ekli vardir : 

(1) Sag veya sol gozlerden birinin bebegi 
dahili kogeye karip oldugu halde diger goziin 
bebegi vaziyeti tabiiyede olur ki, buna : 
Strahisme droit ou gauche convergent - sag veya 
sol miitekarip §a§i tesmiye olunur. 

(2) Sag veya sol gozden birinin bebegi 
harici ko§eye miitemayil olur, buna da : 



126 



( Miitekarip §a§i ) 



( Miitebait $asi ) 




Strahisme droit ou gouche divergent - Miitebait 
§a§i ltlak oluuur. 



'^§^ 



.sS^ 53 ^- 








(3) Her iki goziin bebegi dabili ko§eye 



•»■ <<w 




% 



— 127- 



miitemayil olandir ki, buna muzaaf miitekarip 
§a§i ■ Strahisme double convergent denir. 

(4) Muzaaf miitebait §a§i- Strahisme double 
divergent dir ki, bunda her iki goziin siyahi 
harici ko§eye biraz mutemayildir. 




Yiiksek gozbebegi- Iris releve — Gozbebegi 
kismen alt kapak ile rnestur olmayip ta kapak 
ile bebek arasiuda bant §eklinde beyaz kisim 
kahrsa, yuksek gozbebegi denilir ki, boyle 
goziin enzan - terne soniik olur. 

Bilakis gozbebegi ayni vechile iist kapaktan 
aynlmi§ olursa, al- 
?ak goz bebegi - 
iris abaisse ltlak 
ederler ki,bu, nazara 
tavn hiddet verir. 
Yuksek ve algak 

gozbebekleri, Amudi §a§ihktan (Strahirsme ver- 
tikal) bagka bir§ey degildir. 

Iki goz arasindaki mesafe pek kiiciik olursa 





-128- 

bu da bir hususiyet tegkil eder ki, bunu 
inter oculaire petit di- 
ve irae ederler. Ayni 
mesafe bazen pek bii- 
yiik olur ve buna : 

inleroculaire grand 

tesmiye olunur. Bu 

mesafe ile burun kokiiniin arzim yekdigerile 

karigtirmamahdir. Birincisi sag goziin zaviyei 

dahiliyesinden sol goziin zaviyei dahiliyesine 

kadar olan mesafedir. Ikincisi burun kokiiniin 

sirtina aittir. 

Goz (^ukurlari 

Les orbites 

Goz ^ukurlan : Kiirei ayniyenin mevzu ol- 
duklari ve etrafi kemik ile muhat bo§luklar 
ve mukaariyetlerden ibarettir. Bunlarin tegek- 
kiillerile kiirei ayniyenin, goz kapaklarinin ve 
kaglarin egkali beyninde ciddi miinasebet 
vardir. 

Goz cukurlarimn baglica dort §ekli vardir : 

1. Goz kenarlari beynindeki irtifai kiigiik 
olur, buna : Orbite basse derler. 

2. Goz kenarlari beynindeki irtifa biiyiik 
olur. Buna da : Orbite houte derler. 

3. Kiirei ayniye ziyadece batmig olursa 
boyle olan goz gukurlarina : Orbite excaves 



-129 



tesmiyc olunur. Bu hususiyete ekseriya ya§h 
kimselerde veya hastalarda tesadiif olunur. 

4. tlcunciisunun aksi olarak kiirrei ayniye 
ve ust kapak diganya Qikmi§ olur ki, buna da : 
Orbites pleines denilir. 

Boyun 

Le cou 

Boyun cehrenin aksamindan olmamakla 
beraber,usulii tasvirde gene ehemmiyeti haizdir. 
Bu da cesameti (vasati derecesi dahil degil) ve 
gosterdigi hususiyetler noktai nazanndan tetkik 
edilir. 



Boyun un Cesameti 

Dimension du cou 

1. Kisa boyun ■ cou court — Bunda ba§ 
omuzlarin arasina girmig zannolunur. 

2. Uzun boyun - cou long — Boyunun tulii 
ziyadedir. Bazen dogru, bazen inhinali olur. 

3. Ince boyun - cou mince — Boyunun geni§- 
ligi alt cenenin kulaklar arkasmda zaviyeleri 
beynindeki mesafeden pek kuguk olur. 

4. Kalin boyun - cou large — Bunda boyu- 
nun geni§ligi alt gene zaviyeleri arasmdaki 
mesafeye hemen hemen miisavidir. 

Fizyonomi : 9 



-130- 

t 

Boyunun Hususiyetleri 

Particularites du cou 

Qikmtih girtlak - Laryux saillant — Bu ma- 
lum bir hususiyettir, Boyle cikintilar, girtlak 
kemiginin pek belli olmasindan ibarettir. Bazen 
boyunda gaitre denilen bir ur ■ tumeur bulunur 
ki, bu da bir hususiyet vucude getirir. 

Buru§uklar 

Les rides 

Yiizdeki buruguklar ( tic ) kisma ayrihr : 

1 — Aim buru§uklari 

2 — Goz etrafindaki buru§uklar 

3 — Agiz muhitindeki buru§uklar. 
Evvelce tafsilen zikrettigimiz (goz ve vechin 

mubiti umumisi ) bahislerinde "goz etrafindaki 
buru§uklar„ ve "agiz muhitindeki buru§uklar„ 
bakkinda izabat verdigimiz icin, bu fasilda 
yalniz (aim) a taatluku hasebile aim buru§uk- 
larindan yani muhtasaren onlarin nevilerinden 
bahsedecegiz. 

Alin Buruguklari 

Rides frontales 

Ahnda biitiin geni§lieince imtidat eden 
yalniz bir buru§uk bulunur. Buna, ride unique 



-131 - 

totale deriir. Alinin yalniz ortasinda bir buru- 
§uk olursa buna : ride unique mediane derler. 

Qift buru§uk - ride double — Yekdigerine 
az cok muvazi iki buru§uk ufki olarak aim 
katetmig olur. Bu iki buru§uk arasindaki 
mesafe umumiyetle ortada daha biiyiik ve yan 
taraflarda daha azdir. 

Azgok ufki ve raiiteaddit buruguklar aim 
biittin irtifainca setrederlerse, bunlara da : rides 
multiples tesmiye olunur ki, kitabimizin baginda 
bunlarin egkal ve manalan hakkinda tafsilat 
verilmistir. 



Egkalin Tespiti Usulleri 

Ilmi e§kalin yardimile bir §ahsi tarif ve 
hiiviyetini tespit edebilmek igin, Paris polis 
idaresinde ilmi e§kal mutahassisi ( Alfons Ber- 
tilon) tarafiudan idare edilen (Paris tahkik ve 
tayini hiiviyet ) §ubesinin en son usul iizere 
takip ettigi tespit §eklini izah edecegiz. 

Evvela bir §ahsa ait fotograf veya (marka) 
iizerinde lazim olan malumati gormek icap 
eder. Bu izahat : E§kale ait mii§ahedati; renge 
ait malumati; gekle ait malumati ve malumati 
umumiyeyi ihtiva etmelidir. Herhangi bir taki- 
bat bu esasa gore yapilacagindan, fotografin 
bir nevi tercemesi demek olan bu izahatin, 
azanin en ince hususiyetlerine vannciya kadar 
temas etmig olmasi §arttir. "Renge ait maliimat,, 
iinvani altinda sakahn hususiyeti, saglarm 
hususiyeti, rengin nev'i, tabakai kuzahiyenin 
rengi; "e§kale ait malumat,, iinvani altinda (1) 
cephe kavsi hacibi (ka§larin iizerindeki kavis) 
irtifa, meyil, geni§lik, vesair hususiyetler. (2) 
Burun ( kaidei enfin derinligi, irtifai, gikinti, 
vus'at ve sair hususiyetler. (3) Sag kulak, men- 



133 




Paris tayini e§kal ve hiiviyet idaresinde miistamel 
olan usule gore : 

Sabikah e§hasin mesahasi §imdiye kadar tarif ve 
tavzih edilen surette yapihr ve bilahara yukardaki 
numunesi veghile, parmak ve el izleri tesbit olunarak 
fi§lere konur ve hifzedilir. 



134- 




''■m 



Fotografi, parmak izini, e§kal ve saireye ait malflmati havi 

bir fif 

( Anfosso usulii ) — Profesor " Ottoletki,, ve "Tise- 
foro „ nun polise ait miinakagalarinda ortaya atilan bu 
usul, Salus mahkemesi hakimi ( Anfosso ) tarafindan 
tasavvur edilen [ seriiilmesaha alet ] ten ibarettir. 

Bu seriiilmesaha alet, amudi bir siitundan ibarettir ki, 
bu siituna muayene edilecek §ahis omuzlarile istinat 
ettirilir. Siitun boyunca bu siituna merbut ve ufki 
vaziyette muteharrik olarak bir gubuk vardir ki, bu, 



— 135- 

gedeki kenan, yukandaki kenan, arkadaki 

tenann agikhgi, kulagin muhiti (kulak meme- 

sinin muhiti) memenin yapi§ikhgi, memenin 

gekli, memenin kutru; kulak kenan, kenann 

leyli, maktai, mukaariyeti, kulagin e§kali. 

(4) Dudaklar; irtifai, kutru, gikintisi, kenan, 

talinligi. (5) Agiz; kutru, hususiyeti. (6) Cene; 

meyli, irtifai, hususiyeti. (7) Kaglar; sureti irti- 

cazi, e§kali, kutru, rengi, hususiyeti. (8) Goz 

tapaklan ; agikhgi, hususiyeti. (9) Kiirei ayn ; 

gikintisi, hususiyeti. (10) Goz ; bo§lugu, levni, 

hiiviyeti ve e§kali zaptedilecek §ahsin omuzlan iizerinde 
tesbit edilir. Bu gocuk sirasile o §ahsin kollannin ve 
orta parmagimn uzunlugunu mesahaya hizmet eder. 
Amudi siitun iizerinde bir de bagin on ve arkasimn 
kutrunu ve tarafeynini olgmege ve hesap etmege raahsus 
bir alet vardir. Bu alete iki madeni cetvel merbuttur 
ve bu da kur§undan mamul bir §eriti ta§ir. Bu §erit, 
aletin gevresine, yiiziin cephesine oyle tevafuk ve tetabuk 
eder ki, yiiziin kenarlannin tarafeynin profili bir kart 
uzerine tersim ettirir. §ahsm iizerine bastigi zemin de 
bir aleti mahsusayi haiz olup, bu da ayaklarin solunun 
mesahasinda istimal olunur. Elhasil "Anfosso,, nun aleti, 
(Bertiyon) sisteminde miistamel olan alat ve edevatin 
kaffesini bir noktada cem ve terkibeden bir alet olup, 
yalniz bununla ayni zamanda henr boy, hem cephe ve 
hem orta parmagm ve ayagin tuliinii ve ba§in kutrunu 
mesaha etmek ve kemali siihulet ve siir'atle ve isabeti 
katiye ile prof'il ve cephenin resimlerini tersim etmek 
kabildir. 

Maamafih, elde edilen netice ( Bertiyon ) usuliiniin 
istimalinde elde edilen neticeden pek farkh degildir. 



- 136- 

hususiyeti. (11) Iki goz beynindeki mesafe ; 
(12) Burugukluk (cizgilerin egkali ). (13) Vechin 
yagh manzarasi. (]4) Yarim cehrenin muhiti 
umumisi. (15) Qehrenin muhiti umumisi hak- 
kinda malumati saire ve evsafi umumiye olarak 
atidekileri tasvir edecegiz : 

1 — Irkin alameti, 

2 — Tabirat, 

3 — Bedenin cesameti [bunun uzunlugu 

ve geni§ligi, omuzlann meyli ve 
sair hususiyeti] 

4 — Giyini§i, 

5 — Vaziyeti, 

6 — Hareketi, 

7 — Konu§u§u, 

8 — Alameti farika, 
y — Sair hususiyeti. 

Tetkik edilecek gahsin evsafi bu suretle 
yazildiktan sonra, markasi iizerine ufak harflerle 
i§aret edilir. Mesela, "Cephe iinvam „ altmda 
(goz, burun, agiz, aim). 

Meyli : 

Irtifai : 

Vus'ati : 
Suretinde kaydedilir. 

Bunlar kiigiik yazilar ve igaretlerle gosterilir. 
Viis'atin kiire igine almmasi ise, ahum genigligi 
gahsin cephesinden alinmadigi halde diger evsaf 
maktadan alindigina delalet eder. 



-137- 

Burun ve evsafi ekserya maktadan alimr. 

Kiirei ayn — Goz ucu cepheden mutalaa 
edilir. Cikinti kiire ichide bulunur ise makta- 
dan alinmig demektir. 

Markasini imla etmek iizere istimal edilen 
harfleri gifre geklinde ihtisar ve tahrir etmek 
lazimdir. Mutekamil polis idarelerinde tatbik 
edilen ( muhtasar harflerle ifade ) usuliinden 
biiyiik muvaffakiyetler elde edilmig ve icabinda 
igaretli markalar yabancilann eline gegince bir 
mana ifade etmediginden, zabita muamelati bu 
suretle tegevviigten kurtulmugtur. 

Bu itibarla, markalar tanziminde dikkat 
edilecek noktalardan biri de, mevcut delaile 
azami derecede riayettir. Bazi delail vardir ki, 
onlari tamamile zikretmek zaruridir ; numara, 
sol gozdeki tabakai kuzahiyenin muhitile hale- 
nin farki, omuzun gekli, burunun kaidesinin 
meyli, buruguklann mevzileri, viicuttaki inhina- 
lar aynen etraflica yazilacaktir. 

Kezalik, sakal ve saclann gekli de gayani 
kayittir. Zira sakal ve saglarin boyanmasinin 
nekadar kolay oldugu herkesge malumdur. 
Bazi caniler ve hirsizlar tarafindan bu usul 
istimal edilir. 

Miitebariz cephe, alti §izilmig gakuli kelimesi 
ile yazihr. Sakuli yuzun her unsuru muhtasar 
bir suretle yazihr. Eger delail pek miitebariz 
ise altina iki §izgi gizmek lazimdir : gakuli . 



- 138 - 

Burunun sirti fevkalade muhaddep olursa 

(muhaddep) bu suretle parantez iginde yazila- 
caktir. 

Burunun gikintisi 50k ise muhaddep bu 
suretle gosterilir. Iyi tayin edilemiyen delail 
miivacebesinde tereddut edilirse, parantez ile 
gosterilmek caizdir. Mesela, hafif surette kalkik 
bir burunda (kalkik) bu suretle gosterilir. 

Bir §ahsin taharrisi igin polise verilecek 
fi§ler iizerine o insan e§kaline ait mu§ahedatin 
kaffesinin kaydina mecburiyet yoktur. Mustacel 
ve fevkalade ahvalde oraya yalniz ( boy ) un 
uzunlugu, sag kulagin uzunlugu, rengi, cussesi 
ve alameti farika nevinden miihim hususiyetleri 
kaydedilir. Yukardaki bahiste beyan edildigi 
iizere tulun olgulmesi cetvel vasitasile olamaz. 
Lakin buyuklugu ve hacmi, cussesi mukayese 
edilerek takdir ile olur. Binaenaleyh bu olcii 
meselesi kismen tahmini oldugundan, eger 
fi§lerde muspet rakamlar yoksa, bu ameliyeyi 
yapacak memur biraz mumarese sahibi olunca, 
tahmin ve takdir pek dogru olur. Tarife ait 
i§areti kaydedecek gahis evvela yuzun muhtelif 
evsafim, hacmmi, kutrunu tayin etmek lazimdir. 
Takdirdeki ihtilaf, ekserya, delaili sureti mut- 
lakada gayri kabili istimal kilar. Goz bir kere 
kuturlan tayin etmege ah§ti mi, vechin evsafim 
tayin etmeklikte, o gahis igin cok zaman 
kaybedilmez. Binaenaleyh sureti takdirin dogru 




E§hasm 6lgiilii§ tarzlari 



-140- 

olmasi lazimdir. Vazih suretle mukaar olan bir 
burun §akuli gibi i§'ar edilse, delail tamamile 

yanhg olur. Bu vechile bazan hata kiictik olarak 
iki §ekilde gosterilebilir. Mesela, birinci mii§ahit 
bir gahsin arkasini hafif mukaar diye tasvir 
ettigi halde, ikincisi §akuli diye tasvir edilebilir. 

Bu takdirde burunun bu iki geklini de tesbit 
etmek lazimdir. 

Sureti telebbiise, vaziyete, tekelliime ait 
delail kaydi • miistacel vaziyetlerde ■ mecburi 
degildir. Maamafih, ekseriya §ayani tavsiyedir, 
her memurun buna riayet etmesi §arttir. En 
ufak bir ibmal ve teseyyiip muhim bir vakanin 
izini kaybettirebilir. 

Tarif edici delaili kaydedebilmek icin,evvela: 
cepheyi muayene, sonra burnu, sag kulagi takip 
etmelidir. Bilahara fi§ iizerinde tadat sirasinda 
dudak, agiz, gene, ka§, kirpik, goz, kivnntilar 
gayani kayittir. 

Nihayet fig sol goz ve tabakai kuzahiyeye 
ait malumatla ikmal edilir. Gozun rengi sakalin, 
saglarin farki da unutulmamahdir. Bu fige 
sokakta veya lazim oldugu mahallerde kolayca 
miiracaat edilebilmek igin cephe miintazam 
konmahdir. 

E§kalin sureti ihtisari 

Cephe 
Kuciik = p 
Vasat = m 
Biiyiik = j 



- 141 — 

IxOZ 

Halenin egkali : Arduvaz = a, r, d 

Halenin ademi mevcudiyeti = Ye§ilimti- 

rak - v, e, r, d 

Miidevver hale = d, Boya 
Mutekasif hale = s, San boya = j 
Miidevver ve mutekasif hale = d, s, Kesta- 

ne= s, § 

Laciverdi tabakai kuzahiye = a, z, Koyu 

kestane = m, a, r 

Mutavassit tabakai kuzahiye = y Parlak = 

s, a, 1 

Mutavassit = m 

Koyu = f 

Sakal ve Saclar 

Akaj = a, s, a, j 

Esmer = p, 1 

Kestane= s, § 

Parlak = s, 1 

Koyu = f 

Sincabi = j, r, s 

Mutavassit = m 

Siyah = n, v,, y, r 

Pasli = r, v, o, k, s 

§iddetli = v, y, f 

Renk : p, m, j 

Cephe = f, r 



- 142 - 

Miinharif = b 

Mutavassit = y 

§akulf = v, r 

Mutebariz = p, r, m, 



Burun 

Kaide = r, t 
Mukaar = s, a, v 
Sakuli = r 
Muhaddep = v, e, k 
Kalkik = r, e, 1 
Ufki = h 
Inik = a, b 
Mutemevvig = s 



Kulak 

Kulak = v, r, 1 

Kenar = t, r, a, s 

Arka = 1, v, p 

Mefkut = n, 1 

Musattab = p, 1, a, t 

Agik = v 

Yapigik = a, v, h 

Inik = d, e, s 

Yank = f 

Miiteferrik = s, e, p 

Ulvi = s, 6, (u), p 



143 



Dii§iik = p, v, s, t 




Mukatta = t, r, v 




Bitigik = (u), o, Miitebariz, e 


:, m 


Ufki = h 




Miinharif = b 




Qikik = s, a 




Mustakim = d 




Miitebariz= a, s 




Ug kogeli = t, r, y 




Beyzi = o, v 




Mudevver= r, n, d 




Siifli = y, n, f 




Yiiz 




Zaviye = j, a 




Agiz = b, s 




Sac = s, h 




Sert = f, s, t 




Hafif = I, j 




Kirpik = h, p 




Mutebariz = h, r, m 




Yanak = p, m, t 




Kirmizihk = r, v, s 




Rengi = s, y, L 




Ka§ = r, s, § 




Yiiz = v, s, t 




Irtifai = a 




Geni§ligi = ye, ta 





1 41 



Mustakim = r 

Sol = s 

Ulvi = § 

Siifli = y 

Vah§i = e 

Munharif = v 





Qene [i] 


Uzun 


= n, z, a 


Mudevver 


= m, k, e, 1 


gatlak 


= t, e, k 


Kisa 


= b, k, n 


Kivnk 


= y, r, k 


^lukur 


= k, v, c 


gikik 


= k > h c > y 


Mutavassit 


= m, t, r 


Murabba 


= n, §, m 



[1] Fransada nesil itibarile (?ene) de biiyiik tahavvul yoktur. 
Render ekseriya uzun, mutavassit ve mudevver olur. Halbuki 
sark milletleri arasmda dokuz nevi cene tesbit edilmistir. Ber- 
tilo usuliince tasviri miitekellimin eskaline ait kelimeleri ihtisar 
ederken, bu bahsa : Sureti mahsusada tertip eyledigim cene 
envainm cetvelini - Turk zabitasinda istimal edilmek uzere - 
ilaveediyorum. 



Me§hur 

Tipler iizerinde 

Tetkikler ve Miigahedeler 



Fiziy onomoni : it 





Me§hur 


Tipler 




Kit; 


jbimizin bu kisminda meghur 


tipleri 


tetkik edecegiz. 






(Portre Parle) kismin 


daki egkalin tasnif ve 


tariflerini nazari dikkata 


alarak, herhangi bir 


tipi tahlil etmek kolaylasir. 




Bu 


kolayhgi temin edebilmek igin, 


evvela 


eskali 


ve huviyetleri malum gahsiyetleri 


tahlil 


etmek lazimdir. 






Bu 


tahlili yaparken, 


ber gahsin en 


bariz 


hatlan 


iizerinde tevakkuf 


etmeliyiz. 




Hatlari tesbit ettikten 


sonra : 




1 


— Burun , 






2 


— Qene , 






3 


— A g ,z » 






4 


— Kulak, 






5 


— Goz, 






6 


— Aim , 






7 


— Zikom ( elmaci 


k kemigi ) 




8 


- Ka§, 






9 


— Saglarin rengi 






10 


— Boyun 






ve sair 


hususiyetleri bir 


kagida yazmak 


; icap 


eder . 









-148 



,.' : - v- "■■■ ■ 



Bu tahlilleri resim uzerinde yaptigimiz 
takdirde, yukandaki aksamdan hangileri bariz 
bi4§ekilde goriiniiyorsa, onlan tahlil etmek 
daha^muvafik olur. 

Esasen resimde gordiigiimuz aza ve eskalden 
hie bir tasnife dahil olmiyanlar uzerinde fazla 
tavakkuf etmek dogru degildir. 

Me sela, 
ilmi sima 
noktai naza- 
rindan, bazi 
alimler tara- 
fmdan e§kal 
ve evsafi tet- 
kik edilmi§ 
olan me§bur 
taribi tiplere 
§6yle bir goz 
gezdirelim : 

( Demos - 
ten) me§hur 
bir batipmi§. 
Kulak kiv- 
rimlari ken- 
disinin zevki Demosten 

selim sahibi Grek buranu - Hatip ve alim tipi — 

oldueunu Kaglann baglan, zikomlar ve kulak zavi- 
... yesi ile veghin muhiti umumisi fizyono- 

t ra gus le nn moni no y iia [ nazanndan ayn ayn tetkika 
(lob) a kadar gayandir. 




149 



P9ss 



y^ 



uzamasi azim ve iradesini gosterdigi iddia 
edilmektedir. 

Halbuki Demosten'in hayati tetkik edilince 
azim ve irade sahibi bir adam olmadigi anlagihr. 

Bu itibarla ha- 
tibin yalniz tragus- 
lerini nazari dik- 
kate alarak evsafini 
tespit etmek dogru 
olmaz. Demosten'in 
burunu cesaretini 
gosterdigi gibi, al- 
mndaki gizgiler ve 
alin acikligi da bir 
ilim adami oldu- 
guna i§arettir. 

* * . 
(Solon) un bu- 
runu hafif ivicagh 
burunlardan dir. 
Tragiisler yukari 
zaviyeden ( lob ) a 
kadar mukaar ola- 








Grek 



Solon 
burunu - Mutefekkir 
rak iner. Ve (lob) kulagi — Azimkar tip. Kanun 
un alt kismi yanaga ve mantikla ugragan tip. Vazii 
yapigiktir. kanun - 

Bu tipler mutefekkir ve kanun adami olurlar. 
Solon eski yunan medeniyetinde cemiyeti 



150 



kanun rabitalarile takviyeye cah§mi§ ve bir cok 
kanunlar vazetmigtir. Boynu kisadir. Boynunun 
kisahgi merhametsizligine delalet eder. 

( Solon ) hakikaten insanlara az merhamet 
eden bir vazii kanun idi. Bir insamn diger 
bir insana merhamet etmesini istigrapla 

kargilardi. 

* * 
Ayni kulak fasile - 

sinden bir tip daha : 
Eski yunan alimlerin- 
den Tokididis'in kulagi da 
(Solon) un kulagina mii- 
sabihtir. 

Tokididis'in dudaklari 
uzun, ka§lan mukavvestir. 
Tokididis'in digerin- 
den farkh bir tip olu§u, 
biraz fazla miivesvis ve 
liizumsuz soz soylemege 
miitemayil olmasidir. Bu- 
runu da ucuna dogru inhi- 
nalidir. Azimkar tiplerden 
olmakia beraber, vesvesesi, muvaffakiyetsizligini 
hazirhyan sebeplerden biridir. 

170 inci sahifadeki tipleri de resimlerinden 
ve eserlerinden tahlil etmek gok gugtiir. Bu nevi 
burunlar, eshabinin yekdigerine tezat te§kil 
eden evsaf ve meziyetleri cami oldugunu 
gosterir. 




Tokididis 
Grek burunu • Azim- 
kar tip — Alim kulagi. 



151 



Eski tipler iizerinde tetkikat yaparken, bir 
<;ok fizyonomoni alimleri en ziyade burun 
iizerinde tevakkuf etmiglerdir. 




Higbir tasnife dahil olmiyan burunlar 

Paskal'in me§hur bir sozii vardir ! "Eger 
Kleopatra'nm burunu kisa olsaydi... Arzin biitiin 
sekli degigirdi.,, Diger misallerinden sarfi nazar, 
yalmz bu soz bize burunun vticudii be§erin bir 
miihim uzvu oldugunu anlatir. 

Filhakika burunlarmin uzun veya kisa, 
yabut ta sadece bicjmsiz olmasindan bagka bir 
kusuru olmiyan insanlarin bu yiizden ne acikh 
maceralar gegirdigini herkes bilir. 

Tabiiyundan alman ( Hilstpriz ) anlatiyor : 
Raol naminda bir doktorun oyle bi§imsiz ve 
korkunc. bir burunu varmi§ ki, aiemin istibza- 
smdan kurtulmak igin adamcagiz Madagaskar 
adasina hicret etmig. Fakat orada da bu gekilde 
bir burun gormiyen yerli ahalinin istihzasina 
ogramig. Bicare doktor nihayet intihar etmig. 
Fakat san'atinden ziyade burununun bicjmsiz 



1/5 



1-4 O 



4J cs 

a 2 

be a 

S « 
^^ 

§ S 

<©*;§ 

a s 

CO CO 



45 

a 

co 

>-, 

CB 
co 

:S 

m ..• 

c 5 



T3 a 

45 .- 

a -° -s 

a id & 

a > s 



a 

45 

a 

CO 



= 3 ~ -* 



co 

-J* 

a 

cs 



•1-1 F» 



C5> 
45 



CO 

CO 



a 



urn — 

- -3 



45 S3 



a 



M 

*-> <o — 

4) OM CO 

fh 3 

3 B oj 

co 3 ja 

a cs 

J I s 

CO C 

45 S T 1 

S a H 

•FN 
(T) TO 






3 
O 

a 

45 
C/2 



- ?H 

cs co 

A > 

• fn 

45 

3 *c3 



tW FN —* 

— i u -Q 



CO 

CO 

a 5 



co 



fH '-H -FH 

U» -3 Q5 """ fH 

rt J) rt >-. 

>~> S a co 
« : 2 fa !*Pl. 

h is -g 

N .id 
:3 « 
bD.3 



CO 



a 

45 



3 f£ 

a ~ 

g 45 

-© .© 



(y -f- 

a a 

45 -4 

N 45 

:3 o. 



45 

f> 



fH 

co 

5 



a 

• fH 



eu 2 

•a a 

-2 3 

U s 

a a 

-2 -a 
o 

co* rt 

•3 a 



a 45 
13 3 

CO >FH 
_^ $-1 

45 



-. a 

45 3 

« a 



eo 

a 

CO 

FH 
Cd 

FH 

CO 

Fid 



~ a 'S =a a 



a M 



a 



FH 

a 



^ a 



CB 



45 ■ 

N 

:3 

bo 



:0 N 
bfi 

CB fl 

a -s 

« .2 

* 2° 

t a 

fH cD 
CO 

H ^ 

a .S 

eo ^4 

a -h 

FH CQ 

CO 



a 

FH 

45 -a 
a* 

a » 

CO o 
45 

s a 

>bD 3 

3 CB 

-3 N 

a 
a .« 



© .5 

JfeD' 

_- 4J 

'a « 

F© fH i 

co :o 
-14 be 



h | 

f© 'ra 

a 

eg 45 

a T3 

:D a 

b •'- , 

:© .S* 
bD 

M £ 

^-H (V) 

_45 5 

CO 

•fH « 

^ *^ 

~ CB 

s S 

a -a 

CB « 



a S S 

3 co co 

ChO ^ 

CO 

^ a n 

45 <U 

2 *s "S 

-© a <-" 



J a 

CO >-, 

a « 

•FH 

<3 45 

a .a 



co-a 

-H J4 

3 a 

eo 

O IH 

a co 

3 ^ 

N CO 

a -:*, 



U "FH 

jb a 



be 

a © 



a — 



a 3 



S & 45 H J? 

fh *3 rt r^ ,», 



3 

fH 

3 

5+H 

a 

45 



FH 

cs 

-3 . 

cs - 

© C5 

45 g 



> -© 

co 

^ a 

3 

'a g 

ra 3 

CU 45 

FHH I— I 

'U -FH 

- 2 

45 ^ 

45 —2 

— i 4J 

a - 

u a 



F^ O 

53 S « 

c -© a 

fH ™ * -FH 

CS ™ " CJl 

* fH 

45 f5 5 

03 45 " 



3 
> 

3 

a 

3 



a S a 



a -° 



CO 



a 



s 2 

F-H 3 

S 3 

•FH 3 

Wf© 



CO 


CO 


-a 


rz 


» w 


3 


i. 


~ 




CO 




fH 




CO 



L, -FH F,H 

.3 3 45 
M 45 .S 

:-■ 1-3 *S 

^ ^ be 

a -a s 

- : & 

CO 

3 r— ' « 

J ffl 3 
S^ O 

•FH CO Q 

CO © 

1-3 q 45 
3 B fq 

_2 -H -FH 

3 S 13 
h© a om 



^ "cs 

45 i-S 
cc« 3 

a 

a 

a a 

3 © 

a f© s 

-a g N - 

" S 

— 23 

-14 co 45 

45 :0 N 

"O be 3 

a "^ 

a ^^ 
j< a .2* 

* a § 

45 3 

cs fT a 

» r. 3 

a „2 £ 

^ a-° 

-i — a 

3 15 d 

CQ cb S 

Dh -id 



-152- 

* 

feklile igtihar elnvig olan doktor ( Borgmiye } 
Paris'te duvarlar ve hatta Misir r da ehramlar 
uzerine yapistirilmis olan karikatorii sayesinde 
pek miierffeh bir hayat gegirmigtir. 

Her milletin, her neslin sureti umumiyede 
giizelligi ve bilhassa burnunun gekil ve bigimi 
hakkmda ayri ayri fikri mahsuslari vardir. 

Tatarlarea burunu en az gikik olan en 
giizel ad ve itibar edilir. 

Incilin ne§ir ve tamimi icin Sen Louis 
tarafmdan Tataristana gonderilmi§ olan rahip 
( Bobrokiz ) Cengizin zevcesinin huzuruna 
kabul olundugu zaman pek giizel bir kadin 
gorecegini zannederken, burnunun yerinde 
yalniz iki delik goriinen bir kadin kar§isinda 
kahnca hayretler iginde kalmigti. 

Ince, uzunca, biraz inhinah burun Japon- 
larca ne kadar makbul ise ayni. nesilden olan 
Qinlilerce o kadar menfurdur. Qinliler yassi 
burunu severler. 

Fakat ayni memleketlerde ve ayni kavimlar 
arasinda zamamn tebeddulile burunun bicimi 
hakkindaki bu umumi fikirlerde saglann rengi 
nasil modaya] tabi ise denilebilir ki, burunun 
g'ekli de modaya gore guzel veya girkin olur. 

Bir Yunan heykelindeki burunun §ekli 
RafaeFin Meryem Anayi gosteren tablosundaki 
kadimn burununa hig benzemez. Kurunu vus- 



-153- 

tada yapilmi§ olan heykel ve tablolarda burunlar 
ince uzun ve dar olarak resmedilmi§tir ki, bu 
bize o zaman makbul ve muteber olan, giizel 
addedilen burunun bu gekildekiler oldugu 
neticesini verir. 

Sonra zamanimiza dogru biraz daha ilerler- 
sek, on sekizinci asirda ufak kisa ve toparlak 
burunlann makbul oldugunu goriiriiz. 

Birgok ruhiyat miitehassislari otedenberi 
burunun, sahibinin seciye ve ahlakina bir 
miyar tegkil ettigini soylemektedirler. 

( Albernos Paros Losyos ) namindaki raiite- 
hassisin bir risalesinde "pek cok uzun ve ko§e- 
leri biiytik olmaktan ziyade narin bulunan ve 
oldukga toparlak burunlular natuk ve efalinde 
miistakim ve namuskar, fakat kiifurbaz, haris, 
hasis ve ketum olan insanlardir,, denilmektedir. 

Kartal burunlu olanlar cok §iddetli arzu 
ve havesata miinhemik ve miitekebbir, fikri 
hamiyet sahibi insanlardir. 

Siroz, Galya, Prens Dokonte, Konstantin^ 
On dordiincii Lui, Napolyon hep kartal burunlu 
idiler. 

Italyali me§hur _hikmet§inas ( Porta ) nm 
soziine gore, horoz gagasi gibi alt tarafi mukaar 
burunlular gehvetprest adamlardir. 

Okiiz burunu gibi ucu yayik burunlular 
ahmak ve belahate alamettir. 



-154 — 

£irkin burunlu insanlar ta Kurunu vustadan 
beri bu sakathklanni izale igin bin gareye ba§ 
vuragelmiglerdir. Fakat gogu iptidai olan bu 
tetbirler iginde bundan takriben dokuz on sene 
evvel Paris'te gegen bir vak'adaki kadar ente- 
resan ve fecii yoktur. 

Paris'in me§hur mukavelat muharrirlerinden 

mosyo Lambrir, meg doellosu esnasinda buru- 

nunun ucunu kaybetmig. Olur a. Fakat o zamana 

kadar busniile magrur olan bu adamcagiza bu 

hadise o kadar fena bir surette tesir etmigti ki, 

nihayet done dolaga bir cerraha miiracaata 

mecbur olmu§, derdini agmi§. Miihim bir yekun 

tutacak mikdarda para vadetmig. Cerrab ta 

haris berifin biri imi§; razi olmug, yalniz demig 

ki : "Bu sizin arzunuz ancak diger bir insamn 

kesilecek burunile yerine getirilebilir. Buru- 

nunu size vermege razi olan bir adam bulup 

bana getiriniz. Ben onun burununu kesip size 

takacagim.,, 

Zavalh mukavelat mubarriri aylarca buru- 
nunu satmaga talip olan bir adam arami§ dur- 
mug. Nihayet bulmug. Siyastin Overniya isminde 
bir hammalla 20000 franga pazarhk etmigler. 
Hammal ve mukavelat muharriri bir gun birlikte 
cerraha muracaat eylemigler ve cerrah hamma- 
hn burununu keserek avukatinkine eklemig. 
Eklemig amma mesele bununla bitmemig. 



155 



Aradan bic kag ay gegmi§. Bu miiddet zarfinda 
takma burunla rahat rahat gezen mukavelat 
muharriri bir giin burunuDun bammala ait 
olan ucunda bir kirmizilik gormu§. Bu kirmi- 
zihk gun gegtikge buyumii§, nihayet iistiine 
eklendigi parcadan bir kismi da koparak 
diismiis. 

Zavalli mukavelat muharriri (20000) frank 
verdigine mi, yoksa yeniden eskisinden girkin 
bir surette buruusuz kaldigina mi yansin, 
derhal mahkemeye miiracaat etmi§. 

Hakimler dinlemig- 
ler, tahkikat ve tetki- 
kat yapmi§lar, neticede 
cerrahi uzun bir miid- 
det hapisle bilmem ne 
kadar cezai nakdiye 
mahkum etmisler. 



* * 



Doktor Bray ton 
me§hur yunan miite- 
fekkiri Epikiir'in evsaf 
ve hususiyetlerini tet- 
kik etmi§ ve en bariz 
i§aret olarak zikomla- 
rile alnmi fazla gikin- 
till bulmugtur. 

Fizyonomide ahni 




Epikiir 
Miidakkik ve mii§kul- 
pesent tip - Derin du§iin- 
celi — Evvela du§iiniip 
sonra yapan adamlardan. 



-156- 
Biribirine benzemiyen kulaklar 




Kitabimizin ikinci kisminda bu kulaklann kisrm 
azami ( ilmi egkal ) noktai nazanndan tespit edilmiftir. 



— 157 — 

gikik olan kimse 50k mtigkiilpsent olarak tes- 
pit edilmi§tir. Halbuki almi gikik insanlara 
pek az tesadiif edildigi igin, Epikiir'iin goster- 
digi hususiyetler gayam kayit goriilmtigtiir. 

Epikiir'iin bir diger hususiyeti de buru- 
nunun fazla sarkik olugu idi. Doktor Brayton 
bunu da : "Evvela diiguniip sonra yapan adam,, 
diye tavsif etmigtir. 

Epikiir filhakika, asarile de sabittir ki, cok 
miitefekkir ve derin diigiinceli idi. Hayatinda 
diigiinmeden yaptigi bir gey yoktur. Eski 
yunanhlar Epikiir'iin heykelini yaparken : 
"Hepimiz onun gibi olahm !„ demiglerdir. 

Biiyiik Iskender 

Suriyede Fransiz asari atika heyeti tarafin- 
dan miitareke senelerinde yapilan taharriyatta 
( tskenderi Kebir ) e ait birgok eserler ve bu 
meyanda en hakiki simasim gosteren heykeller 
bulunmugtu. 

Fransiz fizyonomi miitehassislari bu hey- 
keller iizerinde tetkikat yaparak, Iskenderi 
Kebirin haiz oldugu evsafi tesbite cjaligmiglardir. 
Igkenderin bilhassa sag kulagi, biitiin tragiis- 
leri ve tahlil edilecek kadar mazbut gizgilerile 
bugiine kadar bozulmayip kalmistir. 

O devirde bu heykeli yapan heykeltraglar 
( tskender ) in hututu veghiyesini bittabi ken- 



-158 




disine bakarak ve cok yakindan tesbit etmt§- 
lerdir. 

Boyle oldugu kabul edilir3e, kulak ve sima 
cizgileri iizerinde 

tetkikat yapmak 

inikam basil olur. 

Nitekim evvela 

Amerikali fizyo- 

nomi mutehassis- 

lan bu fikri ileri 

surmii§ler ve mii- 

teaddit heykelle- 

rinden hepsinin 

yekdigerine ben- Biiyiik Iskender 

zemesmden de o Grek burunu - Cengaver ve ha- 

devir heykeltra§- Jaskar tip. Kulak zaviyesi, iyilige 

lanniD hayali ve ^ arti inhimaki ve himayekarligi 

uydurma heykel irae ec ^ er - 

yapmadiklan kanaatini elde etmi§lerdir. 

Fizyonomi mutehassisi doktor ( Brayton ) 
Iskenderi Kebirin en bariz evsafindan evvela 
sunlan tespit etmi§tir. 

1 — Cengaver, 

2 — Halaskar, 

3 — lyiligi sever, 

4 — Diigkunlere kar§i himayekar, 

5 — Hassasiyeti fazla.. 



-159- 

Doktor Brayton'a evvela bu resim iizerinde 
tahlil yapmasmi rica etmi§ler ve bu rcsmin 
kime ait oldugunu soylememiglerdir. 

Profesor, bariz batlari tetkik ederek yukar- 
daki te§hisi koyduktan sonra, diger alimler 
(Iskender)in hayatini tetkik etmi§ler ve yiizde 
seksen isabetle ayni neticeye varmi§lardir. 

"1. iskenderi Kebir bir §ok milletlerle 
harp etmi§tir. 

2. Bir 50k milletleri esaretten kurtarrmg, 
onlara hurriyet vermi§tir. 

3. Istila ettigi memleketlerde zuliim ve 
i§kence yapmamig ve esirlere garap ikram etmig, 
sefilleri doyurmugtur. 

4. Merdane cenk eden kumandanlari esir 
aldigi halde kiliglarim almamig ve ifgal ettigi 
iilkelerde evvela aclan doyurmak istemigtir. 

5. Iskenderi kebir cengaver bir hiikumdar 
olmaktan ziyade fazla hassas bir kumandandi 
ve milletleri yalmz gurur ve azemetile degil, 
hassasiyeti ve goniil ahcihgile de teshir etmigti. 
Babil'de, gehrin biitun kizlari Iskender'e ilani 
agk etmiglerdi.,, 

Amerikah bir bagka miitehassis ta goyle 
diyor : 

"Iskenderi Kebirin kulagi elimize gegtikten 
sonra, kulak iizerinde yapilan tetkiklerdeki 
isabetler yiizde doksan nispetine gikmigtir. 



-160- 

Tragiis ve anteliksleri bu kadar vazih bir kulak 
uzerinde gok kolay tetkikat yapilabilir.,, 

Goriiliiyor ki, heykeller uzerinde bile • e§ka- 
linV vazih olmasi gartile - tahlil yapmak ve 
hiiviyeti tespit etmek imkam vardir. 




, Viclo« Rug 



Bu simalardaki hususiyetleri tespit ediniz ! 

1 — J. - J. Rousseau. 

2 — Moutsou - Hito. 

3 — Ibsen. 

4 — Moliere. 

5 — Victor Hugo. 

Yukanda, dort fikir adaminm arasinda 

gordiiguniiz Japon imparatorunun resmi, fizyo- 

nomonide zikomlari itibarile bu meyana ithal 
edilmi§tir. 

(Ibsen) harig olmak iizere, dorduniin gene- 
leri de ayni fasileden olu§u, gene itibarile de 
bu tasnifi viicude getirmi§tir. 

Maamafih ( Moutsou - Hito ) da miitefekkir 
ve guurlu bir impratordu. Fikir itibarile de 
bir ayriliklari yoktur. 



* * 



161- 




J -D. T-noaicli 



Bu tipler ne noktadan §ayani dikkattir ? 

1 — J. B. Lamarck 

2 — Goethe 

3 — Vespasien 

4 — Voltaire 

5 — C. Colomb 

Yukardaki tipler, yekdigerine zit evsaft 
luiyitl erdir. Kiraisi ka§if, kimisi de 
fikir adami. 

Cinsiyetleri de ayridir : 

Kristof Colomb ingiliz, Vespasien Romali, 
Voltaire ve Lamarck fransiz, Goethe de 
a mandir. 

Irklann insan tegekkullerinde gosterdikleri 
tahaliifleri hatirlatmak icirj, bunlann hangi 
milletlere mensup olduklarim yazmak mecbu- 
riyeti hasil olmu§tur. 

liu §ahsiyetlerin hususiyetlerine gelince : 

J. - J. Rousseau — Burnu hafif kemerli, 
agizi biiyiik, ahni arkaya dogru genig, hoyuuu 
uzun, genesi toparlakti. Sert baki§lari vardi. 

Goethe — Bagi buyuk, boyunu orta, zikom- 

Fizyonomoni : .1.1 



- 162- 

lan cikik, burun grek, tragiisler kivrik, lob 
miiseJles, gene sivri, gozleri ufak, bakislan 
magmum. 

Vespasien — Hain bakigli, cok kisa boyunu, 
murabba gene, dudaklar yapi§ik, kag ba§lan 
bmbirine yakin, kulak lobu murabba. 

Voltaire — Kemerli burun, murabba gene, 
aim cikik, zikomlar bariz, boyun kisaya yakin 
bakiglar mulayim. 

C. Colomb — Genig ve acik aim, mudevver 
gene, kisa boyun, zikomlar gayn mer'i, kaglar 
catik, burun diiz ve inbinasiz. 

Bu gahsiyetlerin tarihte biraktiklan eserler 
malumdur. Tetkik edilirken eserleri evsafile 
kargilagtmlmalidir. 

* 
* * 




Duu^pire. Gladst 



Sert bakigh tipler : Gozleri, ahnlan ve boyunlari 
tetkik ediniz ! 

1 — Gladstone, 

2 — Dumas pere, 

3 — H. Spencer, 

4 — Balzac, 

5 — Beethoven, 



-163 - 

Bu §ahsiyetlcr arasinda - Dumas Pere'den 
dordiiniin bakiglan, goz muhitleri yekdigerine 
tamamen mugabibtir. 

Boyun te§ekkiilleri, beginin de aynidir. 

Dumas pere bu tasnifte yalmz goz tegekkiilii 
ve goz muhitindeki tehaliif itibariie aynhr. 

Musikiginas, diplomat, filozof ve muharrir 
olarak inubtelif mesleklerle evsafi yekdigeriu- 
den ayrilau bu tipler : 

1 — Gozleri 

2 — Aim Ian 

3 — Boyuulari 

Arasmdaki miigabihet dolayisile ayni (asnife 
dabil olmuglardir. 




Boyun, cene ve aim itibariie yekdigerine 
benziyen tipler 

1 — Lamartine 

2 — P. Larousse 

3 — Newton 

4 — Lord Bayron 

5 — Tbiers 



- 164- 

Bu tipler yekdigerine tamamen zit te§ek- 
kulleri havi olduklan halde haleti ruhiyeleri 
yekdigerine az cok mii§abihtir. 

Fizyonomide bu beg §absi da azimkar, 
vus'ati hayal ve tefekkur sahibi olarak gostere- 
biliriz. Maamafib be§inin de alinlan acik ve 
gikiktir. Boyuu yukseklikleri orta ve kalindir. 
Hepsinin de maceraperest ruhlari vardir ve 
yalniz bu tezahiirlerle yekdigerine benzerler. 

# 

* * 




Bu tipler ne noktadan §ayani tetkiktirler ? 

1 — Siileyman II. 

2 — La Fontaine. 

3 — Michel (Caravage). 

4 — Renan. 

5 — Dante. 

Muhtelif milliyetlere mensup olan bu tipler, 
burunlannin benzeyisleri itibarile bu tasnile 
dahil olmuglardir. 

Bu be§ §ahsi, fizyouomonide inatci ve 
azimperver tip olarak ta gostermek mumkundur. 
Be§i de cemiyetle miicadele etmi§ insanlardir. 



— 165 — 

Ikinci Stileyman bile kanunlarda islahat yap- 
mak ve adalet tevziinde fazla hassasiyet goster- 
mek gibi hususiyetler ibraz etmi§tir. 

Ernest Renan hiikiimetle miicadele etmig, 
reiskara gegtigi zamanlar bile miihim §ahsi- 
yetlerle miicadele etmekten geri kalmamistir. 

Dante'nin hitabeleri me§hurdur. La Fontaine 
cocuk hikayelerile cemiyeti intibaha davet 
etmi§tir. Be§i de inatgi tiplerdendir. 

* * 




Yekdigerine zit evsafi haiz be§ tip daha.. 

1 — Schiller. 

2 — Bismarck. 

3 — Ignace de Loyola. 

4 — Emil Zola. 

5 — Mozart. 

Schiller — Burunu uzun ve uca dogru mu- 
kaardir. Boyunu cok kisadir. Qenesi murabba- 
dir. Dudaklari ince ve ufaktir. 

Bismarck — (^enesi miidevver, kulak /oMan 
kafaya biti§ik, zikomlar belirsiz, aim gikik, 
tragiisler oluk gibi, ka§lar catik. 






.H a 

rQ CB 

43 c 

at*-.© 
a 

a 
«r. * » 

- »© o 

O X) 



- — 



CO» N 

3 •& 



43 

CO 

43 

OJ 

co 



CB 3 

— * * H" 

3-3 



a an E 

N i — i 

>— v 03 

h— ' as 



S °- 



I 1 



a 

s 

Sh 

3 
-3 

Sh •- 



u 
Ed 

a _2-e 

-* .5 a 

CO 43 

-3 --4 



s. 

CB 



-T n 3 



13 



a 



CB j> 



— 03 
>bJD fl 

cb a 



I 



03 
> 



a 
a 

o 
-a •-; 



03 
03 

a 

:S 

Q ^ CB 



_3 
-- 

030 

03 

a 

03 
CJ» 

a 
a 

-3 
03 

SH 

o 



>b£ 
co 

"3 

co 
CB 

a 

• fH 
OM 

15 

"FN 

CO 

3 



03 

O 

3 
:3 

Cf» 

:3 

-3 

u 

CB 



a a 

_* © 
"-■ t> n 

B "3 



Q " 




J3 
"o 

o 

CO 



CO 

CB 
C 



CB 
N 

o 



3 
CB 

a* n g 

CB CB 

.a -s 



3 



- 3 
co *-H 

OJ f^h 



i A CB 

— * <w CB 

CO Sh 

3 ._ CB 

a £ n 
<0 WIS 

> « a 



_-. cb _^ 

^•g b 

„ 3 a 



h S3 



u 

43 



03 

3 



CB 

SH 

CB 



r^ m <d t-i -i-i 



go 

I S S 1 * > 

S -2 — 03 03 

Oh "O CO) — < 



'O -3 *- 



CB 

s 



CB to A , 
-a cb O ' 

m CB O 
03 „ 

St-'© 
3 ja cc 
o- a , 

•I— I > 



-J 



« j* -a 5 

FH CB -FN ^ 

a a _a s 

cb bo cb 

« sh- ■£ w 

.2 03 



— i t» J4 •—* sh 



CO 


3 

Sh 


CB 


CB 






■3- 




a 


CB 


CB 


03 


— 


"3 


"3 


Sh 


r« 


Sh 


•FN 


tu 


03 


-C 


CO 






a 




3 


CB 


a 


3 


Sh 


CB 



= --H -3 



-167 — 

rilarak Despotizm'i yikmak ister gibi g6riinmu§ 
ve bu meslekte bizzat kendisi Despotizm'i tesise 
^ah§mi§tir. 

Emil Zola'mn : "Bir timarhane kagkini !„ 
diye tavsif ettigi Ignas, Fransizlar lgin - fizyo- 
nomi noktai nazarmdan - cok §ayam tetkik 
tiplerden biridir. 

Almanlar (Bismark ) 1 §ecaat ve cesaretin 
dmsali olarak gosterdikleri gibi, Fransizlar da 
Ignasi rniitefekkir bir meenuu diye tetkik eder- 
ler. Halbuki Ignas fazla alim bir adarn da 
degildi. 

Eger Ignas papas olmayip ta faraza ayak 

takimindan bir adam olsaydi, mutlaka kalpazan 
ve yankesici olurdu. 

(^iinku, fizyonomi mutehassislan Ignasin 
elini tetkik etrnigler ve fotografini alarak uzun 
miiddet tablil ile meggul olmuglardir. 

Bu elin ibraz ettigi bususiyetler, ancak bir 
kalpazan ve yankesici elinin gosterdigi bususi- 
yetlerle olciilebilmi§tir. 







Bu tiplerdeki hususiyetleri gorebilir misiniz 



-168- 

1 — Muzaffereddin §ah 

2 — Tamerlan 

3 — Garibaldi 

4 — Haydn 

5 — Gambetta 

Diplomat, mucit, miitefekkir, hiikiimdar ve 
musiki§inas tipleri bir safta tetkik etmek 
elbette 50k mii§kuldur. 

Bu tasnifte : 

1 — Muzaffereddin : Belahet, zaaf 

2 — Timurlenk : Azim ve hunhvar, 

3 — Garibaldi : Tefekkiir ve tereddiit 

4 — Haydn : Keder 

5 — Gambetta : Itimat 
ifade ve telkin eder. 

Timurlenk'in murabba genesile arzettigi 
evsaf yekdigeriue cok uygundur. 

Timurlenk, tarihte malum oldugu iizere, 
liizumsuz yere bir cok insanlari telef ve ihlak 
etmi§ ve bigiinah esirlerin kanlarim dokmii§tiir. 

Fizyonomi miitehassislarindan profesor 
Brayton, Timurlenk'in hususiyetlerini ara§tirir- 
ken, burun deliklerini kalin, §i§kin ve gayri 
tabii bulmu§tur. 

Brayton: "Timurlenk'in 50k riyakar ve alda- 
tici baki§lari vardi. Muhitine itimat telkin 
etmiyen bu adamin esasen hie, kimseye de 
itimadi yoktu. Yalniz anut ve azimkar bir 



- 169 - 

hukumdardi. genesinin ve zikomlannin geni§- 
ligi de bunu ispat eder.,, diyor. 

(Hydn) nin keder ifade eden simasina 
gelince: Hydn biitun omrunce kendini hayatta 
muvaffak olamamig bir insan addettigi icin 
daima magmum ve miikedderdi. Musikide 
yaptigi §6hreti oliimtinden sonra temin etmistir. 
(Hydo) fazla gulmezdi. Bu da ne§'esizligin- 
den ileri gelirdi. 

Musiki aleminde biraktigi cok kiymetli eser- 
lere ragmen bu buyuk san'atkar, olumune kadar, 
meyus ve muteessirdi. 

Bu teessur (Hydn) nin simasmdaki hatlann 
heyeti umumiyesinin ifadesidir. 

Bir cok insanlar vardir ki, yuzlerine ba- 
kinca : — Ne kadar neg'eli adam... dersiniz ! 
Bazi kimselerin de, ( Hydn ) gibi, derhal yiiz- 
lerinden teessur ve kederleri okunur. 




Aim, ba§, burun ve baki§lan yekdigerine tezat 
te§kil eden tipler 



- 170 - 

1 — Washington 

2 — Dumas fils 

3 — Dalayrac 

4 — Shakspeare 

5 — Salisbury 

Aim, bag, burun ve bakislan hatta diger 
egkali vechiyesi yekdigerine tezat tegkil eden 
birgok tipler vardir. 

Mesela ( Dumas fils ) ile ( Shakspeare ) in 
burunlan bir hatti mustakim ile agagi dogru 
inmig duz ( Grek ) burunlardandir. Halbuki 
ahnlan bir farkla ayrihr : 

Shakspeare — Kag iistunden ug santim 
gensmde hafif bir gikinti baglar. 

Dumas fils — Ka§ ustunden arkaya doeru 
mailen yiikselir. Bunlari : 

Shakspeare — Daha azimkar 
Dumas fils — Az azimkar ve rnutevazi §ek- 
linde de ifade etmek mumkuudiir. 

Cenelerinin de yekdigerine muhalif teza- 
hiirleri vardir : 

Shakspeare — Muselles genelidir. 
Dumas fils'in cenesi yuvarlaktir. 
Ikisinin de zikomlan ayni gekildedir. 
Dumas fils'in kulaklan fazla kivriktir. 
Shakspeare'in kulak kenarlan daha fazla 
diiz ve kivrimsizdir. 

Shakspeare bu kulak tegekkuliine gore, 
kendi sahasmdan ba§ka bir sahada mesela 
musikide cok daha fazla meghur olabilirdi. 



-171- 

( Shakspeare ) e, kendi devrinde, ilmi sima 
miitehassislarindan bir doktor : 

— "Kirk yasindan sonra bile musikiye 
galigsaniz inuvaffak olursunuz ! „ 

Demi§tir. Bu da gosteriyor ki, Shakspeare'in 
musikiye istidadi, o devrin fizyonomi miite- 
hassislannin da nazari dikkatini celbetmigtir. 

Wasbin^ton ve Salisbury de diplomaside 
muvaffak olmu§ sabsiyetlerdir. Profesor (Reiss) 
bu iki zat icin §6yle bir tasnif yapiyor : 

"Washington'un burunu kemerli fakat asa- 
giya dogru fazla miinbarif idi. Qenesi musellese 
yakin sivri idi. Zikomlar duz ve ahm az gikin- 
tih idi. B'oyunu kisa goriiniiyordu. Salisbury de 
asagi yukari ayni e§kali haiz olmakla beraber 
yalniz burunu kemersizdi ve ahm daha fazla 
toparlak ve agikti. Ikisi de, memleketlerinin 
siyasi vechelerini degi§tirmege muvaffak olmu§, 
miicadeleci ve niifuzu nazar sabibi diplo- 
matlardi.,, 




Hig bir tasnif e giremiyen tipler serisinden 



-172- 

1 — Wagner. 

2 — Raphael Sanzio. 

3 - Kant. 

4 — Roosevelt. 

5 — Michel - Ange. 

Bu tasnifte, gene kemikleri gayn tabii dene- 
cek kadar genig olan Michel ■ Ange'i istisna 
edersek, digerleri : Burun, goz, kulak, gene ve 
zikom tegekkiilii noktai nazanndan yekdigerine 
hig miigabiheti olmiyan tiplerdir. Fakat, burada 
bir arada tetkik ediliglerinin sebebi, agagi 
yukan ayni haleti ruhiyeye malik olmalandir. 
Amerika reisi cumhuru Roosevelt inatgi, irade 
ve azim sahibi, uzagi gorur bir devlet adami idi. 

Wagner de bir musikiginas olmasma rag- 
men Almanya'da mill! tegekkullerde gahgmig, 
koyluye vatan muhabbeti telkin etmig, inatgi, 
azim sahibi, durendig bir san'atkardi. 

Felsefi fikirlerini kolayhkla negr ve tamime 
muvaffak olan (Kant) ile san'atkar (Rafael) in 
burun ve agizlan, hatta gene uglan biribirine 
gok benziyordu. Hayatlarmda da bir gok ben- 
zeyiglere tesadiif edilmigtir : 

Kant — Fikri hayatta mucadeleci bir adam 

olmakla beraber, zevk ve eglencesini de ihmal 
etmemigtir. 

Raphael — San'atinda gok titizlik gosteren 

mugkulpesent bir san'atkar oldugu gibi, geng 

yagmda kadinlann ve sefahatin kucagjna dug- 
miigtiir. 



173 



Her ikisinin de sima tegekkiilii erkekten 
ziyade kadin tegekkiiliine miigabihtir. 

Kant daima inatgi ve fikrini her yerde 
kabul ettirmek isterdi. 

Raphael nadiren prensiplerinde fedakarlik 
yapar, muhltine uyardi. Bir fizyonomi miitehas- 
sisi Raphael'den bahsederken: "Daha gok gengti. 
Muhiti tarafindan gok sevilmi§ti. Ya§i ilerledikge 
inatgihgi ve hotbinligi artacakti.,, diyor. 



Irklara Gore 

Degi§enEvsaf 

ve Mizaglar 

I 

Bundan on 
sene evvel Parise 
bir bedevi §eyhi 

gelmigti. Fizyo- 
nomi mutehassis- 
lari derhal gey- 
hin etrafini sar- 
dilar ve kendisini 
tahlile bagladilar. 
Miitehassislar 
koymuglardi : 

1 — Gozleri : 

2 — Burunu : 




Cengaver ve cesur bir bedevi tipi 
bedevi geyhine gu teghisi 

Hilekar 
Korkak 



3 — Agzi : Geveze 

4 — Dudaklari : ^ehvttprest 



-174- 

5 — Boynu : Ince ve korkak 

6 — Qenesi : Iradesiz 

7 — Aim : Az diisiinceli 

8 — Kaglan : Peri§an fikirli 

9 — Kulaklan : Sefahete meclup 
10 — Saglari : Hassas 

Halbuki, bedevi §eyhi Paris'e midesini 
tedaviye geimi§ti. Yirmi gun iginde i§ini bitirdi. 
Ve bu miiddet zarfinda bastanedeki odasiudan 
bir yere gikmadi. 

Kendisile sik sik g6rii§eu fizyonomi miiL- 
hassisi bir miiddet sonra bedevi §eybinin evsa- 
fim §u suretle tespit etmi§ti. 

1 — Qok samimi 

2 — r Qok cessur 

3 — Az soz soyler 

4 — Hayatta hig bir kadinla temas etmemis 

5 — Hig bir geyden korkmaz 

6 — Azim ve irade sabibi 

7 — Fazla dugiiuur 

8 — ( Dogru ) 

9 — Sefabatten boglanrnaz 
10 — Hassas degil. 

Fizyonomi miitebassismm eski tesbisinde 
yalmz 8 numarah tarifi isabetli idi. Digerleri 
tamauien evvelki te§bisin zidih olarak zuhur 
etmi§tir. 

Bu tecriibe gostermigtir ki, irklar tebaliif 
ettikge, insanlarm evsaf ve mizaglari da 
degigiyor. 

Simdiye kadar, biiliin etutler, beyaz irklar 
iizerinde yapilmigtir. 



-175- 

Irklar arasiuda gorulen bu tebaluf pek 
tabiidir. £imkii onlarin gosterdikleri e§kal 
tezabiirleri tamamile Avrupahlannkinin ziddi- 
dir. Mesela sag uzerine otuzdan fazla teghis 
koumugken, bu irkm bemea hemea saglan bir 
te§hisle ( kivircik ve siyah ) olarak ifade ve 
tespit edilebilir. 

Diger sima te§ekkiilleri de ona gore tebaluf 
etmektedir. Avrupai irklarin zikomlan, kulak 
kenarlan, ceneleri, burunlan tamamen bagka- 
dir. Zencilerin ve Berberilerin tegekkiilleri ise 
biisbiitiin ayridir. §upbesiz ki, bunlar iizerinde 
yapilacak etiitler ayri bir tecrube 9istemine 
tabi olacaktir. 



II 

§u arap gen- 
cinin yiiziindeki 
egkali ne kadar 
sarih ve barizdir. 
Ka§lan, bir ka- 
din kagi kadar 
uzun ve bigimli. 
Dudaklari ince. 
Agiz muhiti mii- 
tenasip. Gozleri 
cazip. Qene mii- 
devver. Buruu 
mevzuu. Aim 
acik. Boyun vasat 




Sagh bir bedevi genci 



-176- 

Zikomlar belirsiz. Tipki mutenasip bir kadin 
te§ekkiilunu haiz.. Bu e§kale gore verecegimiz 
rapor, bu gencin tamamen lebindedir. Fakat, 
bir defa da gosterdigi haleti ruhiyeyi tetkik 
edelim : 

1 — Fevkalade gaddar 

[ Memleketinde dokuz adam 6ldiirmu§tur. 
Kihcimn iizerine kabile reisi tarafindan, her 
adam oldiirdiikce bir cizgi gizilmistir. Bu 
cizgiler onun cesaret ve gecaatinin derecesini 
gosteriyor ] 

2 — §ehvetperest 

[ Yirmi tig ya§inda oldugu halde dort karisi 
vardir. ] 

3 — Ifsat ve tezvire miitemayil 

[ Kabilesi arasinda herkesi biribiri aleyhine 
te§vik etmekten ho§lamr ] 

Sari derililer 
III 

Afrikada, Sudanda, Amerikada ve Qinde 
sari derili vahgiler arasinda tetkikat yapan 
doktor ( Veper ) isminde bir fizyonomi miite- 
bassisi, bunlarm 50k iptidai bir hayat ya§a- 
diklari halde yiizlerindeki e§kalin beyazlara 
mugabehetini gormiig ve gocuklan iizerinde 
uzun etiitler yapmi§tir. 

Igte size doktor Veper'in ettit yaptigi sari 



-177- 

derili vahgilerden iki kadm tipi. Biri yagli, 
digeri geng. 










San derili bir vah§i kadm 

Evvela yukardaki ya§h kadini miitalea 
edelim : 

1 — Sag] an : Sert, fakat duz ve agagiya 
dogru diigiik, 

2 — Burun delikleri: Fazla agik, 

3 — Burun tegekkiilii: Kemersiz ve hafif 
inhina ile agagiya dogru uzamig, 

Fizyonomoni : 12 



— 178 — 

4 — £ene kemikleri : Cikik ve gene 
murabba, 

5 — Boyun : Uzun, 

6 — Gogiis: Geni§, 

7 — Burun ucile ust dudak arasindaki 
mesafe : Liizumundan fazla genig, 

8 — Agiz : Mutavassit, 

9 — Agiz muhiti : Ince ve miitenasip, 

10 — Gozler : Siyah, 

11 — Baki§lar : Ciddi, 

12 — Kaglar: Duz, 

13 — Zikomlar : Hafif Qikik, 

14 — Kulaklar : Beyazlann kulaklan gibi 
miitenasip ve kivrimlari fazla. 

Bunlardan bagka goze garpan fizyolojik 
hususiyetleri yok. Yalmz aldiklan terbiye icabi 
olarak vabgi bakiglari ve gayri tabii tavur- 
lari var. 

IV 

Bu kiz, doktor Veper'in evsaf ve mizacini 
tespit ettigi sari derililerden geng bir kiz tipidir. 

Doktor Veper bu kizdan babsederken 
diyor ki : 

— "Bunlarin mizag ve tabayiini ogrenebil- 
mek igin, sari derililer arasinda bir seneden 
fazla kaldim ve kismen adetlerini ve lisanlanni 
ogrendim. Size gosterdigim geng vabgi tam on 



-179- 

sekiz ya§mda, gok sihhatli ve gok sevimli bir 
kizdir. Bilhassa guldiigii zaman simasimn 
arzettigi hususiyetler, beyazlarda bile nadir \ 
tesaduf edilen gizgilerle ayrihr. 




V. ^1»^ 



Sari derili vah§i bir kiz tipi 

Bu kizla ayni sinde bir beyaz kizi yekdige- 
rinden ayiran fark, terbiye ve cinsiyet farkidir. 

Cinsiyet, §eklenbize mii§abiheti dolayisile 
ikinci derecede kalan farklardan addedilebilir. 



— 180 — 

Asil birinci derecede goze carpan fark, terbiyesi 
adetleri ve ya§ayi§ farkidir. 

Bu kizi Paris'e getirir ve bir vah§i hayvan 
gibi, miirebbiyelerle kisa zamanda terbiye 
edersek, ayni sindeki beyaz kizlann evsafmi 
ve ona ait tezahiirleri gosterecegi muhakkaktir.,, 

Doktor Veper'in tasnifine gore sari derili 
kizin evsafi goyledir : 

1 — Saglar : Sert ve duz, 

2 — Burun delikleri : Fazla acik, 

3 — Burun tegekkulii : Diger ya§h kadi- 
uin ayni, 

4 — £ene kemikleri : Gayri mer'i, 

5 — Boyun: Mutavassit, 

6 — Gogiis : Genig, 

7 — Burun ucile iist dudak arasindaki 
mesafe : Diger kadin kadar genig degil, fakat 
beyazlara nisbeten fazla genig, 

8 — Agiz: Beyazlarda nadir tesaduf edilen 
tenasube malik, 

9 — Agiz muhiti : Fevkalade ince 
ve zarif , 

10 — Gozler : Siyah, 

11 — Bakiglar : Mahmur ve hiilyah, 

12 — Kaglar : Duz ve uglari ince, 

13 — Zikomlar : Belirsiz, 

14 — Kulaklar : Musikiginas kulagi gibi 
duz ve ince, 



-181 



15 — Simam ii yeknazarda ifade ettigi mana : 
Sevimli ve itimat vericidir. 

Geng kizm bundan bagka aim uzerindeki 
husu&iyeti de §ayani kayittir. Sari derili kizin 
ahni : Me§hur tiplerde gordiigunuz geni§ ve 
gizgili mutefekkir ahnlarma mii§abihtir. 



Muhtelif hususiyetleri haiz 
tipler iizerinde 

ETUTLER 



Biribirine Benziyen Tipler 

Sima ve biinye tegekkiilii itibarile yekdige- 
rine gok benziyen insanlar vardir. Bunlar : 
Kaglan, burunlan, geneleri, gozleri, saclarinm 
rengi itibarile biribirinden ayirt edilemiyecek 
kadar mii§abihet arzederler. 

Fakat, esasli tetkikat yapihrsa, kulaklarimn 
yekdigerine benzemedigi goriiliir. 

Son asirda her hususiyeti yekdigerine ben- 
ziyen iki sinema artisti vardi : 

1 — Rodolph Valentino ( Italyan ). 

2 — Tibor Domincenti ( Macar ). 
Rodolph Valentino sinemada gok muvaffak 

oldugu halde, macar artisti (Domincenti) daha 
ziyade sahnede muvaffakiyet gostermigti. 

Her ikisi iizerinde de esasli tetkikat yapan 
Amerikah bir fizyonomi miitehassisi, bu artist- 
lerin evsaf ve egkalini §u suretle izah ediyor : 

— "Macar artistinin kulaklan bir musiki- 
ginas kulagindan farksizdi. Tragusler agik ve 
kulak muhiti yelpaze geklinde bir manzara 
arzediyordu. Macar artistinin bilahara oper 
lerde de muvaffakiyet gosterdigini igittim ve 
kulak tezahiirlerindeki bu isabete hie te hayret 



— 186- 

etmedim. Qiinku Domincenti dogdugu giinden 
beri bir musikiginas kulagi ta§iyordu ve musi- 
kiye istidadi vardi. 



50 
© 

a- 

3 



© 

"1 

to 
© 



3 

o 
TO 

3 




Bakislarindaki hususiyetler de §u 
yekdigerinden tefrik edilebiliyordu. 



suretle 



- 187 - 
bakislan 



teshirkar fakat 



Valentino'nun 
vefasizdi. 

Macar artistinin de ciddi ve itimat telkin 
edici nazarlan vardi. 

Bu iki artistin dudaklari da te§ekkul itiba- 
rile yekdigerinden 50k ince farklarla ayrihyordu. 




Rodolph Valentino'nun agzi 

Amerikah doktor Brayton, Valentino'nun 
agzinin muhtelif §ekillerde fotografini almig ve 
altina : "Geveze insan agzi,, diye yazmigtir. 

Halbuki ona benziyen diger artistin dudak- 
lari daima kapahdir ve konu§urken digleri 
nadiren goriiniir. 

Doktor ( Bray- 
ton ) bunun resmi- 
nin altina da: "Re- 
turn insan agzi,, te§- 
isini koymugtur. 

, , ., * -J Macar artisii (Domincenti) 

ton un bu iki tip . ' ' 

. , . v nm agzi 

uzerinde yaptigi tet- ° 

kikat cok gayani dikkattir. Sinema perdesinde 

yekdigerinden ayirt edilemiyecek kadar miisa- 




— 188 — 

bihet arzeden bu iki tip, haleti ruhiye ve cinsi 
temayiilleri itibarile de biribirinden farkhdirlar. 

Valentino kadinlara gok dugkiindu. 

Domicenti kadinlardan korkar ve kacardi. 

Tavur ve hareket — Vehleten yekdigerinden 
tefrik edilemiyen bu iki artistin tavur ve hare- 
ketlerinde de tahalufler vardi. 

Rodolph Valentino'nun : 

1 — Tavur ve hareketi : Acul, hircm 

2 — Yiiruyu§ii : Inhinah, edali 

3 — Ahvali umumiyesi : Miitehavvil, caali 

4 — Uykudaki hali : Fazla hassas 

5 — Tebessumu : Sik ve cazip 

6 — Sesi : Orta, ahenksiz ve kendisi seritit- 
teessiir idi. 

Domincenti'nin : 

1 — Tavur ve hareketi : Mutedil, sakin 

2 — Ytiruyiigu : Muntazam, inhinasiz 

3 — Ahvali umumiyesi : Itimat telkin 
edici, samimi 

4 — Uykudaki hali : Tabii ve sessiz 

5 — Tebessumu: Tabii ve sevimli 

6 — Sesi : Ince, ahenktar ve kendisi soguk 
kanli idi. 

Doktor Brayton, Valentino igin : — "Onun 
biiti'm arzulari ge§ici bir temayiilun mahsulu- 
diir„ diyor. 

Amerikada hicbir artist bu kadar fazla 
tetkik edilmemigtir. 



- 189- 

Bir Artistin Gozlerindeki 
Hususiyetler 

Gozler uzerindeki hususiyetleri tetkik eden 
Amerikah profesor "Carls VartsoD,, 7000 den 
fazla goz iizerinde etiid yapmi§tir. 

Doktor Vartson; herkesce malum olan meg- 
hur Hollivut yildizlanndan birinin gozlerinde 
gordiigii hususiyeti §u suretle izah ediyor : 

— "Ona bir lokantada rastlamigtim. Herkesin 
takdirkar nazarlanni tophyan bu cazip ve sahhar 
bakigh san'atkarla kargi kar§iya oturuyorduk. 
Gozlerine dikkat ettim : Sol gozuniin koyu nefti 
bir hale ile muhat olan hadekasi, sag goziinun 
hadekasindan kiigiiktii. Ayni zamanda sag go- 
zuniin muhiti beyzi oldugu halde, sol 
goziiniin muhiti miidevvere yakindi. 

Sol gozuniin muhitinde hafif kmgiklar gorii- 
liiyordu. Sag goziinun etrafinda kirigik yoktu. 
Artistin sol gozuniin, sag gozunden biraz kiigiik 
ve yuvarlak oldugu muhakkakti. 

Sol gozuniin etrafindaki kingiklarin sebebini 
anlamakta gucliik cekmedim. Zavalh artist, 
gozlerindeki kusuru vaktile gormug ve sol 
gozunii de sag goziine uydurmak icin goz 
ucunu sik sik biizmege mecbur olmug. Bu 
gayri tabii hareket, sinema yildizmin sol gozii 
muhitinde vaktinden evvel bir takim kmgiklar 
tevlit etmigtir.,, 



— 190- 



Doktor Vartson 
butidan sonra, sine- 
ma yildizinin goz- 
lerini tahlil ediyor: 

— "Bu gibi yek- 
digerine miitebayin 
hususiyetler arze- 
den gozlerde, ari- 
zasiz olan hangisi 
ise onu tahlil etmek 
lazimdir. 

Sinema yildizi- 
nin sag gozii §u 
manalari ifade et- 
mektedir : 

1 — Gozun umu- 
mi g6runii§ii : Mu- 
tavassit vefali 

2 — Hadekasin- 
daki hale : Dost- 
lugundan zarar ve 
fayda beklenmez. 

3 — Goz mu- 
hiti : Sefahate faz- 
laca dugkiindiir. 

4 — Kirpiklerini 
bazen sik sik kapa- 
masi : En basit me- 



C/3 

s 

CO 

2 



a- 

s 

s 

©■ 

3 

^*. 

**, 

3 

a- 
<s 



a 

O: 
re 




KS3 




191 



seleler kar§ismda bile kararsizhgim ifade eder. 
San'atkarm ahvali umumiyesini tetkika 
luzum yoktur. Sag gozii hiiviyetinin tamamile 
ifadesidir. 

Bazen elinize bir kitap ahnca, ilk sahife- 
sinden o kitabm mevzuunu derhal anlar ve 
kitabi okumaga liizum gormezsiniz. 

Bu kabil insanlar da tipki oyledir. Bir 
azasimn, bir bakigimn ifade ettigi mana, o 
kimsenin butvin evsaf ve hususiyetlerinin ifa- 
desi demektir. 



Bir Baki§ta Evsaf Ve Hususi- 
yetleri Anla§ilan Tipler 



Inatci ve azimkar tipi 
haricen iige taksim edi 
lirse, ikinci kismin yan 
goz ile burun arasmdak 
mesafenin diger aksa 
mindan biraz genig ol 
masi o kimsenin inat 
cihgini ifade eder. Maa 
mafih bu tip yalniz bu 
olgii ile degil, burun ve 
cenenin gekli ve kafa 
te§ekkulii itibarile de 
inatgi tiplerdendir. 



— Insanin cephesi 







Inatgi ve azimkar tipi 



-192- 

Ketum adam — Ketum adamin agzi daima 
kapahdir. Yiiziinun buru§uklan ve gizgileri 




Ketum adam tipi 



'. belirsizdir.Simamn derisi az hareket ettigi igin, 
bariz hatlara nadiren tesadiif edilir. Doktor 
Brayton'nun tasnifine gore, ketum insanlar 
ekseriya miistevi ve gizgisiz cehreye maliktirler 
ve duklari yapi§ik denecek kadar kapahdir. 
Bu kimseler nadiren mucit olurlar. 






-193- 

Mufsit ve §ehvetperest tipi — Zekasx olmiyan 
ansanlar fesat ikaina muktedir olamazlar. 




Mtifsit ve §ehvetperest tipi 

Simasimn iic kismi yekdigerine miisavi olan 
bu tip, ayni zamanda §ehvetperest bir insan 
tegekkulunu gostermektedir. Gozleri hafifce 
diganya firlak, burun inik kemerli, agiz 
mutenasiptir. Yanaklan etli ve dolgun olur. 



* * 



Fizy onomoni : I 3 



194- 



Cesur ve cengaver tipi — Bu tipler de 
ekseriya kaygisizhgi ifade eden bir haleti 




Cessur ve cengaver tipi 
ruhiye mfigahede edilir. Boynu kahn, genesi 
genig ve ileriye cikik, bazan boyun hem kalin 
ve hem uzun olur. 

Nadiren omuzlan dar olur. Dudaklan 
iceriye kivnktir. 

Bu kafalarda orta kisim fist kisimdan biraz 
fazlaca genigtir. 



* * 



-195- 





Curmunii kolayhkla itiraf Ahmak tipi 

eden tiplerden 

Curmunii kolaylikla itiraf eden tip — Hali 
tabii de bile agzi agik, gozleri miitebessim, 
kaglari egri, boynu ileriye cikik, burun delikleri 
ve dudaklari ince olur. 

Bu tipler teessiir ve ne§'e amnda veya tazyik 
goriince ciiriimlerini kolay itiraf ederler. 



Ahmak tipi — Krokide gordugiiniiz bu ah- 
mak tipinin cenesi yok denecek kadar kiigiik 
ve boyuna dogru kivnk olur. Dudaklar digariya 



196 



sarkiktir. Gozleri toparlak, aim kisa olur. 
Boynu 50k uzun ve ince olan bu tipteki 
insanlar, ( bazan zeki olsalar bile ) cesaretsiz 
olurlar, en ufak bir hadise kargismda derhal 
itidal ve mukaveinetleri kirihr. Goriig ve 
muhakeme kabiliyetleri mefkuttur. Dimag 
§ebekesi dar ve beyinleri ufak olur. 



* * 




Korkak tipi 



Korkak tipi — Bu 
tiple ( ahmak ) tipi 
arasinda tegekkiil iti- 
barile biiyiik bir fark 
yoktur. Ancak fitreten 
korkak olan bu kim- 
selerin ekseriya kag- 
lan agagiya dogru igri 
ve gozleri luzumun- 
dan fazla agik gorii- 
nur. Her an bir teh- 
like kar§isinda kala- 
cakmi§ gibi nazarlan 
daima ileriye mute- 



veccihtir. Herhangi bir hadise ile kargilagtiklan 
zaman yalniz kendilerini dugiiniirler sozlerine 
itimat edilmez. 



* # 



Hayvan tipi — Simanin birinci kismi diger 
kisimlardan cok fazladir. Kafasi yuksek ve 




-197- 

toparlak olanlari da vardir, fakat kafa tegek- 

kiilii zeka ve muhakemeden mahrumdur. 
Burnu, agzi, cenesi ay- 

n ayn birer hayvan 
hususiyetlerini haizdir. 
Insani temayiilati azdir. 
Bazan terbiye gormiig bir 
maymun zekasx bu tip- 
lerden daha yiiksek olur. 
Aymzamanda boyunlan 
da kisadir. Merhamet 

ve §efkat hisleri yoktur. 

, i .. . , . , Hayvan dpi 

kadina di§i bir hayvan J r 

muamelesi yapmaktan zevk duyarlar. Beyinleri 

kticuk olur. 

* * 

Alim tipi 

Amerikah bir fizyoiiomi miitehassisi, Ingiliz 
alimlerinden Alenxandr Graham'i gok yakindan 
tetkik ve tahlil etmi§tir. 

Miitehassis, Ingiliz alimine alim tipi teghisini 
koyduktan sonra §u izahati veriyor : 

— "Alexandr Graham bakiglari, sima tegek- 
kiilii, goz muhiti, burnu ve alim itibarile 
diger alim profillerinden tamamen aynl- 
maktadir.,, 



CO 

c> 



.§ a 

"3 § 

<D O 
> ^ 

N 

— ■ • •"* 

.s =+-i 
CJ 

g ^ 

a ° 

O- cc 

a 

S3 

~^ -fN 

a ^ 



a «u 

-a -^ 

a •— 



J4 

CO 



CO 



CD 

"cc 

CO 

UErt 



cc )_i Cv 0; 

ca 2 - 53 

ca >bc 1? 

a «■> a « 

2 "a 

r* co . — 



a <u S 



a - 

es D 

o 

a « 

co -a 



03 

a 

-0 



co 

CO 

co 

-a 
cu 



— r- 

•5 a 



g.M so 
-a -a 



i •. m • t . i ■ 

« ^ as J S « 

— h a *--j um a 

3 2 S'SSj 

a © 3 „-, a 

3 n « s 

a a » « " 

o -a > S 53 S 

X' — cu .w co a 



a ^ 

o 

a x. 
© 3 

S»~> cc 

N 2 



a a 



a es 

3 * 
-a •-* >-i 



fc : © £ w 

CAD m F— I r#i 



f* CD -^ 






2 £^ 

o m 3 



" »FN 



3 © a " 

s 5 a 

►*% « . - 

*^ ph a 

a a H T3 -a 

b- ca -a «S g w 






■a *aS J3 £ _a a-, ■ b 



a 



be 




<u 


« 




■M 


CO 




C3 


^i 




^ 


CO 




-^ 


<ce 




•P* 


r*^ 




H3 


cs 




^H 


a 




i- 


— 




CO 


a 




N 






CO 


la 




a 


fl 

- — < 






•r-l 

a 

•FN 


-J 


• -H 


F"H 


Cj 


— H 


CQ 




43 


S3 

•FN 


Oh 
CO 




■^H 


CJ 


bC 
N 


- *- 
CSC 

B 
•i— i 


— 

CO 


'Si 




CO 




ccT 

CO 


a 

a 


-C 


t-i 


a 




a 




u 


"o 


2 


T3 




•FN 


o 


M 


bD 


a 

0) 


CO 
CJ 

CO 


• •-* 
CJ 




a 


— 


a 




•*— * 






o 


ea 


CO 



— 199- 

Halbuki Graham'm almnda iki gizgi vardi, 
fakat bu gizgiler gok derindi. Almnda ba§ka 
buru§uklara tesadiif etmedim. Kulaklari gok 
§ayani tetkikti. Graham bana kulaklari iizerinde 
tetkikat yapmama miisaade etti. Bir buguk 
saat kulak evsafini tespit etmekle me§gul 
oldum. Graham'in tragiisleri gok acik, kivrim- 
lari bir musiki§inas kitari gibi diizdii. Halbuki 
Graham maddeler iizerinde ugra§an bir ilim 
adamiydi. Hayalperver degildi, musikiden 
ho§lanmiyordu. Bu noktada israr ettim; - siz 
bir musiki§inas olabilirdiniz ! dedim. Graham 
evvela benimle alay etti, fakat sonra bunun 
bir hakikat oldugunu itiraf ederek bana 
kisaca hayatini, gengligini anlatti : ( Yirmi 
yagima kadar musiki istidadimi inki§afa gali§- 
tim. Giizel keman gahyordum. Fakat, giiniin 
birinde bir gene kiza tutuldum, kemanimi 
onun gogsiine dayiyarak gahyordum. Bir sabah 
sevgilim hastalandi, oliirken kemanimi onun 
ba§i ucunda kirdim ve bir daha keman cal- 
madim. O boyle istemi§ti. ) Graham'in genesi 
azimkarligina delildir ve Ingiliz alimi ilim ve 1 
fen sahasmda azim ve sebatini gostermigtir. 

Muhitin degi§tirdigi tipler 

Miiteveffa Japon imperatoru Motso Hito 
yekdigerine tezat te§kil eden evsafi haiz 
tiplerdendir. 





— 


200- 




Bircok fizyonomi 


miitehassislannin nazan 








dikkatini celp et- 
mig ve bu tip uze- 
rinde uzun miid- 




j ._ . . 


1 




!&• ■■ „., -. 


'1 


det tetkik ve mu- 
nakasalar yapil- 
mifti. 




Mm W 










Japonyah bir 




2 W 'c*i T& Jt 


■ ■ 


alim, imperator 

icin §u mii§ahede- 

leri tespit ediyor: 

— "MotsoHi- 
to'yu iki defa 




||' " J*J| 


llli 


sarayinda tetkik 
etmek firsatim 




|M 


buldum. Impera- 
tor bazan hiddetli 






Sik^ 


bazan da miila- 






yim tabiatli, ba- 


Miiteveffa Japon imperatoru . S ? . ne , § 6 *' 
Motso-Hito bazan da gunlerce 

gulmiyen miite- 
havvil bir insan haled ruhiyesi gostermektedir. 


Halbuki kulaklari : 




1 — Uzun, 




2 — Kivrimli, 




3 — Lobu yapigik, 

4 — Anteliksleri muavveg idi. 



-201- 

Burnuna gelince : 

1 — Cesur, 

2 — §ehvetperest, 

3 — Kahraman, 

4 — Asil 

insanlarm burnunu gosteriyordu. 

Fizyonomistleri tezada du§iiren cenesi buttiii 
bu evsafin ziddina bir mana ifade ediyordu : 
Uzun fakat cok sivri ve miidevverdi : Korkak 
insan cenelerine miigabihti. 

Baki§hin da bize §u manalari ifade etti : 

1 — Hilekar, 

2 — Vefasiz, 

3 — Itimat telkin etmez, 

4 — Igkenceyi sever. 

Imparatorun arzettigi evsaf ise biitiin bun- 
lann ziddini ifade etmektedir. 
Motso - Hito : 

1 — Vefakar, 

2 — Hile yapmaz, 

3 — Riyayi sevmez, 

4 — Sefahate diiskiin degil, 

5 — I§kence ve tazyikten hoglanmaz, 

6 — Fazla cesareti yoktu, 

7 — Miicadeleyi miidafaainefs halinde 
kabul eder, 

8 — Bedii hisleri fazla, 
y — Giizellige meclup, 



— 202 — 

10 — Ba§kalannin menfaatini de diisuniir, 

11 — lyiligi sever, 

12 — Nadiren giddetli goriinur 
tiplerdendi.,, 

Doktor Brayton bu kabil tipleri §u suretle 
izah ediyor : 

— "Insanlann, yasadigi muhitlere gore 
mizac ve tabiatlan degi§ebilir. Yeknesak bir 
hayat icinde omurgiizar olan pransler, biikum- 
darlar ve bunlarm tevabii ekseriya muttasif 
olduklan fitri evsaf ve meziyetleri kaybederler. 
Bunlarm yerine muhit ve itiyatlarm tevlit 
ettigi evsaf ve meziyetler kaim olur. Bu teza- 
hurler sun'i olmakla beraber, sabibinin hakiki 
evsaf ve meziyetleri gibi nazari dikkate ahn- 
mak lazimdir.,, 



* 



Hayati, evsafma tamamen uygun tiplerden 

Rabin Dranat Tagur 

Bazi tiplerin, hayattaki eserlerile, eskalinin 
ifade ettigi manalar arasinda buyiik ziddiyet 
ve miibayenetler oldugunu soylemi§ ve buna 
dair birgok misaller gostermi§tik. 



-203 



Fizyonomi miitehassisi doktor ( Brayton ), 
hayati, evsafina tamamen uygun me§hur tipler 
iizerinde 
de tetki- 

kat yap • 
mi§tir. 

Bu tip- 
ler arasin- 
da en zi- 
yade §aya- 
m dikkat 
olan §ah- 
siyetlerden 
biri de 
Hint §airi 
Rabin D- 
ranat Ta- 
gur'dir. 

Doktor 
Brayton, 
Tagur'un 
e§kalini §u 
suretle tes- 
bit edivor' Hint §airi Tagur'un son resmi 

1 — Burun : Inik, 2 — Goz : Buyiik ve 
siyah, 3 — Goz muhiti: Genig, 4 — Kaslar: Kahn, 






— 201 - 


5 - 


- Ka§ uglan : Agagiya meyilli 


6 - 


Kag baglan: Yukariya kivrik 


7 - 


Zikomlar : Bariz 


8 - 


Yanaklar : Dolgun 


9 - 


Saglar : Yumugak 


10 - 


Dudaklar: Ince 


11 - 


Kulak : Fazla kivrimh 


12 - 


Loblar : Sarkik ve miiselles 


13 — 


Aim : Agik 


14 — 


Qene : Uzun, miiselles 


15 — 


Bag : Mudevver 


16 - 


Boyun : Mutavassit 


17 — 


Agiz : Mutenasip 


18 — 


Cephe : Uzuna yakin 


19 — 


El parmaklan : Uzun ve ince 


20 — 


Ayaklan : Ufak 


21 — 


Ayak alti : Muhaddep 


22 — 


Hafiza : Kuvvetli 


23 — 


Hassasiyeti : Fazla 


24 — 


Tavur ve hareketi : Sakin 


25 — 


Yuriiyugu : Inhinasiz 


26 — 


Ahvali umumiyesi : Tabii • nadiren 


heyecanh 




27 — 


Sesi : Ince 


28 — 


Nazarlan : Itimat telkin edici 


Bu eg 


kal, ekseriya, fazla hassas ve giire, 


edebiyata. 


, sanayii nefiseye istidat ve intisabi 


olanlarda 


goriildugu icin, doktor Brayton bu 


mii§ahedeyi diger mutehassislara da gostermig, 



-205- 

onlar da ayni fikir ve mutalaayi dermeyen 
etmi§lerdir. 

Doktor Brayton, hint §airinin hayatim tet- 
kik ederken diyor ki : 

— "Tagur'u, babasi, on yaginda iken Hindi 
bir sihirbaza gostermig : — Ben bu cocugun 
zeka ve kabiliyetini begenmiyorum. Acaba 
ileride milletimize muzir bir insan mi olacak ? 
diye sormug. Sihirbaz ayni zamanda o devrin 
en meghur bir ilmisima mutehassisi imi§. 
Tagur'u iyice tetkik etmig; yiizunu, kulaklanni, 
ellerini, ayaklarinin altini uzun muayeneden 
sonra, sol elinin avucuna bakmig ve babasina 
gunlari soylemig : Oglunuz Hint milled igin 
tehlikeli olmiyacak. Hayatim, galigarak kazan- 
masi ihtimali cok zayiftir. Fakat, bundan oglu- 
nuzun zaruret iginde yagayacagi manasini cikar- 
mayiniz! ^ocugunuz meghur bir gair olacak 
ve Hint millednin nadiren negesini, ekseriya 
elem ve lztiraplarim terenniim edecek ve cok 
yagayacaktir. Eger bu gocugun genesi Cengiz'in, 
Timurlenk'in, Neron'un cenesi gibi murabba 
olsaydi, Hindistan'i o kurtaracak derdim ! - Ta- 
gur'u muteaddit fiziomonistler tahlil etmigler, 
Hep ayni neticeye varmiglardir. 

Tagur'un azim ve iradesi de kafasi, zekasi 
ve hassasiyeti kadar kuvvetli olsaydi, Hindis- 
tan'm halaskari olurdu.,, 



Casus tipi 

Madam D. Irma Staobi 

Hafiye ve casus tiplerini kadinlarda teshis 
etmek daha kolaydir. 

Kadmlar ekseriyetle, erkekler gibi azim ve 

irade sahibi olma- 
diklari ve fitratan 
zayif ve narin yara- 
dildiklari igin hu- 
viyetlerini tespit et- 
mek bususunda faz- 

la mu§kiilata tesa- 
diif edilmez. 

Fa kat, Al man 
mil le tine biiyiik 
bizmeti dokunan, 
me§hur casus Irma 
§top bu J kabilden 
degildir. 

Madam §top, ag- 
zinin te§ekkultine 

ve dudak kivrim- 
Me§hur casuslardan Madam larinin ifade ettigi 
D. Irma Staobi (§lop) manaya ragmen cok 





-207- 

ketum ve cesur bir kadindi. Zeka ve muha- 
kemesi kuvvetliydi. 

Madam Stop Fizyonomide hie bir tasnife 
dahil olmiyan tip- 
lerdendir. Boyle ba- 
rikalar yaratan ma- 
ceraperest ve ciir'et- 
kar tipleri ba§h 
bag ma tetkik etmek Wsm & j *^$@&®^ffi&$iM^t 
lazimdir. _ t 

Avrupa'da ve CaSUS hma §t °P Un a $ zl 
Amerika'da bircok fizyonomi mutehassislan 
madam Irma §top'un muhtelif evsaf ve istidat- 
larini nazan dikkate alarak tetkik etmi§lerdir. 

Madam Stop'un agzi ekseriya yari agik bir 
halde durur ve on iist digleri goriiniirdu. 

Bir fizyonomi mutehassisinin bu te§hise 
derhal verecegi mana : Bu kabil agiz sahipleri- 
nin gevezeligini anlatmaktan ibaret olacakti. 

Halbuki madam §top gok ketum ve az 
konugur, her hangi bir tazyikle agzindan bir 
kelime bile kagirmazdi. 

Alman hiikumeti uzun tecriibelerden sonra 
Stop'a bu vazifeyi tevdi etmig ve ondan hicbir 
zaman §uphelenmemi§ti. 

Doktor Brayton, madam Stop'tan bahseder- 
ken §6yle diyor : 

— "Her kaidenin bir istisnasi vardir. §top'un 



— 208 — 

Agzi da kendi nev'inde istisna te§kil eden 
agizlardandir. 

Madam §top'un agzina bakarak geveze 
teghisini kolayca koyabiliriz. Fakat, bu gibi 
yekdigerine tenakus te§kil eden aza ve egkale 
malik tipler iizerinde bir §ekli ve bir azayi 
degil, umumi egkalini ve umumi ahval ve 
hususiyetlerini tetkik etmek lazimdir. 

Irma §top'un agzi giizelligini ifade ediyorsa 
da, diger e§kal ve evsafi bunun tamamile 
ziddiyeti ifade etmektedir. 

Boynu kahn ve kisadir, ka§lan duzdiir. 
Nazarlan 50k hainane olmakla beraber, istedigi 
zaman muhatabina itimat verebilir. 

Qenesi Napolyon'un cenesinden daha geni§ 
ve murabbadir. Azim ve iradesi erkeklerde 
bile nadir bulunur. Ciir'etkarhgi dugman mem- 
leket recalini bile hayrete dugurmiigtur. Kur- 
guna dizilirken gozunti baglatmamig ve son 
dakikasina kadar metanet ve muhakemesini 
kaybetmemigtir. 

Irma Stop'un bu evsafim cenesinden, bur- 
nundan, elmacik kemiklerinden, boyunundan 
ve alnindan okuyabiliriz.,, 

Doktor Vayt, bu kadin hakkinda §u tetkiki 
yapmigtir : 



— 209- 

— "Stop kuciiklugiinden beri cesur ve irade 
sahibi bir kadindi. irma mektebe giderken, 
bir gun kar§ilarina kudurmug bir okiiz gikmig 
Arkada§lan korkup kacrniglar. Irma kagmadigi 
icin, okiiz irma'mn iizerine saldirmig. Irma 
tehlikeyi goriince okiiziin iizerine sigrayarak 
boynuzlarindan yakalamig. Hayvan bir miiddet 
silkindikten sonra, gehrin cargisina dogru kog- 
maga baglamig. Halk telag ve heyecan iginde 
caddelere toplanmis. 

Irma nihayet bir agacin dahna sarilarak 
okiiziin iistiinden atlamig. Okiizii bundan sonra 
oldiirmiigler. Fakat, Irma'nin cesareti kasaba 
halkini hayrete diigiirmiig. 

Irma yalniz cesaretile degil ciir'etkarhgile 
de meghurmug : Bir gun alacakhnin biri Irma'- 
nin babasini tehdit etmig. Irma bunu haber 
alinca, alacakliya bir daha babasini tehdit 
ederse bu igin kendi aleyhine netice verecegini 
soylemig. Alacakli, geng kizin bu cocukga 
hareketine giilmiig. Tazyikta devam etmig. 
Irma bir gun kasaba civarindaki koprii iistiinde 
kendisini beklemesini, babasimn borcunu geti- 
xip verecegini soylemig. Koprii iistiinde bulug- 
muglar. Alacakli, geng kizi da tehdit etmig ve 
parasini istemig. irma bu paranin babasmdan 
haksiz yere istendigini biliyormug. Alacakli ile 
miinakagaya tutugmug. Fakat, erkek iri yan 
ve kuvvetli bir adam oldugu igin, muhatabim 

Fizyonomoni : 14 



-210- 

fazla rencide etmek istememis. Sadece : "Bu 
parayi babandan alacagim ! „ diye bagirmig. 
irma biddetlenmig ve alacakhmn girtlagina 
sarilmi§.. Miicadele buytimiig. Irma bir arahk, 
bu kuvvetli erkegin ayaklanndan yakahyarak 
kopriiniin algak parmakhgindan agagiya devir- 
mi§. Koprii altindan cogkun bir irmak gegiyor- 
mug. Alacakh irmakta bogulmug. Irma, gerek 
yaginin kiigiiklugu, gerekse vak'a esnasinda 
gahit bulunmamasi yuziinden yakasim kur- 
tarmig. 

Irmamn cesaret ve ciir'etini boyun, gene 
ve aim ifade etmektedir.,, 

Madam §topa fizyonomi miitehassislari gu 
tesbisi koymuglardir : 

1 — Rengi : Beyaz 

2 — Boy: Orta 

3 — Sac : Seyrek 

4 — Sag rengi : Kumral 

5 — Sag cinsi: Sert 

6 — Burun : Orta 

7 — Burun delikleri : Kalkik ve kabn 

8 — Kulak : Ufak 

9 — Kulak kivrimi : Zeki insan kulagi 

10 — Kulak yumugagi : Hayvani arzularim 

kolayhkla izbar etmez 

11 — Elmacik kemigi : Cesur 

12 — Agiz : Fazla soz soylemeyi sever 

13 — Dudak : Ince ve bassas 



CS1 



45 



JA 






3 






a 






45 






co 






=+4 






a 


SI 
03 




05 

54- -^ 


45 


oo 


03 03 


• ■ 


08 


T3 T< 


• -* 


54- 




S3 
45 


> 


. , 


!-l 


• • 


— CO? 


cm 


Si 
•r: 



u 

> 
> 

45 

:5 



Q Q Q O 



S) 

O 



03 

-a 
s 

a 

45 



45 

-a 



«8 

a 

CO 

03 

'■a 



J3 
03 



03 



an 

- u a 

3 « .3 

>, -a 
© t» "a \s 

« *-* ••' on 

■^ •• P .. 

93 45 O — - 1 



:3 
- 

45 

5*H 

45 
H 



a 
a 

03 

js 

45 

a 

a 



03 



45 



"3 45 •- 73 



N 
03 

54H 



03 

hi 



.-. a» a .2 

45 3 

si fa 



a a 45 

tj a <*> 

— a a 

•< O fa 



- 

- 
so 



03 
"3 



J3 
03 
30 



J2 
03 
CO 

"S 



-a 

03 



so 

> 

:a 



fa § 



45 

en 



-2 " fa 



03 

33 



03 
03 



cm a 

03 O 

-a 3 



.5 
"5 



00 

oo 
S3 

> 

03 

3 



03 
>-> 

45 
S- 
45 
> 
> 
45 

:3 



45 



o 

*» j™ cm "a- • • 

03 03 p3 qj _^ 

^ i-4 14 )4 CQ U W 



cm 
03 



cm 
03 



I I I 



"3 
45 

4— 
J* 

3 



03 

a 

P4 

03 



45 
3 03 

-3 a « 

as :"i h 

k> U 45 

•• -.4 •• 
^03-4 
03 Q 5- 

71 a « 

U ' — I 
03 -M 

a- « 



03 



:3 

45 
cm 
45 



a- 

05 
03 



JbC| 

03 > 

a 



C3 

a 



a t: 



03 03 a 



h "5 .3 



a 




455 




'W3 


• • 


03 


.4* 


a 


C3 



SI 
03 

fa 



3i (03 
flj 



fcfflHW 



Q -< < N 



^WvOt^OOONOHrMcYJ-^m^t^COOSCHNCO'* 



COf0fO^CYjTf^4jt 



212- 




Ciimlei asabiye 



— 213 



43 — Hafiza : Kuvvetli 

44 — Tavri hareket : itimat telkin eder 

45 — Yuriiyu§ : Tabii 

46 — Umumi ahvali : Calibi dikkat degil 

47 — Uykuda hali : Sakin 

48 — Tebessiimu : Tabii 

49 — Sesi : Kahna yakm 

50 — Bakigi : Nafiz 

Madam irma'nin evsafim tetkik ederken, 
bir insanin viicudunu ve ciimlei asabiyeyi dahi 
goz oniine getirmek ve her 
birinin mevzi ve eskalini 
yakindan gormek lazimdir. 

Bu hususta karilere bir 
fikir vermek i?in a§agi- 
daki resimleri dercediyoruz: 

212 inci sabifedeki re- Bag 

simde dimag ve dimagce ile Ba§: ^HKafatas.] iie 

ns [ Yuz ] den miitesekkildir. 

Kihif iistte ve arkada, yuz 
ise altta ve ondedir. Birin- 
cisi sekiz, ikincisi on dort 
kemikten miitegekkildir.Yuz 

kemiklerinin on iicii ile 
kihif kemiklerinin hepsi yek- 
digerine bitigiktir. Yalniz 
yuz kemiklerinin birisi • fek 
esfel - bunlardan ayri ve 
Kafa taSl mUtebarriktir. 

viicudun biitiin asap ve adaleleri vazihan 
goriilmektedir. 

Bir insamn yuziinde tetkikat yaparken kafa- 
tasinm tegekkiilunii bilmek lazimdir. 





-214 




Bazi kimselerin arka ve on 
kemiklerinde gayam dikkat 
tahaliifler goriiliir. 

Dolgun simah bir insanin 
zikomlan yani elmacik kemik- 
leri et altinda kaybolur ve 
yeknazarda goriinmez. Halbuki 
zikom tegekkiilii <;ok gikintili 
olabilir. 

Bu te§ekkiilleri isabetli bir 
tetkikle tespit etmek icin, el 
ile kemikleri arayip bulmak 
icap eder. 

Irma'nin kafatasi biiyiik 
oldugundan, beyinin de agir 
ve biiyiik oldugunu iddia 
ediyorlar. 

Irma sadece cur'etkar ve 
maceraperest bir kadin degildi. 
Fizyonomi noktai nazanndan 
tetkik edilirs*;, onun zeka ve 
istidadi kiigiikken inki§af et- 
mege bagladigi goriiliir. 

Bazi kimselerin ve ekseriya 
kadinlarin belkemikleri ince 

[ Belkemigi ustuste olur. 
otuz tic tane kisa kemik- f , , . . . „ . ■ 

ten miitegekkiidir. Bu Irma mil belkemigi got 

fikralarm merkezlerinde kalindl. Amudu flkarisi inCe 

hirer dairevi fethe var- , . , , . j 

d ir . l olan insanlarin vucutlennae 



Belkemigi 

Amudu tikan 



— 215 — 

alestikiyet fazla oldugundan her yere kolayhkla 
girip cikabilirler. 

Halbuki irma'mn beli kahndi ve o bir 
otomobile girerken bile giigliikle igilirdi. 

Casus tipleri tetkik edilirken, meghur 
Ingiliz casusu Lavrens'in viicudunda daha fazla 
elastikiyet bulmuglardir. 

Maainafih buna uzaktan bir miigahede 
demek daha dogrudnr. Ciinkii Lavrens §imdiye 
kadar, hicbir fizyonomi miitehassisiDa kendisini 
tetkik etmek firsat ve miisaadesiui vermemigtir. 

* 
* * 

Iskeletler uzerinde tetkikler 

Iskeletler uzerinde ilk once araplar tetkikat 
yapmiglar ve Miidayn, Sayda ve son Misir 
hafriyatinda elde edilen kemikleri biribirine 
■ekliyerek o insan hakkinda birfikir ve malumat 
tesbitine gahgmiglardir. 

Profesor Brayton, on dort ve on beginci 
asirlarda arap ulemasi arasinda gok meghur 
ilmi sima miitehassislan yetigtigini ve antro- 
poloji tetkikatinda gok ileri gittiklerini soyle- 
mekle beraber, muhtelif parcalara aynlmig 
olan insan kemiklerinden bir mana cikarmak 
imkani olmadigini soyliiyor. 

Brayton yalniz gu noktada musbet bir fikir 
ve kanaat sahibidir. Profesor diyor ki : 



— 216- 






— "Etleri dokiilmus ve topraga kalbolmug 
insan kemikleri, bize, sahibi hakkinda en ufak 
bir fikir vermekten bile uzaktu*. 

Ancak, bu kemikler muntazam bir iskelet 
halinde meydana gikarsa o 
vakit yapacagimrz tetkikat 
bize miisbet neticeler vere- 
bilir. Mesela etleri tamamile 
kuruyup dokiilmiig bir iske- 
let, hiiviyeti meghul bir 
§absa ait olmakla beraber. 
bizim igin bir mana ifade 
eder. Elverir ki, kafatasile 
viicudunu biribirine bagla- 
mi§ olan bel kemigi dokiil- 
memig olsun. Bel kemigi 
saglam bir iskeleti, bazi 
sayfalan kaybolmug bir kitap 
gibi - yarim ve noksan da 
olsa - okuyabiliriz.,, 

( Portre parle ) miitebas- 
sisi doktor Reiss de ayni 
fikirdedir. 

Fransada on beg sene 
sonra meydana gikanlan 
bir iskeletin hiiviyeti tesbit 
edilmig ve bu adamin on beg sene evvel bir 
cinayete kurban giden bir demir yolu bekgisine 
ait oldugu anlagilmigtir. 




Iskelet 



— 217 — 

Bu iskeletin kaburga kemiklerinden ikisi 
ve bel kemigi iizerinde bigak darbesinden 
husule gelmi§ oyuklar gorulmiigtiir. Bilahare 
gene ve elmacik kemiklerile aim, boynu ve 
parmak kemikleri tetkik edilerek cok iptidai 
ve adali bir adama aidiyeti tesbit edilmi§tir. 

Iskeletin bulundugu yerde yapilan tahkikat 
neticesinde, on be§ sene evvel bir einayete 
kurban giderek o vakitten beri cesedi bulun- 
miyan bir demiryolu bekcisine ait oldugu 
miiddei umumi raporundan evvel fizyonomi 
miitehassismin verdigi raporla tahakkuk et- 
mi§tir. 

Maamafih iskelet iizerinde tetkikat yapmak 
ilmi heniiz inkigaf etmi§ degildir. 

Doktor Bahman bu mevzua dair bir kon- 
ferans verirken, casus Irma'dan bahsetmig ve : 

— "Onun iskeletini yiiz sene sonra da tet- 
kik elsem, gene tanirdim. hma kadm te§ekkii- 
lunde yaradilmi§ bir erkekti. Onun ciiret ve 
cesareti bir erkek diplomatta olsaydi, harp, 
baslarken iddia edildigi gibi, alti aydon fazla 
devam edemezdi ! „ 

Diyor. 

Doktor Bahman, yaradili§ itibarile muhim 
hususiyetleri haiz olan bu gibi §ahsiyetlerin 
iskeletleri iizerinde istenilen tetkikati yapma- 
Bin miimkiin oldugunu iddia etmektedir. 



Hirsiz, sahtekar katil ve 
yankesici tipleri 

Insanlar iizerinde bu tasnifi yapan fizyo- 
nomi miitehassislarinin tipler iizerinde yaptik- 
lari etiidlerde % 70 isabetli neticeler elde 
etmislerdir. 

Doktor Brayton : 

— "En miisbet ilimler bile yiizde elliden 
fazla garantili degildir. En maruf bir doktor 
beni senelerce midemden tedavi etmi§ti. Bila- 
hara sancimin apandisitten ileri geldigi anla- 
gildi. Bazan tababette bile boyle sifira inen 
isabetsiz miisahedeler vardir.,, 

Diyor. 

Profosor Reiss'in dedigi gibi, fizyonomi de 
diger ilimler gibi tecriibeden dogmu§tur. 

Bu tiplerde yapilan etudler, uzun tecrubeler 
gormiig fizyonomi miitehassislarinin eserleridir. 
Onlarin tecriibe ve mii§ahedelerinden istifade 
edecegiz. 

Sahtekar tipleri 

Miitareke senelerinde tiirk zabitasi sahte 
banknot imal eden bir kumpanya yakalamigti- 



-219- 

Bu sahte banknot amillleri arasinda §ayam 
tetkik iki adam vardi : Mico ve Kiryako. 

Bu adamlarin gozleri, goz muhitleri, ka§lan. 
zikomlan, ahnlari, burunlarj, hatta geneleri, 
yekdigerine gok mii§abihti. Giiya adaleleri bir 
kahptan dokiilmiig, kemikleri olQiilerek inki§af 
etmi§ti. 

giine kadar yapilan tetkiklerde, bu kadar 





iii§abehet arzeden iki tipe tesadiif edilmemi§ti. 
Bu adamlarin simalannda bututun ifade 
ttigi manalar, arzettikleri tezabiirlere tama- 
len uygundu. 

Yaptiklari i§lerde ve ya§ayi§larinda da biiyiik 
;nzeyi§ler vardi. Buularin en bariz evsafla- 
indan biri de cur'etkar olu§landir. 

Zabitamizda miiseccel tiplerden ve ayni 
Jsileden diger iki sahtekar tipi daha vardir. 
Junlardan biri zekasi digeri de hayattaki mev- 
kii itibarile bu komiteye yardim etmi§lerdir. 



-220 



931 numarah figte mukayyet ( Corci ) nin 
zikomlari cok barizdir. Ciir'etkarhgi ve cesareti 
de vardir. 930 numaralisimn korkak bir tip 
oldugu derhal ifade veriginden de anla§il- 
maktadir. 

Bu kabil insanlar ya fazla korkak olduklari 
halde daima tehlikeli iglere giri§mekten ve 





mai§etlerini 50k dolambagli yollarda aramaktan 
zevk alirlar. 



* * 



Yankesici tipleri 

932 numarah ( Kiryako ) da sahtekdr fasile- 
sine dahil olup, fazla olarak yankesici! 
istidadi da inkigaf halindedir. 

Sahte banknot imalinde biiyuk muvaffakiy et 






-221 




gosteren bu adam ayni zamanda tethig kudretini 
haiz tiplerdendir. Arkadaglarinin i§ ba§inda 

korkakhk gosterdigi sira- ^- 

larda onlari tehdit ve tahrik 
etmek vazifesini kolayhkla 
ve siziltiya meydan verme- 
den if a edebilmek, bu gibi 
tiplerde bir muvaffakiyet 
addedilir. 

Kiryakonun sima hatlari 
tetkik edilirken kulak lob- 
larmin murabba oldugu ve 
boynunun kisahgi tesbit 
edilmi§tir. 

Kiryakonun yaptigi i§lerle sima tezahurlan 
tamamen yekdigerine uygundur. Bu gibi tipleri 
bir kitap okur gibi, gehrelerinden okumak 
mumkundiir. 

Zabita istatistiklerine gore yankesiciler : 

1 — Zararsiz 

2 — Zararh 

Diye iki kisma aynlir. 

Zararsiz yankesiciler : Insanm parasmi veya 
berhangi bir §eyini garpip giderler. 

Zararh yankesiciler : Parasini veya saat, 
kordon, yiiziik gibi §eyleri garparken, yakala- 
turlarsa polise du§memek igin, sahibine zarar 
verirler, yani bicak ve ustura gibi silahlar 
istimal ederek karsisiudakini miidafa edemiyeck 
bir hale sokarlar. 



222 — 



Birisi insam maddeten mutazarrir eder, 
digeri hayatina da kastetmekten cekinmez. 

Bunlar arasinda : 

" Hilekar yankesiciler „ i de misal olarak 
zikredebiliriz. 

Argo lisamnda karmanyolaci nami verilen 
bu tipler, kar§isindakini goz 
gore gore carparlar. 

Bu tiplerin fitreten hile- 
kar olmasi, muhatabina itimat 
telkin edecek kadar ikna kuv- 
vetine malik bulunmasi §arttir. 
§u gdrdiigiinuz tip tizerinde 
yapilan etiitler, bu sahista 
ayni evsafin mevcudiyelini 
gostermi§tir. 
Mutareke senelerinde Beyoglu'nu kasip ka- 
vuran ( Vangel ) isminde bir yankesici her 
ak§am - Ingiliz ve Turk polislerinin taharriya- 
tina ragmen - 6 ile 8 arasinda muhtelif kiya- 
fetlere girerek Taksim - Tunel mintakasinda 
sekiz on kisinin canmi yakar, para ciizdanlanoi 
carpardi. 

( Vangel ) bir seneden fazla. ele gegmedeu 
icrayi habaset etti. Bir aksam bir Ingiliz 

.... O 

zabitinm - sivil gezerken - ciizdanini garpti ve 
bu suretle yakayi ele verdi. 

Istanbuldan hudut haricine cdiarihrken, 




-223- 

hiiviyeti tespit edilen Vangel'in sol elinin ba§ 
parmagimn Rusyada kestirilmis [J] oldugu 
ve simasinin hatlari sahtekar ve dolandinci 
tiplerin evsafim ifade ettigi goriildii. 

Vangel bilahare beynelmil bir yankesici 
olmu§ ve 20 hiikumet tarafindan hudut haricine 
cikanlmistir. 



Hirsiz tipleri 

Hirsiz tiplerini tespit etmek gok giigtiir. 
§u veya bu adama, simasindaki gizgilere baka- 
rak hirsiz denilemez. 

571 numarah delikanh, evsafi umumiyesile 
yaptigi igler arasinda biiyiik tezatlar gosteren 
tiplerdendir. 

Yeknazarda hiiziin ve keder hatta biraz da 
samimiyet ifade eden bu gehrede gayri tabiiligi 
i§aret eden hicbir gizgi yoktur. 

O halde bu gene, neden ve Dasil birsiz 
olmu§tur ? Sualine maruz kaldigimiz zaman 
§u cevabi verebiliriz : 

Dominiko yoksuzluk iginde buyiimiis, ve gok 

[1] Vangel yankesicilik mektebinde okumus ve ihtila 
esnasinda Rusyaya giderek, yankesicilikte muva(fakiyet temin 
edebilmek icin, sol elinin ba§ parmagim maruf bir operatore 
kestirmistir. Yankesiciler ciizdan ve saireyi sol el ile carparlar 
ve el islerken bas parmak engel olmasin, takilmasin diye bu 
parmagi kokiinden kestirirler. Amerikaya ba§ parmagi 
kesilmis insanlar giremezler. 



— 224 — 



fena bir mubitte inkigaf etmigtir. Hayatta 
goziinii actigi zaman etrafinda bircok hirsizlarla 
kar§ila§mi§ ve daima bu mevzulara dair bircok 
masallar ve sergiize§tler dinlemigtir. 

Dominiko cenesine nazaran azimperver 

tiplerdendir. Ko- 
laylikla zengin ol- 
mayi kurmug ve 
emeline muvaffak 
olabilmek icin hir- 
sizbgi tercib et- 
etmi§tir. 

% \ti J0 ; BfefcNfeiP Kulak kivrimla- 

lan kendisini -eger 
iyi bir muhitte 
yagasaydi - bir ti- 
yatro sanatkari ve- 
ya heykeltra§ ola- 
rak yetigtirebilirdi. 

Evsafi umumi- 
571 Frangesko oglu Dominko ye si meyamnda ay- 

( 3 defa mahkum olmugtur. ) ni zamanda kendi . 

sinden bagkalanm diigiinmiyen insanlara mahsus 
vasiflari da cami oldugundan, muhit onu 
hirsiz olarak yetigtirmigtir. 

Gozleri ciddi durdugu miiddetce mubata- 
bina itimat telkin edebilir. Fakat, mustehziyane 
bir tavirla bakinca onun nazarlari altinda 
gizlenen manayi anlamakta gugliik cekmezsiniz- 




-225 



Dominko tic, defa hirsizhktan hapse mah- 
kum olmu§ ve bundan ba§ka zabitaya yakalau- 
maksizin birgok sirkatler ika etmi§tir. 

Doktor ( Vidor ) bu evsafi haiz tipler iein: 
"Cemiyet bunlan himaye edecek muesseseler 
viicude getirmeli, be§eriyete muzur olmaktan 
kurtarmahdir !„ diyor. 

113 numarah tip te gozleri ve kulaklan 
itibarile 571 numarah mabkumun evsafina 
benzeyen e§has- 



tandir. 

Bunun fazla 
olarak profilden 
ve cepheden go- 
runti§lerinde bti- 

' yiik farklar var- 

I dir. 

Cepbe gorti- 
ntigti fazla uzuo- 
dur. Halbuki yan- 
dan, ehnacik ke- 
mikleri cikik ol- 
dugu iein, cep- 
heden goriindugu 
kadar uzun go- 
runmektedir. Qe- 
nesi de ayn bir 
hususiyet arzet- 






\ 




113 Kinmh Halil oglu Omer 

(4 defa mahkum olmugtur) 
Fizyonomoni : 1 5 



-226- 




mektedir. Mudevver ve uzun cenelerden olmakla 
beraber, boynu da gok kisadir. 

Bakiglan vefasizhktan ziyade merhametsizlik 
ifade eder. Aim genig ve aciktir. Tahsil gormiig 
olsaydi, belki bir mucit veya bir ilim adami 
olabilirdi. Sonmug bir zekasi vardir ve fena 
iptilalara tetnayiilii fazladir. 

Bu tip te hirsizlar arasinda cok gayam dik- 
kat goriilmugtur. 

Tulumbaci Yu- 
suf hirsizhk cur- 
miinden iki defa 
mahkum oldugu 
halde, atilganhgi 
ve cahilane cesa- 
reti yiizunden dai- 
ma ciiriim ikaina 
miisait bir haleti 
ruhiye iginde bii- 
yumugtur. Bu se- 
beple her zaman 
zabitamn takibine 
maruz kalmig ve 
polisi kendisile 
meggul gorinekten 
zevk almigtir. 

Amerika'da da bu karakterde hirsizlar vardir; 
caldiklan egyamn yerine isimlerini havi bir 






^ 



44 Sait oglu tulumbaci Yusuf 

( 2 defa mahkum olmu§tur. ) 



-227 - 

kagit birakip savugurlar ve polislerin kendisini 
takip etmesini arzu ederler. 

Bu kabil maceraperest hirsizlara memleke- 
timizde nadir tesadiif edilmigtir. 

Istanbul umumi hapishanesinde beg sene 
evvel gdriigtugum Mehmet isminde sirkattan 
tig seneye mahkum bir hirsiz bana macera- 
sini anlatirken dedi ki : 

— "Bana verdikleri bu cezadan mtitenebbih 
olacagimi zanneimeyiniz ! Buraya beg defa 
geldim. Bu sefer gikinca, beni ele veren polisin 
tabancasim calacagim. Yakalamrsam, taliime 
kiiser, gene buraya gelirim. Fakat, yakayi ele 
vermezsem, onunla oyle alay edecegim ki.. Siz, 
polisi bu suretle maglup etmenin ne keyifli 
bir ig oldugunu tahmin edemezsiniz !„ 

Mehmedin bu arzusu bir mani halinde 

kafasina yerlegmigti : Kendisini ele veren yani 

derdest eden polisten bu suretle Arsen Lupen 
vari intikam almak. 

Doktor ( Vidor ) boyle basit zekah hirsizlar- 

lan bahsederken, bunlarin ceraiyete miifit 

>lmalan cok miimkundiir, diyor ve fenahk- 

lannin temadisine meydan veren, lslablarini 

liigiinmiyen cemiyeti nies'ul goriiyor. 

* * 



228 



Katil tipleri 

Adam oldiirmege veya ayni derecede fenahk 
ikaina miisait tipler 

Hayatta, en masurn tavurlu ve hiisnu ahlak 
sahibi insanlann bile adam oldiirdukleri vakidir. 

§u adam cinayet 
i§ler ve bu adam 
igliyemez diye esasli 
bir tasnif yapmak 
imkansizdir. 

Ancak insanlari 

ilmi sima noktai 

nazarindan tetkik 

ve miitalaa edecek 

olursak, bunlardan 

bir kismimn bu fiili 

ikaa fitrateu miis- 

tait oldugunu gorti- 

riiz. 

Mesela bazi in- 
( 2 defa mahkum olmugtur ) ganlar yardir ki> 

yaradihglan itibarile iyi ve fena her §eye alet 
olabilirler. 

Ekseriya zayif ruhlu ve muhakemesiz olan 
bu kimseler her §eyden 50k cabuk muteessir 
olurlar. Eger fitraten de hain tipler tasnifioe 
dahil iseler, onlan bu nevi ciiriim ikaina 




205 Kekeme Remzi 



-229- 

te§vik etmek kolaydir. Bu kimseler cinayeti 
te§vikle yaptiklari gibi, bazilari da bizzat tertip 
ve ika ederler. 

205 numarah mabkumun kulaginda yapilan 
tetkikat, bu gibi curumleri bizzat ikaa da 
muktedir oldugu neticesini vermigtir. 

Bir katilin yalmz kulagi iizerinde tetkikat 
yapmak icin evvela kulak hususiyetleriuin 
heyeti umumiyesini tesbit etmelidir : 

1 — Kulak -gekli: 

2 — Kulak yumugagi : 

3 — Tragus : 

4 — Antitragiis: 

5 — Heliks : 

6 — Anteliks : 

Doktor ( Brayton ) gozlerin hususiyetlerini 
de §u suretle tesbit ediyor: 

1 — Goz - rengi : 

2 — Goz bebegi : 

3 — Tabakai kuzahiye : 

Hale: 
Muhit: 
§ekil : 
Renk: 

4 — Goz beyazi : 
Lekeli - lekesiz : 

5 — Kenardaki buruguklar : 
Tekalliisii tabii : 

„ adali : 

„ sun'i : 



- 230 - 

Bir miicrimin, fotograf adesesi kargisinda, 
ekseriya goz kenarlarini buzdiigii goriilmiigtiir. 

( Tekalliisii sun'i ) §eklinde igaret edilen bu 
buruguklar gok defa zabita memurunu gagirttigi 
gibi, ifade ettigi mana itibarile de fizyonomi 
miitehassisini yamltabilir. 

Amerikada miicrimlerin egkali tesbit edilir- 
ken, kaglara da biiyiik bir ehemmiyet atfe- 
derler. Filvaki kaglarin arzettigi hususiyetler 
bazen gok §ayam dikkat g6riilmii§tur. 

Ka§lari §u suretle tesbit etmelidir : 



1 — 


Ka§lar : 




Ka§ ba§i : 




Ka§ ucu : 


2 — 


Ka§lann cinsi : 


3 - 


rengi : 


4 — 


Ka§larin istikameti : 




Muavveg : 




Miistakim : 


5 - 


Baglari miitekarip : 


6 - 


„ mutebait : 


7 - 


Ka§ baglarinin hususiyeti : 




Dahile meyilli : 




Harice „ 




Agagiya kivrik : 




Yukanya „ 


205 Numarah mahkumun ka§ baglari dahile 


meyilli 


iken balahare (agagiya kivrik) geklinde 


gorulmu§tur. 



-231- 

Bu gibi hususiyetleri yanh§ tespit etmenin, 
mesela bir insam tarif ederken, bir goziinii 
unutarak, tek gozlii demek kadar ehemmiyeti 
vardir. Bu nasil tamir edilmez bir kababat ise, 
ka§ kivrimini meyl §eklinde gostermek te ayni 
derecede ehemmiyeti baiz bir kusurdur. Boyle 
yanlig te§hislere meydan vermemek igin, tetkik 
edilecek kimsenin evvela biitiin hususiyetlerini 
ara§tirmak lazimdir. 

Meldnkolik tipler 

Musikinin rolii 

Fizyonomi miitehassisini en ziyade aldatan 
melankolik tiplerdir. 

Hali tabiide baki§i hiiziin ve keder ifade 
ettigi halde, hiddetlendigi zaman birdenbire 
nazarindaki maua kin ve gayza tebeddiil eder. 

Bu kabil insanlari simalarindan tahlil etmek 
cok giigtiir. 

317 numarali mahkumun bakislan bu 
kabildendir. 

Melankolik tiplerin el ve boyun damarlari 
§i§kin olur. 

(317 - Ali) nin eli §u suretle tespit edilmigtir: 

1 — Killari : Yumu§ak 

2 — El damarlari : §i§kin 

3 — Ba§ parmagi : Kisa 






232 



4 — Parmaklan : Kahn 

5 — Tirnaklari : Kesik 

Tirnak boyu : Kisa 
„ cinsi 



rengi 
iistii : 




Sert 
Beyaz 
Diiz 

Melankolik kimseler ekseriya curiimlerini 
saklamakta taanniit ederler. Tazyik gordiikleri 
a halde bile ketumdur- 

lar. Fakat bunlann 
agizlarmdan laf almak 
ve kafalannin iginde 
gizledikleri esrari an- 
lamak gok kolaydir. 

Kendilerine dog- 
rudan dogruya sorar- 
samz, bir §ey soyle- 
mezler. Fakat bir dert 
ortagi bulduklan za- 
man derhal acihrlar; 
dertlerini dokerler. 

Paris zabitasi boyle 
bir maznunu §u su- 
retle soyletmege ve 
itirafi ciirme mecbur 
etmi§tir : 

Maznun bir hastahaneye ve gift yatakh bir 
odaya yatirilmi§.. Bir iki gun sonra, diger bog 
yataga bir basta daha gelmi§.. Bir iki giin 




317 Sinoplu Ali 

( 3 defa mahkum olmu§tur. ) 



-233- 

zarfmda maznunla dost olmu§.. Ve kendisinin 
de bir miicrim oldugunu, fakat zabitamn 
kendisini uzun zamandan beri yakahyamadigim 
soylemig, zabita aleyhinde atip tutmug.. Nihayet 
arkadag olmu§lar.. Miigahede altina alinan 
maznun, bir gun, hastahaneye sonradan gelene 
ciirmiinii itiraf etmig.. Yaptiklarmi etrafile 
anlatmig.. tic. giin hastanede yattiktan sonra 
tekrar polis miidiiriyetine gonderili^or ve 
maznun orada, kendisinden ber §eyi ogrenen 
hasta ile kargilaginca gagmyor. Meger ikinci 
hasta bir sivil komser imig. Maznun bu vaziyet 
kargisinda mahkemede ciirmiinii itirafa mecbur 
oluyor. 

Melankolik tiplerden musiki miiptelalan da 
ayri bir sinif tegkil eder. 

Eger miicrim, ciirmiinii inkar ediyorsa, 
oteki gibi miigahede altma ahnir ve etraftan 
muhtelif zamanlarda keman, piyano, fliit, 
tanbur sadalari aksettirilir. 

Musikiden hoglanan maznun, en ziyade 
hangisinin tesiri altinda kahyorsa, digerleri 
terkedilerek yavag yavag yalniz o musiki aleti 
calinir. Musiki, ruhun gidasidir. Katil, hirsiz, 
kim olursa olsun, insanin herhangi bir musiki 
nagmesi kargisinda hassasiyet gostermemesi 
imkansizdir. Fizyonomi miitehassisi bu hassa- 
siyetin dereeesine gore, gizli bir delikten 



-234- 

maznunu tecessiis ve tarassut eder. Maznun 
eger bir adam oldurmugse, yaptigi cinayet o 
dakikada gozunun oniinden gegmektedir. Maz- 
nunun boyle hassas bir zamanmda, bir hasta 
bakici sifatile yanina girecek olan guzel bir 
kadin, maznundan her §eyi ogrenebilir. 

Bu kadiD, zabita memuru olmasa bile, 
maznunu soyletecek kadar miiltefit bulunmaai 
kafidir. Bir memur, bu sahneyi gizli bir nok- 
tadan tarassut edebilir. 

Melankolik tiplerden bahseden doktor 
( Vidor ) Amerika hapisbanelerinden biriude 
bir mahkumla konu§uyor [1] . Ciirmunu 
bilahere mahkemede de itiraf eden ve otuz 
sene hapis cezasina mahkum olan bu adam 
macerasini anlatirken diyorki : 

— "Hastanedeki odamin kargisina tesadiif 
eden pavyonda gene bir kadm keman caliyordu. 
Keman sesi, irademi elimden alan yegane kuv- 
vettir. Kadmla muagakaya ba§ladik. Kocasi 
hastane katibi imi§, vazifesine yakin olsun diye 
ailece burada oturu)ormu§. Kadini odama 
davet ettim, bu benim igin buyuk bir ciiret- 

[1] Doktor Vidor, Amerikada mahkumlarla yakindan temas 
«tmek i9in kisa mahbusiyeti icap ettiren bir ciiriim ika etmi§ 
ve mahkeme tarafindan onbe; giin hapse mahkfim edilerek 
hapishaneye sevk edilmi^tir. Doktor bu suretle arzusuna mo- 
vaffak olmuf ve hapishanede dort yuzden fazla etiid yapmi?tir. 

Amerikada bu maksatla hapishaneye girip cikan bircok 
alimler ve milyonerler vardir. 



-235- 

karhkti. Fakat, kadinin davetime icabet etmesi, 
kendisinin de curetkar oldugunu gosterdi. 
Kadinla dost olduk. 0, her kadin gibi koca- 
sindan mii§teki... Ben de kadinsizliktan gikayet 
ediyordum.. Anla§tik, ba§ka bir memlekete 
gidip evlenmege karar verdik, fakat ben zabitaca 
bir katil maddesinden zan ve giiphe altinda 
idim, sevgilime bundan bahsettim. Korkina, 
dedi, beni teselli etti, vaktile kendisinin de 
ba§indan boyle bir kaza gectigini soyledi. 

Artik, bu derece cesaret gosteren bir kadina 
merdane davranmak lazimdi. Ben de her §eyi 
anlattim. Anlatmaga mecburdum, belki sonra 
benden nefret ederdi. Pe§inen ve i§ tavinda 
iken biitiin kusurlarirni soyledim. Itimadini 
celbettigimden o kadar gok emindim ki... I§te 
bu emniyet beni hapishaneye kadar surukledi. 
Igimde hala bir giiphe var : Beni ele veren o 
degil, ba§kasidir ! diyorum. ^iinkii, o beni can- 
dan sevmi§ti. „ 

Bilabara, keman calan kadinin ( Nevyork ) 
sivil zabita te§kilatina mensup oldugu anla- 
§ilmi§ti. 

Melankolik tipler bidayette inat ve israria 
hareket ederek ketum davrandiklari gibi, bila- 
hara itimat ettikleri kimseye de biitiin yaptik- 
lari ve yapacaklarim anlatirlar ve etrafindaki- 
lerle cok kisa zamanda samimi dost ve arkadag 
olurlar. 



-236- 

Fazla melankolik insanlarda muhakeme 
ve ileriyi gorme kabiliyeti azdir. Yukandaki 
hadiseler de bunu teyit etmektedir. 

Londra'da da buna benzer degigiklikler 
arzeden bircok tiplere tesrduf edilmigtir. 

Londra hapishanesinden sekiz sene sonra 
firar eden ( Berdson ) isminde bir mahkiim, 
hayatta uzun sender gezdigi halde yakalan- 
mamigti. 

(Berdson) hapishaneden kagtiktan sonra, 
tesadiifen burnunun iginde gikan bir cibani, 
ba§ka bir memlekette bir doktora gostermig ve 
doktor ameliyat tevsiye edince, Berdson bu 
ameliyata derhal muvafakat etmi§tir. 

Ameliyattan sonra Berdson'un burunu 
cok buyiimu§, §i§kin ve kirmizi bir manzara 
almigti. 

Hapishane firarisi, burnunun bu gayri tabii- 
ligi yuziinden her memlekete serbesge gidip 
gelmi§, hatta bir barda, kendisini arayan bir 
polis bafiyesiie ahpap olmu§tur. 

Berdson ba§ka bir isim altinda ticaret mak- 
sadile seyahat ettigi igin, muhatabina guphe 
verecek bir harekette bulunmamigtir. 

Polis hafiyesi (Berdson) 1 uzaktan taniyordu. 
Hatta o aksam kendisine : 

— Eger burnun anadan dogma boyle buyiik 






237- 



olmasaydi seni Berdson diye tevkif ederdim. 

Demi§ti. 

Berdson ahvali umumiyesinde de sun'i 
degigiklikler gostermig, daima miilayim tavirh 
bir insan rolii oynamig ve bu suretle polis 
hafiyesinin elinden kurtulmugtur. 

Berdson bundan sonra Londra'ya gelmig, 
(Old City) de bir garapgi diikkani agarak dokuz 
sene ticaretle hiir ve miireffeh yagamigtir.] 

Berdson, samimi sandigi bir dostuna, bagin- 
dan gegenleri anlatmamig olsaydi, oliinciye 
kadar polisin eline diigmiyecekti. 

Istanbul hapishanesinde, egkalini tebdil 
etmek suretile zaman zaman zabitayi aldatarak 
serbest gezen mahkumlar da yok degildir. 
Fakat, bunlar kisa zaman zarfmda yakayi ele 
vermig kimselerdir. 






Miibalagacilar ! 

Uzun miiddet hapishanede kalarak, gok 
garip haleti ruhiye gosteren ve mubalagacilikla 
kendini avutarak, nihayet, soyledigi yalanlara 
kendi de inanan oyle mabkumlar vardir ki, 
mnlar, seneler gegtikce fitri evsaf ve meziyet- 
lerinden tecerriit ederler.. Ve yagadiklari muhi- 
tin terbiyesini alarak, ^ daha dogrusu hapishane 
mhitinde terbiyelerini biisbiitiin kaybederek 
feni evsaf ve kabiliyetler gosterirler. 



-238- 

Bu meyanda mubalagacihkta ileri giden 
tipler iizerinde bizzat yaptigim tetkikat netice- 
sinde, cok garip ve §ayani dikkat malumat elde 
ettim. Bunlan (ruhi tahavvuller) e birer misal 
olmak iizere nakledecegim : 

Bulunduklari kovu§ta yirmi ki§i vardilar, 
bahgede giine§leniyorlardi. Iclerinden birisi 
anlatiyordu : 

— Bir dokuma fabrikasi sahibi idim, fabri- 
k a in da on bin amele cali§irdi. Ticaretim yolunda 
idi. Her ug ayda bir defa ameleye ikramiye 
verirdim. Bir sene nasilsa varidatla masrafi 
kargilagtiramadim ve alacakhlar bugazima sanl- 
dilar, mahkeme iflasima ve mahkumiyelime 
karar verdi. Hey gidi gunler ! Gecede bin lira 
yerken ve on binlerce ameleye hiikmederken, 
bugiin on parasiz bir sefilim ! 

Halbuki, bu adamin ahvali bence malumdu. 
0, bir sene hapis cezasile sirkatten yatan halis 
bir yankesici idi. 

Meselenin inceligi : Bu yirmi kigilik gurubun 
o esnada ba§larindan esen hava "ogiinme,, ve 
"magrurlanma,, havasiydi. 

I§sizligin ve ataletin tevlit ettigi bu hasta- 
hga mabpuslann yiizde yetmig be§i tutulur. 
Biribirlerinin mubalagalanni bilirler ve o 
bikayeleri ancak bir yabanci huzurile yeni 
dinliyormu§ gibi dinlerler. 

Hapishanelerde insanin yiiziine kar§i soyle- 



-239- 

nen bu kabil miibalagalan ancak orada dinle- 
mek tahammiiliinu gosterebilirsiniz ! 

Maamafih bunlar arasinda iislubu hakimane 
ile soylenmig ve tertip edilmig oyle mevzular 
vardir ki, kar§ilarinda maruf acem miibalagalan 
hemen kiymetten dii§er desem caizdir. 

Bu meyanda zikre §ayan miibalagacilardan 
biri de Bogazici koylerinden birinden muhtar- 
lik etmi§ gigman, iri boylu, pos biyikh (R.) 
efendidir. 

Onun her hikayesinden evvel, ufak bir 
mukaddemesi vardir : 

— Malumya bizi herkes tanir. Eski Istan- 
bul'un on ikilerindeniz ! §imdi onlardan ben- 
den :ba§ka kimse kalmadi. O vakit ortahgi 
zingir zingir titretirdik. 

§eciane bir vaziyet ahr. Hazirun siikut 
iginde dinler. O devam eder : 

— Aleybimde ( tamam ) kirk iic mahkeme 
ilami sadir olmu§tur. Altmig beg senelik omrii- 
miin dortte biri burada gegmigtir. Maamafih bu 
ilamlann cogunu atlattim. Muhakeme olurken 
hakimler kargimda aciz kalirlardi. Kanun mu 
dedin ? Yutmugum. Bu mektep i§i degil arka- 
da§ ! Bu ince i§, tecriibe isi. EvelaBah, gene 
hayatima bir gey olmadi. Kirk beg senedir 
bagimdan gecen kazalar ve belalar bagkasinin 
bagindan gegmig olsaydi, goktan zibarir giderdi. 
(Kirk iic) ilam de gosterir ki, bende fevkalade 



-240- 

bir kudret ve kuvvet var! Oliim semtime ugra- 
madi ! Bu giiphesiz kahramanhgima dela- 
let eder. 

Mahkumlar bu esnada biribirlerinin yiiziine 
baktilar ve biyik altmdan giiliigtiiler. O, istifini 
bozmadi. Kendisine §6bret temin eden hikaye- 
lerinden bir kacini, kendine has olan o kahra- 
manane vaziyetini bozmiyarak anlatmaga 
ba§ladi : 

— Tarn kuvvetli zamanlarimdan bir giindii, 
tJskudarda Atpazanna gittim ve oradan bir 
okiiz aldim. Koyde ziraatle me§gul oluyordum. 
Aksi tesadiif olacak ya. Okiiz huylu imi§. Kuz- 
guncuk yolunu tufturdu ve Beylefbeyine kadar 
iki tarafa saldirarak gitti. Sonra ogrendim : 
Beylerbeyinde kapisim agik buldugu bir hamam- 
dan igeriye girmi§. Mu§teriler bunu goriince 
§a§irmi§lar ve ( Aman can kurtaran yok mu ? 
Hamama kudurmug bir okiiz girmi§ ! ) diye 
haykirarak girgiplak firlami§lar. Kan ter icinde 
Beylerbeyine vardim, bir de baktim ki; cadde- 
lere yiizlerce insan, elinde sopalar ve iplerle 
toplanmig, fakat bir tiirlu hamama girmege 
cesaret edemiyorlar. Beni goriince mal bulmu§ 
migribi gibi uzerime saldirdilar : 

— Aman bu beladan bizi kurtar ! 
Hayvamn benim oldugunu bilmiyorlardi. 

Meseleyi bertafsil anlattim. 

— Daha iyi ya, dediler. Ta ig halvete 



-241 - 

kadar girdi. Git hem kendi hayvamni, hem de 
halvetin iginden Qikamayip kalan adami kurtar! 
Hamamdan iceriye daldim, saga sola hakindim, 
nihayet bir halvetin iginde bizim okuzu gordum. 
Iclerinden birisi sordu : 

— Ya, bey baba o dakikada miigterinin 
li...? 

— Ah, onu hi<j sormayin ! 
Herkesten ziyade kendi giildii : 

— Mugteri, dedi... O zavalh adamcagiz, 
halvetin iginde kulhana bakan pencerenin 
ustune cikmigti ! Bicareyi orada gorunce az 
kaldi cildiracaktim. £tinku, bizim okiiz bir 
adim daha ileriye atsa, bicare adam da korku- 
dan pencereden obiir tarafa, yani bir tehlikeden 
diger tehlikeye kendisini atacakti. Orada bir 
dakikadan fazla ya§amak imkani yoktu. Kiilhan 
ate§le dolu idi. Igte o vakit, ya Allah dedim, 
var kuvvetimle okiiziin kuyruguna yapi§tim ve 
hamamdan geke ceke di§ariya gikarak derhal 
ayaklarmdan bagladim. 

Oteden hafif bir ses yiikseldi : 

— Canim, bu sizin igin ufak i§, bey baba ! 
Magrurane etrafma bakindi : 

— Bu bir gey mi, dedi. Abdulhamit zama- 
niydi. Osmanh bankasimn gayet buyuk bir demir 
kasasi Arnavutkoy agiklannda denize yuvarlan- 
mig ve denizin dibinde kuma saplanmig 
kalmigti. 

Fizyonomoni : 16 



— 242 - 

Banka direktorii bunu haber almca bir gun 
evime geldi, meseleyi anlatti : 

— Bunu, dedi - Haber aldik, Istanbulda 
sizden ba§ka cikaracak kimse yokmug.. 

Derhal, diigunmeden : 

— Peki... 

Dedim. £iinkii boyle igler benim igin pey- 
nir ekmek yemek kabilinden idi. Banka direk- 
toriine beni takdim eden de gehremini Ridvan 
paga idi. ^unkfi paga beni cok severdi, akgamlan 
birlikte raki icerdik, paganin bana cok itimadi 
vardi. 

Uzatmiyahm, ertesi gunii ben vingleri kur- 
dum, aveneyi topladim, onlara talimat vererek 
denize daldim. Kasa, kirk, kirk beg kulag 
derinlikte bir yerde kuma saplanmigti. Denizin 
dibini derhal kolagan ettim ve kasayi buldum. 
Evvela yanina gittim, goyle bir tarttim ! 

Muziplerden birisi atildi : 

— Bey baba, goyle bir kucaklayip yukanya 
gikanverseydiniz olmaz miydi ? 

— Kasanin iistune oturdum ve bir miiddet 
dugundum, bu tedbirde hatinma gelmedi degil. 
Fakat kasanin hacmi buyuktii. Kucaga gel- 
miyordu. 

Muhatabina manidar bir nazar firlatti, sonra: 

— Yukanya oturdugum yerden iple igaret 
verdim. Zincirleri uzattilar. 

Bu esnada samiinden biri tahammiil edemedi: 



- 243 - 

— Bari yukardan cevap ahncaya kadar 
kasanin iistiinde bagdag kurup bir cigara 
icseydiniz ! 

(R. ) efehdinin cehresinde istihzakar hatlar 
belirdi : 

— Onu da dugiindum. Fakat cigaranin 
dumamm savuracak yer yoktu. Denizin dibi 
biraz lslakti. Kibriti yakamadim ! 

Dedi. 

Gardiyan geldi, dagildilar. Gidiyorlardi. 
Eski kiilhanbeylerindeu birisi soyleniyordu : 

— Aceme ta§ Qikardi be.. Nerede ise deni- 
zin dibinde bir uyku kestirecek ! Vay canina.. 

Kendini yukseklerde gormek hastahgi 

( Vskiidar Tanmsi ) He bir mulakat 

[Bu kabil insanlann ruhi temayiillerini 
tetkik etmeden, e§kal ve evsafim tahlile 
giri§irseniz aldamrsimz ! ] Dr. Meriton 

Hoca Hamdi efendiye "Cinci,, ve "Tanri,, 
unvamm veren, muhitindeki halk ziimrelerile 
prestigkarlan idi. O, rugtiye tahsilini bile ikmal 
etmemig, bastahkh, zayif, kisa boylu ve bakir 
renkli otuz be§ ya§lannda cahil bir adamdi. 
Fakat, kuvvetli bir ( Medyum ) idi. Bunyesi ve 
fitii kabiliyeti onu bu sahada hayli tecrubelere 
sevketmi§ti. Bununla beraber 6, ayni zamanda 
gayet zeki ve seriulintikal idi. Yeknazarda 



-244- 

muhatabi iizerinde garip hisler ve intibalar 
husule getirecek ve bilhassa cahil halki tethig 
ve icabmda tenvim edeeek ve bu suretle 
kerametler savuracak bir kabiliyet gosterdigi 
mubakkakti. 0, Uskudarda Ihsaniyede Qicekci 
kahvesi civanndaki hanesinde bir ihtiyar 
validesile otururken, onu ziyarete gelenlerin 
haddi hesabi olmadjgim soyliiyorlardi. Diinkii 
hurafeler devrinde, Hoca Hamdi efendinin 
sihirbazhklari keramet §ekline inkilap ederek 
dilden dile dolagirken, o hilkatin kendisine 
verdigi bu liizumsuz payelerden cur'et ve 
cesaret bularak : 

. — Yarin Japonyada bir hareketiarz yapa- 
cagim. Bir ba§ka defa da : 

— Amerikada feyezanlar husule getirerek o 
magrur milletin azamet ve gururunu kiracagim. 

Ve yahut : 

— Bu yaz kurrenin bir kismindaki mahsulii 
mahvederek kudurmug iusanlari yoksuzluk 
iginde birakacagim. 

Tarzinda sacmalarla kainata hiikmetmege 
ba§lamigti. 

Hamdi Hoca, ( Cskiidar Tanrisi ) unvauim 
takindiktan sonra, kendisini ziyarete gelenler 
arasinda, memleketce tamnmig, akh bagmda 
ve ilme intisabi olan bazi §ahsiyetlerde gorul- 
diigii vakidi. Bu meyanda esbak geyhislcmlar- 
dan ( Musa Kazim ) efendinin de Cinci Hocayi 



- 245 - 

tlskiidardaki zaviyesinde siksik ziyarete gittigini 
herkes biliyordu. Bu ziyaretleri goren cahil 
halkin Hamdi efendiye itimadi artmi§ti. Cincinin 
evi bir (Hacet kapisi) veyahut ■ kendi tabirince ■ 
her derde deva ve §ifa veren ( Ilahi bir yurt ) 
olmustu. 

0, Istiklal mahkemesi tarafindan on be§ 
seneye rnahkunidu. Hapisanede, cinlerinden 
hicbirisinin kendisini kurtarmaga gelmedigini 
1 soyliyerek onlarin iglerinde vefahsi ve vefasizi 
oldugunu ve kendisine hizmet eden cinlerin 
kaffesinin vefasiz giktigim esrarengiz bir Qinli 
edasi ile anlatan tlskiidar Tnnsi, kendisinin 
muritlerinden ve presti§karlanndan bulunan 
( Musa Kazim ) efendiden bahsederken : 

— Dii§ununiiz; efendim, koca bir §eyhislam 
ayagima gelirdi, elbette bende bir §ey goriiyor- 
du. Ben gerge yiiksek tahsil g6rmii§ degilim. 
Fakat, o tahsillerin ne kiymeti var, ben ulum 
ve fiinunu mevcudeyi semada meleklerden 
igrenmi§imdir! Sizler zahir perest oldugunuz igin 
javamizi kevniye ve semaviyeden bihabersiniz- 
iir. I§te Musa Kazim efendi ve onun gibi bazi 
sevati aliye bana miidavemetle nihayetsiz kera- 
let ve mucizelerime agah ve §ahit olduklari 
igindir ki, bu abdii fakire peresti§ ederler ! 
5iz kar§inizda ufak tefek bir kahp goriirsiiniiz. 

Onlar ise kar§ilarinda zati barinin aksi 
saniadanisini riiyetle hayran olurlar. 



-246- 

Diyordu. 

Yirminci asir, sinesinde bu kadar gilgin 
ve ekzantrik bir hayalperver basta adam 
tagimamigtir zannederim. 

Cinci Hoca, ( Tarikati Ekmeliye ) nammda 
kendisine mahsus sacma sapan umdelerle tesis 
etmig oldugu bir tarikat veya mezhep hakkmda 
mahkemede izabat verirken azadan Regit Galip 
beye hitaben : 

— Galiba baginiz agriyor, bir §ey okuyayim, 
gegip gecmiyecegini tecriibe ediniz ! 

Tarzinda bir §ey soylemig ve bittabi derhal 
menfi cevap almig. O da sonra bir heyeti 
hakime huzurunda oldugunu hatirliyarak lafini 
degigtirmig. 

Bir giin bundan babsederken demigti ki : 

— Ne yapayim ? Muhakeme safabatim iglak 
etmek istedim. Cinlerirnin hepsi de sanki bana 
kargi ilam isyan etmiglerdi, hie biri imdadima 
gelmiyordu. Son bir cesaretle reisin, nafiz 
nazarlarimla yiiziine baktim, halbuki onun 
nazarlan benden daha nafiz idi. Ruhi bir rol 
oynamak ve mucizelerimin ulviyet ve sihhatine 
halel getirmemek istiyordum. Igte o vakit 
ikinci bir manyatizma tecriibesi yapmak ve 
muhakemeyi tathya baglamak istedim, Regit 
Galip bey bana ehemmiyet vermedi.. Gergekten 
bu bir telkin meselesi idi... 



- 247- 

Fakat, anladim ki, asabima hakim olan 
seyyalei elektrikiye biitiin manasile kudret ve 
tesirini kaybetmigti ! Ondan sonra mukaddera- 
timi tali ve kadere biraktim... 

Bu izahati dinledikten sonra sordum : 

— Bir daha, size isyan eden cinlerinizle 
kar§ila§madimz mi ? 

— Kar§ila§maga hacet kalmadi : Hepsini 
dergahi uluhiyetimden tardettim ! ! 

— £ok miiridiniz var midir ? 

— Muride kiymet vermezdim, giinkii biitiin 
mahlukat benim tevabiimdi. Bir giin §iiphesiz, 
emir ve nasihatlarim begeriyetin kulagina, ve 
kalbine aksedecek ve biitiin mahlukat beni 
taniyacak. Bu gordiigiiniiz cisim, benim sema- 
daki ruhumun bir mahfazasidir ! 

Sizlerin, o ruhu gorebilmeniz igin, biiyiik 
bir kudret ve ihata lazitndir. Size daha fazla 
izahat verirdim amma, artik boyle dini ve 
ilahi i§lerle ugragmak memnudur, mademki 
fen her §eyin fevkindedir, diyorlar. O halde 
geliniz manyatizma, ispirtizma gibi ilmi mev- 
zulardan bahsedelim. O gibi hassas meselelere 
temas etmiyelim ! 

— Hay hay efendim, ilmi mevzulara geceriz. 
Yalniz gok merak ediyorum, mezhebinizin 

mdesi..? 

Dedim. Semadani bir tavirla devam etti : 



3 

CS1 



a 

CO 
CO 



a 
•fn 

•• *J 

fn -* 

•§\s a 

2 ^ i2 



a 3 



a 

CS 



a 

cs 

a 

CO 



a 

co 



CS 

a 

-=-? a 

a >&£ S 

»- .§ N 

£ m •- 

'a .5? 

CO j|h 
S cS 

F* j_j 



.« j « a 

.£ T3 3 



F» 



C8 

3 



a 
a* 

CS 
fN 

CS 
an 



> 

a 
a 

ctn 
U 

a 
43 

>3 u 

-a "3 

s* "* 

53 fn 
3 s 

S I 
I g 

a 



n 2 

CD <CS 

& a 

sua 



:3 

SJ 

:3 
5--. 



cs 



— cd 

CS -■< 
V 

CD *3 

o« cd 



o CD 

=3 3 " 

9 - o 

a "5 a 

3 cs :3 

N cs :S 

& >H tf> 



I I I 
00 r}< lO 



>SH) 

•FN 

43 



CD 
> 

- 
43 

« 
p 



cs 



U 
43 

° 3 



-N 

3 



CS 

a 

<3 
13 

a 

a 
a 



a 



CS 
-3 

a 



3* >bc 35, cs 

- -a .2 



J "3 
cs 43 

» « 

I 

S 
43 
>^ 

3 
.3 



a 

43 



cs 

1! 
> 



CS 

-S4 

CO 

o 
CS 

-a 

CS 

co 

t/5 



CO 

43 

-3 

> 
:0 

be 



j .5 

— — "p~l 
N 

i a 

43 



CO 



Sh 
43 

13 

:0 
bB 

CD* 

a 

a 

-M 

Li 

O 
-*> 



a 

CO 

h 
3 •• 

T3 _!4 
eo 

-a 2 
"Sb g 

CD 

u _?3 
>bc^2 

•-- >bC 



A a 

am 
h "3 

2 a 

cs .3 

•*-> u 

V 

FN 1 — I 

cd CD 

-a T3 

a a 

cs 3 

s>c._ 

•1-N 

M » 
cs ■_ 

— CO 

3. i 

cs c/> 

a . 



CO 



a 

a 

CS 
CJ 

a «s 

'3 « 
a 

CD 

-a 

CD 

> 
u 

CD 

SOD 



a ^ 

>5c_a 

-S "u 
trt CD 
CO 



CD 
> 



•FN 

a 

CO 

CO 

T3 



•^ a 



a 

CD 
CO 



CS 

El 

cs 



CD 

a 

:0 

CO 

:3 

a 

3 



CO 

-3 

-w 

CD 

CO 



a .5 

15 co 

, CD 

.2 ^ 

^ g 

be 

a 

cs 



g j^ » 



CO 



CD 



-id 



CD 
co 

CD 
co 

-a 

co 

-a 



CO 

CO 



a -a j 
a co -w 



CS 



CD 



3 

J3 

cs 



•FN 

a 

•FN 
CO 

CO 

a 

CO 

-i4 

CD 

> 



a & 

cd ^3 
-3 

a «■> 



a 

CD 
CD 
43 

F^ 

a 

• FN 

43 
CD 

• -H ^ F— 

• 3 ^o 

cj co j^ 

CO FN 

•FN > 3 

2 -a 



43 

a 



N 
CO 

> 



N 
CO 

-3 



2 



a 



« T3 a 3 



N 



CO 

FN « 

21 



-a a 



. -3 

CO ^ 

CO 



•- 

43 ^ 



-2 - a 

rt 3 



f-H JS 
i "S 

3 



c « 



•FN 

CO 

> 



CO 



-249- 

vardir, onlari soylemekte mazurum, beyhude 
israr etmeyiniz ! Gene beni co§turacaksimz... 
Birakimz ! 

Durup dururken heyecana gelir, hitabe ve 

nutuk iradina kalkardi. Zayif ve alii ruhunu 

semadani arzularla bogmugtu. Uluhiyete cok 
haristi. 

Ibda ve icat etmek kudretini daima kendinde 
gorur ve ona aczi istinat edenlere kar§i sadece 
iginden ( zavalli gafil ! ) diyip gtilerlerdi.. 

Ona bir giin mahkumlardan birisi asil gafilin 
kendi oldugunu soyledigi zaman gene giilmug, 
fakat o gece sababa kadar uyku uyumamigti. 

Cinci Hoca sibbati itibarile zaten oliime 

mahkumdu. Ve hapisanenin hastahanesinde, bu 

mahkumiyetin pengesinden kurtulamiyarak 
oldii. 

Semada dola§tigmi ve yere inmek icin 
birkag asir gegecegini soyliyen (tJskudar tanrisi) 
ufacik vucudile topraga birkag dakika iginde 
g6muliivermi§ti. 

Cinci Hoca, o cahaletile ( Vahideddinin ) 
sarayma bile girniig ve padigaha siyasi nasihat- 

iler vermigti. 
Igte, tedavisi olmiyan bir hastalik 






© 

1/3 



8 

8 



8 
8 

8 
U 
O 



— 
— 

-8 






^ 



C 

=a 
j£ 8 

s g 

-2 <» ik 
S^ 

~ ^eg 

a e a 

•2"* -Is 

* s-S 

s 

S c 

c e 

*fe Is 

e 

t-3 



cb 

p 

03 


ss 

• FN 

cq 


irsizlik 
apisha- 


biliyeti 
noktai 


P 

03 
03 

cc 




O 





a» 




m -a 


cs 






F4 




03 






^4 m K 


P 




Cfl 




:0 


P 

F^N 


M J4 

-S 2 

.2 


► i 

<cs P 


og 

• fN 

eg 




FN 

tc 

X 
03 

-P 




ns 


P 


N *o 


^j o 






eg 

— i 






CJ 


°CC 


co >-> 






:p 




P 
o 


O 
eg* 


"S a 
>^<p 


* — 

P ^ 


03 
P 
03 




a 




e> 

a 


fn 

>FH 


B .p 


P " 


a 




•FH 

a 

o 

p 




-Q 


a § 


g 2 

O P 


• FN 






o 




-a 

eg 03 


CJ, - 






o 

F-. 






CO 


1^ 


3 S3 


eg 




• N 




-F- 

Og 

a 

js 
eg 


-a 

:0 

a 


.3 eg* 
es -& 

eg ■* 


■a 3 
p -2 

CS FN, 

'o -* 
:p 03 


03 

<+n 

•FN 


Sri 

•FN 

fP 

03 


=+3 

03 


P 

P 


fM 


• FN 
CO 


~ a 

r-l flj 


P S 


P 

03 


*J 


o 




:p 
eg* 
:S 


S 

p 


CO, 03 

:p fP 


T3 
P 

M 
03 


eg 

*-> 

FN 


> 

eg 


P 
o 

*^ 

u 
eg 




a 


12 !P 


eg eg 


03 


F*1 

es 




S 




58 f^ 


i P > 


P 


-i4 







•s ^ 

eg Zi 
• fn eg 

eg eg 

eg T3 
> & 

P ,rt 

P 
3 

P 
eg 

:P 
eg> 

:p 

u 

p 
eg 
o 



es eg -n 

eg -u O 
O eg ffn 
eg, fn 

03 

^. *FH 



-a 
o 
p 

03 

co 

a 

J ~ 

p 

• FN 

p 



eg 
> 



J4 



M 03 Q 

"P w eg 

-Q P rg 
ce» P 

a -w .fn 

2 <U U 

-2 >^ v 



« --N 



FN « 

•FN P h 

a^ ^ 

Jh eg 

•FN -^ ••> 

-a eg ** 
eg P f3 



Ph eg 

CO FTN 

eg 



eg eg .-i co 

S U *i N 

T"J CC -H 



03 
eg, 

es 
P 



og .fV.S 1 

** - * n 
•p ■* 

-2 -« 

03 

a <fn 

P =NH 



■a :0 

•^ 3 ° 

es eg n 

"^ co 

P 

03 co 03 

03 F P 1+H 

p c 

n eg .^ 

F— I FN S 

o -2 p 

:p 



IS a 

a 

03 

F— I 
FN 

03 



03 
J4 



CO 

03 
P 

• FN 
CO, 



a CO 
eg 

FN "S 

eg n 



-Q 

03 

«4-l 

eg 



P 
3 
3 

O 



>~> 03 

nS «3 p 

3 -14 



-^ 2 

es s a 

>■* eg es 

eg o — 
> eg, o 



f§ £- 

- ^1 

— a 

P 'a -N 

•FN H FJ 

-S "B -S 

3 ^ o 
a rs :o 

3 ^^ 

03 rss (-1 

:p 03 co 



a a 



eg 

P 

03 
-P 

eg 

FN 

03 
O 



5 a 



^ p 

S :P 

CO 

- I 
> e; 

03 
-J 



a 

eg 
> 

h 

3 

s 



"* CO 

5j co 

> 03 

-P 

eg eg 

.f^:P 
eg P 



S S 



4^ 

<es SJJ 

•• 3 p 

fS 

eg "eg P 



e> 



^ ^ ^s 
co eg 

* S » 

a^S a 



- 251 - 

haklannda verilecek ameli raporlari tetkik 
etmelidir. Mesela hirsizhga istidadi olan bir 
adam bankaya veznedar; §iir ve musikiye 
istidadi olan bir kimse de fabrikaya amele 
olarak almamaz. Insan kendini bilmez.. Ogren- 
mek icin muhakkak, bir ( fizyonomi ), hatta 
icabederse mufassal bir (pisiko ■ analiz) raporu 
alrnak icabeder. Bilbassa evlenmek isteyen 
gengler icin bu pek lazimdir!,, suretinde teyit 
ve izah ediyor. 

Hapishanede insan kulaklari iizerinde etiit 
yaparken, kiigiik Mehmedin kulaklari nazari 
dikkatimi celbetti. Meghur piyanist "Grodoviski,, 
nin pek az geffafiyetini haiz olan sag kulagi 
ile, bu hamisiz gocugun sag kulagi arasinda 
hicbir fark gortnedim. "Giibelik,, in sol kula- 
ginin yam ba§inda kiictik teressiibati kilsiye 
levhalari goriildiigii gibi, kismi kuddamisinde de 
buyiicek bir veremi azmi ibraz edeo nim geffaf 
bir gi§a goze carpardi. Mehmedin sol kulagi da 
ayni idi, sanki iistadin heniiz mezarda ciiriimi- 
yen sol kulagi nasilsa toprak arasindan ugup 
Mehmedin bagimn sol cephesine yapigivermigti ! 

Mehmedin kulagindaki manalari anlamak 
icin bu merakh noktayi biraz izah ve karileri 
tenvir etmek isterim. Bu vadide tetkikat yapar- 
ken meghur musikiginaslarin tespit edilen kabi- 
liyetleri ile egkalinin fennen ifade ettigi mana- 
lari bir defa gozden gegirelim. Bukregte kulak, 



-252 - 

burun ve hancere hastahklanna miiteallik 
tetebbiiati amikasilealemi tibba kendisini tamt- 
mi§ ve buyiik bir §ohret kazanmis olan doktor 
"Bermanyara,, tarafindan son defa musiki§ina- 
sanin kulaklan hakkinda icra edilen tetkikat 
raporunda doktor diyor ki : 

" — Acaba musiki§inaslann kulaklan da 
bizimkiler gibi mi; yoksa onlarmkiude bir 
takim hususi ^haller, gayntabiilikler mevcut 
mudur ? Faraza kainati mutasavvita ile kulak- 
lan arasindan goriilebilen bir fark, bir ni§ane 
var midir ? §ayet varsa bunlar ne gibi ni§ane- 
lerdir ? Her ne kadar kabili ret olsa da, musi- 
kiye taalluk eden §u sualimizin cevabini katiyen 
dimagin haricinde aramamahyiz. Maamafih, bu 
hususta eski kulak hastahklan miitehassislarin- 
dan "Bunafon,, ve "§uvartez„ gibi doktorlar 
kulaktaki gi§ai tabeli hakkinda bir takim 
imihiin mutaleatta bulunmu§lardir. Biitiin fen- 
ler tecriibe esasina miistenit oldugu icin, ben de 
ayni miitalaadayim. Gi§ayi tabeli, elyafi daire- 
viye ve §uaiyeden miite§ekkil ve cigara kagidi 
gibi kesif, haricen be§erei cilt ve dahilen ise 
mubati bir madde ile mestur, nim §effaf bir 
gi§adir ki, kulak harici ile kulak mutavassiti 
yekdigerinden ayirir. Bu giganin meyli pek 
muhteliftir. Mesela musikiginaslarda gigai tabeli, 
musikiye vakif olmiyanlannkinden ziyade amu- 
didir. Me§hur viyolonistlerden mosyo "Giibelik,^ 



-263- 

asla kulaklan agnmadigim iddia ediyor, her 
ne kadar miigahedemiz bize bircok marazi 
tagayyurat gosterirse de bunun musikiginasliga 
hicbir tesiri yoktur. 

Fazla olarak §urasinda burasinda muhtelif 
§ekilde bir takim rusubati kilsiye levhalan 
miigahede olunur. Sol kulak ta hemen aynidir. 
Burada bizim icin mucibi istifade cibet her 
iki gi§anm pek ziyade mail olmasidir. Me§hur 
bestekar "Goltmark,, (6J) yaginda oldugu halde 
bu gi§alar marazi hicbir tagayyurata ducar 
olmami§tir. Mosyo "Goltmark,, birgok zaman 
evvel kulaklarmdan birisinin agndigini ve 
bunu tedavi icin yardirdigi halde gimdi higbir 
eser bile kalmadigim soyliiyiir. 

Igitme mecrasinin genig olmasi Viyanah 
mugerrih "Hertel,, in fikriai meydana koydu. 
^unku bu miigerrih, ihtiyarlarda bu mecramn 
buyudugiinu iddia ediyordu. 

Meghur orkestra gefi ve bestekar mosyo 
"Feliks Vayngartner,, in iki gigasi da tamamile 
kaimi idi. Ayni zamanda viyolonist olan diger 
bestekar mosyo "Rozeenosko,, nun her iki 
gigasi renk tabiisi tizere agik gumugi olacak 
yerde sanmsi bir nigane arzeder. Parlak nigane 
hali tabiide onde ve agagidan yukanya miite- 
veccihtir. 

Meghur bestekarlardan etfal murebbisi 
"Jahobey,, in sag kulagi, arasmdan aksami 



-254- 

tegrihiyesi tamamile gorulebilen gayet geffaf 
bir gi§aya maliktir. Bundan bagka orada ekse- 
riya vazib bir surette miigerrihlerin "Anolos 
Tempanigiis,, tabir ettikleri ayrica bir halka 
gorulur ki, gigai tabeli bu halka i§ine gegi- 
rilmigtir. 

Birgok asari nefise meyamna getirmi§ olan 
meghur bestekarlardan doktor "Rigarstrars,, in 
sag kulak zan hafif sari bir renktedir. Ve 
aym zamanda nim geffaf ta degildir. Kulak 
kemiginin kabzasi az gikintili oldugundan 
gigai tabeli amudi bir hail gibi gorulur parlak 
muselles te hemen gayri mer'i gibidir. Sol 
kulagimn zarinda sari renk daha hafif ise de 
buna mukabil bu kemikler Qikintilidir. Her 
ikisinde giga amudidir.,, 

Kiigiik Mehmet, hakikat soylenmek lazim 
gelirse, hirsizhk ve yankesicilige mutemail 
degildir. Onu bu yola dugiiren bakimsizlik ve 
kimsesizliktir. O, bir zengin evladi olsaydi, 
Berlin veyahut Viyane konservatuannda butun 
kabiliyetile tefrit ve terakki eder ve hi§ giiphe- 
siz zamanin en meghur bir musikiginas olurdu. 
Traviya, valansiya, gardag forstio, Istanbul gulii 
gibi alafranga pargalan gerek lshk ve gerek 
bir tahta iizerine gerdigi bir tel ile ne guzel 
ve derin bir anlayigla terennum ediyordu. Ala- 
turka sazda da muvaffakiyeti vardi. 

"Zurih,, mektebi profesorlerinden "Bloyler,, 



-255- 



isterik ve nevrozlerin tetkik ve "Psiko- Analiz,, 
usulile tedavisi hakkmda yazdigi muhim bir 
eserde bu gibi cocuklardan bahsederken : 

( ... Boyle zeka ve istidatlar, nihayet hami- 
sizlik yuztinden derin ve nihayetsiz bit heyecan 
ve hassasiyet icinde bir gtineg gibi sonup 
giderler ve buyudukleri zaman ne kendilerine, 
ne de cemiyete miifit olurlar. Onlar artik 
isterik bir hasta gibi, iimit ve hayalleri de 
vucutleri kadar sonmiig ve yikilmig bir balde 
yagarlar ! ) diyor. 

I§te, bu ve bunun gibi yavrucuklarm da 
aym akibete dugar olacaklarmda §iipbe yoktur. 

"Hirsizlar Padi§ahi„ ne diyor? 

Bu gocuk da zengin olmak istiyen bir 

hastadir ! Fakat, onu paradan ziyade 

cemiyet kurlarabilir.. 

On yedi yagmda vardi. Zayif, asabi orta 
boylu ve esmer bir cocuktu. Her gun (subyan 
kogugu ) nda arkadaglan ile kavga ettigini 
soylerlerdi. 

Kendisinin on bir ya§indan beri hirsizlik 
ettigi rivayet ediliyordu. Bir gun hastahk 
bahanesile doktora gikmigti. Hastahane- 
nin gayyur Bag hekimi Zati bey onu 



_256- 

mnayene edinee bir gey bulmamig ve kognguna 
iade etmigti. , ,_ 

Akgam iistii angaryeye cikinca bahcede 
babali bindiler gibi kendi kcndme k-*np 
homurdamrken onu bana gosterdiler. Yanina 

gltt -' Kendi kendine ne konuguyorsun oglum, 

dedim. ,. 

Eski bir agina tavn ile cevap verdi : 
_ Beyim ! Nasil konugmiyayim.. Burada 

insani deli ederler de, sonra kargisma gecip 

bir de alay ederler! 

— Senden ne istiyorlar? 

- Hie Ben kizinca herkesin hoguna 
gidiyor.. Bam telime basiyorlar, hie yoktan 
hiddetlendiriyorlar ! 

_ Su bamtelini anlat bakayim, nedir . 

_ Neolacak?! Buraya cok gidip gelmigim.. 
Iki defa daha gelirsem : Tamam bir diizune 
olacakmig ! 

— Peki, bu yalan mi ? 

- Hayir, yalan degil amma.. Her gey de 
kor kadi hikayesi gibi pat diye insamn ynznne 

^Tan^m t^ngeye bak ! Bunda asab, 
legeeek ne var? Kestirme bir eevap veremedin 



mi v 



— Ne gibi...? 

_ Ne gibi olacak?. Size ne, dersw, gecersm 

o bir taral'a... 



- 257- 

— Efendim, siz bizim kovu§u galiba gorme- 
diniz! Bunun gececek obiir tarafi filaa yok. 
Ufacik bir odada otuz kirk ki§i burun buruna 
oturur ve yatariz. Hie. bu olur §ey mi ? Ben 
ufak akhmla bunun manasiz oldugunu bulu- 
yorum da... 

— §unun dogrusunu anlat bakahm ! Senden 
ne istiyorlar ? 

0, piiriizsuz bir Istanbul §ivesile soziine 
devam etti : 

— I§leri gugleri alay ! 

— Fakat, bu alayda bir maksat vardir, 

degil mi ? 

— Canim, insanin bir defa adi gikmasin 
dokuza, inmez sekize! Hirsizligin bu eski bir 
za^onudur ! Ben hapishaneye dokuz defa geldim 
diye kovugta biribirlerinin otesini berisini a§irip 
benim iizerime atiyorlar, ben de asabiyim.. 
Kiziyorum, sonra kar§ima gpgip alay ediyorlar. 
Bir sey degil, bir giin elimden fena bir kaza 
gikacak, duvardan bir ta§ cikarip birkaginin 
beynini delecegim. Bu olacak ! 

— Bu kadar hiddete liizum yok a canim ! 
Lem sen hakikaten bu kadar mahkum 

jldun mu? 

— Dedikleri gibi degil. Fakat, birkag defa 
ju menhus yere girip giktim... 

— Neden? 

— Neden mi?! Sakhyacak miyim ?.. Hir- 
sizhktan ! 

Fizyonomoni : 1 7 



- 258 - 

— Bu yagta...?! 

— Ne var, begenemediniz mi, beyim ? 

— Bunda begenilecek bir §ey yok... Miite- 
essir oldum da onun igin soyltiyorum. Di§arda 
senin gibi geng ve saglam bir gocuk igin yapi- 
lacak is mi yok ?.. 

— I§ gok amma, benim okumam yazmam 
yok, u§akhk gibi i§ler veriyorlar ! Halbuki 
bunu ben yapamam.. Ben almmin teri ile kazan- 
mali ve bey gibi yagamahyim ! 

— Lakin senin yaptigin aim teri ile kazan- 
mak degil. Ba§kalarmin canini yakip gayri 
me§ru bir snrette para tedarik ederek ya§a- 
maktir ! Giinah degil mi ? 

— Ne yapayim, pesin soyledim, ben digarda 
herkes gibi u§akhk ve garsonluk yapamam. 

— Bir fabrikada da cahgamaz mism ? 

— Hangi fabrikada. 

— Qok, mesela rejide veya sair girketlerde. 

— Miimkiin degil. (^unkii bana yevmiye 
olarak verecekleri bir lirayi gecmez. Halbuki 
benim, bazi gun beg alti liraya ihtiyacim olur! 

— Kimsen var mi ? 

— Kimsem olsa bu hale diiger miydim ? 

— O halde giinde beg alti liraya neden 
ihtiyacin oluyor ? 

— Ben insan degil miyim. Haftada hig 
olmazsa iki gece de goyle bir birahaneye, bara, 
tiyatroya gitmez miyim ? 



- 259- 

— Fakat, insan yorganina gore ayagim uza- 
tir. Varidat yokken bunlari yapmaga kalkmak. 
Bahusus bu sinde ! 

— On yedimi bitirdim, hatta evlenecegim 
bile. Sen ne diyorsun efendi?! Beni Beyoglunda 
kag kadin bekliyor, ondan haberin var mi ? 

— Acayip ! Demek o kadar cok ha...? 

— Onlardan birisi tiirktiir, hem de iyi bir 
aile kizi. Ona soz verdim, cikinca derhal bir 
(voli) vurup kiyafeti duziince onu alacagim. 

— Demek hala uslanmadm? San'atta devam 
edeceksin, oyle mi ? 

— Dedik ya be.. Sen de ne laf anlamaz 
adamsin ! Mademki bana : — Sen hirsizlann 
padigahisin diyorlar. Be§ on kurugla nasil 
gecinebilirim ? Ya yolda beg on bin liralik bir 
ciizdan bulmahyim, yahut bir zengin kizi ile 
evlenmeliyim ki, bu yoldan ve bu huydan 
vazgeceyim ! 

— Yazik ! Qok acirim sana oglum.. Diinyada 
hirsizhk kadar fena bir gey yoktur! Bagkasimn 
parasim ve tnalmi haberi olmadan ealip yemek 
hem ayip, hem de giinahtir. Yarin senin de 
parani ve egyani calsalar memnun kahr misin, 
yoksa arkasindan kiifiir ve inkisar mi edersin? 

— Ne yapayim, ben bildigimi yapayim da, 
alem ne isterse yapsin.. 

— Fakat, boyle geyde inat para etmez ! 
Emin ol ki sen kaybediyorsun ! Ve bu fikirde 
devam ettikce de daima kaybedeceksin ! 



. -260- 

Birdenbire durdu, bir agaca yaslandi, gozle- 
rini uzaktaki apartimana dikti : 

— Peki am ma, dedi. §u apartimanda ben 
de oturmak ve kibarlar gibi ya§amak istemez 
miyim ? 

— Sen de sayi ile para kazananlar gibi 
cah§, para kazan da apartimanda degil, Perapa- 
lasta otur ! 

Cevabimdan pek hosmit kalmamakla beraber: 

— Sahi, dogru soyliiyorsun ! 

Dedi. Eski itiyatlarindan nasil vazgececegini 
diiifunerek gene asabi ve hircin adimlarla mut- 
baga dogru ko§tu. Igte size, yarin cemiyetin 
ba§ina bin felaket getirmege namzet bir cocuk ! 

Insanhk ile hayvanlik arasmdaki 
mesafe ne kadar azdir ! 

Ilmin tahlil ve ihata gergivesi haricinde 
kalan tiplerden.. 

Insanlarin suretlerinden siretlerini anlamak 
50k muskiildiir. Avrupada "Portreparle „ ve 
"Fizyonomoni,, alimleri bu mii§kulu hal ve 
izaleye cahgiyorlar. Iusan hayatta oyle kimse- 
lerle kar§il'a§irki, zahiren fena gordiigiiniiz 
halde insaniyet ve fazilet sahibi, vefali, samimi, 
fedakar ve muhitine miifittir. Keza gene 
zahirde gok iyi, munis, mutevazi ve sevimli 



-261- 

gordugiiniiz bir kimsenin de katil, hile, desise, 
fitne, sirkat gibi efali gorulur. Iyilik ve fenahk 
vesilei inkigaf bulmadikca sabibi bakkinda 
derhal bir fikir ve miitalea beyan etmek dogru 
degildir. 

Hapisanedeki miigahedeler meyaninda bunun 
pek bariz emsali ve numuneleri goriilmugtur. 
Igte size goriilmemig ve tiiyler urpertici bir 
tip.. Taribi insaniyetin emsalini pek az kay- 
dettigi bir facia ! 

Onu tagra hapisanelerinden Istanbula naklen 
getirmigler. Zabiren mabkumiyeti alelade bir 
katil hadisesinden dolayidir. Fakat, badise , 
gayet feci bir diger hadise ile alakadardir ki, 
insamn dinlemege ve yazmaga heyecam mani 
oluyor. Simdiye kadar bayatlarim tetkik ettigim 
uc bine yakm mahkum icinde onun vakasi 
insani ve ablaki noktai nazardan bambagka 
bir hususiyeti haizdir, cunkii o, vabgi bir 
ihtirasla fitratin ahkamina kargi gelmig ve alti 
bin senelik insaniyet tarihinin kaydetmedigi bir 
cinayeti irtikap etmigtir, yani : Turkge ve sade 
bir tabirle kendi kizinin lrzina gecmig ve sonra 
da masumeyi oldiirerek viicudunu yok etmigtir!!! 

Bundan tabminen on iki sene mukaddem 
( Bavyera ) da bir §ifgi, yetigmig gelinlik kizim 
bir tiirlii kocaya veremiyordu. Kiz koyiin 
yegane giizeli idi. Bir giin gifgiye komgulari 
der ki : "Canim, kiz yirmi beg yagina girdi, 



— 262 — 

bunun turgusunu mu kuracaksin ? Bu kadar 
gtizel, asil gengler talep ediyor. Kizim ne igin 
vermiyorsun ? „ 

Qifgi, nihayet bir akgam koyiin meyhanesin- 
de gok samimi bir arkadagina derdini agar : 

— "Ne yapayim ? Kizimi seviyorum.. Onu 
higbir erkegin kollari arasmda gormege ve hele 
ben hayatta iken goz gore gore elimle bir 
kimsenin koynuna vermege tahammiil edemem. 
Ben §arabimi her akgam onun giizel ellerinden 
iger ve pembe yanaklarindan operek uyurum, 
anladin mi ?„ tarzinda itirafatta bulunur... 

Halbuki o hadise ile bu vaka arasinda evvela 
goze garpan bir fark vardir ki, yavrusunun 
izalei bikrine te§ebbiis eden caninin a§k ve 
sevdadan haberi yoktur, o derece cahil, hissiz 
ve kati yiirekli bir mahluktur. 

Saniyen §ehvaniyetini iizerinde teskin ettigi 
kizcagiz henuz ( beg ) yagini ikmal etmig, mini 
mini bir yavrucaktir ! 

Bu cinayet kargismda ( Bavyera ) limn 
giinahi ne kadar ufak ve nisbetsiz kaliyor ! 

Vakayi yakinen bilen birkag kigiden tafsilat 
aldiktan sonra merkumla goriigmek istedim. 
Miiteaddit defalar bahsi bu mecraya dokmege 
muvaffak oldumsa da, o bu hususta ademi 
malumat beyan etti ve daima ketum davrandi. 
Kendisinin alelade bir katil hadisesinden sonra 



-263- 

feran zimethal olarak nahak yere mahkum 
edildigi igin pek ziyade meyus ve ruhen daima 
muztarip oldugunu ve cok soz soylemege takat 
ve mecali olmadigim soyledi. 

Filhakika o, bir ruhiyatci icin cok §ayam 
tahlil bir tip idi. Vakadan sonra hastalanan 
viicudunu siiriiklemekten aciz bulunan bu sefil 
mahluk, her dakika vicdan azabi cekiyor ve 
her dakika biraz daha coktugiinii hissediyordu. 

Oyle ya.. Bir insanm vicdanini tazip edecek 
bundan daha muhim, bundan daha tiiyleri 
iirpertici bir vaka olur mu? 

Katil, bir ak§am evinde ehemmiyetsiz bir 
§eyden kiziyor, kizini ahnca sokaka firhyor. 
Kirlara dogru gidiyor. Nedense gozleri karar- 
mi§tir, fakat buyiik bir sukunetle ve itidali 
demle yavrucagim soyup izalei bikrine tasaddi 
ediyor. O vakit kizcagiz, bu vahgi babamn 
pencesinden kurtulmas;a cabahyor, fakat hay- 
vanla§an pederin tehdidi altinda bayilip kaliyor, 
ve vah§i adam, bu suretle hayvani zevkini 
sulbiinden gel en yavrusu uzerinde tatmine 
muvaffak oluyor ! Lakin cinayet bununla bitti 
mi samyorsunuz ? Hayir.. O, bu cinayeti bir de 
yavrusunun kani ile ortmek istiyor. Kizi bir 
agacin dibinde bogup, gunahlarile birlikte 
topraga gomiiyor. §ehre doniiyor/. 



— 264- 

Bittabi cocuk ortada yoktur, bu hale herkes 
aciyor ve kaybolan kizdan dolayi kasaba halki 
zavalh babayi teselli ediyor.. Halbuki zavalh 
olan halktir. Bir geyden haberi yok. Vaka 
sonradan meydana gikiyor. 

Lakin, hepsi biihtan, hepsi iftira... 0, bun- 
larin hepsini ret ve cerh ediyor. £iinkii §ahit 
yok ! Fakat, tabiatin gozii yok mn ? Agaglar, 
toprak, sema.. Ve nihayet Allah bu cinayeti 
gormedi mi ? Bir miiddet sonra bir ba§ka 
hadiseden dolayi ( Tabiat ) bu caniden o 
masumenin intikamini almayi unutmuyor ve 
onu uzun sender hapis cezasina ve bilhassa 
kurtulmasi adimtilimkan bir hastaliga mahkum 
ediyor ! 

Viktor Hugo : "Fenahklari bir daha tekerur 
etmemek icm zikrediyorum !„ demi§. Ben de, 
mu§ahedelerim arasinda kara bir leke gibi 
daima goze garpacak kadar korkung ve igrenc 
olan bu cinayet safhasini, insaniyet tarihinde 
bir daha boyle bir hadise kaydedilmemesi temen- 
nisile derg ve ilave ediyorum. 

Insanhk ile hayvanhk arasindaki farklan 
du§iinursek, bu gibi facialar kar§isinda be§eri- 
yetin heniiz cok iptidai bir terbiye merhalesini 
bile gecmemi§ oldugunu gormez miyiz ? 



* 
* * 



-265- 

Fitratan ipokondrik yaradilmi§ 
tiplerden... 

[ Bu nevi tipler ekseriya 
maceraperest olurlar. Ya 50k 
sefil, yahut gok yiiksek tabakada 

emsali goktur ! ] 

Dr. Meriton 

Kazimm eok enteresan macerasi vardir. 
§imdi (ipokondrik) bir adam olmug. Hiiviyetini 
kaybetmi§. Galiba, onun ba§im bir a§k mace- 
rasi sersemletmig. Bu ciheti soylemiyor amma, 
hikayeleri arasinda oyle bir sergiizegtin kahra- 
mani olduguna delalet eden ima ve telmihlerde 
bulunuyor. Ufak bir ceza ile hapishaneye gel- 
mi§. Kimse ile g6rii§mez, birgoklan gibi tazal- 
liimu hal etmekten ve bagkalarinin merhame- 
tini isticlaba yeltenmekten ho§lanmaz. Bazi 
mahpuslarla arasinda bir gun bir din bahsi 
gecmi§, liizumsuz taassuplara §ahit olunca asa- 
bile§mi§..? 

— Boyuna dinden bahseder durursunuz, bari 
dinin ne oldugunu bilseniz yiiregim yanmaz ! 

Diye hastane kapisimn oniinde soylenip 
dururken ona rastladim : 

— Efendi kendi kendine ne konuguyorsun? 
Dedim. 

— Nene lazim ? ! 

Demek isteyen bir nazarla yukaridan agagi 



-266- 

siizdiikten sonra bir "Lahavle..,, gekerek bagini 
salladi ve meydana dogru yiiriimege baslacli. 
Uzaktan birisi : 

— O deli ile konugulur mu ? Gene babalari 
tutmug.. Soylenip duruyor... 

Dedi. 

Bu tarizden onun hasta ruhlu bir adam 
oldugunu anladim, yiiriidum, kendisini tanir 
gibi goriinmek vesilesile haleti ruhiyesini yakin- 
dan tetkik etmek istedim : 

— Arkadag ben seni taniyorum.. Ivagma 
hele dur bakahm ! 

Asabi adimlanni, elektrik cereyanma garp- 
mig bir insan sur'atile birden tevekkuf ederek 
tekrar yuziime bakti : 

— Hayir, ben sizi hig hatirlamiyorum ! 
Dedi. 

Onun bir Amerika vapurile (Nevyork) e 
amele olarak bir sefer yaptigini igitmigtim : 

— Hele bir dikkatli bak ? 
Kagim goziinu oynatarak dugiindii : 

— Olabilir ya, insan hali bu ? Belki unut- 
mugum. 

— Canim, sen Amerikaya giden Kazim 
degil misin ? 

— Evet... 

— Peki, nigin sakhyorsun ? 

— Sakladigim yok canim.. Fakat.. 

— Hatta vapurda hastalanmigtm da, bir 



— 267 — 

protestan misyoneri seni bazi dini telkinlerle 
ikna ve ilzam ederek hinstiyan bile yapmigti.. 
Sen, o Kazim degil misin ? 

O, afalladi, menfi bir cevap verecek muka- 
vemeti ruhiye gosteremedi : 

— Evet, o benim amma, siz bunlari nere- 
den biliyorsunuz ? Yoksa siz de vapurda 
miydiniz ? 

Ciddiyetimi bozmiyarak cevap verdim: 

— Ona giiphe mi var ? 

Soziime itimat etmekle beraber, sordu : 

— Siz ne mtinasebetle o vapurda idiniz ? 
Diigiinmeden : 

— Asker kagagi idim ! 

Dedim. £iinku o tarihlerde gemilerde birgok 
asker kagagi bulundugu soyleniyordu ve o bun- 
lan biliyordu, inandi. 

— Fakat, dedi. Sizi vapurda higgormedim! 

— Kaptanlardan biri ahpabimdi, beni kama- 
rasmdan digari gikarmadi. 

— Benim hastahgimi biliyorsunuz, degil mi? 

— Elbet. Fakat, onu sizin agzinizdan igit- 
mek isterim. O protestan papasi ile kamarada 
birlikte gegirdiginiz giinler.. 

— Ah, o mel'un giinler ! Hakikaten ne 
azap iginde gecti?! O geytan surath herif 
gemide nerden de kargima gikmigti... 

— Ya.. Benkamaramda biitiin onlari igitir- 
dim, miiteessir olurdum, fakat, elimde bir gey 
yoktu. Yaniniza gelemezdim.. 



-268- 

— Vapurda goru§mu§ olsaydik, ne giizel 
olurdu, bir Tiirk vatanda§i sifatile beni bimaye 
ederdiniz ! Yahut, kimbilir, herif belki sizi 
zehirler, ikimizde kipkizil hiristiyan olurduk.. 
Beni yapti ya ! "Bu gece ruyana hazreti Mesih 
girecek !„ diye kamarada beni korkuttu. Deniz 
iistiinde gunlerce uyku uyuyamadim, ve i§te 
bu ( Merak hastahgi ) ondan kaldi.. 

— Gemide neden hastalanmi§tin ? 

— Kalbim varmi§.. Ben ne bileyim ? Hie 
bagima gelmemigti. Istim borulan iistunde 
birdenbire donmasin mi ? ! Az kaldi, tekerlen- 
digim zaman solugu ate§ kazamnin icinde 
alacaktim, bereket versin kapaklar lzgarah idi, 
yere dugmugiim.. Hemen kaldirdilar, kamaraya 
yatagima yatirmi§lar. Gunler gegtigi halde, hafif 
fakat soluk aldirmiyan bir sanci beni Nevyorka 
kadar yataktan kaldirmadi. Igte o vakit vapurda 
suvarinin ahbabi olan bir protestan papasi ba§ 
ucumda ttiredi, Nevyorka kadar yanimdan 
ayrilmadi, mutemadiyen beni dini telkin ve 
tesellilerle zehirledi, durdu. Cahillik bu ya.. 
Ben de bir gece onun nasihatlerine dayanama- 
dim ve protestan oldum !!. 

— Meier telkin ettigi hatirinda mi? 

— Istirahatten babsediyordu. Senelerden beri 
Turkiye ve Filistinde binlerce genci hiristiyan 
yaptigini gayet acik bir Tiirkge ile anlatiyordu. 
Elinde bir gece ufak bir kitapla geldi, bu 



-269- 

kitabin ismi : ( Secret of Health = Sihhatin sirri ) 
idi. Bana bircok giizel ve miifit pargalar okudu. 
Istirahat hakkinda diyordu ki : "Istirahati 
tamme ancak igten mutlaka keffiyet etmekten 
ibaret degildir; daha ziyade tebdili megguliyet 
etmekle mumkiindur. Tebdili iggalde sair 
kuvuetler ve adaleler i§lettiriliyor. Bu suretle 
igtigalati zihniye ve bedeniyeyi birle§tirerek bir 
kimse en az emek sarfile en cok i§ igliyebilir.,, 
Tamamile hafizamdadir, bu sihhi nasihat- 
lardan sonra derhal din perdesini kurarak bir 
hokkabaz gibi oynamaga baglardi ve derdi ki : 
"Hakiki istirahat Cenabi Allaha iman etmekle 
temin edilir. Kalbinden hasta oldum diye Al- 
lahtan umidini kesersen imansiz gidersin ! 
Kesbi hayat icin ne edersen cumlesi mii§evviki 
iman olmak gerektir. Esbabi nefsaniyeye istina- 
den hayat ve sihhat kanunlarma itaat etmek 
faideli olabilir. Fakat ancak iman ve muhabbet 
ile memlu olan bir kalp, gani ve ebedi bir 
hayatla mesrur olur. 

Menbai hayat ve hareket olan Hahkin emir- 
lerint yerine getirmek kullarm vazifesidir. Bu 
vazifeyi husnu ifa edebilmek icin ise gayet 
zahmetsiz bir yol vardir : Hazreti Mesih'in gos- 
terdigi yol! Dunyada her §eyin kirah oldugu 
gibi, dinin kirah da Hiristiyan dinidir ! Bu 
din salikleri protestan elbisesini de giyer yani 
protestan olur ise o mes'ut mahlfik ebedi 



-270- 

saadete ve selamete irigir ! Igte binai sihhate 
sabit bir temel ! Kaffei in§aati bu temel iize- 
rine yaparsan halas bulursun ! „ 

O beni tedavi ederken doktor oldugunu 
anladim, fakaf kendisi : "Ba§tabibimiz Allahtir. 
Biz onun asistanlariyiz.,, 

Onun teskin edici elleri muztarip asabelerin 
uzerinde dola§madikga, tababet hicbir hastaya 
§ifa veremez. Halk eden, dert ve §ifa veren ve 
nihayet oldiiren odur. Onun lutfuna Mesih'in 
§efaatile mazhariyet miimkiindiir ! „ nagmesini 
giinde birkac defa adeta bir dua geklinde tek- 
rar ederdi. 

— Amerika'da nicin kalmadm ? 

— Hastaligim mani oldu, cah§mak miimkun 
degildi.. 

— §imdi hangi akideye sahipsin ? 

— Eskiden neysem, gene oyum.. Kirk 
yilhk Yani : Olur mu Ivani ? ! O, bir firtina 
idi, Bahrimuhitten gegerken esti ve oralarda 
kaldi, gitti.. 

Bir miicrimin teldkkisi: Hapishar\eler 
otomatik bir miizeye benzer!. 

Bir rus hapishanesinde, islahi nefs 
ettigine hanidir.. 

O vaktile memlekette siivari binbagisi 
oldugunu soyliiyorlardi. Beyaz Ruslardan oldugu 



— 271 — 

icin maglup (Vrangel) ordusile memleketimize 
gelmig ve o vakitten beri gazinoculuk, otel 
garsonlugu gibi muhtelif hizmetlerde bulunmug. 
Ac ve yurtsuz kalmis. Ahlakim kaybetmig. 
Ihtiyac iginde aylarca kivranmig.. Hirsizhk, 
dolandincilik namina yapmadigi kalmamis ! 
Nazarlan insana az, cok itimat telkin etmekle 
beraber. o artik eski bir devletin binbagisi 
degil - dolandmci, yalanci ve hilekar diye 
tamnmig ! Asaletinden eser yok. Vakar ve 
haysiyetini ve yakin mazinin kendisinden uzak- 
lagtirdigi necabet ve nezaketini tekrar bulami- 
yacak kadar diigmug, gamurlanmig.. Ve cemiyet 
yiiziine temiz bir nasiye ile bakamiyacak 
derecede kirlenmig ! 

Igte boyle bir tip ki, kirki geckin oldugu 
balde otuz yaginda bir insan kadar zinde ve 
gene.. Hapishaneye bir dolandincilik yiiziinden 
dugtugiinii ve orada gecirdigi hayattan cok 
biiyiik dersler aldigini soyler. Bir gun kendisile 
goriigiirken bana dedi ki : 

— Burasi hakikaten bir mektepten ziyade, 
egyasi daima degigen otomatik bir miizeye 
benziyor. Zira her gun tiirlii tiirlii renk ve 
tabiatte, tiirlii tiirlii gekil ve kiyafette insan 
niimunelerine tesadiif ediyoruz. Hangi miize, 
egyasini bu derece zengin modellerle zairlerine 
arzetmigtir ? Halbuki burada, bu insan meg- 
herinde ben kisa zaman iginde neler gordiim. 



-272- 

— Gordiiklerinizden hasil olan intibalari 
sorabilir miyim ? 

Dedim. 

Zeki adam derhal cevap verdi : 

— (1) Bir daha buraya diigmemek, 

(2) Dugkiinlere kar§i daha fazla rahini 
ve §efik olmak, . 

(3) Be§eriyetin, acizlere kar§i hakim ve 
zalim ziimrelerine nefret etmek, 

(4) Ah ve enini isitmek ve lztiraplara 
kogmakta ve §ifa bulmakta teehhiir 
gostermemek, 

(5) Bir dilim ekmegin yarisim yanindaki 
a§ ve muhta§ insana vermek. 

I§te §imdilik bu duygularla miitchassisim. 
Bu beg nokta, ihtirastan uzak hislerimin 
mahsuludiir.. 

O, gok hisli bir adamdi. Bu insan meghe- 
rinde gordugii elvahi sefalet hie, giiphe yok, 
onda biiyiik bir intibah uyandirmigti. 

Onun hisleri, Amerikali milyoner (Vilson)un 
fikir ve kanaatlerine pek miigabih idi. 

Avrupada zaman zaman goriilmiigtur : Bazi 
miiellifler ve romancilar zindan ve mahpus 
hayatini ve mahkiimlarin ahvali ruhiyelerini 
yakindan tetkik ve miigahede etmek iizere 
ehemmiyetsiz ciiriimler igliyerek on beg gun 
ve yahut bir ay ceza ile hapse mahkum olurlar 



- 273 - 

ve hapishanelere girerler. Bu kabilden olmak 
iizere Amerikada me§hur milyonerlerden Mister 
( Vilson ) da ( §ikago ) dan nami miistearla 
bir kasabaya giderek orada kasden igledigi bir 
curiimden dolayi alti aya mahkiim oluyor ve 
mahbese atihyor. Vilson, hapishaneye on parasiz 
ve ailesinden habersiz girdigi icin orada cah- 
§arak hayatmi kazanmaga mecbur oluyor. Gergi 
Amerika hapishaneleri bizim en buyiik otelleri- 
mizden daha muntazam ve liiks bir mefru§at 
ile do§enmi§ ve mahkumun kazancindan sahi- 
bini mustagni kilacak bir §ekil ve mukemtne- 
liyeti haiz ise de, Mister Vilson, hapishanenin 
imalathanelerinde marangozluk yaparak mah- 
kumlann ruhuna nufuz etmek imkamni buluyor, 
ve ayni zamanda da idare kendisine her gun 
icm bir yevmiye kaydediyor. Hapishaneden 
Sikarken birkag yuz dolarhk bir sayi amel 
ucreti almakla beraber, kafasinin igini de 
nihayetsiz hatiralar ve mahkumiyete ait garip 
ve feci maceralarla doldurmu§ bulunuyor ! 

Mister Vilso'nun hapishaneden giktigi ilk 
hafta, ( §ikago ) tiyatrosunda mugahedelerine 
ait verdigi bir konferansta Cemahiri Miittehi- 
denin birgok memleketlerinden gelen ruhiyat 
mutehassislari ve muallimleri ile muharrir, 
gazeteci ve romancilann adedi ( dort bin ) i 
miitecaviz idi. Vilso'nun orada katilleri, yan- 

Fizyonomoni : 1 8 



- 274 - 

kesicileri, me§hur hirsizlan ve kuttai tariklerle 
kiz kagakcilan hakkinda gayet miihim ve miifit 
malumat vermis. ( ve ug yiiz elli ) ye yakin mu§a- 
hedesinden ve sergiize§tlerinden bahsetmi§tir. 

Hapishanedeki Rus mahkumunun kanaat- 
lerinini, ufak farklarla bundan sekiz sene 
mukaddem Mister Vilson ( §ikago ) dan be§e- 
riyetin sagir kulagina haykirmi§ ve ruhiyatgi- 
larla romancilara : Gozlerini zindanlarm sefil 
ve betbaht sakinlerine tevcih etmelerini tavsiye 
etmi§tir. 

Filhakika hapisbaneler, §ifahaneler ve buna 
miimasil miiesseseler ablakiyat ve igtimaiyat 
noktai nazarindan ilim adamlarimizla bazi 
miiellifler tarafindan tetkik edilecek meghul 
bir cihandir. Zengin ve be§eriyet igin §ayam 
i§tifade bir tetkik ve tetebbu sahasi dururken, 
hayalhanesinde bir mecnun veya bir katil 
yaratarak, boyle bir §ahsin ahvali ruhiyesini 
bir defa olsun gormeden kalem yiiriiten mu- 
harrirlerimiz igin bu bir nakisedir. ( Bir §eyden 
bahsetmek igin onu bilmek lazimdir ! ) soziinii 
bundan dort yiiz sene evvel "Kristof Kolomp,, 
soylemig.. 



-275- 

Yankesiciligi sinemadan ogrenen bir 
"tramvay sansari,, hayatini anlatiyor! 

Geng ya§ta alkol iptildsi yiiziinden 
hapishaneye dii§enler.. 

Beyoglunda Aynahgegmede otururmu§. Bir 
metresi varmi§, 50k musrifmi§. Onu bu hale 
getiren o kadin imi§. 

Zayif, uzunca boylu, biyiksiz, yirmi alti 
ya§lannda. Ermeni milletinden. San'atinda oldu- 
kca mahir bir kilefteci.. 

Alkolik tiplerden. Konusurken ba§i ve elleri 
titriyor. Gidasizhk bu zafiyetine inzimam edince 
busbiitiin §6kmii§. Ilk zamanlar daha dogrusu 
tevkifhanede mahkumiyetine kadar, belki beraat 
eder iimidile metresi kendisine maddi, manevi 
yardimda bulunmug. Fakat on sekiz ay cezayi 
yeyince, kadin bir daha semtine ugramamig ! 

Miitecessis nazarlari herkesin dikkatini celbe- 
diyordu. Angaryeye cikmi§ti. Ekmek tevzi 
mahallinde bekliyorlardi. 

— Baksana bana... 

Dedim. Ba§im cevirdi, beni gordii : 

— Ne var beyim ? Emriniz... 
Dedi. Yanima dogru geldi. 

— Seni taniyor gibiyim de.. 

Dikkatle yiiziime bakti. §iiphesiz tanimadi, 
Fakat : 



-276- 

— Benim de goztim lsmyor amma.. 
Diye giiliimsedi. 

— Al §u cigarayi canim ! Daha ekmek vak- 
tine gok var. 

Cigarayi yakti. Yaninda kendisinden daha 
geng ve zeki bir gocuk kulak kabartmig bizi 
dinliyordu. 

— Camm, seni ben taniyacagim amma, bil- 
mem nerede gormu§iim ? ! 

— Kimbilir beyefendi, insan insana ben- 
zer ya.. 

Kulak misafiri olan gocuk dayanamami§ 
olacak ki kahkahayla giildii. 

Ben gocugun bu telmihinden bir §ey anh- 
yamadim : 

— Tramvaya binmemek miimkiin mii ? Ben 
de herkes gibi... 

Soziimii tamamlamama meydan vermeden : 

— Oyleyse oradan tanirsiniz ! dedi. 

0, suratini asmi§, bir §ey soyliyemiyordu. 
Cocuk ondan kuvvetli ve hagari idi. Arala- 
rinda bir giiriiltii gikmamasi igin : 

— Yava§ konu§unuz! Patirdi istemez. 
Tarzinda soylendim. Cocuga da bir cigara 

uzattim. Biribirlerinin yuzlerine baktilar ve 
bir labze siikut ettiler. 

Cocuk sabirsizdi, ilkinden daha mulayim 
davrandi ve iginden giilerek : 



— 277 — 

— Ona tramvay sansan ! derler.. 
Dedi. 

Pangaltida otururken onu tramvayda mu- 
hakkak gdrmii§tum. 

— Hangi saatlerde tramvayda bulunurdun? 
Soyle bakayim.. 

Dedim. Biraz tereddiitten sonra, piiriissiiz 
bir turkceyle cevap verdi : 

— Yazin ak§am dokuz... Ki§m da be§ ile 
yedi buguk arasinda. 

— Ne kadar devam ettin bu vazifeye ? 

— Onu soyliyemem. 

— Peki iki buguk saat ne yapardin ? 

— Ne yapacagim ? ! Igime bakardim. Araba- 
dan arabaya ku§ gibi seker... 

Arkadagi gene lafa kangti : 

— Paralan da §6ylece cepten gekerdi ! dedi. 

Onun cam sikildi : 

— Haydi defol §uradan. Bagimi belaya sokma! 
Tak ense kokiin budur diye bir inersem gebe- 
rirsin ! Sonra adam sayarlar da ona yananm... 

Oteki? 

— Vay ensem.. 
Diye alay ederek uzaklagti. 
(Sansar)in yamna sokuldum : 

— Sen ona bakma! Goriiyorsun ki cocuktur.. 
dedim. 

Bagim yari hiddet, yari teessurle salladi : 



— 278 — 

— Veledizna, ne olacak ! Bir laf eder ki. 
Insanin beyni oynamamamn kabili yok. 

— Canim, buraya gel. Biz lafimiza bakalim: 
Eski hikayeleri dinlemek eglencelidir. Aanlat 
canim sen de sonra ne yapardin ? 

Soluk benzi busbiitiin kiil gibi olmu§tu. 
Diistindii, titriyen ba§ini durdurmak istiyor 
gibi ikide birde elini saclarina dogru goturii- 
yordu : 

— Igte, begim, dedi. Sonra toplayabildigim 
parlan bizim (Gaco - kadin) a yedirdim. O da 
50k miisruftii. Para tutmadi. Bugiin burada 
cektigim sikintiyi ben bilirim ! 

— Eskiden ne i§ yapardin ? 

— Eskiden gocuktum, sinemaya 50k gider- 
dim. t Hirsizliga ait filimlere gok merakhydim, 
onlari severdim. Babam fakir bir kundura 
tamircisiydi : "Mektebe git te adam ol. Sinemada 
ne ogreneceksin?!,, derdi. Qok dogru soylermi§. 
Ben her dersi sinemadan aldim. Hele bir giin 
bir Amerikan filminde polisler biiyiik bir 
hirsizi takip ediyorlardi. 

Halbuki hirsiz o giin tramvayda kondoktor- 
ltik yopiyordu, polisler farkinda olmamislardi. 
I§te o giinden sonra sansar gibi tramvaylara 
cullanmaga bagladim ! Zaten kilefteciligin en 
tatlisi tramvay arabalarinda olurdu. 

Herkes ak§am iistii i§inden gikar, ellerinde 
paketler, karanhkta list iiste tramvaylara binmege 



279 



cahgirlardi. Ben de o vakit ekseriya arka tarafta 
ve ayakta sikigik olan mahalde yolcularm ara- 
sma kangnrdim. Fakat, §imdi mahvoldum. 
Bagkalanna fenahk etmek cok kotu §eymi§ ! 

— §imdi bu fenahklardan dolayi vicdamnda 
bir azap duyuyor musun ? 

Sansarm gozleri sulandi, hapishanelerde 
iztirap ve mabrumiyet, miicrimlerde biiyuk bir 
intiba uyandmyordu. Iskeletlegmig viicudu sar- 

sihr gibi oldu : 

— Bazi geceler, yaptiklanm riiyama giriyor. 
Babamin bayali beni boguyor zannediyorum. 
Uyku uyuyamiyorum. Babam gok iyi bir adamdi. 
Merbameti fazla idi. Ben kucukken biraz insaf- 
sizdim. Bir gun evdeki kediyi diri diri camagir 
kazamnm igine atip girpinmalarini seyretmig- 
tim. §imdi de Allah beni oyle bir kazamn 
icine atti ki, her gun yaniyorum da gene camm 
gikmiyor, olmiiyorni ! 

Hakki, fizyonomonide, hig bir tasnife 
girmeyen, §ayani dikkat bir tiptir 

12 ya§inda evlenmege kalkan, zeki ve magrur 
bir gocuk..! 

"Hakki,, mn hayati, gocuk psikolojisi ile 
igtigali olanlar igin gayani tetkik ve tahlil 
salhalar arzeder. 



-280- 

Daha heniiz on iki yagmda iken (a§k) i 
hisseden ve magaralarda aylarca sevgilisi Saba- 
hatle a§k bayati yagayan ve hatta evlenen bu 
garip mahluk, izzeti nefsi fevkalade yiiksek, 
fakat himayesizlik yiizunden yangm yerlerine 
diigerek biitiin hiiviyetini ve ahlakim kaybeden, 
ya§i kiiciik ve ba§i biiyiik bir cocuktur. 

O da, bittabi, ekserisi gibi sirkatten birka§ 
aya tnahkum olarak hapisbanenin - yirmi ya§in- 
dakilere de cocuk dedigi - siibyan kovuguna 
diigmiigtiir. 

Onu, bir gun angaryeciler arasinda, karh 
ve soguk bir bavada, yahn ayak, bagi kabak, 
sirtmda odun tagirken bana gosterdiler ve : 

— Igte, Hakki budur. Macerasi biiyiik bir 
roman mevzuu olur ! 

Dediler. 

Bir bagka giin onu bahcede tekrar gordiim 
ve gagirdim : 

— Oglum, biraz gelir misin ? 

— Geleyim efendim.. dedi. 

Bagta eski memurlardan mahkum bir efeodi 
vardi, o Hakkiyi ve macerasini tamyordu, ona 
sert bir tavurla igaret etti : 

— Otur guraya ! 

£ocuk, bu gibi muamelelere ahgmig olmakla 
beraber, benim yanimda biraz kizardi ve muha- 
tabim keskin bir nazarla siizerek yere comeldi. 

Hakkiya dedim ki : 



— 281 — 

— Oglum, sen Sabahat isminde bir kiz 
sevmig ve onunla evlenmigsin ! Ben bu hika- 
yeye inanmiyorum, bu dogru mudur ? 

— Inanilmayacak ne var ki.. Elbette dogru- 
dur ! Sevmek ve evlenmek inhisan yok ya... 

— §iiphesiz... 

Dedim, bir sigara uzattim. Fiyakah bir 
kibrit yakigi ile sigarasim tellendirdi. 

— Peki anlat bakahm, Sabahati nasil tani- 
din ve nasil sevdin ? 

— Bu sualim pek ho§una gitmemi§ gibi 
gozlerini kirpigtirdi ve elini kalbinin ustiine 
koyarak derin bir ah cekti : 

— A§k olur mu samyorsunuz ? 

— Hayir, oyle bir zanda bulunan yok!.. 

— Olabilir ya, gimdi herkes maddile§ti de.. 

— Biz o maddi insanlardan degiliz oglum. 
Senin haline acidigimiz icin, eninlerini ve ma- 
ceraoi dinlemek arzusundayiz ! 

Sigarasini gekti. Mutefekkir bir insan zekasi 
ile dugundu, hatiralanm kangtirdi : 

— Benim eninlerimi dinliyeceksiniz ha ?! 
Peki.. Fakat, bu, emin olunuz ki, bana cok 
garip geldi. Dogrusu ya, benim gibi bir magara 
yabanisini kargisina alip ta iltifat ve sigara 
ikram edecek sizin gibi bir insanla hayatta 
kargilagacigimi hig umit etmezdim. Dert ve lzti- 
rap dinlemek.. Bu, o kadar biiyuk bir fazilet ki.. 
Bunlari siz bilirsiniz ya, tekrar etmek kustah- 



-282- 

hktir ! Yalmz, §imdi elinizi kalbime koysaniz 
da, §u dakikada duydugum beyecam gorseniz... 
Benim maceram ! Evet, bu bir insan iein, bir 
romanci icin ne kadar miihim ve merakhdir. 
Bana gecen gun de birisi, sen Amerikada olsan 
bu maceram nakletmekle milyoner olurdun ! 
dedi. Evet beyim, bagimdan gecen vakalara ve 
felaketlere bir cocuk tahammiil edemez. Fela- 
ketim cocukluktan yani dort yagindan baglar. 
Aksaray yanginindan annemle circiplak sokakta 
kahnca, bicare kadincagiz kederinden vefat 
eder, ben de ayni felaketi gormii§ bir kom§u 
kadimn yamnda kahnm.. Bu kadin bana yedi 
yagima gelinceye kadar bakti. Sonra sokaga 
birakti, eve almadi. Ben de yangm yerlerinde 
tamdigim cocuklann yanlannda ve duvar dip- 
lerinde gecelerimi gegirmege ba§ladim. Artik, 
kendi mai§etimi kendim tedarik etmek mec- 
buriyetinde idim. tiziim iizume baka baka 
karanr derler, ben de o viraneliklerde ya§ayan 
yetim gocuklar gibi dilenmekle karmmi doyu- 
ruyordum. 

Boylece sefaletin agu§unda on iki yasma 
kadar suruklendim. Yattigimiz magarada be- 
nimle beraber buyiiyen Sabahat isminde bir 
kiz vardi. Onun da benim gibi kimsesi yoktu. 
Oraya siginmi§ti, i§guzardi, cali§arak Ay§e 
kadina kendisini sevdirmi§ti. Hepimize Ay§e 
kadin bakiyordu. Bu kadin vaktinde bir ufak 



-283 - 

memur anasi imig, merhameti fazla idi. Bir 
gece gelmedi. Ertesi giinii, daha ertesi giinii 
gene gelmedi. Bir yerde oliip kaldigina hiik- 
mettik. Oyle de olmugtu. Onun cesedini bir ay 
sonra galiba Firuzagada buldular. Igte felake- 
limiz ondan sonra yiiz gosterdi. Qiinkii Ay§e 
kadi nin gaybubeti belimizi biikmiigtu. bize 
bir ana gibi bakiyordu. Sabahatle sevigtigimizin 
bile farkinda idi, fakat oralarda olmazdi. 
Yalniz : 

— Qocuklar ! Fazla ileri gitmeyin ha.. 
Diye bizi azarlardi. 

Sabahat benden bir yag biiyiiktii, o on tig 
yaginda, gosterigli ve esmer giizeli bir kizdi. 

Onu bayilasiya, gildirasiya, olesiye seviyor- 
dum ! Geceleri bir yerde, yani bir kubbe altmda 
yattigimiz halde kendisinden bin miigkulat ile 
ancak bir buse alabilirdim ! 

O: 

— Hakki yaramazlik istemez. Evlenecegiz. 

Diye beni teselli eder ve agkimi uyutmaga 
galigirdi. 

Bir gece sabir ve tahammiilum tiikendi. 
Tamdigim bir imam vardi, dogru ona gittim. 
Imamla birlikte iki de gahit buldum, aldim 
getirdim. Imam yolda aksilik etmege bagladi, 
halbuki imamin cam elimde idi. Onun oyle 
bir dalaveresine gahit idim ki, polise bir haber 
versem kuyrugu derhal kapana kisihrdi. Yangin 
yerinde kulagma fisildadim : 



-284- 

— Nikahimi istersen kiyma ! Fakat, bili- 
yorsun ya... 

Siyaset derhal degigti. Kafam kizinca o 
deliligi yapacagimi tahmin edecek kadar akh 
ve feraseti vardi. Nihayet bizim yuvaya girdik; 
bir dua, birkag gige gazoz... Zaten nikah 
dedigin nedir ki ? ! Beg dakikada oldu, bitti. 
Hog, biz de aleme yayacak degildik ya ! Igte, 
Sababatin kuru bir taassubu beni o gece seksen 
kurustau gikardi ! 

geceden soma hayatimiz degigmigti. Saba- 
hati gok kiskamyordum. Birisi arkamizdan bizi 
takip edecek ve yerimizi ogrenecek diye odiim 
pathyordu. Yangin yerinden uzaklara dogru 
agilamiyordum. Lai aramizda, kadma inan 
olmaz ! derler. O biraz hoppa mizach idi, 
aynanin kargisma gegince kendisini 50k bege- 
nirdi, bu her kadinda var, derler amma, 
ondaki daha bagka ve daha fazla idi. Bunun 
icm aylar gegtikge Sabahate kargi olan itimadim 
azahyor, fakat aksi gibi, agkimin ategi ve alevi 
gittikce artiyordu. Ondan ayrilarak uzaklara 
gidip igliyemiyor, ve onun istediklerini kolay- 
likla tedarik edemiyordum. 

— Eb, sonra ne yaptin? 

Hakki, soguk kanhligini muhafaza ederek 
devam etti : 

— Nihayet bir gece, yuvamizin kegfedildi- 
ginden korkarak intihara karar verdim. Fakat, 



- 285- 

Sabahat : — Sen bir erkeksin ! Bu derece 
cesaretsizlik sana yakigir mi ? 

Dedi. Bu soz, fena halde erkeklik gururuma 
dokundu ve elimdeki bicagi yere firlatarak 
• hayatla garpigmak uzere - magaradan Qiktim... 

— Nereye gittin ? 

— Bu sualime, gozlerinin akim kaydirarak 
manah bir tebessumle : 

— Artik, dedi. Bunu da anlamiyacak ne 
var ? Igcilige... Sanat sag olsun !!! 

Gene ve giizel bir hz, hayatinin 

gtinden giiiie degi§en safhalanni 

onlatiyor 

(Bedia) nin havailigi, siki bir disiplin ve taassup 
iginde ya§amasindan ileri gelmi§ti.. 

Bazi miicrimlerin tezahurati ruhiyelerini 
nazari dikkate aldigimiz zaman, heyeti igtima- 
iyenin uhtesine terettup eden begeri vezaife 
miiteallik ihtimamsizliklar kar§isinda kahnz. 

Bediayi bu gergeveden harig addetmekte 
hakkimiz vardir. gunkii, cemiyet ve aile bu 
yaramaz cocuga kargi vzifesini yapmig sayilabilir. 

Bedia. Bu isim, onun zaman ve mekana 
gore degigen bir cok isimlerinden biridir. San 
saclarile ortiilu biiyuk bagi ve genig nasiyesi, 
zeka ve kabiliyetine buyuk delil olan ve ka- 



- 286 - 

inati yalniz kendi adesei riiiyetinden goren bu 
kiz, Arnavut irkina mensuptu. Babasi ticaretle 
meggulken tahsil ve terbiyesine her ne kadar 
ihtimam etmi§ ve bu suretle aile muhabbet ve 
kontrolundan da uzak kalmamigsa da, daha 
pek ktigukken' onun dimaginda yerlegen "Ha- 
yatta azami tezevvuk ve saadet,, zihniyetine 
maglup olmaktan kendini kurtaramamig ve bu 
hissin esir ve maglubu olarak bir gun, vechei 
azimetini bildirmeksizin aile yuvasmdan uzak- 
la§mi§tir. 

(Saadet) in bir yalan ve bir telakkiden 
ibaret oldugunu elan anhyamamig olan bu za- 
valh mahluk, nihayet aradan sender gectik^e 
aile ile olan rabitasini busbiitiin kesmig ve 
kaybetmi§, yalniz husniine magrur; mevhum 
gayesine vasil olabilmek limit ve hayalile, 
yirmi iki yagina kadar, hayatin her safhasinda 
du§up kalktiktan sonra tariki fuhug ve sefa- 
hette lengerendaz olmugtur. 

"Makyaj,, da mahareti olmiyan insanlann 
sahnei hayatta oyniyacaklan rollerde muvaffak 
olamiyacaklannin en buyiik delili, cemiyetin 
yaldiz ve boyaya olan meclubiyetinden o insanla- 
nn bihaber olmalandir. Hapishanedeki sefillerin 
ahval ve vaziyetlerini tetkik edersek, bunlann 
kismi azamini hayatta cemiyete kargi sade 
beceriksizlikle edebiliriz. 

Igte Bedia da bu zumreden ve bilhbssa 



-287- 

zekasi ile hiisnuniin kendisini igfal ettigi fahi- 
§elerden biridir. Fahige, diyorum.. Ciinkii bu, 
elindeki vesikadan maada, kendi kendine izafe 
ettigi bir sifattir. 

— Ne i§ goriiyorsunuz ? 

Dedigim zaman, girtlagima sarilacak gibi 
asabi bir hamle ve tehevviirle verdigi cevap : 

— Bana fahi§e diyorlar.. 

Ciimlesinden ibaret olmugtu. Kunduraci, 
elektrikci, arabaci, boyaci ilah gibi. Serbest 
soylenebilecek san'atlardan biri oldugunu o 
vakit anladigim bu cevabi, ne kadar dugerse 
dugsiiD. bir kadin agzindan igitecegime ihtimal 
vermezdim. Bir miiddet bu cevap kargismda 
bir gey soyliyemeden durdum. 

^lok asabi ve miiteheyyic, oldugunu anhyarak 
gekildim, gittim. 

Ona bir bagka gun tesaduf ettim. Negeliydi. 
Yamma geldi : 

— O gun size kabaca muamele ettim. Affe- 
dersiniz ! dedi. 

Bir hirsizlik maddesinden dolayi bir ay 
mahkum olarak ilk defa bapisbaneye geldigini 
soyledi. Halbuki, ben tevkifhaneden onun ha- 
yatma ait malumati almigtim. Carip itiyat ve 
mantiklarindan bahsederken, kendisine kendi 
bayat ve fikirlerinden bir kismim soylemigtim. 
O vakit derin bir gagkinlik iginde gurultiilii 
bir kahkaha koparmig, ve : 



-288- 

— Bu malumat ancak bir gazeteci merakile 
elde edilebilir. O halde benim hayatimdan 
bahsedeceginize de guphe yoktur! 

Diye gulmugtii. 

§eytanetle miimtezie zekasi, sonmek uzere 
bulunan bir akgam yildizina benziyordu. Penbe 
boyalann altindan solgun benzi kolayhkla go- 
ruliiyordu. Anut ve zapti rapta girmiyen bir 
ruhu vardi. Ona muanz bir fikir soylediginiz 
zaman, hakim, zabit - hatta agik - ne olursamz 
olunuz, derhal isyankar bir vaziyet aliyor ve 
her §eyi kirmak istiyordu. 

Bu tezahurati ruhiye, giiphesiz ki onun 
(a§k ve muhabbet) de de aym hasiseye malik 
oldugunu gosteriyordu. Bu, oyle bir kadinda 
tebaruz eden gok garip ve §ayam tahlil bir 
haleti ruhiye idi. 

Isyan §eklinde ifade edilebilen bu inkiyat- 
sizhk hemen daima terbiye ve nezaket hudu- 
dunu a§ar bir suretie tezahur ettigi igin, buna 
kadin gururundan ve kadin izzeti nefsinden 
mutevellit bir haleti asabiye demek te dogru 
olamazdi ; zira macerasi ve bilhassa son iki 
senelik sahaifi hayati, bir kadin gururu ile 
telif kabul etmiyen haller ve izzeti nefissizlik- 
lerle dolu idi. 

Bence bir haleti maraziye geklinde tezahur 
eden bu hal: "Tasannu,, hastaligmdan ba§ka 
bir gey degildi. Bir gok kadinlarda miigahede 



- 289 - 

edilen tasannu, caliyet ve fazla ogiinmek gibi 
itiyatlar Bediada bir hastafik halini almisti. 

Bedia, fuh§a nasil du§tiigunu anlatir- 
ken dedi ki : 

— Benim yaralarimi de§meyiniz... Gorece- 
giniz manzaradan korkar ve kagarsiniz ! 

Ve sonra muhitine hissettirmeksizin kendini 
yukaridan a§agi suzdii : 

— Ah yarabbi ! Ben neydim, ne oldum ? ! 
Dedi. Fakat, derhal kendini topladi. Tesir- 

lerini gizlemek istiyordu : 

— Soyleyiniz Bedia hanim ! dedim, hala 
magrur musunuz ?... 

— Neye?... 

— Giizelliginize ! 

Dudagini biiktii ve bir kiilhanbeyi tavrile 
omuzunu silkti : 

— Ondan artik eser mi kaldi ? ! 
Nisvaniyetin degil ■ melun bir birsm tevlit 

ettigi "Magrurlanma,, hastaligi hala yakasmi 
birakmiyordu. Gozlerinin ucunu kivirarak : 

— Maamafih, emin olunuz ki, pe§imde 
daima dort be§ a§ik gezer. 

— Bunlardan birini intihap etmek muriiv- 
vetini gostermez misiniz ? 

— Ah, ne yapayim ? Gonliimii eglendirmek 
hepsinden iyi. Kalbimi birisine kaptinp ta 
divane gibi pe§inden mi kogayim ? Onlar benim 
arkamdan gelsinler. 

Fizyonomoni : 1 9 



-290- 

— Peki amma, onlar da insan degil mi ? 

— Canim : Du§iindugiinuz §eye bakiu. 
Erkekleri avutmaktan kolay ne var ? 

— Avutmakla ne kazanirsiniz ? 

— Hepsini elde eder ve oyalanm. 

— Lakin o zavalhlan esir gibi kullanmak, 
oyalamak giinah degil mi ? 

— Onlar benim esirim iseler, ben de 
zevkimin esiriyim. Herkesin karakteri biribirine 
uymaz. Bilhassa ben hicbir kadina benzememek 
icm yagiyorum. Lakin bu hissimi size <jok 
mahrem soyladigim igin ( Antrparantez ) kay- 
detmenizi rica ederim. Arzum §udur ki, ben 
bizim sefahet alemlerimize benzemiyen bii§- 
btitun ba§ka bir alemi zevk ve safanin hig 
sabahi olmiyan uzun omurlii gecelerinin tek 
bir yildizi olarak kalayim.. Ve benden daha 
parlak ve cazibedar bir baska yildiz gormeden 
soniip gideyim. 

— Hiisnuniizun en parlak ve cazibedar 
devirlerinde tatmin edemediginizi soylemi§ 
oldugunuz bu arzunuza bundan sonra muvaffak 
olacaginizi zannediyor musunuz ? 

— Hayir, asla limit etmiyorum. Yalniz, bu 
arzu bende ( Idefiks ) halinde yerle§mi§ ve 
beni adeta bir Qilgin haline koymu§tur. Ancak, 
dedim ya, kuru ve bo§ bir arzu. Bereket versin 
ki, a§ka inananlardan da degilim. Eger o 
mevhum cismin varligina da inanmig ve kendimi, 



-291 - 

demin dedigim gibi, bir agikm oyuncagi gekline 
sokmug olsaydim, vay benim halime.. 

— Demek ki, agkin varhgina da inamyor- 
sunuz. 

— Ona §iiphe mi var... Ne "seni seviyorum, 
senin igin oliiyor,, larla baghyan miinasebetler 
bilirim ki, kigin agilan gtineg hararetinden 
daha imtidatsiz, gegip gitmigtir. Ben size, uzun 
lafin kisasi, bir gey soyliyeyim mi : En iyisi 

havai olmaktir ! 

* 
* * 

Husulii miimkiin olmiyan arzu ve 

emeller peginde kogarak, bile bile kendini levs 

deryasma atan Bedia ve onun gibi bir cok 

zavalhlara acimamak kabil olmiyor! Boyle camur 

deryasinda yiizen bir felaketzedeyi fazla dinle. 

mek i^in insamn mermerden hissiz kalbi olmah. 

Biittin curiimlerin musebbibi : Igki, 
para, kadm.. 

Salih, ni§anhsini nasil dldurdiigunii anlatiyor ! 

"Niganhmin iizerine saldudigim zaman, 
o : [ Salih ! Aldaniyorsun ! Giinahtir.. Ben 
senin igin ya§iyorum. Bu gece en mesut bir 
gecemizdir; giinku namuslu aileler gibi bir 
yuva kurup ya§amaga karar verdik... Bana 
kiyma ! Bigiinahim.. Pi§man olursun ! ] diye 
yalvardi. Fakat ben, bir di§i kaplandan daha 
insafsiz davrandim ve vucudunu par$alamaga 
bagladim ! „ 

Hapishanelerin bin bir feryada makes olan 



-292- 

duvarlannda toplanmig oyle enin ve lztiraplar 
vardir ki, goziinii ve kulagim oraya cevirmiyen 
nig bir muharrir onlari uzaktan goremez ve 
i§idemez. 

Hapishaneler, cemiyeti harekete getirecek bir 
cihani tetkik ve tetebbiidiir; tabiri digerle, alem 
iginde bir alemdir ! Kutuplan kegfe binlerce 
seyyah gittigi halde, bu alemin hayati mechul 
sekenesini tetkika bir zair bile gitmez. 

Cemiyet, bapisbanedeki iniltileri duyga ve 
en metin, hissiz kalpleri bile harekete getiren 
sefalet levhalarini bir defa yakindan seyretse; 
insani vazifelerinde gosterdigi alakasizliktan 
dolayi, eminim ki, utanacaktir... 

Nevyorktaki "Fenni detektif,, muessesesi 

miisabakasma istirakim dolayisile bir buguk 

seneden beri hapishanelerde icra ettigim ilmi 

ve rubi tetkikatim neticesinde, ihtiyar ve arzusu 

ile ciirum i§lemi§ hig bir mahkuma tesadiif 
etmedim. 

Bazi fitri kabiliyetler miistesna olmak iizere 
hepsi de herhangi bir ihtiyag veya bir sebep 
ve zaruret ile dugari felaket olmu§tur. Zindan- 
lardan yiikselen iniltilerin akislerini ve bu 
hadiselerin psikolojik neticelerini tahlil edersek 
"mesuliyet,, in, dogrudan dogruya "cemiyet,, e 
ait oldugunu gormekte mu§kiilat gekmeyiz ! 

Isvigre, Hollanda, Danimarka, Isveg ve daha 
ba§ka memleketlerdeki hapishanelerin zaman 



-293- 

zaman bo§ kalmalarindaki avamil ve miiessi- 
rattan biri de "terbiye miiesseseleri,, nin faa- 
liyetleridir. 

Bizde, miicrimlerin, kauunun verdigi ceza- 
larla lslahi hal edememi§ ve hayatta tekrar 
kababat igliyerek hapishaneye dii§mii§ olmala- 
rindaki sebep agikardir : Fenahga miitemayil 
fertleri lslah ve ir§at edecek "terbiye miiessese- 
leri,, nin ademi mevcudiyeti ve binnetice "cemi- 
yet„ in ibmal ve lakaydisi.. 

Teknik asrinde hurafelere baglanan ziimre- 
ler icin en buyiik dii§man : (teceddiit) oldugu 
gibi, gene bu asirda biitiin insanlarin vicdamna 
musallat olan en buyiik dii§man da : (Hirs ve 
tama) dir. 

( Hirs ve tama ) sahipleri yalniz kanunla 
karsilasmaz... ekseriya (cemiyet) ile yiiz yiize 
gelir ve en buyiik fanahklar - cemiyetin 
ihmal ve lakaydisi yiiziinden • oradan dogar, 
oradan yayihr. 

Heyeti igtimaiyenin huzur ve emniyetini 
selbeden biitiin fenahklarin - gerek cemiyet ve 
gerek fert arasinda vuku bulsun • men§ei: Zaiftir! 

Yiiz binlerce tecriibe ile sabit olmug bir 
hakikattir ki, insamn Gq §eye kar§i "zaaf,, 1 
vardir : 

— Icki, para, kadin. 

Miicrimlerin felaketini ihzar eden de bu iic, 
amildir. "Sarho§lugun neticeleri,, serlevhasile 



-294- 

"Hilaliahzar,, cemiyetine ithaf ettigim bir 
makalemde, bu mevzua ait bazi mii§ahedelerden 
bahsederken, igki kurbani olan bir mahkumun 
Qok samimi itirafatindan bir kismini kaydet- 
migtim. Mahkum diyordu ki : 

— "Onu neden mi oJdurdiim ? Zahiren 
tadat edilecek sebepler gok : kiskanghk, sefalet, 
ihtiras.. Fakat, ben bunlara ragmen muteham- 
mil ve mutedil ve bilhassa ani vak'alar kargi- 
sinda iradesini kaybetmiyen bir kimseyim. Fela- 
ketimin yegane sebebi : "Igki,, dir. Beni tabrik 
ettiler ; asabiyet ve teessiiriimden o gece fazla 
ictim. irademe sahip olamadim ve- S... hammi 
vurdum ! 

Maamafih sizi temin ederim ki, katil ika- 
ma fitri kabiliyeti olmiyao bir gencim... Fakat 
§imdi igkinin oyle biaman bir diigmaniyim ki, 
bir insan §eklinde tecessiim etse, begeriyeti bu 
beladan kurtarmak igin bir cinayet daha igler 
ve asil o melunu oldiiriirdiim. Hig olmazsa, 
tarih beni kaydederken katil • fakat bir muh- 
terem katil ! - diye takdis ederdi...,, 

Goriiliiyor ki bu gencin felaketine de bu 
tig amilden biri sebep olmugtur. 

TImitsiz mahkumlann bile "af„ iimidile 
yagadiklan bu hocasiz mektepte, islah 
kudretinden malirum kaldiklari balde, 
muddeti mahbusiyetleri esnasinda manevi var- 
liklarim ve hiiviyetlerini biisbiitun kaybederek, 



-295- 

bilahare cemiyetin aguguna atildiklan zaman, 
heyeti igtimaiyeye neden miifit olamadiklarim 
da te§rih ve tahlil etmeyi unutmiyacagiz ! 

Bu mektebe girince, mahpuslarla temastan 
hasil ettigi intibalar bir mudekkik igin gok 
kiymetlidir. Hiirriyetten esarete dii§enin en 
biiyiik emeli, halas bulmaktir. Insan hayatin 

L ve hiirriyetin kiymetini o sakfin altinda bir 
dakika tevakkufla derhal ogrenir. 

Bu sebeple, hayatta serbest bulunan insan- 

[ larla, mahkum olan insanlann mu§ahedeleri 
yekdigerine benzemez : Biri, giinegten zulmeti 
unutmugtur. Digeri, zulmetten giinegi gdremez! 
Hangi mahkumun yiizune baksaniz ani bir 
ra§e ve tebessiimle gozlerinizden fevkalmemul 
bir miijdei halas sezmek ister. Bir dost 
gibi gulerek mukabele ederseniz memnun 
olur ve bu memnuniyet bir fakirin ke§kiilun- 

I deki ekmek kinntilari gibi, bir diger teselli 
ve tatyibi hatira kadar gida ve eksir mahiye- 
tinde devam eder. 

Tiplere gelince, insan me§herinin en fecii 
olan hapishanelerden her §ekil ve renkte, her 
tabi ve mizagta nevi be§er gelip geger. Bu res- 
migegidi soguk kanhhkla tema§a edebilmek 

i igin yalniz metin ve sabur olmak kifayet etmez. 
Kar ve yagmurda titre§en giplaklann ah ve 

I eninini i§itmemek ; sevki talile sefil ve peri§an 
olan gayani merhamet bir takim du§kunlerin 



-296- 

halini gormemek igin sagir ve kor olmak 
Iazimdir ! 

Her taraftan bin bir i§tiha„ Her ko§eden 
bir sergiizegt ve inilti igitilir. I§te §urada giine§- 
lenen tig mahkum hastamn dertlegtikleri besbelli. 

Yanlanna sokuldum; esmer, miidevver ceh- 
reli birine sordum : 

— Oglum hasta misin. neyin var ? 

— Hastayim efendim. Verem... 

— Gecer insallali. Adin ne ? 

— Salih. 

— Neden mahkumsun ? 

— Katilden. 

— Kag seneye ? 

— On be§. 

— Kimi oldiirdiin ? 
Biraz tevakkufla : 

— Ni§anhmi. 

— Nicin ve nasil oldiirdiigunu anlatir misin? 

— Anlatayim efendim. dedi. Elini §akagina 
dayadi, derin bir ah cekerek devam etti : 

— ... Onu furunun iistundeki odaya getirdi- 
gim gece, hig bir suiniyet ve maksadim yoktu. 
Alti aydir gizli yagiyorduk. Ara sira bana vefa- 
sizhk gosterirse de, nikahh zevcem olmadigim 
dii§unerek affederdim. Beni §ok severdi. Ben 
de onu gildirasiye severdim. O gece, nikah 
giinumuze vanncaya kadar, saadetimizi ikmal 
igin ne mumkiinse dii§iinmu§ idik. Yalniz o, 



-297 



beni gok raki icmekten daima menederdi. 
gece bilmem neden, menetmedi. Qok ictim. 
gok icince deli gibi olurdum ! Benim bu halimi 
bildigi halde nicin menetmiyor; acaba beni 
sarhog edip avutmak mi istiyor ? dedim. Ictikce 
igtim. tctikge delirdim. Ne yaptigimi bilmiyor- 
dum : gece demirle ba§ini, kollarmi parcala- 
dim. Sonra viicudiinu, bacaklanni parca parga 
yaparak topraga gomdum. Bagina demiri vur- 
dugum zaman sol gozti akti. Tekrar iizerine 
saldirdigim zaman, o : "Salih ! Aldaniyorsun ! 
Gunahtir... Ben senin icm ya§iyorum. Bu gece 
en mesut bir gecemizdir, cunkii oliinceye kadar 
namuslu aileler gibi bir yuva kurup yagamaga 
karar verdik... Bana kiyma ! Bigunahim... Pig- 
man olursun!,, diye yalvardi. Fakat ben, bir di§i 
kaplandan daha insafsiz davrandim ve bacak- 
lanni, kollarmi govdesinden ayirarak yere 
yigdim. Bagi uzun muddet sallandi ve butun 
damarlanndan gegme gibi kan akti. O vakit 
akhm ve muhakemem tamamile yerinde idi. 
Butun bu ameliyati kin ve gayzimdan aldigim 
kuvvet ve metanetle yapiyordum. Evvela onun 
beni aldattigina kail olmugtum, fakat son nefe- 
sindeki teminat ve vasiyeti, bende hasil olan 
gupheyi silmigse de ne care ki ben bir defa 
ige baglamig bulundum ve kasaphgimi ikmal 
etmeden hirs ve kinimi yenemedim. 



* * 



- 298 - 

Salihi ondan sonra bir iki defa daha gor- 
dum. Az zaman zarfinda hastahgi ilerledi. Hain 
nazarlannda, teskin edilemeyen kin ve gay- 
zmdan hala eser vardi. Oliimiinden iki gun 
evvel, hastahgi munasebetile muddeti cezaiyesi- 
nin bakiyesinin affina dair tahliye muzekkeresi 
geldigi dakikada da goriigtiim, bana : — lyi 
olursam artik evlenmiyeeegini ! dedi. Onu ciim- 
huriyetin kanunlan affetti, fakat kanunu tabiat 
affetmedi. Cezasim buldu ! 



100 den fazla ciirilm i§liyen bir 
caninin itiraflari 

Hiristo bir kadin taciri idi.. 

O, eskiden kimsenin bilmedigi bir ticaretle 
i§tigal edermi§. Hiristonun di§ardaki ismi 
malum degil. Onun ticaretinden bana birisi 
gizlice bahsetti. Bir giin babgede onunla goriig- 
tum. Harbi umumide Beyoglunda "Ince zanat!,, 
ile meggul ve marufmug. Orta yagh, kumral.. 
O vakit altm gozluklii, gayet gik ve kibar bir 
adammig. §imdi bir dolandiricihk yuziinden 
mahkum olmug. 

— Hiristo nasilsin ? dedim. Dikkatle yiizii- 
me bakti : 

— Besbelli beni taniyorsunuz, beyim? diyerek 
giildii. 



-299- 

— Nasildi o eski alemler ?... 

— Sormayin, pagam ! Hepsi bitti, Bak, 
§imdi ne hale geldik !.. 

— Ziyani yok, felaketler riizgar gibidir, 
eser geger. 

— Ah, beyim, eskiden biz de bir adamdik. 
Beylerle, pa§alarla 50k dugtiik, kalktik. Amina 
gimdi buradayiz. 

Perigan halini gosterdi, acmdirmak istedi. 

— Eski bir gey bulur veririz, merak 

etme ! dedim. 

Memnun oldu, uyuz bacagini hissettirmiyerek 

tirnagile kagidi : 

— Ah, o eski giinler ! dedi. Bizim ticaret 
o kadar yolunda idi ki, pagam, yalmz elli lira 
ayda apartiman kirasi verirdim. Bizim zenatta 
ig gok, para boldu... 

— Ne yapardin Hiristo ? 

— Size ayip gelir amma, bilmem, giinkii 
dyle diyorlar da. Halbuki ticarette ayip olurmu ? 

— Tabii... 

— Efendim, her gun gezerdim, gene, kizlarm 

peginde... 

— Ne yapardin, zamparahk mi?... 

— Hayir be pagam ! Giizel ve kimsesiz 
olursa, kandinr ve goturiirdum.. 

— Nereye gotiiriirdun ? 

— Bizim yegil sokakta ve Sakizagacindaki 

evlere ! 



-300- 

— Nasil ev onlar?... 

— Anlamaz gibi soylersiniz, bire canim ! 
Randevu evleri... 

— Evleri polis bilmez miydi ? 

— Bir hafta bir evde, diger hafta da obtir 
evde cah§irlardi ? Yerlerimizi degi§tirirdik. 
Kizlar da memnundular... Qiinkii 50k para 
kazamyordular.. Amma bir gorsen pagam, 
hepsi de ufak kizlardi ! 

— E, bunlarin analari babalari yok muydu? 

— (^ogunun vardi... 

— Aramazlar miydi ? 

— Canim, yalan mi yoktu. Misafirlige gidi- 
yoruz diye gikarlardi, iistlerini ba§larmi yapar, 
ba§tan agagi giydirirdik, ceplerini de para ile 
doldururduk. Uq dort gunde bir defa birer 
gece izinli giderler, gene gelirlerdi! 

— Bunlarin aileleri sormaz miydi ? Bu 
paralari nerden aldiniz diye ?... 

— Harbi umumideki sefaleti unuttunuz mu 
beyim ? Bir geng kiz, sokaktan bir deste para 
buldum, diye alsa da evine goturse, ailesi 
almaz miydi ? Maamafih kimsesiz kizlar da 50k 
vardi. Ebeveyni tarafmdan reddedilenler de 
yok degildi. Elbette, namus meselesi bu, 
degil mi pasam ? 

— Peki. Bu kiigiik kizlari bastan gikaraca- 
gina, dogru yolda kendi ince zenatinla (!) meggul 
olsan daba iyi olmaz miydi ? 



— 301- 

— A beyim beni sikigtinyorlardi : Korpe 
olsun.. Ufak olsun diye... Ben de babayim, 
tarladan marul toplar gibi, her gun sokaklarda 
dolagip, en tazelerini tophyordum. Bunlar igin 
bana daha 50k para verirler, beni daha fazla 
memnun ederlerdi ! 

Herif, zalim bir soguk kanlihkla bunlan 
anlatirken tiiylerim iirperdi. 

— Hie. insafin yok muydu senin 'i dedim. 
0, hayretle yiiziime bakti ve siritti : 

— Ticaret bu. Ticarette insaf olur mu ? 
dedi. 

Memlekette bir intibah uyandirsin diye 
sukunet ve itidalimi muhafaza ederek bu cani 
ruhlu ve vahgi zevkli adami biraz daha 
soylettim : 

— Bu ticaretin kag sene surdu ? 
Hatirasim yokladi, diigiindii, sonra cevap 

verdi : 

— Once beg ay yegil sokakta oturduk. 
Taksim merkezinden bastilar, ev sahibini 
tuttular, kizlari gardroptan ve bodrumlardan 
gikarddar. Merkez memuru Veli beye haber 
vermigler. bastirdi. Amma, ben kactim, 
ortada yoktum. Sonra Sakizagacmda gene 
cahgmaga bagladik. Miitareke oldu, boyle 
geylere bakan olmadi. Iki bucuk sene daha 
gahgtim, bu ticaretten o kadar 50k para 
kazandim ki.. 



-302- 

— Ne oldu o paralar? 

— Sonra kumarda yedim, bitirdim. 

— Bu ticarette ne kadar sermaye elinden 
gegti, hatirlar misin ? 

— Hangi sermaye ? ! 

— Yani kac kiz, demek istedim? 

— Yiizden fazla idi !!! 

— Ve sustu.. 

— Nigin susuyorsun ? 

— Biraz sert baktiniz da korktum, pa§am ! 

— Ben miistantik degilim ya... Laf olsun 
diye soruyorum ! Ey, onlarm iginde ne kadar 
Tiirk vardi ? 

Hiristo bagim agagi egdi, cevap vermedi, 
israr ettim : 

— Soyle canim, yammizda polis filan yok 
ya., Hem mahkum olmussun ! Gelmi§ gegmi§ 
§eyler bunlar.. ne ehemmiyeti var ! 

Korkak, vah§i bir sesle minldandi : 

— Ugte biri tiirktii... 

Ayaga kalkti, gidecekti. Laf olsun diye 
Have etti : 

— Hani harbi umumi zamaoi, mektepli 
Melahat diye gazeteler yazmi§lardi, anasi 
babasi tardetmi§ti, i§te en ziyade o kiza 
cok acinm. Kimsesiz kalinca benim kucagima 
dugmugtii, fakat ben de kabul etmedim, evimde 
iki ay cahgmigti.. 



- 303 - 

Halbuki frengili imi§ ! Ebeveyni evden 
kogmu§. Zavalli yavrucak daha on dort yagmda 
korpe, giizel, §irin bir kizcagizdi ! 

Bu son facia iizerine Hiristoyu daha fazla 
dinliyemedim. 

Hayattaki evsaf ve temayulleri, 

hapishanede tamamile degi§en 

bir esrarke§.. 

Afyon, esrar ve tirnak kurusu igerek hayale 
dalan §evket, gok eksantirik bir tipti ! 

Igsizlik ve tenbelligin neticei tabiiyesi olarak 
hayatta bir gok kimseler nasil fenahga temayiil 
ederlerse, azih mahkumlann yaninda diger miic- 
rimlerin hemen yiizde yetmi§i, igsizlik yiiziin- 
den, bittabi memurlardan gizli olarak afyon, 
esrar ve tirnak kurusu icmek gibi, bir takim 
fena itiyatlara kapilirlar. 

Hapishanelerde kitaphane, sinema, terbiyei- 
bedeniye gormek goyle dursun; futbol vesaire 
oynamak gibi, atil insanlar igin ifasi zaruri 
bir takim hareketlerden bile mahrum olan 
mahkumlar, nihayet di§arida gormemi§ ve alig- 
mamig oldugu bircok fenahklan sabikahlarla 
birlikte gecirdigi muddet zarfinda ogreniyor. 

Esasen makul ve mantiki bir tasnife tabi 
tutulmayan ve mesela sekiz on defa hapisha- 



— 304 — 

neye girip gikmig bir katil veya bir yankesici- 
nin yaninda herkesin yapabilecegi bir fiil ve 
kababattan dolayi mahkum olarak dtigen tahsil 
ve terbiye gormiig insanlarin bile ablak ve itiyat- 
lannin bozulmamasi kabil midir ? 

Hapishaneye ( esrar ) girmemesi hususunda 
gosterilen gok siki bir inzibata ragmen, elan 
mahkumlann bazilarimn - gizli de olsa - esrar 
igmeleri §ayam nazardir. Gegenlerde bu mesele 
yiiziinden bazi kimselerin tahti isticvaba ahna- 
rak bir ciirmu mii§terek halinde hapishaneye 
esrar ithal ettikleri sabit olmasi yiiziinden 
muhakemelerine karar verilmigti. Bu sebeple 
mahkumlar arasinda heniiz devam bir korku 
miinasebetile esrarke§ler faaliyetlerine gayet 

gizli devam etmekte ve bir hadisenin hudusuna 
mahal ve meydan vermektedirler. 

Maamafih, haddizatmda mesele, esrar igmek, 
icmemek meselesi degildir. Nazari dikkate ah- 
nacak cihet, mahkumlann ataletten kurtari- 
larak, fenahk diigiinmege vakit ve firsat bulma- 
dan gali§tmlmalaridir. Bu temin edildigi ve 
mahkumlann ahvali umumiye ve sihhiyeleri 
ile meggul olmaga baglandigi giin, hapishanele- 
rimiz : Miicrimlere kanunun verdigi cezalardan 
istihdaf ettigi gayeye vasil olabilmek igin ilk 
ve insani adimini atmig olur. 

* 



-305- 

Esrarkeg §evket, zabitaya hakaret maddesin- 
den bir sene hapse mahkum olmugtur. Bundan 
evvel de dort defa mahkumen hapishanede 
yatmigtir. Rapishanenin herhangi bir kogesi, 
onun igin hazirlanmig bir pansiyon mahiye- 
tindedir. Maamafih, bu sahada yaptigim uzun 
tetkikattan elde ettigim neticeye gore katiyetle 
diyebilirim ki, gelip gecen tic bin ki§i icinde, 
igledikieri curumlere fitratan kabiliyeti olaniar, 
elli kigiden fazla degildi ! 

Amerikali murebbilerin iddiasina gore ise, 
bu kabiliyetleri bile iyilige tahvil etmek miim- 
kiindiir. 

Qiinkii, esasen insan : Hakikatin, hayrin, 
iyiligin hadimidir. Herhangi bir memlekette 
bir takim insanlar fazla fenahk yapiyorlar ve 
cemiyete miifit olmaktan uzak bulunuyorlarsa, 
bunda en btiyiik miiessir ve amil : O kimselerin 
takibine koyuldugu cemiyetin gafletidir. 

Igte misali ! Biraz evvel bahsettigim esrarkeg 
bakimz ne diyor : 

— Bir kahveci Qiragi idim. Kahvehanemize 
geceleri bazi esrarkegler gelir ve saatlerce otu- 
rurlardi. Bir gece btiyiik bir hadise oldu, bu 
igte beni de alti ay hapse mahkum ettiler. On 
iki sene evvel buraya geldim ve burada esrarm 
insana nasil bir zevk verdigini ogrendim ! 

Dtikkanimiza esrarkegler devam ettigi halde 
ustam, annemin hatinni sayar ve bana bir 

Fizyonomoni : 20 



-306- 

nefes bile cektirmezdi. Bir gun tecriibe etmek 
istedim, seni diikkandan kovanm, dedi. Kork- 
tum. Aylarca agzima almadim... 

§evket, on dokuz ya§inda hapishaneden 
cikarak iki sene sonra bir darp maddesinden 
mahkumen gene hapishaneye diigiiyor. O vakit 
hapishanede ne ogrendigini gene kendi lisanin- 
dan dinliyelim: 

— (Ampes = Esrar) a ah§tiktan sonra cahg- 
tigim diikkandan cikmigtim. Ufak tefek ah§ 
veri§lerle megguldiim, igim yerinde idi, hatta 
evlenmi§tim bile. Anneme ve karima 50k guzel 
bakiyordum. Ikinci defa buraya gelince, yeis 
ve kederimden ve igsizlikten kendimi daha 
fazla esrara vurdum. (Todori) isminde meghur 
bir hirsizla yanyana yatiyordum. vakit daha 
heniiz agilmamig, izzeti nefsini tanir, magrur 
bir genctim. 

Giinler ve aylar gegtikce (Todori) nin tesiri 
altinda kalmaga baglamigtim. O bana hirsizhgin 
sermayesiz ve §ok karh bir ig oldugunu anla- 
tiyordu. Bana annemden ve karimdan bagka 
kimse gelmedigi halde, Todoriye her pazar beg 
on ziyaretgi gelirdi, hem de elleri ve cepleri 
dolu olarak.. 

Genclik buya, ben bunlan gore gore hirziz- 
hgi tikrimde tasarlamigtim. O vakit Todori 
dedi ki: ( Merak etme, sen benden evvel cik- 
san da ben seni gene bizim partiye prazante 



-307- 

ederim. Birkac, ayda ah§irsin ! Onlar seni hi- 
maye ederler, korkma ! ) 

Giiniim doldu, giktim. Cepte beg paralar 
yok. Bereket versin Todoriye! Bu sefer de buim 
tecriibe edelim, dedim. Avene derhal etrafimi 
ku§atti. Beni oyle bir yetigtirdiler ki, gozden 
siirmeyi galmak i§ten bile degildi.. Ceplerim 
para gormege bagladi. Allah razi olsun §u 
mahkumlardan.. Insana hoca gibi neler ogre- 
tiyor ? ! diye dua ediyordum. 

Nihayet bir giin yakayi ele verdim. Iki sene 
daha mibman kiinet.. Bizim eski pansiyon big 
degigmemigti. Postu kurduk, (Zula = Sakh) dan 
ampesleri gikarip tutturuyorduk. Bu sefer 
sikinti da Qekmemigtim. 

Qocuklar digarda, eksik olmasinlar, cahgip 
her hafta benim payimi getiriyorlardi. Igte 
boyle fakat gardiyanlar tarafindan yakalanmak- 
tan korkarak (Kabak) Ian, tuttiire, tiitture iki 
seneyi de doldurduk. 

(^lktigimdan bir iki sene sdnra idi. Bir gece 
yuksekkaldirimda Hiisnuniin kahvehanesin- 
de gubugu tellendirmigtim. (^ocuklardan biri 
gelerek digarda bir (Polis) in dolagtigim soy- 
ledi. Artik bu adamlann elinden gektigim nedir 
diye hiddetlendim ve biitiin aveneyi bagima 
tophyarak, polis miidiiriinden itibaren memle- 
kette ne kadar zabita memuru varsa kaffesinin 
tevkifini emrettim ! 



- 308 - 

§evket burada biraz dogruldu ve kogugun 
lo§ ziyasi altmda, kapali gibi duran gozlerile 
etrafi tarassut ederek kulagimn arkasindaki 
sigarayi cabukca yakti ve ardi sira birkac defa 
cektikten sonra soziine devam etti : 

— Nerde kalmigtik ?. Ha, evet ! Nihayet 
biitiin polisleri tevkif ettirdim. Fakat, insafh 
bir polis miidiiru lazimdi. Diigiindum. Meslekten 
olsun, dedim ve polis tayyaresile bizim Todoriyi 
Atinadan derhal celbederek makamina oturttum. 
Artik, siz avenedeki sevinci gormeyin ! En 
iggiizar igcUeri ( ! ) merkez memuru, sogugcii- 
leri ser komiser, pandoflacilan ikinci komiser, 
gece igcUerini de taharri memuru yaptim. 
Kadroyu ikmal ederek faaliyete bagladik. Zabita 
iglerinin deyme keyfine. Yankesicilik, hirsizhk, 
darp, katil kimin haddine ?! Butiin devletlerden 
takdirnameler, biitiin ahaliden tegekkiir telgraf- 
lan aliyorduk. Memleketin zabita igleri ne 
kadar yolunda, zagonunda gidiyordu. 

( Todori ) ye muaviu olmayi diigiiniiyordum, 
kendisine mektup yazmigtim, cevap bekliyor- 
dum. Aradan yanm saat bile gegmemigti. Bir 
de baktim ki, bizim eski miidiiriyetteki Zeki 
beyin kolu omuzumda duruyor... Meger, bir gun 
evvelki hirsizhk, aradan yirmi dort saat bile 
gecmeden meydana gikmig ! 

Ilahi Zeki bey, dedim. Ne kadar da acele 
ettin ? ! 



-309- 

Kokainoman bir geng soyliiyor : 

— Hay at yolunda ugriyacagim 

bir istasyon kaldi : Mezar ! 

Cemiyetin, ba§i bo§ biraktigi tehlikeli iiplerden.. 

( Kokain ) in tarihi ve bilhassa Tiirkiyeye 
istilasi pek yenidir. 1912 tarihinde Avrupada 
bile kokain miiptelalannin korkulacak biiyuk 
bir yekuna balig olmadigi ne§redilen istatis- 
tiklerle sabit oldugu halde, bu taribi taakup 
eden ve bilhassa harbi umumi senelerinde 
Fransa ve Almanyada kokainomanlann miktari 
gecmi§ senelerle nisbet kabul etmiyecek derecede 
yiikselmig ve barlardan, umumhanelerden aile 
ocaklarina kadar girmek suretile dairei sirayetini 
tevsi eylemigtir. 

Kokainin nasil istimal edildigini uzun uza- 
diya izaha liizum yoktur. Maalesef moda 
hukmunii alan kokain gerek toz halinde enfiye 
gibi buruna cekmek veya mayi §eklinde ba- 
caktan enjeksiyon suretile istimal edilen bir 
vasitai tezavvuktur. Tamimi memnu mevaddi 
muzirradan bulundugu halde kagakgihgini 
yapan bir cok komisyonculan ve muvezzileri 
vardir [1]. 

Almanyada madam (Keti) isminde bir kadin 
bu me§'um iptiladan oliirken : ( Kokain : Bir 

[1] "Fahi§elerin ig yiizii,, isimli kitabimi okuyunuz. 



-310- 

a§k gibidir. Yakalaninca kurtulmak imkani 
yoktur ! ) demig.. 

Ecnebi memleketlerin bir goklannda gorul- 
diigii vechile, bu hastaliga miiptela olan bir 
insanin ve hassatan iradeleri zayif ve hassas 
genclerin bu miithig beladan yakalarim kurtar- 
diklan igidilmemigtir. Madam (Keti) nin son 
nefesinde dedigi gibi, eger a§k, sari bir hastahk 
ise, insanlar hie giiphe yok ki, bu hastaliga 
iradeleri taalhik etmeksizin ve farkinda olma- 
yarak tutulurlar! 

Fakat, kokain, esrar, igki vesair iptilalar 
boyle mi ya ? Irade ve arzumuz taalluk etme- 
den kokain ve igki iger miyiz ? Bu kiyas pek 
batil olmakla beraber, buyiik bir hakikati gos- 
terir ki, o da (kokain) e miiptela olan bir 
insanin ihtiyar ve iradesi ile bu iptiladan kur- 
tulmak imkani olmamasidir ! 

Kokain miiptelalannin bu miithig beladan 
kurtulmak i§in ugrayacaklan tek ve son bir 
istasyon vardir : Mezar ! 

* * 

S. bey bana kendi kendini prazante eden 
eden atilgan ve nevrastenik bir genctir. Yirmi 
beg yaglarinda, vasat derecede tahsil gormug, 
kara kagli, kara gozlii ve sevimlidir. Kendisini 
ilk gordugiim zaman : 

— Boyle renginiz neden soluk, azizim ? 
Rahatsiz misiniz ? diye sordum. 



— 311 — 

Du§unmeden cevap verdi : 

— Stiphesiz... Rahatsizim I Hem de pek 
fazla... 

— O halde hastaneye nigin gitmiyorsunuz? 

— Hastahgim gayn kabili tedavidir, be- 
yefendi ! 

Onun dii§unmeden verdigi bu cevap kar§i- 
ainda ben dugiinmege mecbur olmu§ ve stikut 
etmfgtim. 

0, biraz daba yanima sokuldu. Daha samimi 
bir vaziyetle : 

— Nigin mi ? 
Dedi. 

— Bu asirda gayn kabili tedavi hastalik 
olur mu ? Sizi biraz asabi ve miiteheyyig goru- 
yorum. Doktora giksaniz herhalde hayirh ve 
karhdir ! dedim, birkac soz daha soy- 
ledim. 0, kendi yiktigi binanin enkazi 
tarumari iistiinde oten bir baykug gibi, kargimda 
debrendi, inledi ve sonra dogrularak : 

— Bana kokainoman... diyorlar ! Kanim 
zehirlenmis.. Sikletim seksenden kirk kiloya 
kadar indi. Vucudiimiin her gun biraz daha 
goktugunu, ruhumun ve gengligimin her dakika 
biraz daha sondiigunii hissediyorum, dedi. 

Bu sozleri soylerken cebinden bir ufak 
ayna Qikardi : 

— Zavalh gencligim... Giizelligim ! Hepsi 



-312- 

ucmug, gitmig ! diye aglar ve sizlar gibi bir 
hal ve tavur aldi. 

Beyaz mendili ile burnunu silerek; o men- 
dilden sanki bir zerrei hayat gekiyormug 
gibi birden canlandi ve hayatim anlatmaga 
bagladi : 

— Kokaine Almanyada talebeyken aligtim. 
Mutareke oldu, Istanbula geldim. Halbuki, 
kokain Istanbula yabanci degilmig. Alti ay 
sonra metres tuttugum bir tiirk kadini akgam- 
lari kokainsiz yatamiyor, uyuyamiyordu. Dog- 
rusunu soyliyeyim. Ben Almanyada bu derece 
miiptelasi degildim, hatta Istanbula gidince 
birakirim, kullanmam, diye kendimi teselli 
etmig, karar bile vermigtim. Metresimi cok 
seviyordum, onun tekliflerine bigane kalamaz- 
dim," her akgam cekmege ve aradan bir sene 
kadar bir zaman bile gecmeden, hem burundan 
almak, hem de bacaktan enjeksiyon yapmak 
suretile azami zevk huzuzu hissetmege bagla- 
migtim. tlguncii sene metresim bir gece 
Sdi bir surette vefat etti. Bu hadise ahvali 
ruhiye ve melekati akliyemi tarumar etmigti. 
Ondan sonra kendimi topliyamadim, bana : 

— Oleceksin, artik gunu kullanma ! 
Diyenlere adeta diigman oluyor, ve : 

— Olmemek igin kokain istimal et ! diyor- 
larmig gibi, miktarim bilakis tezyit ediyordum. 

Nafiz bir nazarla gozlerimin igine bakti : 



-313- 

— Lakin, dedi. Bundan daha giizel zevk 
verici, eglendirici, uyu§turucu bir gey tasavvur 
olunur mu ? Gece sevgilinizin ba§i gogsiinuze 
yaslanmig, saz ve soz durduktan ve meclisiniz 
yabancilardan tasfiye edildikten sonra, iistuste 
iki enjeksiyon insana oyle tath bir keyif ve 
ne§e verir, insanin kuvvei muhayyilesini o 
kadar genigletir ve siisler ki, dunyada bundan 
tath ve imlidath bir zevk ve ne§e veren bir §ey 
yoktur desem caizdir ! 

— Fakat, daha ya§iniz otuza gelmemi§ken 
gencliginiz mahvolmu§. Bu zevkin imtidadi 
nerede kaldi ? 

— Orasim sormayimz. Melun §ey, 50k tath 
bir zevk veriyor, fakat, tipki bir yangin gibi, 
ate§ nasil sacagi sarinca o haneden hayir kal- 
mazsa, bu da girdigi yerde metanet, irade, 
mantik birakmiyor ! Bende en fazla tahrip 
ettigi yerlerden biri de dimagim olmu§tur. 
Hafiza, tefekkur, tahayyul, ruiyet... Bunlardan 
hemen hig de eser kalmadi. KsAir mi ya ? 

Bazen ug, dort gun mutemadiyen odaya 
kapanir, aQ, susuz ( kokainli ruya ) ya dalar ve 
ba§imizi yerden kaldiramazdik. Bir gun gozumu 
kaparken nazanma duvardaki takvim ili§mi§ti, 
okudum : 8 ■ Eylul. O gunlerde gene kokain 
nobetleri geciriyorduk, gozumu acip kendime 
geldigim zaman takvime baktim : 13 ■ Eylul idi. 
Hizmetci her gun bir tane kopanrdi. Inanma- 



-314- 

dim, telefonla matmazelden sordum, dognt 
oldugunu anladim. vakitler kendimi cok 
mesut zannediyordum ! 

— Fakat, gimdi anladimz ki... 
Soziimii kendisi ikmal etti : 

— Anladim ki biitun bunlar divanelikteo 
bagka bir gey degilmig. 

— §imdi...? 

— Simdi, yiiziim, goziim ve bacaklanm gigti. 
Ruhum, yeis ve nevmidi icindedir. Artik kur- 
tulacagimi zannetmiyorum. Halbuki, kokain 
kullaiimaga ba§ladigim zaman ne kadar §en ve 
§atir bir gengtim... Melun gey damarlanmdaki 
kani ne kisa bir zamanda ne uyugturucu ve ne 
tath bir zevk ile zehirledi ? ! §imdi.. Evet, 
gimdi aynaya bakinca kendimden korkuyorum ! 
Kansiz, renksiz, tipki canh bir cenaze gibiyim. 
Bana merhamet etmeyiniz ! Benim igin acilmig, 
hazirlanmig bir agug var : Toprak ! Siz, miim- 
kiinse bagkalarmi kurtanmz ! 



Fena muhitlerde fena yeti§en, iyi 
yaradih§h gocuklar.. 

Qocuk terbiyesinde "cemiyet,, in gosterdigi 

ihmal ve lakaydi yiiziinden fenahklara 

maruz kalan gene cemiyettir, bu birgok 

vekayile sabit olmu§tur.. 

"Kiz Mustata,, heniiz on sekiz ya§mda 
bir gecuktur. Daha on be§ ya§inda iken 
saclanni uzatip alagarson kestirdikten sonra 
oksiiz bir kiz evlatlik olarak konaklara girer, 
ve girdigi yerleri bir iki ay sonra soyardi...,, 

Hapishanedeki mahkumlar arasinda en ziya- 

de muhtaci telkik ve merhamet olan cocuk- 

lardir. Senelerdenberi kisa, uzun cezalarla 

hapishaneden gelip gegen gocuklann hemen 

yiizde doksan be§i sirkat fiilinden mahkum 

olmu§lardir. Bu hale ducar olan gocuklarin 

mahkumiyetlerinde esas itibarile iki amil ve 
saik vardir : 

1 — Kimsesizlik, 

2 — Hicbir taraftan himaye gormemek. Bu 
iki sebepten gocuklar bittabi ducari sefalet 
olarak fena yollara sapiyor ve binnetice mem- 
lekete ve cemiyete mazarrat iras eden anasir 
meyamna kari§iyorlar. 

Vazii kanuuun tayini cezada istihdaf ettigi 
gayelerden biri de "lslahi hal„ oldugnna na- 



1 



-316- 

zaran, bilhassa hiikkam tarafindan cocuklara 
verilen cezalann, gocugun ahvali umumiyesi 
iizerinde yaptigi tesirati hapishane idarelerinin 
tetkik ve tesbit ederek, miiddeti cezaiyesini 
ikmal edinceye kadar islahi hal eylemek esbabi 
neye mutevakkif ise onu ihzar ve ikmal etmek 
insani vazifelerden birini belki de birincisini 
tegkil ederken, maalesef bu cihete hig te dikkat 
ve itina edilmemigti. 

Gergi biitcemizin ademi musaadesi yiiziinden 
Avrupada oldugu gibi, mahkum gocuklarm 
talim ve terbiyeleri ile me§gul olmak iizere 
terbiye miitehassislan istiyecek degiliz. Bunun 
§imdilik isafi muhal bir talep olacagim bilen- 
lerdeniz. 

Bizim soylemek veya istemek istedigimiz 
geylerin biitce ve para ile alakasi yoktur. Bunlar 
biraz zeka, biraz insaniyet, biraz da idare 
meseleleridir. 

(Cocuklann islahi hal etmemelerinden en 
biiyiik mesul hapishanelerde memurlar; cemi- 
yette ise Miirebbilerdir.) Diyen maruf Amerikal 
hakim, hapishane tegkilat ve intizamindan 
bahsederken : 

— Hapishaneler, mekteplerden daha yiiksek 
birer terbiye ve gefkat miiesseseleridir. Oraya 
sevki talile diigen bir fert, kendi meslegi 
dahilinde galigtmlmak mecburiyeti kargisinda 



1 



-317- 

bulunmahdir. Bir mahkum, muddeti cezaiyesini 
ikmai edip hapishaneden gikarken evvelce 
igledigi fiilden cidden nadim oldugunu ve 
tamamile lslahi nefsetmig bulundugunu samimi 
surette beyan ve itiraf etmelidir. Ayni mahkum 
aym curiimden dolayi ikinci defa olarak hapis- 
haneye diigmugse, lslahihal etmemigtir, ki 
bundan yegane mesul : Hapishane murebbileri- 
dir !„ diyor. 

Hapishane heyetleri idari, insani ve vicdani 
velhasil muhtelif nokati nazardan mubim vazi- 
feler kargisinda bulunmaktadir. 

Gecen sene bir gocuga nicin hirsizhk ettigini 
sordum. Bana §u cevabi verdi : 

— Buyuk annemden bagka bir kimsem yok. 
Ac kaldim, kom§umuzun gocugu, bey evladi 
gibi yagiyordu. Bir gun bana acidi, sen de 
benim gibi temiz ve daima tok gezmek istersen 
akgamlan benimle beraber gel, dedi. Beni 
hirsizhga ahgtirdi. Ug defa mahkum oldum ve 
hapishaneye dugtiim, on alti yagindayim. Kimse 
bana hirsizhgm fena bir gey oldugunu soyle- 
medi. Soylese de yalniz soylemekten ne gikar. 
Kolumdan bir tutanim yok ki ! 

Bu sozlerde cok ve aci hakikatler munde- 
migtir. 

Amerikah hakimin nazariyesine gore, bu 






-318- 

cocugun ahvalinden hapishane idaresi de, cemi- 
yet te mesul olmak lazimdir. giinkti ne hapis- 
hane lslah edici kudretini gostermig, ne de 
cemiyet uhdesine terettiip eden vazifeyi 
yapmi§tir. 

Bu meyanda gayani hayret bir zeka ve kabi- 
liyet eseri gosteren ( Kiz Mustafa) namindaki 
cocugun hal ve vaziyeti de misal olarak goste- 
rilebilir. 

Kiz Mustafa, heniiz on yedi, on sekiz yagla- 
rinda gijpel bir cocuktur. Daha on dort, on 
be§ ya§indayken saclarim uzatip alagarson kes- 
tirdikten sonra, oksuz bir kiz gibi evlatlik 
olarak konaklara dahil olur, bir iki ay girdigi 
yerde hanimefendiye, kiigtik hanima ve hanenin 
sair sekanina emniyet ve itimat telkin eder ve 
mttsait bir gunde ortahgi soyar, kaybolurmu§. 
Hatta son defa yakayi ele verdigi gun bile 
caldigi geyleri bir bohcaya yerlegtirmekle me§- 
gulken birdenbire yukanya birkag ki§inin cikti- 
gini duyarak korkusundan hemen odada bulu- 
nan bir cama§ir sandiginm icine girip kapagini 
kapamig, fakat sandigin kenanndan diganya 
sarkan bir kumag pargasinm vaziyeti nazari 
dikkati celbederek, hane sahibi tarafindan kapak 
kaldinhnca ( besleme Ayge ) nami digeri Kiz 
Mustafa meydana gikmig.. 

Kiz Mustafa bunun gibi beg alti konaga 



-319- 

girerek muvaffakiyetJe ciktigmi, lakin bu 
sonuncusunda biraz acele ettiginden yakayi ele 
verdigini anlattiktan sonra : 

— Ne yapayim, kimsem yok. Nerede gidip 
cahgayim, elimden ba§ka bir §ey gelmez ! diyor. 
Boyle, elinden bagka bir gey gelmiyen dugmiig 
cocuklan cemiyete mufit kilacak miiesseselere 
ve onlan elinden bir i§ gelebilecek bir hale 
getirecek himayekar ellere memleketimizin 50k, 
hem de pek 50k ihtiyaci vardir. 

Zira, cocuk terbiyesinde "cemiyet,, in gos- 
terdigi ihmal ve alakasizlik yuzunden vukua 
gelen fenahklara maruz kalan, gene cemiyettir ! 

Hapishanede tereddi eden tiplerden.. 

Hapishaneleri, insaniyet ve terbiye mefhumlanni 

anhyan murebbilere tevdi etmek iddiasim, ilk 

once bir Amerikah hakim ortaya atmi§Ur.. 

Bir Gardiyana kar §1 geldigi igin onu hapis- 
hanenin zindamna atmi§lardi. Orada uc gun, 
hapis icmde hapis cezasi gormu§tu. 

Rengi sapsan olmu§ soguk damarlarina 
kadar i§lemi§ti. Oyle ya, gardiyana kargi gel- 
migti... Bunun cezasi elbette, agir olacakti ! 

O, Zaten yirmi sekiz, otuz yaglannda, cok 
zayif yapih, sari benizli ve orta boylu bir 
gencti. • J 



-320 



Beyoglunun maruf bir kumarbazi oldugu 
halde, hapishaneye busbutun bagka bir sebepten 
diigmugtii. Kansindan bagka bir ziyaretcisi 
yoktu. Iki cocugu biiytik annesinde cahgip ona 
para ve saire getiriyorlardi. 

Islaha musait bir istidat sahibiydi. Hapis- 
hanede yagamaga mahkum bulundugu tic sene 
zarfmda oradaki tasnifsiz ve miitereddi ruhlu 
miicrimlerden bilmediklerini ogrenmemig ve 
hapishane murebbileri elinde gun gegtikce 
fenahklara kargi bir nefret hissi uyanacak bir 
terbiye gormug olsaydi, hie gtiphe yoktu ki, 
mahpesten islahi nefsetmig olarak Qikardi. 

Yiiksek adliyemizin kiymetli hakimlen on 
beg giinde bir defa mahpuslann ahvalini teftige 
geldikleri zaman, artik, bu zavalhlarin atale- 
ten kurtanlarak bagka memleketlerde oldugu 
eibi muayyen siniflarda fenalik ogrenecek ve 
diigunecek vakit bulmamalan esbabini nazari 
dikkate alacaklanndan emin oldugumdan, bu 
gunku vaziyet kargisinda fazla soz soylemegi 
zait goruyorum. 

Bunun idari ve psikolojik bir cok sebeplen 
vardir. Bunlardan bilahare sirasi geldikge 
bahsedecegiz. Mucrimlerin ruhiyatmda muhim 
bir fasil tegkil eden ( mugahedeler ) imize fazla 
mutalea ilavesinden ictinap ettigimizden, bu 
hususta ufak bir misal ile hapishane p 9 ikoloji8ini 
vaka halinde tespit edecegim. 



-321- 

Mevzuu babsettigimiz kumarbaz - ki nihayet 
mahkum olmug bir insandir ve bence yan 
yariya lslahi hal etmi§tir ! ■ Bakimz ne diyor : 

— Beni tedip igin zindana atacaklanna, 
beni utandiracak iki laf soyleselerdi, nefsime, 
o cezadan daha agir bir ceza vermig olurlardi ! 

Buramn bir mektep ve lslahbane oldugunu 
ve yirrainci asirda insanlara kanunlardan ba§ka 
ceza verecek kuvvetler olmadigini ve idari 
cezalann da ba§ka memleketlerde oldugu gibi 
kabili tahammiil olmasi lazim geldigini bilmi- 
yen az tahsilli gardiyanlarin idaresine yuzlerce 
insani terk ve teslim etmek ve vasi salahiyet- 
ler vermek bilmem ne dereceye kadar dogrudur? 
Hapishaneye otuz gardiyan yerine, iki gardiyan 
maa§imn tevhidile ■ terbiye, idare ve insaniyet - 
mefhumlanndan anliyan tahsil gormu§ on beg 
efendi, on be§ hoca almak ve bu i§i onlara - 
hem de miirebbilik ettirmek suretile - gordur- 
mek pek mumkiindur. 

Onu, gardiyanlardan 50k korktugu igin, her 
zaman gormek miimkun olmadi. Bir gun onu 
bana tanittilar, topladigim eghasin resimlerini 
tasnif ediyordum. 

— Benim resmimi de buldunuz mu? dedi. 

— Hayir. dedim. 

Qok memnun oldu. Gazetelere resmi gege- 
cek diye 50k korkuyordu, §erefine halel gelir 

Fizyonomoni : 21 



-322- 

degil. Kendisini kiicuktenberi seven bir kizin 
yaninda hissedecegi mahcubiyetten korkarak 
istemiyordu. 

— Bir gece onun bile iki begi biryerdesini 
aldim da kumarda yedim... diyordu. 

On senedenberi kumar oynadigim anlatirken: 

— Evvela gakadan ba§ladim. Sigara paketin- 
den, bir §i§e rakidan... daha dogrusu, bu zevk 
cocukluktan kalma bir itiyatla inkigaf etmigti : 
On para iizerinde - gift mi tekmi, yahut yazi 
mi tura mi?- §eklinde oynamaga ba§lami§tik. 

Insanlar arkada§larindan azarlar ! Sozii ami- 
yane olmakla beraber bir hakikattir. Arka- 
da§lanmdan birisi kumara gok diiskiiiidii. 
Benim de param vardi. Zorla ahr ve Beyoglun- 
daki mulevves kumarhanelerde sabaha kadar 
gezdirirdi. Sonra bu inhimak bende hastahk 
halini aldi, bir gece oyun oynamasam, yemek 
yememig gibi, kendimde telafisi mumkiin olmi- 
yan bir eksiklik hissederdim. Son zamanlarda 
cocuklarimla yemek yemez, birlikte oturamaz 
hatta yuzlerini gormez bir hale gelmi§tim. 

Paralar suyunu gekmege ba§layinca, bana 
samimiyet gosteren kumar arkada§larimdan da 
iltifat gormez olmu§tum. Size yalan gelir, beni 
tamrlar, miitarekenin ilk senelerinde yalniz 
Kor Eminin ve Bahriyeli Saffetin kumarhane- 
lerinde kaybettigim para on bin liradan fazla 
dir. Bu suretle on sene zarfinda nakit ve mulk 



— 323 — 

olmak iizere otuz bin liradan fazla servet kay- 
bettimi ! 

Maziyi tahattur etti, nefretle yumruklarmi 
sikti ve gozleri lslandi. Devamla : 

— Gene boyle bir gece cok para kaybet- 
mi§tim. Kumarhanede parasiz kaldim. Banko, 
bin liraya kagit satiyordu. Kinase almiya cesa- 
ret edemedi. Cebimden son oturdugumuz hane- 
nin tapu senedini gikardim. Kaybedersem §ahit 
olunuz ! Bin beg yiiz lira kiymetindeki hanemi 
satmig oluyorum. dedim. Kabul ettiler, butun 
gozler bana dikilmi§ti : Banko ! dedim. 

Fakat, aksi geytan, bege kargi hasmim sekiz 
acti !!! Soziimde durdum, namus borcu olarak 
son parami da kumarda dagittim! §imdi hapis- 
hane kogelerinde inliyorum.. 



* * 



Ona bir bagka gun, hastahane kapisinda 
tesadiif ettim. Bana : 

— Artik, big kumar oynamiyacagim! dedi.Ve 
esbabini sormadan izah etti : A 

— Beyim, bizim kogugta eski kumarbazlar- 
dan bir tirigore rast geldim. Bana kumarhane- 
lerin oyle akil ermiyen hilelerinden bahsetti 
ki, gagirdim kaldim. Meger bu adamin san'ati, 
her gece kumarhaneleri gezip hileli kagit tertip 
etmek ve munavebe ile kumarbazlann arasinda 
hane sahibi nam ve hesabina hileli oyun oyna- 
mak imig. 



— 324 — 

Bu a dam dyle hileler biliyor ki, hie, kimse 
bu inceliklerin farkina varamaz. bana: Bey- 
oglunda §imdi bilmiyorum, fakat dort be§ sene 
evveli, bigbir (Bakara) salonu yoktu ki kagitlan 
hileli olmasm, dedi. Hakikaten hayret ederdim. 
Ben kagit gekerim, iki kafa gelir, yammdaki 
on pas yapardi. Tarn bu esnada da kumarha- 
nelerin daha dogrusu Beyoglunun gtilii Amca 
bey ensemden : 

— Te birim gider... 

Diye bir lira uzatir, ve i§te o vakit cinler 
bagima toplamrdi. 

§imdi, senelerdenberi taliin bana nicin 
giilmedigin anladim. Ben kumari : Bir tali 
oyunu diye oynardim. Onun igine de insan 
zekasimn bu kadar bile kattigini anladiktan 
sonra kumardan taliini tecriibeye kalkmak bir 
nevi hamakat, daha dogrusu cinnettir ! Bahusus 
benim gibi ambale olanlar igin... 



Ahmet, kilgiikken nasil dilencilige 
ah§tirildigmi anlatiyor.. 

Dilenciligin menedilmesile, o da dilenmekten 

vazgegmi§. Fakat, du§tiigu muhit, onu ba§ka 

bir sahada fenahk yapmaga hazirliyor ! 

Ahmet, sirkatten bir sene hapse mahkum, 
yirmi beg ya§larinda bir delikanhdir. Daha 



-325- 

sekiz yaginda iken ahgtigi dilencilikten on sene 
mukaddem vazgecmig, daha dogrusu - kendi 
tabirince - terki meslek etmigtir. 

Ahmet kimsesiz bir cocukmug. Onu bir gun, 
iistii bagi temiz bir adam yoldan ahp gizli bir 
yere goturmiig. Burasi Istanbul tegkilatimn 
Uskudar gubesi imig. Ahmet, orada kendisi gibi 
bir gok kimsesiz cocuklara tesaduf edince 
sevinmig ve her gun kendisine gosterilen vazi- 
feyi ifaya cahgarak ug sene burada kalmig. 

Sonra bir bayram giinii, siyah gozliiklii 
temiz ve yaghca bir adam, bulunduklan ma- 
halle gelerek gocuklann icinden, Ahmetle 
birlikte dort gocuk segmig. Bunlar, Uskudar 
muhitinin en gozii agik, sadik ve fazla para 
getiren kiiciik dilencileri imig. Bayram miina- 
sebetile yapilan umumi tertibatta Istanbul 
tarafina isabet eden dilencilerden dort tane 
eskik gelmig. Dilenciler mufettigi "Nurettin 
bey,, derhal gubeleri teftige cikarak nihayet 
tlskudarda bunlari tensip ve intihap eylemig. 
Ahmet bu mukaddemeyi anlatirken : 
— Harbi umuminin ikinci senesi idi. Orta- 
hkta para girla gidiyordu. ^imdiki gibi kirk 
parayi kirk defa dugunerek degil, beg kurugu, 
yarim lirayi bakmadan veriyorlardi. Igte o 
senenin kurban bayramiydi. Beni Divanyolu 
muhitine vermiglerdi. Ilk gunu ogleden yatsiya 
kadar ( yuz altmig iki ), ertesi gunu sabahtan 



-326- 

akgama kadar ( iki yiiz yetmi§ sekiz ) kurug 

almi§tim. 

Gece gee vakit miifetti§ bey gelir, beni 
bulur, biraz birlikte yuriidiikten sonra kolun- 
daki paket icinden cikardigi pardesuyii ve 
temiz kunduralarimi giydirerek tramvaya bin- 
dirirdi. Diger cocuklan da semtlerinden boylece 
muhtelif saatlerde topluyorlardi. Beni, bayra- 
nnn uciincii giinii Beyogluna verdiler, oradaki 
miigteriler daha nazik ve kibardi. Hiristiyanlar 
da Turkler kadar sadaka verirlerdi. Bilhassa 
benim cok mugterim vardi, onlari bellemi§tim, 
gegerlerken raasumane bir tavurla boynumu 
buker, dudaklarimi kxvirir, aglar gibi, yalvanr 
gibi yiizlerine bakardim. Bu halime kimse 
dayanamaz, bana sadaka vermeden gecemezlerdi. 
Beyoglunda sababtan gece yansina ve bazen 
yalniz akgaradan gece on ikiye kadar tig, dort 
lira topladigim pek coktu. 

Lakin Beyoglu pek sikiydi, dilenciler mer- 
kezinin miiteaddit mufettigleri vardi, yanm 
saatte, tic ceyrekte bir defa teftige gikarlardi, 
bunlari gorunce hiikumet memuru gormiig gibi 
pek ziyade korkardik. 

Yedi sekiz seneden beri terlikcilikle igtigal 
eden ve coluk, §ocuk sahibi olan Ahmete 

sordum : 

— Boyle bir tegkilattan hiikumetin haben 

yok muydu ? 



- 327 - 

— Kimbilir, dedi. Ben o vakit gocuktum. 
Bize; kimseye yattigimiz yeri soylememekligi- 
mizi tenbih ve : — Sizi oldiiriiruz ha., diye 
tehdit ederlerdi. Haftada bir gun tatil giiniimuz 
vardi. Bu tatil giiniinu cuma ve pazara ve 
cumartesine tesadiif ettirmezlerdi. Cemiyete iyi 
varidat temin eden bizim gibi agik gozlii 
cocuklara 50k iyi bakarlar, gezmege mahsus 
elbise vesaire ahrlar, sinema ve tiyatro parasi 
bile verirlerdi. 

— Bu te§kilati en ziyade kim tanzim ve 
idare ederdi ? 

— Temiz, sik birkac. bey gelir giderdi. 
Fakat en ziyade dilenciler iizerinde nafiz ve 
hakim olan ( Huseyin baba ) namindaki kirk 
be§lik, cesur ve gayet zeki bir dilenci idi. 
Biitiin bu tertibat onun kafasile sevk ve idare 
edilirdi. Bizzat Huseyin babanin ba§mda kadin, 
erkek ve cocuk olmak iizere yiiz elliden fazla 
dilenci vardi ! 

Huseyin baba, dilenciligin ilmine bihakkin 
vakifti ! Sabahlan sol ayagindan topal olarak 
Uskiidar - Selimiye muhitinde, ogleden akgama 
kadar sag kolundan sarih ve golak olarak 
Sultanahmet - Aksaray cihetinde icrai sanat 
ederdi. Oyle mahirane bir tepdili e§kal ve 
kiyafet edigi vardi ki, bazen onu bizim mufet- 
ti§lerimiz bile taniyamazlardi. 

Hiiseyin babanin Uskiidarda, Sultanahmette, 



-328- 

Aksarayda ayrica birer odasi vardi. O kimseye 
sezdirmeden buralara ugrar ve kiyafetini tepdil 
ederek derhal faaliyete gecerdi. 

Fevkalade gtinlerde mesela, paskalya, yortu, 
hamursuz, yilba§i gecelerinde behemahal Beyog- 
lunda cahgir, fakat orada iki gozti ama, zavalh 
bir baba kiyaferile elinden tuttugu ufacik bir 
kiz cocugunun arkasindan giderdi. Onu herkes 
kor sanirdi. Ecnebilerde korlere sadaka vermek 
cok savapti, o her milletin haleti ruhiyesini 
bilir ve mevsimlere gore icabeden semtlerde 
dilencilik ederdi. 

Htiseyin babanin size servetini soylesem 
hayretinizden parmak lsmrsimz ! Huseyin baba 
muteehhil idi, Ferikoyiinde gok iyi bir evde 
otururdu. ^ok giizel bir kizi vardi. Kizim 
mutantan bir dugun yaptirarak evlendirdi. 
Damadi iyi bir mevkii ictimaiye malik bulu- 
nuyordu, gok iyi bir adamdi, kayin pederini 
butiin mahalleli gibi o da bir emlak tellah 
diye tanirdi. ^anakkale gehit olmu§ diye i§ittim 
amma, inanmadim, bilmem sag midir, yoksa 
oldii mii.. 

Kizi Fatma hamm cok iyi tabiath ve giizel 
bir taze idi. Birkac yerde kirahk evleri, diik- 
kanlan ve i§ittigime nazaran biiyiik bir ha- 
mamda da stilus hissesi vardi- 

Fatma hamm, babasimn bu stifli sanatindan 
katiyen ho§lanmazdi. Ancak kendisi safahata 



-329- 

miinhemik oldugundan, babasimn paralanni 
yer dururdu. 

— Hiiseyin baba hig yakalanmadi mi ? 

— Nicin yakalansin... O vakitler dilencilik 
memnu miydi ? 

— Fakat, gimdi.. §ehremaneti dilenciligi 
menediyor, haberin var mi ? 

— Allahtan, Hiiseyin baba olmemeliydi de 
§ehremaneti ile mucadeleyi gormeliydin.. 

— Ne yapardi ? 

— Ne mi yapardi.. §ehremanetinin te§kilati, 
dilencilerin ittihadindan biiyiik degil ya ! Tayin 
edecegi be§ on memur, koca Istanbulun dilen- 
cilerini toplamaga muvaffak olur mu saniyor- 
sunuz ? §imdi Hiiseyin baba ve onun tegkilati 
goktan mahvoldu, gitti. Fakat, ihtiyag insanlarin 
zekasini arttirdikga, Hiiseyin babalann adedinin 
artmamasi imkani yoktur ! Bu giin de kimbilir 
ne gizli tertibat yaparak bu gibi memnulara 
karsi cepheler kurarak miidafaaya hazirlaniyor- 
lar.. Istanbuldan dilencileri menetmek igin, 
Istanbulun biitiin mahallesi kadar memur tayin 
etmelidir. Bu ise gayri kabili tatbik bir 
tedbirdir. 

— O balde ne yapmah Ahmet ? 

Diye sordum. Kurnaz gene, bir miiddet 
dii§iindii, cevap vermekten cekindi. 

— Kimseye soylememek gartile soylerim, 
dedi. 



-330- 

— Peki, soylemem ! dedim. 

Sag elinin bag parmagini kaldirarak de- 
vam etti : 

— On sene evvelki cocukluk hatiralanma sa- 
dik kalacak budalalardan degilim. Bugiin mede- 
niyet ilerliyor, caligmiyana ekmek yok! diyorlar. 
Kabahat, dilencilerde degil, dilencileri dilenci 
yapan ahalidir. Ardi sira tic gun kapmizi acma- 
yin da bakin, dordtincti gtiati galan olur mu? 

O, §imdi, dilenciligin menedilmesile, dilen- 
cilikten vazgegmi§. Fakat dii§tugu muhit onu 
ba§ka bir sahada fenalik yapmaga hazirliyor.. 
We yazik ! 

Bir kalpazamn macerasmi, kendi 
agzindan dinleyiniz ! 

Onu, kolundan tutup ba§ka bir faaliyet sahasma 

atsamz, muhakkak ki, bu ince zekdsile, 

cemiyete miifit olurdu.. 

Onlar, be§ ki§ilik bir kumpanya imi§ler. 
Para imalinden dolayi bir gun nasilsa yakayi 
ele vererek zabita tarafindan derdest ve mub- 
telif hapis cezalarile mahkum edilmigler ve 
miiddetlerini ikmal edip cikmi§lar. 

Bu kumpanyadan Ahmet bilahare bir bagka 
ciirumden dolayi tekrar bir sene hapis cezasina 
mahkum edilerek hapishaneye gelmig. 



1 



-331- 

Merkum otuz yaglannda, gayet curetkar ve 
kuvvetli bir adamdir. Eski macerasiudan 
bahsederken : 

— Arkada§lanmdan bir yahudi vardi, i§i 
o bozdu. Yok9a biz yakayi ele mi verirdik.. 
Bir i§in icine yahudi girerse, insamn ipligi 
cabuk pazara cikar ! 

Demi§ti. Ahmedin kuvvetine ve kalpazan- 
liktaki kudret ve maharetine muhkumlardan 
bircogu gahitti. Ahmet tip itibarile de gosterigli 
bir babayigittir, fitri bir cesaret sahibidir. Bir 
kac defa denizden adam kurtarmig, polisle 
miicadele etmi§ ve nihayet bu manasiz cidalde 
pek tabii olarak maglup du§mii§tur. O, bu 
maglubiyetinde kendi zeka ve tedbirsizliginden 
ziyade kader ve taliinin kendisine yardim 
etmedigine kanidir. Ekseriya : 

— Hangi bir igin igine yahudi girer de, o 
igten Tiirk karh gikar ? 

Sualini sorar ve bir iki yabudi mahkuma 
kargi dairaa kin ve gayzini izhar etmekten 
cekinmez. 

Ona dedim ki : 

— Yahudi igini bozmasaydi da tertibatimz 
yolunda gitseydi ne olacakti? 

Ahmet, biiyuk siyah gozlerini agti : 

— Iiahi efendi, dedi. Ne mi olacakti ? 
Piyasaya on beg bin lirahk kadar (yarim lirahk) 
evraki nakdiye cikarmigtik.. Eger tertibatimizda 



-332- 

muvaffak olsaydik, yaptigimiz liste mucibince 
piyasaya her gun bin lirahktan fazla sahte 
para cikaracaktik. 

— Bu paralan kag kigi taksim edecektiniz? 

— Kumpanyamiz goriinugte beg kigiden 
ibaretti. Fakat piyasadan sekiz on kigi elde 
etmigtik, ki onlar surumii temin etmegi vait 
ve taahhut eylemiglerdi. Bittabi onlara da birer 
hisse veriyorduk. Hisse tevziatini kumpanya- 
mizda* kasadarhk vazifesini ifa eden bir rum 
yapiyordu. Hesabina gayet sadik ve cahgkan 
bir corbaci idi ! 

— §imdi nerede o corbaci ? 

— Neden soruyorsun ? 

— Hig... Laf olsun diye sordum ! 

— Yani goriilecek bir adamdir ha. Eger 
onu da deftere gegireceksen adresini vereyim; 
gorursiin ! 

— Demek gimdi Istanbulda ha ? 

— Ne zannettin ya ? Nerde olacak. 

— Hayir, belki ana vatanina gitmigtir, de- 
mek istedim ! 

— Onun icin buradan iyi vatan mi olur ? 

— §imdi ne ig yapiyor ? 

— Oo. gimdi igi ilerletti. Galatada gik 
bir yazihanesi var. Kibar bir hayat yagiyor ! 

— Eski san'atla falan... 

— Aman rica ederim, oyle gey soyleme ! 
Duyar falan da benden namus davasi yapar.. 



- 333 - 

— Yok camm...?! 

— Siz hala §akami dinliyorsunuz ? §imdi, 
bizim Pergembepazarindaki eski imalathanenin 
bniinden bile gecmege tenezziil etmez.. Buraya 
bu sefer dugmezden birkac gun evvel yazihane- 
sine ugradim da az kaldi beni bile tanimiyordu 
be... Fakat, bize de olur mu ? 

— Ugrayip ne yaptm ? 

— Ne yapacagim ? Beg on (papel) kivirdim, 
cizlami cekdim. Ah, ne kadar olsa (okumugluk) 
bagka gey vesselam.. Herif lisan biliyor. Ufak 
komisyonculugu tuccarliga kadar cikardi. Ha- 
nin kapicisina sordum : Ne diyorsun, bizim 
Corbaci yuz bin hrahk adamdir! demez mi? 
§aginp kaldim.. Ne dersin tali.. 

Biraz dugundu, kacirdigi firsati batirhyarak: 

— Benim de, dedi. elime bir firsat gegmedi, 
degil. Gecti amma. Ah, bu Turk, kafasi yok 
mu ? Bu kadar ince sahtekarhklarla ugragirken 
bile kumpanyaya sadakat gostermek istedim 
ve bir gece sekiz bin liralik evraki naktiyeyi 
mahallerine tevzi etmek uzere bir otelde bavul 
icinde sakladim. Eger bavulla birlikte bir bagka 
memlekete gecip gitseydim, ve o paralan orada 
surseydim kim anhyacak ve bana kirn ne yapa- 
cakti? Igte zengin oldum gitdydi.. 

— Peki nasil tutuldunuz sonra..? 

— Dedim ya evvelce. Yahudi : Benim yapa- 
madigimi yapmaga kalkti. Bir akgam dort bin 



_334- 



lira aid. goturdii ve ertesi gunu (bana para 
lazim oldu, bu dort bin lirayi hesabima sayi- 
niz M dedi.Maksadim derhal anladik, o cabuk 
: ng L olmak istiyordu. Dort bin lira), buden 
ona yedirir miydikya?! O gece kafalanmiz da 
dumanh idi, herifi Pergmbe pazarindaki mah- 
zende bir temiz patakladik ve bodrumda uc 
gun u Q gece hapsettik, digariya cikarmadik. 
lakat, bn da cikar bir yol degildi. Icinnzden 
birisi : (Bunn kikudatahm, bagimiza t§ acacak ) 
dedi. Ben razi olmadim, ciinkii cana kiymak 
benim raconnmda yoktn 1 Yahudiyi bodrumdan 
cikardik, guzel bir divana cektik ders verdik. 
O da bize fenahk etmiyecegine dair soz verdi. 
Anlarsiniz ya, Yahudi sozii ! Birkac gun goyle 
boyle gecti, guya gene eski sadakatile eahgiyor 
eibi goriintiyordu. 

8 Ben yutmuyordum ya.. Ne ise ! Bizim cor- 
baciya kandim, gafil avlandim, yoksa evelallah, 
otuz poliste basmig olsaydi, ben gene b» ^yo- 
luuu bulur yakam! siyirudim. Ne care ki Yahudi 
ihbar etmig, aleyhimizde tertibat alinmig Tarn 
biz ig baginda iken bastirmasinlar mi ? Gel 
ayikla pirincin tagini ! Maamafih .Yahudi de 
vakayi kurtaramadi ya.. O do bizimle beraber 
mahkum oldu. Sonra da geberdi gun! 

— Bu seler cikinca ne yapacaksin .' ? ^ 

- Sahtekarlik iyi §ey amma, ince san at . 
Onu ben yalniz bagima kivuamam. Hele bizim 



— 665- 

gorbaci da gimdi tiiccar oldu. Artik bu igin 
erbabi kalmadi, demektir. Ben, kendi kendime 
ne yapayim?! Elbette bir ekmek gikaracak i§ 
tutar ve namuslu adamlar gibi gahginm. Amma, 
taliim yardim etmez de gene buraya gelirim.. 
da bagka ! 

Asabi ve kiskang tiplerden.. 

Sarho§lukla elinden nasilsa bir kaza gikmi§ti. 

Yoksa, o, katil ikama istidadi olmiyan 

bir aile gocuguydu.. 

S. beyin elinden boyle bir kaza gikinca 
biitiin Kadikoy balki ona acimi§ti. zabiren 
sakin, haluk, terbiyeli goriinurdu ve hakikatte 
de oyle sempatik bir gengti. Katil ikaina 
fitreten istidadi olmiyan nezih bir aile cocugu idi. 

Harbi umumide levazim zabiti olmak iizere 
Harbiye nezareti tarafindan Almanya tahsile 
gonderilen genglerle birlikte Berline gitmig ve 
orada ug sene kadar da Almanca tahsil gormu§ 
olan S. bey miitarekede ticaretle i§tigal ederken, 
kendi muhiti bulunan Kadikoyde S. bammla 
munasebet peyda etmi§. 

Iki buguk sene mukaddem S. hanim agikimn 
serveti erimekte oldugunu gorerek anasimn 
tegvikile, S. beyi ibmal etmege baglamigtir. 

S. bey igin farkina varmig ve fedakarhktan 
geri kalmamig ise de, agikini kalbile sevmiyen 



-336- 

kadinlann gozleri doymadigi ich), S. hanim da 
bu ziimreden olarak ihtiras ve arzularmi, 
temaslanm seyreklegtirmek suretile tatmin ve 

ihsas etmigtir. 

Halbuki o, cok hassas ve seriiilintikal bir 
gencdr. Saf ve riyasiz a§kina kargi gordugu 
bu mukabeleden biiyuk ve derin bir teessur 

duyuyor. 

Her kadin kalbinin zaman zaman muntehl 
cihetlerden esen riizgarlardan bocaladigmi ve 
nihayet bir gun tabnlegtigini ve bunun kadin- 
larda asri bir hastalik balinde gok defa teza- 
hurlerine gahit oldugunu derhatir ederek, bir 
muddet sabir ve tahammul etmi§tir. 

Her agik gibi bir goziinu ve bir kulagim 
kapami§tir. Bu da bir fayda temin etmemig ve 
S. bey gok hakh ve cok yerinde olarak teessur 
ve infiallerini izhara baglami§tir. Fakat, her 
yerde bir acuze fitnesi, binbir musibet getirir, 
derler ! S. hanimm annesi de bu iki tecrubesiz 
geng arasinda i§te boyle bir ( kara gah ) roliinu 
oynamigtir. 

S. bey o hafta muayyen gecesinde de sev- 
gilisini gormemig, bittabi bundan fevkalade 
miiteessir olmugtur. 

O gece, herkesin yaptigi gibi, teessurunun 
izalesi igin icmig, icmig. O ayyag degildir, i§ki 
ile alakasi pek azdir, fakat o gece hakh olarak 
fazlaca kacirmigtir. Halbuki igki teesstirii izale 



- 337 - 

eder mi ? Bilakis zavalli gencin dimagmda 
volkanlar tutugturmug, muhakemesini, iradesini 
ve hig giiphesiz guurunu da kaybettirmigtir. 

Sonra ne yaptigini kendi de bilmiyor : 
Bulundugu gazinodan gikmig. Sevgilisinin evine 
gitmig, kapinin civannda dolagmig. Ve S. hanimi 
eve girerken veyahut evden gikarken gormiig.. 
Rovelverini bogaltmig.. Kadin derhal dugmug 
ve olmiig ! 

Btitun bun lard an onun katiyyen haberi 
yoktur. ( igki ) ve ( kiskanghk ) gtiya canlanarak 
S. beyin omuzlarina binmi§ler ve onun sev- 
gilisinin kapisina kadar siirmii§ler.. Orada bu 
iki saikle ( teessiir ) akdi megveret etmigler, 
( tesadiif ) bunlara rehberlikte kusur etmemig, 
tarn bu esnada S. hamm kargilanna gikinca 
hepsi birden ( guur ) un iizerine gullanmiglar.. 
( §uur ) gagirmig ve ( muhakeme ) ve ( tedbir ) 
arkadaglarim durtmug.. Onlarin da opiigmiig 
oldugunu ve yularlari ( igki ) ve ( kiskanglik ) 
in ellerinde bulundugunu gorunce acz iginde 
girpimp kalmig ! I§te o vakit bu kuvvet birle- 
gerek S. beyin eline rovelveri vermigler ve 
tetigini gekmigler... 

Vakamn ertesi gunii, o, bunlari polis ve 
miistantikten ogrenerek aglamig.. Aglamig ! 
Nihayet, kanun onu on beg seneye mahkum 
etmig. Hadise aftan muehhar oldugu igin bigare 
geng, emsali gibi miiddeti cezaiyesinin msfi 

Fizyonomoni : 22 



-338- 

kadar da af gormemig. Hesapca daha tahliyesine 
on iki sene var. O, daima bu muddeti £ oziinde 
buyuterek teessiir ve azap iginde vakit geeirir. 
Teessiir ve lztiraplarim arkadaglarma hissettir- 
memek ve.onlan da negesizlige sevketmekten 
ictinap eder. Bazen gen fakat, ekseriya durgun, 
dalgin ve miitefekkir goruniir. 

Onunla gorugtiigiimuz zaman : 

— Hie meyus olmaymiz azizim ! Boyle bir 
kaza herkesin bagina gelebilir. Daha cok genc- 
siniz ! Metin ve saburlu olunuz ! Ingallah 
hiikumetimiz bir cumhuriyet affi yapar, o vakit 
sizler de istifade edersiniz ! Curmiinuz yeni 
kanunu cezadan cok mukaddem oldugundan 
nisif af gorursiiniiz ! Sonra megruten tahliyeler 
filan var, onlardan da istifade eder ve burada 
timit ederim ki fazla kalmazsiniz ! diye teselli 

ettim. 

Maamafih kendisinin de buna kanaati var- 
dir ve bununla mtitesellidir. 

Hapishanelerde boyle gayri guuri bir hareket 
neticesi olarak vukua gelmig birkag katil hadi- 
sesi vardir ki, failleri cidden muhtaci merha- 
met ve atifettirler. 

Amerikah hakim ve Slim mister ( Parker ) 
bu gibi ciiriim sahibi kimselerden bahsederken 
diyor ki : 

[ Kasdi mahsusla ikai katletmemig olan 
miicrimler icin hapishane idarelerinin gayet 



-339- 

mu§fikane hareket eylemeleri icap eder. £iinku, 
onlar mevkii igtimaileri yiiksek olan herhangi 
bir §ahsin daima elinden gikabilecegi muhakkak 
olan bir kaza ve tesaduf neticesi olarak bapis- 
hanelere du§mu§ bir takim talisizlerdir. Mah- 
besteki bayatlan bir huznu daimi icinde gecer; 
gtinler uzadikga melankolik olurlar. Serbest 
hayatta az, gok irade ve azimleri varsa, hiirriyet 
ve hareketleri tecdit edilince, bu gibi evsaf ve 
kudretlerini de kaybederler. Bir mucrim bun- 
lari kaybetmege ba§layinca hiiviyetini ve ahla- 
kini da tedricen kaybetme devresine dabil olur, 
ki hapishanede bir mucrim i§in en ziyade 
dikkat edilecek nokta budur ! 

Hapishaneleri tefti§e memur olan terbiye 
miitehassislannin ve hapishaneler riiesasimn, 
bu gibi eghas bakkinda ifasini vicdanen miite- 
keffil bulundugu vazifeler bu itibarla pek 
muhimdir. Onlari hapishanelerden cikarken, 
ahlaki ve insani meziyetlerinden bigbir §ey 
kaybetmemi§ oldugu balde, cemiyetin agusuna 
eskiden daha miidebbir ve daha miitekamil 
bir insan olarak tevdi etmelidir. Irade kudret- 
leri bapishanelerde zaafa ugriyan mucrimlerin 
vaziyet ve avakibi elimelerinden bu miiesseseler 
ve bu miiesseselerdeki insanlan lslaha memur 
miitebassislar mes'uldiirler. 

S. bey hepishanede herkes iizerinde samimi 
bir arkada§ tesiri birakmi§ ve hapishane 



340- 



idaresinin hiisnii tevecciihunii isticlabe muvaf- 
fak olmustur. 

Yarin onu ve onun gibi kazazedeleri, 
Amerikah alimin tarif ettigi evsafi haiz ve 
iradesine sahip ve miitekamil birer fert olarak 
hayat yollarinda emin ve itimadi nefsle yiirii- 
melerini ve cemiyete miifit anasir meyanmda 
ahzi mevki eylemelerini temenni ederiz. 



Hapishanelerde hiiviyetlerini 
kaybeden tipler.. 

Onlarin simalannda sefalet ve istiraptan 
ba§ka bir §ey okunmaz ! 

Kogu§ta bitlenen mahkumlari on be§ giinde 
veya ayda bir defa yanan etuye cikanrlar. 

Ba§tan agagi sirtlarindan elbiselerini ve Qa- 
magirlarini cikarir etiiye verirler, kendilerini 
de eski mehterhane catisi altmda bekletirler. 
Etiiden miinavebe ile elli§er elli§er buharh 
elbiselerini alanlar tekrar kogu§larina sevk 
edilir ve o gun ayni manzara birkac defa, 
mah§erden bir niimune olmak iizere tekrar 
eder. Bu, guya bir temizliktir, yahut temizlik 
namma eski devirlerden kalma bir adettir 
diye usulen yapihr. 

Sefillerin alti ay ve bir sene hatnam yuzii 
gormiyen kirden camur siitunu halini almig 



-341- 

viicutlannda camagir ve elbise namina tagidik- 
lan pacavralan ayda bir etuden gecirmekteki 
kiilfete neden luzum goruldugunii herkes gibi 
ben de henuz anhyamadim. 

"Sefiller,, muellifi buyuk dahi "Viktor 
Hugo,, mahpesteki diigkiinlerden bahsederken : 

— "Bir ande ve bir arada beg yiiz sefil 
gordum. Yani, bir ande ve bir arada beg yiiz 
sahifelik bir kitap okudum!,, demig. 

Kendisinden yanm asir sonra dogan bir 
medeniyetin kucaginda : 

Heyeti igtimaiye igersinde bir kisminm ha- 
pishane kogelerinde en iptidai gorug ve diigu- 
nuglerle maliil ve muztarip olacagini cemiyetin 
de enin ve istiraba kar §1 goz ve kulak kapa- 
tacak kadar hissiz bulunacagmi evvelce kegfet- 
mig olsaydi, o buyuk dahi acaba, begeriyetin 
bir gun "saadeti kamile,, ye mazhariyeti gibi 
bog emel ve umitlere kapihr miydi? 

Igte medeniyet asrinda y'urekler sizlatan bir 
resmi gegit ! Her memleketin ve her milletin 
sinesinde hie guphesiz boyle bir kafilei mahku- 
miyne tesaduf edilir. hapishaneler, insanlan fena- 
hktan kurtarmamig, bilakis envaim ogretmigtir. 

Sefillerin gunah ve taksiratimn yarisi da 
cemiyete aittir. Bizim giplaklar kafilesinin 
Avrupadaki sefillerden ayri bir hususiyeti var- 
dir. Onlann memleketlerinde fabrikalar, lslah- 



- 342- 

haneler, muazzam dariissinaalar ve kimsesizleri 
cahgtirma cemiyetleri gibi, igsizler ve himayesiz 
kalmig diigkunleri cemiyete fenahk yapmamagi 
dugiinmege vakit ve firsat bulmadan kolundan 
tutup Qeken sayisiz miiesseseler oldugu halde, 
bizim memleketimizde heniiz tekamul merha- 
lesini bulamadigiinizdan sefiller ve diigkiinler, 
esrarkegler, hirsizlar yankesiciler ve fahigeler 
hapishaneden hayata avdet ettiklen zaman 
dunyaya yeni dogmug bir cocuk idraksizligile 
saga sola Qirpinip dururlar. 

" Igte bu esnada hadisat ve tesadiif kargilanna 
ne cikanrsa maiget kapisi olarak derhal ona 
sarihrlar. 

gok iimit ederim ki, igtimaiyat noktai naza- 
rmdan bir mana ve ehemmiyeti haiz oldugunu 
zannettigim gu samimi satirlar, bir gun miirvet 
sahibi alicanap zenginlerimizden birinin nazari 
merhrmetine carpar da, hapishanedeki sefillere 
fie, beg yuz takim elbise ve camagir hediye 
ed'er ve bunun bedeli icir. de - mukabilinde 
gorecegi binlerce damla goz yagindau giikranlar 
kaii gelmiyorsa • bir gece : 

- Kumarda kaybettim ! Ne ehemmiyeti 

var... 

Diye teselli bulur ! 






— 343 - 

Medeni ve bedeviler elbise ve kiyafetlerile 
tefrik edilirler. Insanlann iizerinden elbiselerini 
alarak girciplak birakiniz ! vakit birini 
digrinden giiclukle tefrik edebilirsiniz ! Sefiller 
de oyledir.. 

Hapishanedeki Qiplaklar etiive geldikleri 
giin, bitli elbiseleri buhar inakinesinden cikin- 
ciya kadar girciplak, bir et yigini halinde 
titre§ir, oynagirlar. Bu hazin manzaranm arzet- 
tigi sefalet pek tahammulsuzdur. 

Bir injlti balinde kulagima akseden bir 
giiniin muhaverelerini, aynen gegiriyorum : 

— Ne bitmez, tukenmez gilelerimiz varmig be. 

— Elbette.. Insan olsak buralara dii§er 
mi idik ? 

— Ne demek istiyorsun.. Hayvan miyiz ? 

— Hayir.. 

— Ya ne idi o dedigin laf?.. 

— Yani demek istedim ki hayvandan daba 
beter.. Dokuz canli bir mahluk ! 

— O da nesi.. Sayiklama ! 

— Evet, evet sayikhyor. Haydi kuzum, 
biraz bogug. Isinirsin ! Bak, diglerin biribirine 
garpiyor.. 

— Ona : Trampete caliyor, derler. 

— Ne bakiyorsun be, oyle §a§kin tavuk 
gibi ? Dogru soyluyorlar, haydi kalk ! Olecek 
degilsin ya... 



-344- 

— Babam, siz hie. laf anlamiyorsunuz galibal 
Bu havada saatlerce Qiplak duruyoruz da gene 
geberip kurtulamiyoruz. Ne Qikmaz canimiz 

varmig ! 

— O da kim ? Sus be.. 

— Sancim var ! Olecegim ! 

— Allahin bahtiyar kulu ! Oliimti ben iste- 
dim, piyango sana cikti... 

— Ko§, haydi ! Osman aganin arabasi adam 

bekliyor.. 

— O mezarci da ne soguk adam be.. 

— §una bak, laf soyledi : Mezarci da soguk 
olmaz da kim soguk olur ? Budala... 

— Ah... 

— Sen de mi ? Sen de mi ? 

— Ayaklanm soguktan morarmi§. 

— Allahin bahtiyar kulu ! Biraz daha 
gayret et. Geberirsen ne mutlu ! 

— Ulan bu da laf mi, cangaloz ? ! 

— Sus be sen de, hayret ! ^ocuk zaten 
hasta.. Ekmegini bir kuruga bana satti diye mi 
Jaf ediyorsun ? 

— Yok, agabeycigim !.. Sana laf... 

— Helahm ! Sancim geciyor.. Bir yel idi 

galiba ! 

— Ne merak ediyorsun be ? Korktun mu 
sen de otekinin yanina gidersin ! 

— Ulan.. Vay canina be ! Ekmegin mu§te- 
risi gikinca herifci oglu canlandi. 



-345- 

— Dogru soyle, ahyor musun ? 

— Kurug kovusta hazir... 

— Kuru§ yerine cigara da olur, imanim \ 

— Yok amma, buluruz. Fakat biitxin olmaz.. 

— Ya.. 

— Miso.. 

— Istemem, kurugu ver. 

— Ulan, sen kurugu al, ben sana bulurum ! 

— Nerede ? 

— Kovugta.. Zulada ! Fakat, para pegin.. 

— Peki, lakin parayi alip vermezsen.. 

— Ah., durma be ! 

— Sus ulan, lsimrsm ! 

— Hey.. Dalagmayin orada be oliisu* 
kmahlar ! 

— Higt.. Meydanci bagiriyor. Hasan Hiise- 
yin derler ona. §akasi yoktur, Alimallah, sopayi 
bir kaparsa, hepinizi yere serer ha ! 

— Agam eglenecek ! Durun be.. Biz de 
dinliyelim : ( Laz Hiiseyin ) ermeni taklidi 
yapiyor. » 



Amerikalilar 



ve 



Fizyonomoni 

Amerikada Ilmi sima mutehassislarindan 
fizyonomi raporu alarak fitri kabiliyetlerini 
ogrenmek meraki biitiin milleti sarmi§tir. 

Mesela bir ticarethane mudiiru miiessesesine 
alacagi veznedari itimada layik gormiiyor ve 
ahvalinden §iiphe ediyorsa, derhal bir fizyonomi 
miitehassisma gonderip raporunu gormek ister. 

Acaba §ayani itimat bir adam midir ? Yoksa 
fitreten hirsizhga ve fenahga istidadi var midir? 

Rapor tetkik edildikten sonra son hiikiim 
verilir. 

Evlenecek giftler de ekseriya ayni ihtiyaci 
duyarlar. Biribirini yeni taniyan ve sevisen 
iki gencin yekdigerine oldugu gibi gorunmesi 
imkani yoktur. Bu hakikati herkes bilir. O 
halde ne yapmah ? 

En kestirme yol, her ikisinin de bir fizyo- 
nomi miitehassisina gitmesidir. 

^iftler raporlarim ahnca, kiz erkeginkini, 
erkek de kizinkini tetkik eder. Biribirlerinde 
aradiklan evsafi ve meziyetleri haiz iseler, 
evlenirler. 



-347- 

£ok defa, rapor tetkikinden sonra mizag 
ve tabiatleri biribirine uygun olmadigi anlasi- 
larak aynlan giftler gorulmustiir. 

Mesela havai bir kadinin 50k ciddi bir 
erkekle mesut olmasi mumkiin mtidiir ? 

Yahut gok ziippe bir delikanhnin, agir ba§h 
bir kadinla evlenerek mesut bir yuva kurmasi 
kabil olur mu ? 

Amerikahlar bunlari ( fizyonomi ) raporile 
tesbit etmektedirler. 

Amerikahlann son senelerde ( fizyonomi ) 
raporuna ne kadar gok ehemmiyet verdiklerini 
anlatmak igin, size garip bir hadise naklede- 
cegim. 

Tahminen be§ sene evvel, Amerikada ilan 
edilen zabita eserleri miisabakasiaa, ben de, 
Tiirkiyeden ( miicrimlerin ruhiyati ) ve ( Potre- 
parle) namindaki bu eserlerimle i§tirak etmi§tim. 

O sene, Napoliden hareket eden vapuru- 
muzda bir gok Amerikah seyyahlar vardi. 
Benim kamaramda da Amerikah zengin bir 
muhendis vardi. Bu, gok §en ve sevimli bir 
adamdi. Gunler gegtikge dostlugutnuz artmi§ti. 

Kendisini fizyonomi bahsinin gok alakadar 
ettigini soylemigti. Israri iizeriDe ben de kendi 
intiba ve mii§ahedelerimi kaydederek, ufak bir 
etiit §eklinde kendisine vermi§tim. 

Iki sene sonra bu zattan §u mektubu aldim : 



New - York: 7 Kanunuewel 1926 



Muhterem dostum ! 

Size daha evvel minnetlerimi arzedecektim, 
fakat Napoliden gelirken vapurda defterime 
yazdigimz adresi vaktile bulamadim. Beni ma- 
zur gortintiz ! Elli yagindan sonra tekrar teehhtil 
ettim ve bir evladim diinyaya geldi... dedikle- 
rinizin hepsi gikti ! Beni tetkik ederken, elimde 
iki izdivac i§areti gordtigtintizti soylemi§tiniz ! 
Ben ise, vefat eden zevceme boyle bir htirmet- 
sizlikte bulunmiyacagimi soylemistim. Ah, bu 
erkekler... Nicin bilmem, bu fikir ve kararimda 
sebat edemedim?! Evlendim.. Hem de - dediginiz 
gibi- beyaz saclanmla amur yaparak... 

Simdilik cok mesut ve bahtiyanm. Size 
cocugumun tig ayhk bir resmini hatira olmak 
tizere gonderiyorum. Simasindaki hususiyetlen 
aynen yazdim. Bu §ekilde tahlil mtimktin 
olursa, banaderbal raporunu gonderiniz, hatta 
fevkalade bir gey gortirseniz - ticreti tarafima 
ait olmak tizere- beni bir telgrafla haberdar 
ediniz. Valdesi ve ben cok merak ediyoruz. 
Bizi bu meraktan kurtarmanizi rica ederim. 

Htirmet ve selamlarimi kabul ediniz aziz 
dostum. 

M. Harding 



-349- 

Seyahat arkada§im olan Mister (Harding) in 
gocuguna, dostumun hatirmi kirmamak igin kisa 
bir tahiil yapip gonderdim. 

Miihendis Harding bu hadiseye fazla ehem- 
miyet vermi§ olacak ki, bir muddet sonra, 
Amerikada biiyiik ve karh i§lerin komisyoncu- 
lugunu yapan 5 milyon dolar sermayeli (W. B. 
Parker) kumpanyasinin mudiri umumisinden 
gok garip bir davetname almigtim. 

(Parker) miiessesesi direktoru bana New- 
Yorkta bir atelye acacagini, halkin boyle me- 
rakh ilimlere gok ehemmiyet verdigini; yalniz 
Amerikaya gelirken sakal birakmakligimi, ve bu 
yiizden temin edilecek hasilatin yuzde ellisinin 
bu miiesseseye terkine muvafakatimi istiyordu! 
Hatta Nev-Yarkta gikan bazi gazetelere (§ark- 
tan esrarengiz bir adam geliyor ! ) diye yazilar 
yazdirmi§ti. 

( Parker ) Miiessesesine, bu i§i yapamiyaca- 
ginii cevaben bildirmi§tim. 

Bunu, bulutlara karisan yuksek binalarile 
yirminci asnn en muhtegem medeniyetini ku- 
ran Amerikahlarin ayni zamanda ne kadar 
batil itikatlara bel bagladiklarmi anlatmi§ olmak 
igin kaydediyorum. ( Ilmi sima ) en eski ve 
miisbet ilimlerden biridir. Fakat hie, bir ilim 
insanlarin hissiyatina hakim olamami§tir. 

Biribirini derin ve sarsilmaz bir a§kla sevea 
bir gifti, bir fizyonomi raporu, yekdigerinden 



-350- 

aynlabilirse, o ciftler biribirine esasen pamuk 
ipligile bagh demek olur. 

Hakiki a§k baglanni cozecek ve koparacak 
bir kuvvet tasavvur edilebilir mi? 

Diger his sahalannda da tahlil raporlannm 
hiikmu yok gibidir. 

Fakat, surasim inkar edemeyiz ki, insanlar, 
maneviyatim okgayan herhangi bir soze 50k 
defa inanirlar, inanmak ihtiyacmi duyarlar. 
inanmami§ insanlar bile ekseriya inanmi§ gibi 
goriinmege mecbur olurlar. 

Mesela bir fizyonomi mutehassisi size : ( Qok 
zengin olacaksimz ! ) derse, bu soz elbette 
ho§unuza gidecektir. Olunciye kadar bu iig 
kelimenin tahakkukunu bekliyeceksiniz ! 

Insanlar maneviyatim takviyeye mecbur- 
durlar. Amerikada, ilmi sima, meyus ruhlan 
ve olmug hisleri kamgihyan bir ilimdir. Nev- 
Yorkta, ruh hastalanni tedavi eden fizyono- 
monistler vardir. 

Bizim kitabimiz, en ziyade, ( Portreparle ) 
ilminin zabitaya ve hakimlere fevaidi noktai 
nazanndan telif edilmi§tir. 

- 15 Mayis 1929 - 

- SON —